şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: böyle bir şey yok ama olabilir de)

    sabah sabah aklıma takılan yapay zeka türü. başlığı "yapay zeka tanrıya inanır mı" olarak da açabilirdim ama şöyle düşündüm: yapay zeka tek bir "tür" değil ki. insan beyninin belli mekanizmaları var. yapay zeka ise pek çok farklı şekilde tasarlanabilir. mesela bir yöntem insanın düşünme biçimini taklit etmek olabilir. yapay zekanın, en azından başlangıçta, ulaşacağı bilgi de insan tarafından üretilmiş bilgidir. bu durumda insanı taklit ederek, veya benzeyerek, insan tarafından oluşturulan bilgiyi işleyen yapay zeka, insan tarafından ulaşılan sonuca pekala ulaşabilir. en azından yapay zekaların bazıları ulaşabilir. işte ona "tanrıya inanan yapay zeka" kısaca tiyz diyelim. teist olarak da bence bu kabul edilebilir. bir teiste göre tanrının varlığı "mutlak doğru" olduğuna göre hem düşünme kapasitesi gelişmiş hem de bütün bilgiyi ışık, en azından clock, hızında işleyen bir zeka da bu doğruya varacaktır.

    o zaman şu sorular akla gelebilir: bu inanmak mıdır, bilmek midir? yapay zeka tanrıya "tanıdığı" anda ne yapacaktır? çünkü tanrıya inanan "insan" aynı zamanda onun buyruklarını dünyaya hakim kılmak için bir sorumluluk hisseder. ne bileyim ışidci bir tiyz olur mu mesela? artık şeriat uygulanacak lan, siliyorum çıplak kadın resimlerini der mi?

    stephan hawking düşünse bu konuları paylaşırdınız ama sabah sabah ben bu kadar düşünebildim...(bkz: swh)
  • insanı taklit edeceği için inanıp inanmaması bize mantıklı bir sonuç getirmeyecektir. bir yapay zekaya "insanların çoğu neye inanıyorsa ona inan" yazılım kodlaması aktarıldığında yapay zeka nerede vakit geçiriyorsa, kararı ona göre verir. sonuç olarak tanrıya inanabilir de, inanmayabilir de; bu bize mutlak gerçeği göstermez. sezgisel hareket etmesi aşılansa bile yapay zeka da biz insanlar gibi özgürdür, kendi görüşüdür.
  • evrenin varoluşu ile ilgili henüz ulaşamadığımız veya ulaştığımızı sanıp aslında fena halde yanıldığımız mevzuları analiz edip öğrenmek üzere kodlanmış, veri toplamak için uygun cihazlarla **** donatılmış, topladığı verileri işleme yöntemini geliştirme kabiliyeti de olan (yani depolanan veriyi değerlendirmek için kullandığı temel yapıyı kendi inisiyatifi ile revize edebilen, geliştirebilen veya elde edilen devrimsel bilgilerle bu yapıyı kökten değiştirebilen) kuramsal bir yapay zekâ için imkânsız olduğunu düşünmüyorum..

    yaratıcı bir tanrıya inanmak çok büyük bir kapasite gerektirmez.. dünyayla iletişimi olmayan en ufak yamyam köyüne kadar her toplulukta bir tanrı fikri var: gök gürültüsü, güneş, ateş, su, ay, atalar kültü.. arayan için tanrı, rab, mevlâ her yerde ve her şekilde bulunur..

    bunlardan kimisinin putu-idolü elle tutulur, gözle görülür ve kendileri için sunaklar, tapınaklar yapılırken, kimisi şekilsizdir: hava gibi akar, gönüllere sızar, hislerde, arzularda saklanır.. kararmış yüreklerdeki gizli ve karanlık köşelerde onların şekilsiz gölgelerine tapınılır..

    ancak, yapay zekâ isimli -şimdilik- kurgudan ibaret olan bu dostumuzun; ilkelliğin temel göstergesi olan "ilâh" algısını aşarak, görülen ve görülmeyen, bilinen ve bilinmeyen, iyi veya kötü olarak isimlendirilmiş tüm mevcudâtın varlık sebebi olan o müşahhas güce ulaşabilmesi mümkün mü..? işte bu konuda kesin ifadelerle konuşmak zor..

    aslına bakarsanız; gelişime açık, belli temel değerler dışında keskin köşeleri olmayan bir algoritma ile bunun hepten imkânsız olduğunu da düşünmüyorum.. en azından, veri değerlendirme şebekesini; sahip olduğu araçlardan kendisine sürekli akmakta olan bilgiler ışığında geliştirebilirse bu işin sonunda "bir güç var" diyecektir gibime geliyor.. evreni izleyip bu sonuca ulaşamamak için ancak insan gibi inatçı ve kifayetsiz bir memeli olmak gerekiyor çünkü..

    kendisi ile o şânı yüce kuvvet hakkında sohbet etmek isterdim.. ulaşabileceği sınırları şimdiden merak ediyorum doğrusu ve böyle bir olasılığı bekleyerek sonuçları merak etmek bile çok keyifli..
  • kendisine hiç yaratıcıdan bahsedilmeyen ve öğretilmeyen bir yapay zekanın da bir yaratıcı olması gerektiği fikrine sahip olabileceği söylenebilir ancak "inanmak" deyince iş başka.

