şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • ozellikle turkiyede okutulan haliyle hitlerin propaganda bakani joseph goebbels i bile sasirtacak sacmalarla dolu, adinin degistirilerek "milli tarih, inanmayan vatan hainidir" olmasi gerektigini dusundugum ders.

    ideal olarak tarih denince okutulmasi seyler:
    1) kulturunun tarihi
    2) topraklarinin tarihi
    3) onemli olaylari kapsayan dunya tarihi

    bizde tarih kitaplari once orta asyadan baslar ama elbette gocebe oldugumuzdan, yaziya gec gecitigimizden, kultur namina anlatacak fazla birsey yoktur, zira sehirler olmadan kultur sinirlidir. buna ragmen, yine de din anlayisimiz, askeri kultur gibi seylerden daha ayrintili bahsedilebilirdi. yahut daha onemlisi, dibimizdeki koskoca cin uygarligiyla bizimkilerin iliskisi ne haldeymis bilen var mi? (bkz: tembel enteller icin cin uygarligi ve hanedanlari)

    sonra gelir bir arap tarihi. hoppalaaa. islama gecmemiz elbette onemli ama bir suru sacma sapan olayin arasinda turklerin islama nasil gectikleri, islam imparatorlugunda yukselisleri, turk devletlerinin kurulmasi, vs kaynar gider. sanki sihirli degnekle olmus bunlar.

    hadi bunlari ogretiyorsun, topraklarimizda yasamis hititlerden frigyalilardan neden bahsetmiyorsun? ulan be serseri, antik filozoflarin, komutanlarin yarisi bugunku turkiyede dogmus, bir satir lafini ediyor musun? dunyanin kultur merkezi olmus bu topraklar, tek sayfa ayirmamis, lakin topu topu 40 kisinin oldugu bedir savasini herkes bilir. ayni sekilde bizans neler yapmis, biz anadoluya girerken nasil bir kultur varmis, siyasi yapi nasilmis kimse bunlara onem vermez, onun yerine beyinlere kazinan uc kelime: 1071 malazgirt savasi. iyi de guzelim bu savasin onemini anlatirken turkler anadoluya girdi dersen ama o anadolu nasil yerlermis, o yendigimiz bizansin tarihi neymis anlatmazsan, ister 1071 olsun ister 7071, ne anlami kalir.

    dunya tarihinden zaten bahsedilmiyor. cinliler ne alemde bilen yok. ispanyollarin, portekizlilerin kesiflerinden sadece bizim ticaret yollarimizin onemi azalmasi acisindan bahsediliyor. aslinda o da bahsedilmiyor. ornegin vasco de gama umit burnunu dolastigi zaman, osmanli "kutsal mekanlar artik dusman donanmasina karsi savunmasiz, biz daha iyi koruruz" bahanesiyle o bolgelere asker yigiyor, siyasi otoriteyi guclendiriyor. bu onemli bir gelisme ama ben anlatildigini hatirlamiyorum.

    aydinlanma, ronesans, fransiz devrimi, galileo, newton, euler, kant, shakespeare, voltaire... bunlar birer sayfa bile degil. isin komik tarafi dunya tarihi umursanmasa bile bunlarin yarisi turk milliyetciliginin dogusunu, osmanlidaki parcalanmanin nedenlerinden bir kismini anlatiyor; ataturkun derinden etkilendigi ideallerin, felsefelerin ozu bunlar. dedigim gibi tek sayfa yok.

    ispanyada islamin etkisi, veba, 2. dunya savasi, sanayi devrimi, soguk savas, demiryollarinin donanmalarin onemini azaltisi, natoya girisimiz, amerikan kredileri, liberalizmin dogusu, marx....ulan bir tanesini dogru duzgun anlatmiyorlar.

