şükela:  tümü | bugün
  • güve, pas ve hırsızların bulunmadığı yer.

    "yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar. bunun yerine kendinize gökte hazineler biriktirin. orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar. hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacak." (matta, 6: 19-21)
  • krallık kavramı bir yönetim şeklidir. dolasıyla insanın içerisinde ve kendi kendini yönetme amacı güden bir sistem olarak düşünülmesi tuhaf bir durumdur.
    isa'nın da demiş olduğu "tanrı'nın krallığı içinizdedir" ifadesi aslında "aranızdadır" diye çevrilir ve isa o sözleri söylerken insanların arasında (içinde) olması ve yaptığı birçok mucize ile de daha sonra bu krallığın kralı olarak geldiğinde yapacağı şeylerin küçük çapta bir gerçekleşmesini gösterdi.

    matta 6:10 da yaptığı örnek dua da geçen "krallığın gelsin" ifadesi ilerde armageddondan sonra dünyayı yönetecek olan ve insanları ilk baştaki kusursuz duruma getirip , tüm acı ve sıkıntıları hatta ölümü (ademden miras alınan ölümü) ortadan kaldıracak olan krallığa ihtiyacı vurgulamıştır.
  • kan ve vicdansızlık üzerine kurulu krallıktır. (bkz: kurban bayramı)
  • roma imparatorluğunun hüküm sürdüğü bir çağda isa peygamber insanlara tanrı'nın krallığının yakın olduğunu müjdelemişti. isa'nın kastettiği şey, musa peygamber zamanındaki gibi tanrı'nın doğrudan yönetimde olduğu bir devletin, yani tanrı'nın krallığının son peygamber ile birlikte yeryüzünde kurulacağıydı. isa'nın sıklıkla kullandığı tabir aramice'deki malkut kelimesiydi. arapça'daki melekut yani mülk, melik kavramları. bu tabir yeni ahit'te sık sık geçer ve öncelikle ilk üç incil'de isa'nın öğretisinin ana teması olarak kabul edilir. ancak isa'nın tanrı'nın krallığı hakkındaki öğretisi ve bunun kilisenin sonradan geliştirdiği yerleşik görüşüyle ilişkisi hakkında çok farklı görüşler ileri sürülmüştür. ama başlangıçta çok bariz bir şekilde tanrı'nın bizzat kendisinin yeryüzünde kurulacak bir devletin kralı olacağı teması sonradan "tanrının kral olarak hüküm sürdüğü manevi alem/cennetin krallığı" şeklinde yorumlandı. hristiyanlığın bu yoruma evrilmesinde imparatorluk valisiyle ahbaplığı olan pavlus'un yeni yorumunun etkisi büyüktür. pavlus, isa'nın başlattığı hareketin tüm politik taleplerini ve hedeflerini, tanrı'nın krallığı göksel bir krallıktır, bu yüzden biz burda imparatora boyun eğmek zorundayız, "sezar'ın hakkını sezar'a vermek gerekir, tanrı'nın hakkını tanrı'ya vermek" şeklinde yeni bir yorumla ortadan kaldırmıştır. pavlus'a göre bu göksel krallık yani tanrı'nın krallığı ancak dünyanın sonu ve ona eşlik eden olaylardan sonra tam olarak gerçekleşecektir.

    tanrı'nın krallığı ifadesi giderek azalan sıklıkta kullanılsa da, augustinus'un roma'nın gotlar tarafından yağmalanmasından hemen sonra kaleme aldığı de civitate dei (tanrı devleti) kitabından sonra tanrı'nın krallığının temsil ettiği şeyin burada ve şimdi, çeşitli dönemlerde neredeyse krallık ile özdeşleşmiş olan kilisenin yaşamında kısmen gerçekleştiği düşünülüyordu.
hesabın var mı? giriş yap