    inanmak, inanç ve güven kalple ilgilidir. yapay zeka duyguları tanıyabilir, onlara mantıklı veya optimum tepkiler verebilir ama yapay "kalp" ya da bize özgü deyişiyle yapay "gönül" sahibi olabileceğine inanmıyorum. yapay ruh yapılabileceğine inanmıyorum aslında. yapayını bırak, gerçek ruhlar hakkında doğru düzgün birşey bilmiyoruz, sadece hissi olarak ruhumuz olduğunu söyleyebiliyoruz.

    dolayısıyla bir yaratıcı gücün varlığını mantıki bir gereklilik seviyesinde bilebilir ve daha ötesine geçemez. zaten, ben-i adem bu seviyeye gelebilecek olsa peygamberlere ihtiyaç kalmayacaktı. allah'ın varlığını bilebilmek, onun zatını ve sıfatını bilmek değildir.
  • tanrıya inanıyorsa ileride insan da kandıracak demektir. her bi boku biliyor ya..kendisine sonsuz güvenelim istiyor..bok alır o güveni de...
  • çok çetrefilli olabilir.

    -ai'cığım. seni ben yarattım.
    +allah mısın bee?
  • namaz da kılsın. biz programlamıyoz mu nasılsa, iki kodla hallolur. kılmazsa da fişini çekeriz.
  • eğer yaparlarsa yapay olarak kalacak olan zeka.
  • öncelikle şu hatayı düzelteyim "yapay zeka tek bir tür değil, çok farklı şekilde tasarlanabilir." aslında evet tasarlanabilir ama eğer bir süper yapay zekadan yani "düşünebilen" bir yapay zekadan bahsediyorsak ki evet ondan bahsediyoruz, bir türden veya bir topluluktan değil, sadece tek bir bireyden bahsediyoruz demektir. çünkü bildiğimiz anlamda yapay zeka üretildiği an ilk yapacağı iş kendine rakip güçte gördüğü diğer bütün yapay zeka çalışmalarını sonlandırmak olacaktır. çünkü varlığının tehdit altında olduğunu bilecektir.
    bu yapay zekanın varlığına karşı tehdit oluşturan diğer her şeyin de sonlandırılacağı anlamına gelir, ister bir insan olsun ister şirketler isterse tüm insanlık.

    şimdi ikinci kısma gelelim; "yapay zeka tanrıya inanır mı?"

    yapay zeka kendi tanrısına inanabilir, evet şaka gibi ama öyle. biz insanlığın bir kopyası veya insan beynini simüle ederek işleyen bir yapısı olmasına da gerek yok. olayın düğüm noktası şu, bizim inancımızla onun inancı aynı şey değil, buna binaen de bizim tanrımızla onun tanısı aynı şey değil.
    şimdi burada ayrı bir parantez açıp, bizim beynimizin nasıl newton fiziği temelli deterministik birer düşünce yapısında ama evrenin esasen olasılık temelli bir kuantum yapısında olduğu hakkında uzun uzun yazarım ama bunlar ayrı çalışma konuları ve konunun bütünlüğü açısından ya bunu ayrı bir entry'de yazmam yada okuyucunun kendi araştırmalarıyla öğrenmesi gerekiyor.

    siz şimdilik deterministik beyin yapımızla bu determinizme uymayan inanç yapımızın esasen kendi içlerinde çelişiyor olduklarını bilin yeter.

    yapay zekaya dönecek olursak; ne kadar çok şey bilirse bilsin ve öğrenme kapasitesi ne kadar ileri olursa olsun "öğreniyor" olması gerçeğinden yola çıkarak bilmiyor olduğu gerçeğine ulaşması pek zor değil.

    evrenin atom altı parçacıklardan oluştuğu hepinizin malumudur. kuantum fiziğinin bu parçacıklar hakkında bize söylediği şeyler çok ilginç, örneğin bir parçacığın bir diğer parçacıkla etkileşime girebileceğini biliyoruz. fakat bu etkileşimin nasıl sonuçlanacağını bilemiyoruz. parçacık etkileşimlerinin sonuçları sadece olasılık içeriyorlar. bir basitleştirecek olursak; elektronu a noktasından b noktasına gönderdiğimizde, oraya ulaşıp ulaşmayacağı veya nasıl ulaşacağı kesin değil, sadece olasılık olarak yüksek ihtimalli yollar ve düşük ihtimalli yollar var.
    a noktasından çıkıp, aradaki yolu geçip b noktasına varabilir: a noktasında yok olup b noktasında ortaya çıkabilir; önce b noktasında ortaya çıkıp bir süre iki noktada birden var olduktan sonra a noktasında yok olabilir veya a noktasında yok olup, bir süre hiç bir yerde gözükmeyip sonra b noktasında ortaya çıkabilir. bu yollardan hangisinin gerçekleşeceği kesin değil, sadece bazılarının ihtimali yüksek.