    bakin yine gectim dunyayi, avrupayi, vs.. izmirin, istanbul'un demografik yapisini kimse bilmiyor. 20.yy basinda istanbul nufusunun yuzde 50sinin gayrimuslimlerden olustugunu ben ortaokul/lise yillarimdan cok sonra, yabanci bir adamin tarih kitabindan mi ogrenmek zorundayim? kendi sehrimin tarihini, imparatorlugumuzun merkezi olmus bu sehrin tarihini, 2005 yilinda bile kendi yurdumda ogrenemeyecek miyim? canakkale savasi hakkinda hala "mustafa kemal sazi eline aldi, dusmani denize doktuk" hurafesi anlatiliyor.

    edit: canakkalede dusman denize falan dokulmedi, aylar sonra duzenli sekilde geri cekildi efendim. israrla ve siddetle (bkz: ben size savasmayi degil olmeyi emrediyorum/@immanuel tolstoyevski)

    hele ataturk hakkinda, imparatorlugun cokusu ve cumhuriyetin ilk yillari hakkinda ne ogretildigi konusuna gelirsek, icim aciyor resmen. "babasi ali riza efendi, annesi zubeyde hanimdir, yurdu dusmanlardan kurtarmistir." araya da meze olarak atarlar iki tane inonu savasi, yunanlilari denize doktuk, sevri imzalayanlar vatan hainidir, cerkez ethem serefsizdir, avrupanin tum kuvvetleri bizi yenmek icin biraraya geldi, vs. ne o avrupali kuvvetlerin aslinda hic de birarada olmadiklarindan bahsedilir, ne ataturkun muttefik baskisini dengelemek icin bolseviklerle isbirligi yapmaya calismasindan. ne italyanlarin, cikarlarinin catistigi yunanlilara karsi, bize silah ve muhimmat sattiklarindan sozedilir, ne de sivas kongresinde sadece 38 vekil olusundan, naksibendilerle milliyetcilerin anlasmalarindan, sayisiz musluman multecinin kaybedilen topraklardan anadoluya goc etmesinin yarattigi felaket manzaralarindan, kazim karabekirin ataturkle olan rekabetinden, ataturkun ben size hicbir dogma birakmadim sozunden, istiklal mahkemelerinden, ittihat ve terakkinin ellerine yuzlerine bulastirdiklari ermeni meselesinden ve sinirdisi edilenlerin dramindan, denize dokulen yunanlilarin cok onemli bir kisminin da yuzlerce yildir orada yasayan ve buyuk yanginla tum mahalleleri yakilarak son anda limandaki avrupali ticaret gemileriyle kurtarilan siviller olusundan, enver pasanin cilgin panislamizm planlarindan, ingilizlerin felaket istihbaratlarindan, amerikan mandasinin milliyetcilerin kongrelerinde de destek buldugu ve herseyden once amerikalilarin bu ise yanasmamis olmalarindan, sarikamis faciasinin nedenlerinden, muttefiklerin savas yorgunu olmalarindan oturu tum guclerini bize yigmamalarindan ve yunanlilari piyon olarak kullanmalarindan.... osmanlinin savasin hemen oncesi ve sonrasinda resmen kaybettigi topraklarinin cogunun aslinda 100-150 yil once coktan kaybedilmis olduklarindan. uzattikca gider bu.

    sonuc olarak dunya uzerinde pek az kulture nasip olacak, zengin bir tarihe sahibiz. yasadigimiz topraklar, bizden baska kulturlerin de etkileriyle, o 4000 yillik cin uygarliginin topraklarindan dahi daha renkli, daha onemli, daha kanli, daha mucizevi olaylara taniklik etmis. iste insan buna uzuluyor; bunca zenginligin nasil bu kadar serefsizce harcandigina ve buna tepki gosterecek bir kulturun, egitimli insanlar arasinda dahi eksikligine uzuluyor.

