şükela:  tümü | bugün
  • uzun bir serüvenden sonra istediğimiz başlığa geldik mi diyelim?

    önce buraya nereden geldik gösterelim. (#75995314)

    1306 senesi itibarıyla tapınakçılar, yakışıklı philip olarak da bilinen fransa kralı iv. philip'in özel alakasından dolayı odak noktası haline gelmişti. philip, aşın derecede tutkulu biriydi. ülkesi için muhteşem tasarıları vardı ve yoluna çıkan kim ve ne olursa olsun ezmekten pişmanlık duymuyordu. papa vııı. boniface'ın kaçırılıp öldürülmesini tertip etmişti ve takiben bir başka papa, xı. benedikt'in de ihtimalle zehirlenerek 1305 seneninde sonradan papa v.clement olan eski bordeaux baş piskoposu bertrand de goth'u kuklası olarak papalık tahhna geçirmişti. 1309' da philip papalık makamını kaçırıp, roma' daki yerinden kökünden sökerek, gerçekte fransa krallığı'nın ehemmiyetsiz uzantısı haline geldiği, fransa topraklarındaki avignon şehrine yine yerleştirdi. 'avignon esirliği' diye adlandırılan bu teşebbüs, bu ayrılık 1377 seneye kadar süren 67 sene rakip papalar üretmiş ve katolik kilisesi'ni ayırmıştır. cebinde papalığı taşıyan philip, tapınakçılara karşı hareket edebilme gereksinimi olan serbestliğe sahip olmuştu.

    böyle hareket etmesinde sayısız dürtü olmakla birlikte, bu arada şövalyelere karşı kişisel kini de vardı. önceden ı. richard' a verilen statü cinsinden, örgüte 'fahri tapınakçı' olarak alınması talebinde bulunmuş ve aşağılanarak refüze edilmişti. sonra 1306' da ayaklanan ayaktakımı, örgütün duraksadığı zenginlik ve kaynak kapsamına birinci elden şahitlik ettiği paris mabedi' ne sığınmaya zorlamıştı. philip'in ümitsizce paraya ihtiyacı vardı ve tapınak hazinesi ağzının sularının akmasına kapı aralamıştı. kralın şövalyelere karşı tutumunda; açgözlülük, kin ve aşağılama tehlikeli bir şekilde birleşmişti. netice olarak, tapınakçılar krallığının sağlamlığı için gerçek bir tehdit oluşturuyorlardı veya philip'in gözünde tehdit oluşturuyor gözüküyorlardı. görmüş olduğumuz gibi 1291' de, batılı haçlıların mukaddes torraklardaki son kalesi akka serasenlerin eline geçmiş ve kudüs'ün latin krallığı bir daha ele geçirilemeyecek biçimde kaybedilmişti. bu, tapınakçıları, başka bir deyişle batı dünyasındaki en iyi yetiştirilmiş, en iyi donatımlandırılmış, en profesyonel askeri gücünü, varolma nedensiz, philip' e göre daha uğursuzca, yuvasız bırakmıştır.

    şövalyeler çoktan, kıbrıs'ta geçici bir üs kurmuşlardı, fakat daha hırslı tasarılar peşindeydiler. benzeri bir örgüt olan töton şövalyeleri'nin prusya ve baltık'ta yarattıkları ordenstadt benzeri, kendilerine ait bir prenslik veya devlet kurmayı düşlemeleri şaşırtıcı değildir. fakat ordenstadt, papalığın ve seküler hükümdarların gücünün erişemeyeceği bir yerin, hıristiyan avrupa'nın oldukça ötesindeydi. daha da ötesi, ordenstadt, haçlıların başka bir şekli olarak doğrulanabilir veya manhksal olarak bu şekilde izah edebilirdi. bu şekil, kuzeydoğu avrupa'nın putperest kabilelerine, pagan prusyalılar, baltlar ve litvanyalılar' a ve ortodokslar' a, (bundan dolayı da heretiktir) pskov ve novgorod gibi kuzey-batı rus şehir devletlerine karşı bir haçlı oluşumuydu. diğer tarafta fransa' da zati engin nüfuz kullanmış olan tapınakçılar, fransa kralı tarafından evvelki asır müddetinde geçerli olarak ilhak edilmiş,, avrupa hıristiyanlığı'nın tam kalbinde yer alan languedoc'ta kendi ordenstadt'larını yaratmayı tasarlamışlardı.1 philip'e göre, güney basamağında bir tapınakçı prensliği arayışı. ve hak öne sürdüğü töprakları içine alacak bir prenslik sadece korku ve kızgınlık beslemesine ne-den olacaktı.

