şükela:  tümü | bugün
  • tank üretebilen devletler genelde barış zamanında bunları stokta tutmaz. zaten istediği zaman üretebilecek kapasitesi varken neden durduk yere binlerce tankın bakımıyla masrafıyla uğraşsınlar? adamlar her türlü taşıt üretim hattını seferberlik zamanında tank gibi askeri araçların üretim hattına çevirebiliyor. barış zamanı porsche üretip paranı alır, savaş zamanı leopard üretip canını.

    kahveden katamaster bildirdi.
  • bu burnunu* siktiim aleti, 2. dünya savaşı'ndan beri sadece darbe yapmaya yarıyor. mesela bir yerde darbe mi olacak? tank yoksa olmuyor. olmadı tam tersi, bir yerde sokaklarda tank mı var? orada darbe oldu. arkadaş, biriniz de deyin ki darbe sırasında sokaklara rpg indi ne bileyim, (gerçekten bilmiyormuşum şu an fark ettim. bildiğim tek askeri araç tankmış amk) yok mu lan başka bir alet. derdimi de artık ağustos ayında askere gideceğim orada sikerler...

    dur lan edit yazayım da aklında son bir şey daha kalmış entelektüel yavşak sansınlar editi: bekleyin lan ağustos'ta ilginç isimli askeri araçlarla darbe yapmaya çalışacağım, çarşı iznimde...

    askerden sonra editi: çok güzel öğretilir abisi bana her şeyi. en çok da oerlikon topunu, stinger füze sistemini öğrendim. ama darbe yapmaya yine tankla çıkarım onun kafası ayrı güzel.
  • insanlar tarafından ele geçirilmesi mümkün değildir.
    dün ortalıkta dolaşan terkedilmiş tanklar sivil halk tarafından ya da polisler tarafından ele geçirilmiş değildir.
    kuvvet komutanlıklarında denetimi kaybeden baskın yiyen cuntacı komutanların tanklardaki askerlerle telsiz irtibatının kesilmesi nedeniyle şaşıran ne yapacağını bilemeyen tank erlerinin dışarı çıkıp teslim olması olayıdır yaşananlar.
    yani tankın önüne geçmek, üstüne çıkıp fotoğraf çektirmek filan bunlar romantik şeyler ama, olur da ileride yine böyle bir durum yaşanırsa sakın he bir kaç sivilin bir tank ele geçirebileceğini sanmayın, tankın yapısı buna uygun değil. içindeki istemediği sürece sen ona zarar veremezsin ama o isterse seni atomlarına ayırabilir.
  • çoklu oyuncu seçeneği genelde kartalı vuran kazma takım arkadaşı yüzünden kavga ve küskünlükle biten nostaljik atari oyunu.
  • bunca yıllık sözlük okuyucusuyum (arada bi yazıyorum da canım) tank bana en yakın çıkışı bul başlığının hedefi kimse olduğunu ancak ve ancak dün akşam matriksi kanaldede türkçe dublajlı filan, full dikkat izleyince farkettim. tamam dikkatsiz bir okuyucu ve seyrediciyim. lakin bu kadar da olmaz. dozer de bunun kardeşiymiş ya. kafama tank girsin ya, kendimden utanıyorum ya....
  • ilk olarak ingilizler tarafından "land destroyer" ve "land cruiser" isimleri ile üretilmesine karşın cepheye casuslardan saklamak için üzerinde "water tank" yazan vagonlarla taşınması sebebiyeti ile ismini tesadüfi biçimde almış günümüz kara ordularının bel kemiği, yenilmez olmasa da elzem durumdaki savaş aracı.
  • i think it’s time we blow this scene
    get everybody and their stuff together
    okay 3, 2, 1 let’s jam

    işte 26 bölümlük şaheser böyle başlar.