    bizim tarih dersleri, sadece luzumsuz bir turkculuk propagandasinin yapildigi, abidik gubidik savaslarin, edebiyat,bilim,felsefe ve sanatin toplamindan daha fazla yer kapladigi, hicbir neden sonuc iliskisinin ve hicbir analitik dusunce kirintisinin rastlanmadigi at gozlukleridir. turkiyede tarih dersi, cok kotu anlatilmis ve dogma dolu, milli tarih bile denmeyecek bir trajikomedyadir. allahtan kutuphaneler var, onlara kimse gitmese bile internet var, korsan kitapcilar var. dileyen ufkunu genisletebilir. tek gereken, en azindan imkani ve zamani olan azinlik icin, biraz ilgi. tarih boburlenilecek, hamaset edebiyati yapilacak bir sacmalik degil, cok heyecan verici ve doyurucu bir bilimdir. bu anlayis asil olmasi gereken yer olan okullarda mecvut olmasa bile, en azindan kafamizin icinde iyice yer etmeli.
  • insanların anlamadığı bir şey var: ne osmanlı, ne selçuklu, ne ilk müslüman araplar hiç de bizim sandığımız gibi değillerdi.

    kimse farkında değil ama bizler "pax amerikana-amerikan düzeni" döneminde yaşıyoruz. tüm zihinsel ve entelektüel yetilerimiz, batının dünya görüşü tarafından biçimlendirilmiş durumda. ona göre bir tarih okuması ve değerlendirmesi yapıyoruz. hatta dini dahi batı dünya görüşünün ışığında yorumlamaya çalışıyoruz.

    farklı zaman ve toplumlar ayrı dünyalar gibidir. günümüzün dünyası ve yargıları ile o dünyaları değerlendirmeye ve anlamaya çalışmak beyhudedir; sonuç vermez.

    geçmişi ve tarihi anlamanın tek bir yolu vardır: bir zaman makinesine binecek ve o döneme gideceksiniz. sonra o toplumda bir müddet yaşayacaksınız veya bunu zihinsel olarak yapabilecek ve simüle edebilecek gelişmişlikte bir bilinciniz olacak.

    bunun haricinde tarih yalnızca geriye dönük bir ideolojik okuma olmaktan öteye gidemez. böyle bir tarih okuması da ancak avamı yellemeye ve yönlendirmeye yarar.

    ancak şöyle bir şey de var: sakın ola ki, uyanmaya hazır olmayan bir kişiye gerçekleri sunmayın. onu alt üst edersiniz. daha da kötüsü kendinize düşman edersiniz. bırakın uyusunlar. gerekirse bir ninni de siz söyleyin.
  • "tarih algısı ve tarih yazımı konusunda o kadar sorunlu bir ülkeyiz ki... o kadar olur." diyerek iğrenç bir giriş yapayım önce.

    tarihe merakınız ne kadarsa o kadardır. buna müdahale edecek değilim. o merakınızı da ister bilimsel yöntemlerle ister efsanelerle tatmin edersiniz. o da bütünüyle sizin can-ı azizinizin nasıl buyurduğuna bağlıdır. fakat memleket olarak tarih algımızda büyük sorunlar olmasını, toplumsal akıl sağlığımızın yerinde olmadığına bir işaret olarak algılıyorum. bu da beni rahatsız ediyor. etmesin mi?

    şu aslında normal bir durum ama simgesel bir değerlendirmeyle insanı gülümsetiyor: benim bu entry'yi yazdığım anda, tarih başlığında 203 entry var. tarih metodolojisi başlığında ise 1 adet entry var. o entry de tam olarak şu şekilde: "başa beladır."

    metodoloji sevilmez. gerçekten başa beladır. çünkü metodolojiyi dikkate alırsanız "bazı şeylerin öyle olması", geçerli bir açıklama olmaktan çıkıyor. oysa metodolojiyi bir kenara bırakınca tarih yazmak çok kolay ve çok keyiflidir. kahraman bile olabilirsiniz. herkesin her şeyi yanlış bildiğini iddia edebilirsiniz. bir veriye ulaşıp o veriyi geçmişin tezahürü olarak sunabilirsiniz. edebiyat yaparsınız, tarih diye sunarsınız. şairin ve romancının tanrılığının tadını çıkarabilirsiniz. ama tarihçi, yani gerçek tarihçi, kendisine tanrısal bir rol biçemez. geçmişe gidip hiçbir şeye dokunmadan geri dönen bir gözlemci gibidir. o kadar.

    tarihi okumamızda, yazmamızda, algılamamızda o kadar çok sorun var ki sırala deseniz sıralayamam. ama ilaç niyetine şunları not etmek istiyorum:

    1- tarihsel veri tarihin kendisi değildir. tarihsel veri tarihsel bilgi bile değildir. tarihsel veri, tarihsel bilgiyi elde etmek için kullanacağınız araçtır.

