şükela:  tümü | bugün soru sor
  • gecenin bir yarısında, karşımdaki duvara baktığım sırada aklımdan geçen düşünce.

    düşünsenize, sevdiğiniz biri ölüyor, biraz üzülüyorsunuz "rabbim yanına aldı" diyebiliyor ve birazcık olsa da içinizi ferahlatabiliyorsunuz. veya bir çocuk yaşamını kaybediyor, "günahsız masum" diyerek cennete tek yön bilet kaptığını aklınızdan geçirebiliyorsunuz. hâlbuki dünya üstünde yaşayan ve ölen 100 küsür milyar insandan yalnızca biri olduklarını, öldüklerinde bir anlık karanlığa mahkûm düştüklerini, o andan itibaren yaşamın onlar için artık hiçbir şekilde var olmadığını ve hikâyelerinin berbat bir sonla bittiğini düşününce aynı hissiyata sahip olamıyor insan.

    bahsi geçen ayrıcalık, tanrı inancı neticesinde tanrıya duyulan güvene ve yaşamın bir noktaya bağlanması ile kişinin kafasındaki soru işaretlerine açıklık getirebilmesine dayanıyor.

    zaman çizgisinde bir zamanlar yaşayanlar artık yoklar, hatta öyle ki çoğunun kemikleri bile toprakla bir oldu. zamanı bir bütün olarak ele alalım; bu çizgide bir insana, yani sana veya bana düşen yüzdelik dilim kaç? %0.00000.....1 mi? kum saatinden dökülen yalnızca bir adet kum tanesi iken, yaşama nasıl bağlanılır bilemiyorum. aslında biliyorum: tanrı inancı.

    iç güdüsel. insanlar en başından beri bir şeylere inanmışlar. kendilerini değerli hissetmiş, "bizi biri getirmiştir, öyle pat diye ölmeyiz, buranın devamı vardır" diye düşünmüşler. akılları kısmen rahat etmiş, hayata dair çok fazla soru sormadan iç huzuru bulma anlamında bir sonuca yaklaşmayı başarmışlar. zamanla dinler ortaya çıkmış, başka faktörler devreye girmiş ve haberdar olduğumuz onlarca inanış günümüze kadar gelmiş.

    fakat karşı taraftakiler, sorgulayan(nitelikli olarak sorular soran insanlardan söz ediyorum), cevap kovalayan ve cevabı "tanrı inancı"nda bulamayan insanlar içten içe, derinlerde mutsuzluğa tutsak olmuşlar ve olmaya da devam ediyorlar. en azından bu düşünceyi mütemadiyen aklından geçiren birinin anlık sevinçler dışında istikrarlı bir mutluluğa kavuşmasını ihtimal dahilinde görmüyorum. sanırım bu yüzden nihilizmi gerçek anlamda yaşayanlar, her şeyi reddetmenin getirdiği boş vermişliğin de etkisiyle, ölünce düşeceklerine inandıkları karanlığa henüz yaşarken gömülüyorlar.

    bu noktadan baktığımızda, çoğu insanın sahip olduğu yaratıcı sevgisi ve inancı aslında onlara sunulan büyük bir ayrıcalık. sanırım bunu belirleyen birçok etken var; belki de doğmadan önce bir piyangonun sonucunda bize bahşedilen hayatlara kavuşuyor ve içinde bulunduğumuz ortamın bir parçası oluyoruzdur. kim bilir...