    girişi yaptık. bundan sonrası için notlarımızı çıkarıp, tertip etmemizi yaptıktan sonra devam edelim.
  • philip, yapacağı manevrayı kılı kırk yararak tasarladı. kısmen kralın tarikata sızmış ajanları tarafından, kısmen firari öne sürülen bir şövalyenin gönüllü itiraflarından bir suçlamalar fihristi derlendi. bu suçlamalarla silahlanmış olan philip, hareket edebilme serbestliği kazandı ve darbesini vurması ani, ivedi ve öldürücü oldu.

    çağdaş saklı polis baskınlarına yakışır bir operasyonla, kral ülkenin her yanındaki bailiff (bailiff başka bir deyişle kralın bir bölgedeki temsilcisi, şerif yardımcısı). ve seneschal'lerine (senechal başka bir deyişle ortaçağ'da derebeyi kethüdası) damgalı buyruklar gönderdi. bu buyruklar her yerde, aynı anda açılacak ve hemen yerine getirilecekti. 13 ekim 1307 cuma günü şafak sökerken fransa'daki tüm tapınakçılar kralın adamları tarafından yakalanacak, gözaltına alınacak, külliyeleri krallık müsaderesi altına alınacak ve malları kamulaştırılacaktı.

    ancak örgütün efsanevi serveti, philip' den paçayı kurtarmayı muvaffak oldu. asla bulunamadı ve 'tapınakçı 'hazinesi' bir giz olarak kaldı.

    gerçekte, philip'in kendisinin ve daha sonra gelen tarihçilerin inandığı gibi, philip'in srpriz askeri darbesi tapınakçılar için bir sürpriz miydi? bu sorgulanabilir. tapınakçıların da benzer bir ön uyan aldıklarııu. gösterir geçerli kanıtlar vardı. kısaca ani saldırıdan önce, büyük üstat jacques de molay, örgütün bir hayli kitap ve günümüze kadar gelen bir takım tüzüklerini toplatarak yakhrdı. bu sıralarda, tapınakçılar'dan kaçan bir şövalyenin, haznedar'ın oldukça bilge olduğunu söylemesi, yakında bir çeşit krizin olacağını hissetmesinden miydi acaba? fransa'daki tüm külliyelere, örgütün tüm ritüelleri ile ilgili rastgele bir bilginin verilmemesini vurgulayan resmi bir deklarasyon gönderilmişti.

    her halükarda ister tapınakçılar evvelce uyarılmış olsun isterse de olacakları hissetmiş olsunlar, bazı tedbirler netlikle alınmıştı. birincisi, birçok şövalye kaçtı ve yakalananlar öyle hareket etmeleri önerilmişçesine uysalca teslim oldular. fransız tapınakçıları'nın kralın seneschal'lerine tesirli bir direnişte bulunduklarına konusunda hiçbir kayıt yoktur. ikincisi hemen hemen tümü tarikahn haznedarıyla, bir şekilde irtibatlı belirli bir grup şövalyenin örgütlü firarı konusunda belirtiler mevcuttur.