    özet: öyle yazıyor olması, öyle olduğu anlamına gelmez.

    2- bununla birlikte, tarihsel veri olmadan tarihsel bilgiye ulaşılamaz. tarihi bilgiye genel kurallarla ve mantık örgüleriyle değil, tarihsel verinin tahliliyle ulaşılır. bir olayı yahut olguyu çok mantıklı bir şekilde izah etmeniz o olayın yahut olgunun öyle olduğunu göstermez. zira her olayın yahut olgunun birden fazla mantıklı ve tutarlı açıklaması olabilir. oysa ekseriyetle bunlardan yalnızca biri doğru olacaktır. bu aynı zamanda, geri kalan yüzlerce muhtemel senaryonun mantıklı ve tutarlı olmasına rağmen yanlış olacağı anlamına gelir. demek ki mantıksal örgü de tarihsel bilgi yaratmaz, ancak tarihsel veriden tarihsel bilgi çıkarılmasına yarayan bir şablon olabilir.

    özet: kaynak kullanmadan tarih yazılmaz.

    3- biz bugün yaşayan insanlar olarak, sırf şu an hayatta olmamız gerekçesi ile, 100, 500 yahut 3.500 yıl önce yaşamış insanlara hükmetme hakkına sahip değiliz. tarihte yaşamış insanların ahlak anlayışı, dünyaya bakışı, evren tasarımı, inanç biçimi, öncelikli değerleri, topluma, devlete ve insana bakışı bizimle aynı olmak zorunda değildir. şu hâlde tarih yazarken ya yazdıklarınızın on yıl (veya asır) sonra hiçbir anlam ifade etmemesini göze alacaksınız ve şu anda anlam ifade ettiği yanılgısı ile gözünüzü boyayacaksınız, ya da her kronolojik dilimi kendi perspektifinde değerlendirip evrensel gerçeklere ulaşmaya çalışacaksınız.

    özet: her olay kendi dönemine göre değerlendirilir. ekşi sözlük'te dalga geçilen hâli için: (bkz: politik tartışmada dönemin şartları argümanı) salaklığına bakabilirsiniz.

    4- bilgi elde etmekte kullanacağımız kaynakları öncelikle tenkide tabi tutmak zorundayız. kaynak kimin tarafından yazılmış? gerçek bir kaynak mı? kendi içinde tutarlı mı? dönemin diğer kaynakları araştırdığımız olay hakkında ne diyor? arada farklar varsa bu farklar neden kaynaklanıyor olabilir? kaynağın türü nedir? türünden kaynaklanan özellikleri nelerdir? bu soruları ve benzeri bitmek bilmeyen soruları tek tek kendinize ve kaynağa sormak zorundasınız. bütün bunlarla uğraşmadan yazacağınız tarih, modern anlamda tarih olmaz, masal olur.

    özet: her gördüğüne inanma.

    5- incelediğiniz tarihi kaynakta yer alan bilginin yanlış olduğunu tespit ettiniz. bravo. demek ki önceki maddede bahsettiğimiz öneriyi dikkate almışsınız. şimdi o kaynağı "bu ne lan?" diyerek çöpe atmayın. kendi dönemindeki bir olguyu yahut olayı yanlış şekilde aktaran kaynağın bu yanlışının gerekçesini soruşturun. bulacağınız cevap, yanlış bir bilgiden doğru bir bilgiye ulaşmanızı sağlayarak ne kadar enteresan bir evrende yaşadığımızı fark etmenizi sağlayabilir.

    özet: tarihi veri, yanlış bilgi verse bile tarihi veridir.