    (bkz: cowboy beop)
  • world of warcraft'ı metafor olarak kullanırsak; hayatı inanılmaz zorluklarla geçmesine rağmen, yılmayıp didinen insanlara wow camiası olarak taktığımız güzel lakap.

    buradan sonra 10 man raid dungeonlarını baz alarak devam ediyorum. kadromuz 2 tank, 3 healer, 5 dps'ten ibaret varsayalım. "giriyoruz arkadaşlar" deyip, dalıyorlar bosslara. konu tank olduğu için diğerlerinin üzerinde fazlaca duramayabilirim.

    wow'daki tankların en büyük özelliği tehlikeyle her daim burun buruna yaşamaları, yaratıkların en çok diğerlerine değil bunlara yönelmesi, daha doğrusu bu arkadaşların yaratıkları üzerlerinde tutmaları. (tabii ki bilinçli olarak) gerçek hayatta ise kara bahtlı kem talihli insanlar. ne kadar bela musibet pislik varsa bunları buluyor. kötü şeyler başkalarına olacağına bana olsun diyorlar, etraflarına pek yansıtmamaya çalışıyorlar.

    hit point*leri ve armorları yüksek oluyor bunların. diğer tip classları* tek vuruşta indirebilecek olan bosslar, tankları o kadar kolay öldüremiyor. kara bahtlı kem talihli kahramanlarımızın ise sabır katsayısı yüksek. sıradan insanları yıkan olaylar* bu adamlara da zarar veriyor, vermiyor değil. lakin adamlar sabretmesini, olaylar karşısında metanetini yitirmemeyi öğrenmiş, sana bana verdiği zararı veremiyor olaylar.

    yüksek avoidance oranları var. darbeleri yüzde 25 dodge, yüzde 20 parry, yüzde 15 block oranlarıyla savuşturabiliyorlar. kabaca bir hesapla darbelerin yüzde 50 si hiç vurmuyor tanklara. bizim hugo'lar da başetmeyi öğrenmişler olaylarla. normal insanların çok kafaya taktığı bazı şeyleri o kadar iplemiyor, "hayat 3 gün zaten a q" deyip geçiştirebiliyorlar. netekim, doğrusu da bu. dünde takılıp kaldıkça, bugünü de yarını da mahvediyoruz.

    off tankları var bu arkadaşların. çoğu durumda tek tank yetersiz kalabiliyor. main tank boss'u tutarken, off tank add'leri alabiliyor. add yoksa da, ya boss'un damage'ını paylaşmak için gelip main tankla birlikte duruyor, ya da boss'un skillerine göre zaman zaman nobetleşe tutabiliyorlar boss'u. real life herolarımızın da dostları var. heromuzun başında birden fazla problem olduğu zaman direk bazılarının sorumluluğunu üstlerine alabiliyor, ya da tek bir problemin sorumluluğunu birlikte üstlenebiliyorlar. örnek vermek gerekirse, yakınını kaybetmiş birinin işlerine başka birinin koşturması ya da uzun sürecek bir işin belli kısımlarını bir arkadaşınızın direkt "ben orasını hallederim hacı, merak etme" diyerek üstlenmesi. off tank'sız da olmuyor yani gördüğünüz gibi. olur diyenler varsa, onlar über taşaklı adamlar demek ki, saygı duyarız tabii (oyunda druid, ayı) (bkz: lord marrowgar'ı tek tankın tanklaması)

    healer'ları unuttuk mu sandınız? wow'da healer tip classların görevi damage yiyenleri iyileştirmek. manalarının yeterli olması gerekiyor. bir tane de yetmiyor kendi ayarınızda bir fight esnasında. 2 healer tanklara, 1 healer diğerlerine (kendileri de dahil), ya da tam tersi olabiliyor. gelelim real life a yine. hiç mi yok etrafınızda sizin yaralarınızı saran, zor zamanlarınızda teselli edici sözleriyle sizi ayağa kaldırmaya çalışan, "iyi ki varsın" dediğiniz insanlar? onlar işte healer. mana demiştik. mana dediğimiz şey, oyunda büyü yapabilmek ya da heal atabilmek için gerekli bir çeşit enerji. fight sonuna kadar bitmemesi için belli bir limitin üzerinde olması gerekiyor. aynen, bu healer abilerimizin/ablalarımızın belli bir enerjileri daha doğrusu hayat tecrübeleri olması, görmüş geçirmiş insanlar olmaları gerekiyor. "`kendi himmete muhtaç dede, başkasına nasıl himmet ede" ve "eşekten düşmüş adamın halinden en iyi, eşekten düşmüş başka bir adam anlar" sözleri aklıma geldi nedense.

