şükela:  tümü | bugün
  • bir çıkarımdır. (bkz: bonum) (bkz: malum) sorunsalını bir kenara bırakarak sözü ockham'a bırakıyorum.

    (bkz: william of ockham) opera philosophica et theologica'da şöyle diyor:

    „ich sage, daß weder das göttliche wesen noch die göttliche washeit [quidditas] noch irgend etwas, das wirklich gott ist, von uns hier erkannt werden kann. [. . . ] was wir unmittelbar erkennen, sind begriffe [aliqui conceptus]. diese sind nicht wirklich gott, aber sie werden in propositionen an stelle gottes verwendet. [...] obwohl der denkakt [actus intelligendi] von nichts anderem abgeschlossen wird [terminet] als einem begriff, welcher gott nicht ist, kann trotzdem gesagt werden, daß gott mit diesem begriff erkannt werde, weil der begriff gott eigentümlich [proprius deo] ist und alles, was gott prädiziert werden kann, in wahrheit diesem begriff prädiziert wird, obwohl nicht an eigener stelle, sondern an stelle gottes. [...] dadurch also, daß der begriff erkannt wird, wird gott nicht erkannt, weder mittelbar noch unmittelbar und in sich. [...] und es handelt sich hier einfach darum, daß, weil wir gott in sich nicht erkennen können, wir einen ihm eigentümlichen begriff [utimur pro eo uno conceptu proprio] an stelle seiner benutzen.“ — ı sent., d. 3, q. 2 opera philosophica et theologica, opera theologica

    tercümesi: “ne tanrısal öz, ne tanrısal nelik [quidditas] ne de gerçekten tanrı olan bir şeyin burada bizim tarafımızdan idrak edilemeyeceğini söylüyorum. [. . . ] dolaysız olarak idrak ettiğimiz kavramlardır [aliqui conceptus]. onlar gerçekten tanrı değil ama sav olarak tanrı'nın yerine kullanılırlar [. . . ] düşünme eylemi [actus intelligendi] tanrı olmayan bir kavramdan başka bir şeyle sonuçlanmamış [terminet] olsa da, tanrı'nın bu kavramla idrak edildiği söylenebilir çünkü tanrı kavramı kendine özgü olduğu [proprius deo] için ve tanrı'ya yüklemlenebilen herşey, gerçekte bu kavrama yüklemlendiği, kendi yerine değil, tanrı’nın yerine yüklemlendiği için. [. . . ] kavramın idrak edilmesiyle tanrı idrak edilmiş olunmuyor, ne dolaylı ne de dolaysız ne de kendi içinde.[. . . ] ve buradaki mesele, tanrı'yı kendi içinde kavramayadığımızdan ötürü onun yerine ona özgü bir kavram [utimur pro eo uno conceptu proprio] kullanıyor olmamızdır.”

    ockham kısaca diyor ki, konotatif değil de saltık, olumsuz değil aksine olumlayan, birleştirilmemiş, aksine salt ne tanrıya ne de başka bir varlığa ait bir kavram dünya üzerinde yoktur. sadece tanrı'ya dolaysız olarak bakan cennetteki kişi, tanrı hakkında böyle bir kavrama sahiptir/sahip olacaktır.