    bu hazırlıkları ortaya koyduktan sonra, hazinenin hemen hemen tüm vesika ve kayıtlarıyla beraber ortadan kaybolması şaşırtıcı değildir. engizisyonun sorguladığı bir şövalye, gözaltına alınmalardan kısa bir müddet önce, hazinenin paris külliyesi'nden kaçırılmış olduğunu söylemiştir. aynı görgü şahidi fransa preseptörünün, merkezi 50 atla ayrılarak nereden olduğu belirtilmeden bir gemiye binip, hiçbiri bir daha görülmeyen 18 kadırgayla denize açıldığını da söylemiştir. tüm bunlar doğru da, yanlış da olsa tapınakçı filosunun tümünün kralın pençesinden kaçmış olduğu görülmektedir. sadece o sırada değil, asla örgütün gemilerinden rastgele birinin yakalandığına konusunda bir kayıt yoktur. diğer taraftan gemilerin, taşıyabilecekleri ne olursa olsun, netlikle gözden kayboldukları görülmektedir.

    burada biraz mola. işler kızışıyor dimi? elbette.
  • fransa' da, gözaltına alınan tapınakçılar yargılandılar ve çoğu iğrenç eziyetlere tabi tutuldular. suçlamalar her vakitkinden daha vahşice arttı ve garip itiraflarda bulunduruldular. ülkede merhametsiz dedikodular dağılmaya başladı. tapınakçıların 'baphomet' diye adlandırılan iblissel bir güce tapındıkları söyleniyordu. saklı merasimlerinde, kendileriyle konuşan ve onları sinirsel erdemleriyle saran sakallı bir erkek başı önünde sanki yerlere kapanıyorlardı. bu merasimlerin yetkisiz görgü şahitlerinin ortadan kaybolduğu belirtiliyordu. hem de daha da kuşkulu başka suçlamalar da vardı. tapınakçılar, yeni doğmuş bebekleri öldürmekle, kadınlara kürtajı öğretmekle, tarikata girecek adayların göbeklerine yakışıksız öpücükler kondurmakla ve homoseksüellikle suçlanıyorlardı. fakat bu suçlamaların arasında bir tanesi vardı ki, bu suçlama en garibiydi. onlarca sene hıristiyanlık için savaşmış ve canlarını vermiş isa'nın bu askerleri, ritüel olarak isa'yı inkar etmekle; haçı reddederek çiğnemekle ve ona tükürmekle suçlanıyordu.

    suçlamaların geçerliliğini veya geçersizliğini araştıracak yer burası değildir. biz, bunları araştırılması şart olan detaylar olarak dikkate alıyoruz. bir hayli yorumcu da bizim gibi düşünmektedir. gerçekte, duruşmalar ve örgütün suçlu olup olmadığına değin sualleri içeren çeşitli kitaplar yazılmıştır. bu bağlamda tapınakçıların dinsel heterodoksi, şayet değilse harekete geçmiş hıristiyanlık karşıtı fikirlerle lekelenmiş olduklarım kolayca anlamak yeterlidir. bununla birlikte kendilerine yapılan diğer suçlamalar, büyük ihtimalle uydurulmuş, üretilmiş veya mübalağa edilmiştir. sorgulanan ve eziyete tabi tutulan tüm şövalyelerden, sadece ikisi engizisyon kayıtlarına göre homoseksüelliği itiraf etmiştir. eğer tarikatın içerisinde homoseksüellik var idiyse, bunun ister askeri veya dinsel olsun, kapalı bir erkek toplumundakinden daha büyük bir ölçüde olması .

    duruşmalar, gözaltına alınmaların başlamasını takiben altı gün içinde başladı. ilk dava kralın resmi görevlileri tarafından görüldü. fakat philip'in cebinde zati bir papa vardı ve hemen kuklasına zorbalık ederek papalığın tüm yetkileriyle destekledi. fransa kralı'nın resmen başlattığı zulüm süratle fransa'nın ötesine de dağıldı ve engizisyon tarafından üstlendi. bu, yedi yıl sürecekti. bugün bize ehemmiyetsiz görünen, fakat genelde ortaçağ tarihinin çapraşık ayrılmaları, hıristiyan dünyasında tepkileri harekete geçiren, batı kültürünü sallayan, iskoçya'nın çok ötesinde gölgede kalan dramatik olaylar, vakitinin tek ve en tesirli olayı halini alacaktı.

