şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: michael schumacher)

    yıl 2002… okulda “schumi” olarak hitap edildiğim… avustralya, japonya gibi ülkemizde erken saatlerde yapılan grad prixleri istiklal marşı öncesi arkadaşlarıma özet geçtiğim dönemler. okula gitmek üzere bindiğim otobüste karşımda oturan kişinin okuduğu gazetenin bana bakan tarafında “efsane türkiye’ye geliyor” başlığını yanında da onun resmini görmüştüm. ineceğim durağın gelmesini ve gazeteyi alıp biran önce detayları öğrenmek istiyordum. velhasıl etkinlik günü annem ve abimi de alarak çırağan sarayı’nın önündeki uzun kuyruğa dahil olduk. güvenlik kontrolünden geçerken etkinliğe sadece fiat palio’yu test eden davetiye sahiplerinin alınacağını öğrendiğimizdeki yaşadığımız hayal kırıklığını unutamam. araç testini geçtim o gün itibariyle üçümüzde ehliyet dahi yoktu :) polisin bizi sıradan ayırmasına ramak kalmıştı ki annemin kıvrak bir hamlesi ile gazete küpürlerinden oluşturduğumuz schumacher temalı ajandayı göstererek bizim için etkinliğe girmenin ne kadar önemli olduğunu anlattığını, polisin “çok güzel bir çalışma ama bununla değil, davetiyeyle içeri alıyoruz” dediğini ve o esnada bir hanımefendinin elinde bulunan +1 davetiyesini bize verdiğini, polisin ise 1 kişilik davetiye ile 3 kişiyi etkinliğe aldığını hatırlıyorum.

    sonrası mı? yaşanan izdiham esnasında annemin beni polis barikatlarının arkasına atması neticesinde hayatımın kahramanıyla burun buruna gelmiştim. 2 adet schumi şapkası ve kendisini görmemize vesile olan ajandamızı efsaneye imzalattım. schumi’nin eline tutuşturduğum her şeyi imzaladığını gören kalabalık fırsattan istifade edip eşyalarını bana uzatıyor bende bana yüklenen bu ulvi görevi yerine getiriyordum. bir noktadan sonra adamın da sınırlarını zorlamış olacağım ki son verdiğim eşyadan sonra gülümseyerek parmağıyla hayır işareti yaptığını hatırlıyorum.

    akşam eve gittiğimde schumi’yi görmüş ve ondan imza almış olmanın mutluluğu ile televizyonu açtığımda basının benden “minik schumacher hayranı” olarak bahsettiği ana haber bültenlerini keyifle izlemiştim (minik schumacher hayranı nedir ya :))
    #keepfightingmichael
  • eurovision'da 3. olan şebnem paker lisede müzik öğretmenimdi.
  • hem en ünlü hemde en önemli olarak tabi ki rahmetli barış manço
    o adam olacak çocuklardan biri de bendim. ne kadar adam oldum bilmem ama rahmetli barış abimizle çok erken yaşta tanışma şerefine eriştim. şuan kendisi ne kadar anılır ne kadar hatırlanır desen çok değil. ama kendisi benim gözümde 1000 tane holywood oyuncusundan daha ünlüdür.
  • roberto carlos.
    konum: tabi ki sivas.
  • sivaslılar derneği başkan yardımcısı.
  • (bkz: erkin koray)
    babayla oturup bira içmişliğimiz bile vardır.
    halamın bir oğlu var. sayısız iş girişiminde bulunup hepsini batırmayı başarabilmiş asla vazgeçmeyen hayata karşı motivasyonu inanılmaz yüksek biri.
    ahmet san'ın dünya yıldızlarını ardarda istanbul'a getirdiği yıllar.
    bu da organizatörlük işine girdi. ünlümsü birkaç kişiden sonra asıl bombasını patlattı ve nasıl yaptığı bende ölene dek muamma olarak kalacak şekilde babayı ikna edip o küçük ve şirin anadolu şehrine getirdi.
    tabi organizasyonu sadece getirmek sandığı için tanıtım kısmı ihmal edildiğinden koskoca spor salonunun sadece ön sıraları doluydu.
    ama erkin baba o kadar babacan, ego olayını o kadar aşmış biri ki hiç bozuntuya vermeden bütün herkesi sahnenin önüne toplayıp 'icabında biralar da benden' diyerek o geceyi unutulmaz yapmayı başarmıştı.
    babaya mahçup olan halaoğlu konser sonrası onu güzel bir mekana götürmeyi teklif ettiyse de baba "ya ne gereği var masraf etmeye ikişer bira alalım şurada içeriz işte" diyerek biz dünyalılara ikinci şoku yaşatmıştı.
    ama baba durmak bilmiyordu. liseli ergen bünyemin sadece müzikten değil insanlıktan da nasibini almadığını herkese göstermek istemiş olmalıyım ki babanın önüne "bir imzanızı alabilir miyim eheehe" diyerek kapağının renkleri solmuş ucuz bir korsan kasedini koymuştum. baba kasedi evirdi çevirdi ve (evet keşke o aklınıza geleni yapsaydı ama) "ben ne zaman çıkarmışım bu kasedi yahu" deyip güldü, başımı okşayıp imzalayarak hat-trick hero olmuştu.
    ölüler hata yapmazlar. o yüzden asıl mühim ve değerli olan yaşarken efsane olabilmektir. bunu da ancak erkin baba gibi birkaç kişi başarabiliyor. kıymetini bilelim. babaya hürmet.
  • flash tvdeki sari biyik.

    tanistigim unlu bile vizyonsuz.sonra diyolar ki niye mutsuzsun.niye mutsuzum acaba.
  • sallaması bedava. tanışılan diyor arkadaşlar, ünlü kişinin sizin farkında olması lazım yani.
  • (bkz: lewis hamilton)
    formula 1 2011 istanbul gp ‘de padok görevlisiydim. kendisi ile tanıştık, ayak üstü sohbet ettik ve imza almıştım. oldukça sempatik adamdı.
  • (bkz: suleyman demirel)

    sene yanılmıyorsam 88 yada 89 bizim köye gelmişti. ben o zamanlar el kadar çocuk laflamıştık. yanağımı sıktı.
    sonra 2. vak'a,

    (bkz: ahmet yavuz)

    sene 2010 sanırım gariban ben askerliğini yaparken nöbet yerinde sıkıştırıp yemekler nasıl şikayet var mı demişti. göbeğimi sıkıp sen anlarsın yemek işinden diye eklemişti.

    neden bütün tanıştığım ünlüler bir yerlerimi sıkıyor?