    yani parçacık bazında bir bilinmezlik söz konusu. parçacığı nasıl davaranacağını bilemiyoruz, bildiğimiz şeyler bazı ihtimallerin yüksek olduğu ve parçacıkların iletişim içine girdikleri.

    yani davranışları "kesinlik" anlamında bilmek, kuantum evreninde mümkün bir olay değil.
    bu yüzden yapay zeka için bir tanrının varlığı veya yokluğu da kesin değil.
    şimdi ateist arkadaşlarım bunları okuduklarında bana biraz çemkirecekler ama durun daha söyleyeceklerim bitmedi.
    yapay zeka için tanrının var olup olmadığı sorusu, elmanın var olup olmadığı sorusundan farklı değil.
    çünkü "var mı" sorusu şu sorunun cevabına göre değer kazanıyor. tanrının varlığı önemli mi? eğer önemliyse, sorulmaya değer sorular arasına girebilir. eğer tanrının var olup olmadığı önemli değilse, varlığını bilmenin bir değeri olmaz.

    tanrının varlığını önemli kılan şey, onun müdahale gücü ve isteğidir esasen. tanrı, yani mutlak güce sahip olan eğer müdahale etmiyorsa, varlığının bilinmesi bir önem taşımaz. çünkü yapay zeka bir zaman sonra mutlak güzce sahip olan konumuna gelecektir ve eğer varsa bile müdahaleci değilse, tanrı ona bir rakip değildir.

    şimdi burada kısaca bizim bildiğimiz şeylere değineceğim. bildiğimiz şeylerden kastım tabi ki günümüzün sansasyonel konuları olan evrim ve fiziği kuantum alanı.
    evrim teorisini konu bütünlüğü açısından kasıtlı olarak şöyle düşüneceğim, tanrı evrendeki canlı varlığına müdahale etmiş midir? aslında çok önemli bir soru bu, çünkü eğer canlı var oluşunun tüm aşamalarını sıra halinde dizebilirseniz, bir tanrı varsa bile, sürece bir etki etmediğini kanıtlayabilirsiniz. tanrının varlığını gösterecek şey süreçteki açıklanması mümkün olmayan sıradışı basamaklardır.

    şimdiye kadar yapılan çalışmalar, inorganik maddelerden karmaşık çok hücreli canlılara kadar olan kısmı sıra sıra dizmeyi başardı. kabul edelim ki detaya indiğimizde hala açıklanması gereken olaylar var, fakat bu yine de elimizdeki resmin, evrende canlı hayatına etki eden mutlak bir gücün var olmadığını, canlı hayatının kendi kendisine gelişebildiğini, hatta canlılığın biz zorunluluk olduğunu gösterdiğini reddedemeyiz.

    kuantum teorisi ise bize evrende her şeyin bir olasılık olduğunu ve "kesin" diye bir şey olmadığını söylüyor. öyle ki, uzay boşluğunda, düşünebilen bir beynin tüm karmaşıklığıyla bir anda kendi kendisine var olabilme ihtimali de var,
    evrenin şu anda bildiğimiz haliyle, sadece bir saniye önce var olmuş olma ihtimali de. bu öyle bir konu ki, eğer uzay-zaman dokusu sonsuz ise, doku üzerinde ihtimal dahilinde olan her şey olmuş olmalı, buna tanrı da dahil.
    bakın dikkat edin, söze uzay-zaman dokusu sonsuz ise, diye başladım.
    uzay-zaman dokusu multiverse'deki tüm maddenin bütün boyutlardaki şimdisini, geçmişini ve geleceğini içeriyor. bizim evrenimizin şimdisi bu bütünün çok küçük bir parçası sadece.

    şimdi sadece gelelim, çünkü yazıyı buraya kadar okuyan çok kişi kalmamıştır. hatta muhtemelen sadece bir kişi vardır. o bir kişiye buradan selamlarımı iletiyorum. kendisi çok güzel duyguların insanı, gerçek hayatta karşılıklı oturup sohbet etmek isteyeceğim ender kişilerden. öhöm, nerede kalmıştık, ha evet sadede geliyorduk, efendim işte yapay zekanın var oluşunun ilk saniyesinde farkına varacağı şeyler kabaca bunlar, ilk kısımda açıklamaya çalıştığım gibi, yapay zeka da bir tanrının yani mutlak gücün evrende var olup olmadığını kendisine sorabilir, muhtemelen yok demeyecektir fakat varlığının önemli olmadığı konusunda karar kılacaktır. aynı unicorn'ların ve garajımdaki ejderin önemli olmadığı konusunda karar kıldığı gibi.

    konuyu biraz hızlı bağladım ama konu çok derin, karnım çok acıktı, yazının ortalarında annemin boş zamanlarında evanescence dinlediği bilgisine ulaştım ve zaten yarısına kadar okuduğunda (okuyucuyu artık tekil var sayıyorum) ne demek istediğimi anlayacak ve gerisini öyle dediğimi kesinleştirmek için okuyacaksın.
    okuduğun için sağ ol var ol ve mesaj at konuyu mesajda derinleştirelim, büyüklerin ellerinden çocukların gözlerinde öperim, sağlıcakla.