    6- bildiğiniz her şeyin yanlış olabileceğini, böyle bir ihtimalin var olduğunu kabul etmek ve öğrenmek istediğiniz konuyu araştırmaya başlarken bütün önyargılardan (insan doğanızın izin verdiği ölçüde) kurtulmak zorundasınız. ancak bu, bildiğiniz her şeyin (ya da başkalarının bildiği her şeyin) yanlış olacağı anlamına gelmez. bugüne kadar binlerce değerli tarihçi binlerce konuyu bilimsel ölçüler içinde incelemişlerdir. bu yüzden varacağınız sonuç muhtemelen öncekilerden bütünüyle farklı olmayacaktır. bunu kabul etmeli ve tarih heyecanına sahip olmanın avantajına rağmen, kararlarınızı o heyecanla vermemelisiniz. bununla birlikte, uygun delillerle farklı bir neticeye varmışsanız, bir amatör olsanız bile en büyük ustalarla farklı fikirde olmaktan korkmayınız.

    özet: cesaret iyidir, kahramanlık sevdası kötüdür.

    7- tarihin amacını tarih felsefesi yapacaksanız sorgulayın, tarih yazacaksanız o işe bulaşmayın. çünkü "şu amacı gerçekleştirmek için nasıl bir bilgi bulmalıyım?" sorusunu kendinize sorduğunuz anda artık gerçekleri değil, işinize gelecek şeyleri görmeye başlarsınız. tarih geçmişten ders çıkarmak içinse, siz tarihle uğraşın, çıkaracak olan o dersi çıkarır. tarih milli bilinç kazanmak içinse, siz tarihle uğraşın, kazanan milli bilincini kazansın. tarih sınıfsal çelişkileri ortaya sermek içinse, siz tarihle uğraşın, çelişkinin ortaya çıkacağı varsa çıkar.

    özet: tezinizi ispatlamak için kaynak aramayın, kaynaklardan hareket ederek tez oluşturun.

    8- terli terli su içmeyin, otobüslerde yaşlılara, harp malullerine ve hamile hanımefendilere yer verin, viskiye kola katmayın, çimlere basmayın, azıcık yola gelin, iki dakika adam olun lan!
  • yazıldığı gibi okunmaz.
  • "biz sava$i kazanmaya bakalim, sonra nasilsa istedigimiz gibi yazariz tarihi" adolf hitler'e adanmi$ bir laftir.

    evet bu laftan da gorundugu gibi tarihi kazananlar yazmi$tir, kazananlar yazacaktir. dolayisiyla bu bilim dalinda objektifligin o'su bile yoktur. milletler arasi dogan onyarginin ba$kaynagidir tarih.

    yillarca anlatilir turk'lere tarih, osmanli'yi redederek ve geri kafali sayarak. yillarca anlatilir alman'lara tarih, "hitler cig cig insan yiyordu" diye. yillarca anlatilir arnavut'lara tarih, osmanli 500 yillik bir karanlikti diye, ve daha bir suru hatirlayamadigim palavra orneklerle yillarca anlatilir tarih insanlara.

    oysa bilinmez ki...

    "tarih konsensus ile dogru kabul edilmi$ bir yalanlar koleksiyonudur", napoleon bonaparte
  • aşağıdaki entry'lerin çoğu başlıktaki tek entry olduğu için ve naçizane bendeniz de kültürlenmenizi istediğim için şöyle yaptım, buyrun.

    ***

    (bkz: bizans tarihi/@flavius aetius)

