şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • türkiyede 1 ocak 2018 itibarıyla gıda perakendesinde toplam market sayısı 28 bin 544 ,1 sene içinde sayının biraz daha artıp kabaca 30 bin olduğunu varsayalım,buna küçük marketler,manavlar ve haftalık kurulan pazarlar dahil değil,bu kocaman deryada devlet 50 istanbul 30 ankara olmak üzere 80 tanzim satış noktası kuracakmış ve fiyatları düşürecekmiş,pazardaki fiyatları 1 lira düşürsün adam değilim,bakın fiyatlar zaten bahar ve yazın gelmesi ile kendiliğinden düşecek zaten,tanzim satış noktalarından değil mevsim koşullarından dolayı patlıcan,biber 5-8 arasına gerileyecek.
  • sözlüğün çoğunluğu bilmez ama bu tanzim satış mağazalarının bir sonrası haftada bir gün mahallenize gelen soğutmalı ebk kamyonlarıyla kişi başı bir kg kıyma ve bir kg parça et esasıyla et satılmasıdır.
    bu sayede ancak ayda bir kez et girerdi zamanında evimize.
    ha bir de mahallenin kasabının da o hafta almayacak olan eşrafı sıraya sokup aldırdığı ebk etlerini dükkanında kazık fiyattan satması vardı.

    düşünün ki ankara'nın en kıymetli ve orta yerinde (zafer çarşısının üstünde) kiloyla döküntü soğan patates ve narenciye satılırdı.
    ucuz diye alırdınız ama hem kalite hem de çarık çürük yüzünden daha pahalıya gelirdi. zaten o yüzden melih de kapatmak zorunda kalmıştı bir yıl sonra.

    durumun ne olduğunu anlamak için avrupa kıtasında bu tür uygulamaların olduğu bir ülke olmadığını, kuzey afrika ve hatta ortadoğu'da bile gıdanın devlet eliyle temin edilip satıldığı, fiyatların bu yolla kontrol edilmeye çalışıldığı ve enflasyonla mücadele edilir gibi yapıldığı başka geri kalmış ülke yok.

    ekmek karnesi, gazyağı karnesi diye dalga geçtiğiniz bok attığınız savaş zamanına -1900 lerin ilk yarısına- geri döndü ülke.

    bir millet beş kuruşluk gelişmez mi? editi: al sana 2019 dan haberler
  • komünizm geldi dedirten magazalardır. ne yiyeceğimizi de en iyi siz bilirsiniz. bi ara mısır'da salatalığın yasaklanması konuşuluyordu. yarrağa benziyor diye. bakalım burada satılacak mı?
  • süriyelilerden sıra gelir inşallah
  • öncelikle zararına satmasınlar da ne satıyorlarsa satsınlar.

    sosyal devlet, sosyal yardımlar olgusuna karşı değilim. düşmez kalkmaz bir allah. bugün 10 bin lira maaş alan birisinin seneye 10 liraya muhtaç olmayacağının garantisi yok. fakat, türkiye’de bu sosyal yardım olayı o kadar çarpık ki, milyonlarca çalışan ak partinin ulufe dağıttığı diğer milyonlarca insanı bakmak için çalışıyor (tabirler ibrahim kahveci’den). fakat çalışanlar bu sosyallikten aynı oranda istifade edemiyorlar. mesela bugün 10 bin lira maaş alan adam işsiz kaldığında sadece 10 ay boyunca işsizlik ödemesi alabiliyor ve o da maksimum asgari ücret. tamam hayat standardını sürdürememesi normal, adam işsiz kalmış nihayetinde. fakat bu kadar fark ile hayatını nasıl devam ettirecek. bir kredi ücreti bile değil. hani insanları kullamaya teşvik ettikleri kredi. öte yandan çalışmayanların aldığı sosyal yardım da toplamda hemen hemen bu kadar.

    gelelim neden zararına satmasın dediğime. bu ülkede devletin zararına yaptığı her iş, çalışmayan insanları bakan çalışanların üzerine binen ek yük. bu gerçekten toplumsal bir soruna dönüyor. iki kesim arasında saygı ve muhabbeti törpülüyor.

    devlet yönetmek, market-manav yönetmek kadar basit değil.

    ikinci bir konuda kota. kota nedir allah aşkına? ben tek başıma yaşıyorum, komşum 6 kişi. vukuatlı nüfus kayıt örneği ile mi gideceğiz? yoksa herkese önceden belirlenmiş karneler mi vereceksiniz?