    dps'ler? bunlar ne ayak? hemen anlatayım. dps* tip karakterler oyunda yaratıklara kısa zamanda yüksek damage* verebilme yeteneklerine sahip classlar. hp*leri ve armorları* tanklar kadar yüksek değil, boss vurursa yüzde 95 ihtimalle tek atar bunlara. dedik ya işte, hasar verme yetileri büyük. time limitli fight larda bu arkadaşların önemi artıyor. ayrıca, fight esnasında çoğu zaman dps'lere de dps yapmaktan başka görevler düşebiliyor* çok çeşitleri var bunların. kendilerine düşen görevleri bizzat kendi aralarında halletmeleri, fight'ın sağlıklı devam edebilmesi için önemli. her birinin ayrı bir fonksiyonu olabiliyor, melee tipi var, range tipi var, heal atabileni var, vs. anlatmaya kalksak uzun sürer, zaten biliyorsunuz. çok yakın olmamaklar birlikte, fazlaca desteğini göremediğimiz, sıradan arkadaşlarımız bunlar. zaman zaman onların envai çeşit yeteneklerine ihtiyaç duyabiliyoruz. organize olmayı gerektiren, kendi başımıza zaten altından kalkamayacağımız durumlarda bu arkadaşlar yetenekleriyle imdadımıza yetişiyorlar. çok da yakın olmadığımız için onların ufak tefek problemleriyle çok fazla ilgilenmiyor, kendi başlarına halletmelerini bekliyoruz. kim ister ki her işini başkasına yakın arkadaşı? lakin yine de arayı açmamak, irtibatı koparmamak gerekiyor gördüğünüz gibi.

    böyle bir oyun işte wow. bütün tip klasslar önemli, hepsinin kendine göre görevleri var. herkes kendi işini adam gibi yaptığı sürece başarı artıyor. hayat da böyle birşey. tanklar da var, dps'ler de, healer'lar da. hepsine ayrı ayrı ihtiyacımız var. olaylara kendi açımızdan baktığmızda görüyoruz ki, herkesin kendine ait bir hayatı var. herkes kendi senaryosunun main tank'ı aslında. iyileri de var, kötüleri de var. becerebilenlere "tank gibi adam" diyoruz biz naçizane anlatımımızla. var böyle bir kaç tanıdığım insan. bir arkadaşımın annesi misal. kocasından ayrılmış, 3 çocuğunun 2 si evli barklı, 3'ünün ayrı dertleri var. kendi maddi sorunları var, hem fiziksel hem psikolojik rahatsızlıkları var, var oğlu var. ama bir tek gün duymazsınız başkasına dert yandığını. allah, kadına hz. eyüb sabrı vermiş sanki. ne kendi sorunlarını çocuklarına aksettiriyor, ne de onların sorunlarına ilgisiz kalıyor. bildiğin tank işte kadın. almış eline kılıcını kalkanını, durmadan savaşıyor. selam olsun bütün tanklara...

    bir de şarkı hediye edip, noktayı koyalım artık. johnny cash'ten geliyor, `aggro is mine` ;)
  • bir tankçı aforizmasına göre: "dünyanın en iyi tankı, en iyi eğitim görmüş mürettebata sahip olan tanktır."*

    *"the best tank in the world is the one with the best-trained crew."
  • orijinal olarak "landship" ismine sahip iken, ingilizler, birinci dünya savaşı sırasında, planlar kapsamında landship'lerinden bahsederken su tanklarından bahsedildiği sanılsın diye kod isim olarak "tank" kelimesini kullandıktan sonra bu araçlara tank denmeye başlamıştır.