    ***

    (bkz: 1944 varşova isyanı/@flavius aetius)
    (bkz: abhaz gürcü savaşı/@flavius aetius)
    (bkz: ad majorem dei gloriam/@flavius aetius)
    (bkz: adrianople savaşı)
    (bkz: adrianopolis savaşı/@flavius aetius)
    (bkz: alexander nevsky/@flavius aetius)
    (bkz: andrei rublev/@flavius aetius)
    (bkz: arany zoltan/@flavius aetius)
    (bkz: arbogast)
    (bkz: attila/@flavius aetius)
    (bkz: bahçesaray/@flavius aetius)
    (bkz: beresteczko savaşı/@flavius aetius)
    (bkz: besy/@flavius aetius)
    (bkz: blenheim savaşı)
    (bkz: bogdan hmelnitski)
    (bkz: büyük kuzey savaşı/@flavius aetius)
    (bkz: büyük veba salgını/@flavius aetius)
    (bkz: caesar/@flavius aetius)
    (bkz: caledonia/@flavius aetius)
    (bkz: calgacus)
    (bkz: canossa)
    (bkz: carolus magnus/@flavius aetius)
    (bkz: carrhae savaşı/@flavius aetius)
    (bkz: catalaunum muharebesi/@flavius aetius)
    (bkz: cebe/@flavius aetius)
    (bkz: celaleddin harzemşah/@flavius aetius)
    (bkz: cengiz han/@flavius aetius) (bu çok seksi bir entry olmuştu<3)
    (bkz: charles quint/@flavius aetius)
    (bkz: charles tilly/@flavius aetius)
    (bkz: cizvitler/@flavius aetius)
    (bkz: cornelius tacitus/@flavius aetius)
    (bkz: crecy savaşı/@flavius aetius)
    (bkz: dandanakan savaşı/@flavius aetius)
    (bkz: de vita et moribus iulii agricolae)
    (bkz: dekabrist/@flavius aetius)
    (bkz: deutschland ein wintermarchen)
    (bkz: die jungfrau von orleans/@flavius aetius)
    (bkz: die vernunft in der geschichte/@flavius aetius) (övünmek gibi olmasın ben de hegel'i aştım<3)
    (bkz: diyet meclisi/@flavius aetius)
    (bkz: dmitri karakozov)
    (bkz: doğu cermen kabileleri)
    (bkz: edessa savaşı)
    (bkz: elektör/@flavius aetius)
    (bkz: enver paşa/@flavius aetius)
    (bkz: feodalizm/@flavius aetius)
    (bkz: florian geyer/@flavius aetius)
    (bkz: folk metal/@flavius aetius)
    (bkz: francisca)
    (bkz: franklar/@flavius aetius)
    (bkz: frenk/@flavius aetius)
    (bkz: fridericus rex)
    (bkz: friedrich barbarossa/@flavius aetius)
    (bkz: gadiroğlu)
    (bkz: gang nach canossa)
    (bkz: gemeiner pfennig) (euro nereden çıktı diyorsanız)
    (bkz: georg von frundsberg/@flavius aetius)
    (bkz: habsburg hanedanı/@flavius aetius)
    (bkz: haçlı seferleri/@flavius aetius)
    (bkz: hatayi/@flavius aetius)
    (bkz: hej sokoly/@flavius aetius)
    (bkz: hıristiyanlık/@flavius aetius)
    (bkz: hmelnitski ayaklanması)
    (bkz: hohenstaufen)
    (bkz: hoylu bey/@flavius aetius)
    (bkz: hunları türk sanan zihniyet/@flavius aetius)
    (bkz: hunların dünyaya kattıkları/@flavius aetius)
    (bkz: i.friedrich wilhelm)
    (bkz: ii.friedrich)
    (bkz: ikinci abdülhamit/@flavius aetius)
    (bkz: ilya repin/@flavius aetius)
    (bkz: indus savaşı)
    (bkz: iulius valerius maiorianus)
    (bkz: ivan bohun)
    (bkz: ivan sirko'nun sultan dördüncü mehmet'e cevabı/@flavius aetius)
    (bkz: jan janszoon van haarlem)
    (bkz: john ball/@flavius aetius)
    (bkz: john churchill)
    (bkz: josef stalin/@flavius aetius)
    (bkz: kalka savaşı/@flavius aetius)
    (bkz: kavimler göçü/@flavius aetius)
    (bkz: kazaklar/@flavius aetius)
    (bkz: kazbech tuguzhoko/@flavius aetius)
    (bkz: kılıç varken mızrakla savaşmak/@flavius aetius)
    (bkz: kidnapped/@flavius aetius)
    (bkz: köroğlu/@flavius aetius)
    (bkz: kulturkampf/@flavius aetius)
    (bkz: kurt cebe/@flavius aetius)
    (bkz: laz/@flavius aetius)
    (bkz: lehistan/@flavius aetius)
    (bkz: lüksemburg/@flavius aetius)
    (bkz: majorian)
    (bkz: malkoçoğlu/@flavius aetius)
    (bkz: micanoğlu/@flavius aetius)
    (bkz: ogniem i mieczem/@flavius aetius)
    (bkz: opricnina/@flavius aetius)
    (bkz: opriçnik/@flavius aetius)
    (bkz: ortaçağ/@flavius aetius)
    (bkz: ortaçağ müziği/@flavius aetius)
    (bkz: osmanlı devleti'nde kardeş katli/@flavius aetius)
    (bkz: osmanlı imparatorluğu'nun yönettiği topraklar/@flavius aetius)
    (bkz: osmanlı neden japonya olamadı/@flavius aetius)
    (bkz: osmanlı vs selçuklu/@flavius aetius)
    (bkz: palastinalied/@flavius aetius)
    (bkz: palatinate/@flavius aetius)
    (bkz: pavia savaşı/@flavius aetius)
    (bkz: plebisiter diktatörlük/@flavius aetius)
    (bkz: poltova savaşı)
    (bkz: potop)
    (bkz: reichstag)
    (bkz: roma imparatorluğu/@flavius aetius)
    (bkz: saltarello/@flavius aetius)
    (bkz: semyon budyonni/@flavius aetius)
    (bkz: soytaroğlu/@flavius aetius)
    (bkz: szabla)
    (bkz: szlachta/@flavius aetius)
    (bkz: şah ismail'den turancı yaratmak/@flavius aetius)
    (bkz: şah ismail/@flavius aetius)
    (bkz: tachanka)
    (bkz: tamerlane/@flavius aetius)
    (bkz: taras bulba/@flavius aetius)
    (bkz: tatar/@flavius aetius)
    (bkz: the last true roman/@flavius aetius)
    (bkz: totentanz/@flavius aetius)
    (bkz: tran hung dao)
    (bkz: vahhabilik/@flavius aetius)
    (bkz: vandalizm/@flavius aetius)
  • pek çok kimse bugün bizim tarih adına bildiğimiz şeylerin günümüz gözüyle geriye doğru ideolojik bir okuma olduğunun farkında değildir.

