şükela:  tümü | bugün
  • barış bıçakçı’nın iletişim yayınlarından çıkacak olan ve bizim merakla bekledğimiz yeni romanı.
  • 8 mart'ta çıkacak olan kıymetlimiz barış bıçakçı'nın son romanı. bir yenisi gelene dek yılın en güzel haberi bu.
  • iletişim yayınları tarafından kapağı paylaşılan barış bıçakçı'nın yeni romanı. seyrek yağmur'un üstünden neredeyse 3 yıl geçti. ne yazsa okunur dediğim gizemli yazar.

    kitap 8 mart tarihinde çıkacak.
  • barış bıçakcı'nın yeni romanı.
    en son seyrek yağmur'da öff bu ne biçim kitap demiş olsam da şimdi haberini alınca bi heyecanlandım.
    umarım en azından bi sinek ısırıklarının müellifi bandındadır, yoksa barış bıcakcı benim için ne yazsam okunuyor nasılsa yazarları listesine şutlanacak.
  • barış bıçakçının yeni romanı. heyecanlanmadım desem yalan olur. harika bir haber bu dostum !!!
  • kapak tasarımı iğrenç olan bir barış bıçakçı romanı.

    tarihi kırıntılar da bir roman için pek uygun bir isim olmamış sanki.
  • ön siparişe çıkmış güzelim barış bıçakçının yeni kitabı.

    son zamanlarda sürekli aklıma geliyordu neden gelmedi yeni kitap diye gelmiş efenim.

    kapağı kötü de seyrek yağmurun kapağından sonra göze bi hoş geldi şimdi. *
  • barış bıçakçı'nın yeni kitabı. tam da uzun zamandır kitap okuduğum yok biraz kitap bakayım" dediğim anda twitte denk gelip aldım. ilaç gibi gelecek. kitaptan bir bölüm okumak için tıklayınız.
  • kitaptan bir pukle: "şairin sakalında az önce yediği acıbadem kurabiyesinin kırıntısı var. can’ın gözü kırıntıya takılıyor. o kırıntı orada kaldığı sürece can söyleşiye kendini vermekte zorlanacak. bir ankara kışını, yirmi iki yıl önceki ankara kışını elektrik sobasıyla geçirmek kadar olmasa da, şairle konuşmayı sürdürmek için can’ın iradesini kullanması gerekecek. “elbette sorumlusu benim kâğıt üstünde / hiçliğe doğru giden bu perspektifin” dizelerini yazmış bir şaire sakalında kurabiye kırıntısı olduğunu söylemek, o anda can’a hiçliğe doğru giden perspektife aykırı düşer gibi geliyor."
  • çıktığından bugün haberdar olduğum ve alıp okumaya başladığım yeni barış bıçakçı romanı. sanki üzerine söyleyeceğim sözler çok mühimmiş gibi, bitirince editlerim buraları.

    edit: barış bıçakçı eseri olduğunu göz önünde bulundurunca sevemediğim bir roman oldu. çünkü kitaptaki ana karakterin dahi ( can ) içinin tam doldurulmadığını hissettim. havada kalan, duyguları tam olarak okuyucuya geçiremeyen bir hali var kitabın. yazarının barış bıçakçı olduğunu bilmeden okusam, beklentimi çok yükseltmeyeceğim için, daha az hoşnutsuzluk hissederdim. ayrıca bu kitapta şehir olarak istanbul da ankara kadar öne çıkıyor. bıçakçı'nın romanları açısından bu da bir değişiklik diye düşünüyorum.

    ciddi bir editin sonuna geldik. o halde zırla, tırla, incik boncuk!