    daha önce de yazmıştım: bu arkadaşlar geçmişe dönük ayıpladıkları her şeyi kendileri de yapıyorlar artık. halbuki muhafazakar olarak en iyi kendileri bilmeleri gerekirdi: "din kardeşini bir suçundan dolayı ayıplayan kimse, o suçu (günahı) kendisi de işlemedikçe ölmez." (hadis-i şerif)

    edit:imla
  • geçici çözümler yerine kalıcı çözümler üretilmesi gerekir. bunu burada uzun uzadıya anlatmaya gerek yok çünkü sayfalarca anlatılmış tartışılmış bir konu. bu güne kadar hükümet oy toplamak için partiye yakın olan kim varsa bir şekilde para kazanması için için imkanlar sunmuştur ve bunların en basit olanları aracılık ve komisyonculuk işleri yıllar evvel insanlar bunun sorun yaratacağını dile getirdiginde hükümeti destekleyen insanlar bir şekilde kendilerine çıkar sağladıkları için desteklerken. şimdi ise o insanlar en başta ağlamaktadır. sloganınızı unutmayın "sen türkiyesin büyük düşün" o yüzden büyük düşünün günü/g.tö kurtarmanın peşine düşmeyin. geleceği kurtarmaya çalışın.

    ülke olarak birçok konuda varsayılan ayarlara geri dönüş yapmamız gerekmekte ne kadar gereksiz olan ticari çıkar yapılanma grupları varsa devre dışı bırakılmalı.
  • hal komisyoncularının işi abarttığı malum, kararı eleştirenlerden alternatif somut öneri de (üreticiyi desteklesin somut bir öneri değildir) okumak iyi olurdu.
  • devletin serbest piyasaya olan müdahalesidir. ve bu müdehale tedarik zincirindeki maliyetleri minimize etme üzerine olmayacaktır.

    devlet'in regüle ettiği hiçbir sektör sürdürülebilir ve başarılı olamaz. sosyalizm başarılı olamaz. en azından elimizde bir başarı öyküsü yok. bütün denemeler, bütün devlet müdahaleleri başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

    devlet bu işi özel sektörden çok daha kötü yapar normalde.

    ancak fiyatlar çok daha ucuz olacak. sebep?

    1) çünkü devlet kendi kendine vergi ödemez. ödese de anlamı kalmaz zaten, sağ cepten al sol cebe koy. yani vergi vermeyen bir dükkanla veren dükkanın fiyatları yakın tutması nasıl mümkün olabilir?

    2) devlet sırf bakın ekonomik kriz yok dükkanlar sizi düdüklüyor demek için daha bile aşağı çekecek fiyatları. belki zararına satacak.

    bir dükkan zararına satış yapamaz ama devlet yapabilir. sebep? sağ cepten al sol cebe koy mantığı. akaryakıta 5 kuruş zam gelir oradan kapatırlar bunu ne olacak? sonuçta bizde vergi ortak havuzdan akıyor. çevre için ayrı sağlık için ayrı gibi hücresel bir sistem yok.

    bununla beraber bu süreçten marketler, özellikle küçük ve orta ölçekli olanlar ve onların tedarikçileri çok olumsuz etkilenecekler. zaten az olan satışlar daha da düşecek.

    bu da kötü olan gıda sektörünü çok kötü etkileyecek.

    neden?

    şöyle düşünün, patlıcan, domates biber vs almış gitmiş fiyatları. siz de diyorsunuz ki ya ben şuradan ithal etsem getirsem, şurada eksem yetiştirsem satsam falan iyi para kazanırım.

    fiyatlar bir sektörde yükselince insanlar da para kazanmak için o sektöre yönelir yahut sektörün içindekiler maliyetleri düşürecek iyileştirmeler yaparlar çünkü para akıyordur. musluk akıyordur. adam doldurabildiği kadar doldurmak ister.

    insanlar bu sektöre yöneldikçe de fiyatlar normalleşir. serbest piyasa kendini bu şekilde regüle eder.

    peki devlet ucuza meyve sebze satarken gider gıda sektörüne yatırım yapar mısınız? yapmazsınız.

    yapmazsanız ne olur?

    her şey daha çok boka sarar.

    her şey daha çok boka sararsa ne olur? devlet daha çok müdahale eder.

    sonra sosyalizm neden çalışmıyor.

    ha bu arada, siz fark ettiniz mi bilmiyorum, koşar adım sosyalizme gidiyoruz.