    hani bazı tarihi diziler ve filmler olur. tüm diyaloglar günümüz insanının dilindendir ve günümüz kültürü çerçevesinde kalır. esasen bunlar tarih temalı şovlardır. tarihi kostümler giymiş oyuncuların insandaki nostalji damarına hitap ederek değişik bir tat yakaladıkları yapımlardır.

    geriye doğru ideolojik tarih okuması da aynen böyledir. insanların kahir ekseriyetinin geçmiş dönem toplumlarının yaşadıkları hayat konusunda en ufak bir fikirleri dahi yoktur. zira başka zamanın insanları gerçekte ayrı dünyaların insanlarıdırlar. o bambaşka dünyaları anlamak için sadece hacimli okumalar yetmez, yüksek bir bilinç ve farklı bir hassasiyet de gerekir. bunu yapabilecek insanlar azdır. onlar da pek konuşmak istemezler. fincancı katırlarını ürkütüp başlarına bela almak demektir çünkü bu.

    bu nedenle ortaçağ toplumlarının, osmanlının, selçuklunun, göktürklerin vs. hiç de vehmettiğiniz gibi olmadıklarını biliniz. bambaşka dünya görüşünün, bambaşka insanları onlar. günümüz gözlüğüyle onları değerlendirmenin doğru düzgün bir neticesi olmaz. bir de üstüne ideolojik bakış açısını eklerseniz, olay tümüyle şirazesinden çıkacaktır.

    belki kimse farkında değil ama, bizler tersinden düzünden batılı dünya görüşüne mensup insanlarız. buna islamcısı, şusu busu bile dahildir. bir islamcı dahi, dini batının dünya görüşü zaviyesinden okur. hatta selefiler bile büyük ölçüde böyledir. radikal protest politik çizgi, modern bir olgudur zira. bunların babası seyyid kutup'u inceleyiniz. onda sosyalizmin apaçık etkisini göreceksiniz.