    tapınakçılar, papalığın dışında, çağının en ehemmiyetli, en kuvvetli, en saygın, görünüşte en yıkılmaz müessesesi olarak hatırlanmalıdır. philip'in saldırılarında örgüt, takriben 200 yıllık bir müesseseydi ve batı hıristiyanlığı'nın merkez sütunlarından biri sayılıyordu. modernlerinden birçoğuna göre, değişmez olduğu kadar dayanıklı, hıristiyan aleminin kendisi kadar daimi görünüyordu. böyle büyük bir yapı, çağının inanç ve düşüncelerinin üzerine kurulduğu temeli sallayarak aceleyle yıkılacaktı. bu olay karşısında dante, ilahi komedya'sında zulme uğrayan 'beyaz pelerinliler' e duyduğu sempati ve girdiği şoku ifade etti. gerçekte, ayın 13'ü cuma'yı içeren boş inancın bir talihsizlik günü olması philip'in ilk saldırısını başlattığı 13 ekim 1307 cuma günü olmasına bağlanır.

    tarikat, net bir suçlama veya masumluk kararından hiç söz edilmeksizin 22 mart 1312' de yayınlanan papalık fermanıyla çözüldü. bununla birlikte şövalyeler, fransa' da iki sene daha taciz edileceklerdi. neticede 1314'ün mart ayında büyük üstat jacques de molay ve normandiya preseptörü geoffroi de chamay, seine nehri üzerindeki cite adası'nda ateşte yakılarak öldürüldüler. bugün burada olayın hatırasına bir onurluk asılıdır.

    bundan sonrası tapınakçılara engizisyon yolu gözükür. buradan sonrası için ayrı bir başlık mı açalım yoksa buradan devam mı edelim?
  • philip'in tapınakçılar'ı taciz eden hevesi biraz kuşkulu olmaktan da ötedir. kendi topraklarındaki örgütü imha etme beklentisi anlaşılabilir, fakat hıristiyanlık alemindeki her bir tapınakçı'yı arayacak kadar ileri gitmesi biraz tedirgin edicidir. acaba örgütün öcünden mi korkmuştu? moral şevkle oldukça motive edilebilirdi. yoksa, en azından bir ve büyük bir ihtimalle bir ikinci papanın öldürülmesini hazırlayan bir kral, inanç arınmışlığmda titizlenecek miydi? papalığa bağlılığına gelince, papalık zati fiilen onun olmuştu. dolayısıyla ona bağlılık göstermesi gerekmiyordu.

    her halükarda philip, tarikate karşı uyguladığı zulümde kendisine katılmalarını istediği arkadaşı olan kralları incindirmişti. sözgelişi, almanya'nm bir parçası olan lorrain'de tapınakçılar saltanattaki dük tarafından destekleniyordu. şövalyelerden birkaçı yargılanmış ve hemen salıverilme ettirilmişlerdi. çoğu, söylentiye göre, kendilerine sakallarını kesme, sektiler elbiseler giyme ve kendilerine hıyanet etmeyen mahalli halkın arasına karışma direktifi veren yöneticilerinin sözünü dinler görünmüşlerdi.

    almanya genelinde tapınakçılar mahkemede tam donatımlı olarak ortaya çıkarak ve kendilerini açıkça savunmaya hazırlamış olarak, yargıçlara alan okudular. yargıçlar, sindirilmişlikle hemen tapınakçıların masum oldukları kararını verdiler. örgüt resmen çözüldüğünde bir hayli alman tapınakçısı; st. john ve töton şövalyeleri tarikatlarında sıcak bir karşılamayla karşılaşhlar. ispanya' da da tapınakçılar kendilerine zulüm edenlere direndiler ve diğer örgütlerde, bilhassa de calatrava' da kendilerine bir barınak buldular. ve aslında firari tapınakçılar'ın, sığınağı olan yeni bir örgüt, montesa heyetmiş oldu.

    burada bitiyor mu? elbette hayır.