    particileri zaten söylemeye gerek yok. onlar tatlı su islamcılarıdır(!). ılımlı islam, muhafazakarlık vs...hakikati ise bir lümpen ideolojisinin bayraktarlığını yapıyor olmalarıdır.

    netice-i kelam, türkiye'de bizler islami motiflerle süslenmiş bir lümpen ideolojisinin hükümranlığında yaşıyoruz. ortaçağ doğu toplumları da aynı şekilde islami sosa bulanmış bir tarım toplumu ideolojisinin gölgesinde yaşıyorlardı.

    takdir ederseniz ki, islamı bir lümpen ideolojisinin aynı olarak görmek son derece yanlış olacaktır...ortaçağ ideolojisinin aynı olarak görenler ise daha da ayrı bir vaka.

    islam...
    zümrüd-ü anka kuşu
    ismi var, cismi yok
    kendi yok ama
    istismarı pek çok
  • "bilim midir, değil midir, disiplin midir, edebiyat mıdır?" tartışmalarını bırakınız. tarih bu saydıklarımdan daha üstel bir iş; kavram, anlama, analiz ve çözümleme biçimidir. insanlığın (sapiensin) 300 bin yıllık tarihi boyunca ortaya koyduğu düşünüş ve davranış biçimlerini araştırmak için kullandığımız en geniş kapasiteye sahip alet, araçtır. içinde yaşadığımız çağda tarih ve tarihçiliği anlamlı ve faydalı kılacak neredeyse tek gerçek yaklaşım budur.

    tarih, gezegendeki insan topluluklarını birey varsayarak yapılan "psikanaliz"den ibarettir. jacques lacan, "psikanaliz bilimden fazlasıdır." demeye getirir bir metninde. işte tarih de; bilimden, disiplinden, edebiyattan fazlasıdır.

    (sonunda söylettiniz.)
  • tarih asırlar içinde kıvrıla kıvrıla akan bir nehir gibidir. kim olursa olsun, kişiler tarihin akışı üzerinde etkili olamazlar çünkü hiçbir beşer gücü asırlık trendlere etki edemez.

    tam tersine, tarih kendine gerekli insan tipini üretir ve istihdam eder. yani demem o ki, bir takım şahısları tarihe yön veriyor gibi göstermek bâtıldır, insandaki putperestlik sapkınlığının bir sonucudur. mesela, napolyon 50 yıl önce doğmuş olsaydı, fransız ordusundan binbaşı rütbesiyle emekli olup(o zamanki kurallara göre), sıradan bir subay olarak yaşayıp ölecekti. o noktada dahi, müstesna kabiliyetleri ortaya çıkaran ve istihdam eden fransız ihtilalidir ve onun ortam ve atmosferidir.

    osmanlı'nın son dönemlerinde ve çöküşü esnasında da tarih, kendine uygun insanları ortaya çıkartmış ve görevlendirmiştir. yani bir nevi determinizm söz konusudur. meselemiz esasen bazı şahıslar değil, tarihin diyalektik ilerleyişinin çözümlenmesi ve ona uygun tekliflerin sunulmasıdır.

    burada ironik olan şudur ki, eğer toplumsal şuur gerekli olgunluğa ulaşmışsa bu teklifler ve aydınlatıcı görüşler öyle veya böyle ortaya çıkacaktır zaten. bizler tarihin elinde oyuncağız. özgürlüğümüz ve irademiz kimi noktalarda bize sunulan iki şıktan birini seçme hakkından ibaret(kırmızı hap, mavi hap).

    ama birini seçtikten sonra artık gerisi büyük ölçüde zorunlu bir zincirleme reaksiyon.
  • 25 yaşından sonra öğrenmeye ve sevmeye başladığım ders. kpss'yi kazanamazsam tekrar öss'ye girip tarih okumayı düşünüyorum. tekrar ergenliğe bile girerim.