*

şükela:  tümü | bugün
  • en alt zindanlari insanin gogsune gelecek kadar suyla dolu oldugu rivayet edilir o hucrelere atilanlar gun isigini bir daha goremezlermis
  • şu an açık hava müzesi olarak turistlere gezdirilen bir hapishane, fakat ada üzerine kurulu değil, sinop kalesi içine konuşlanmış. sinop'da zaten o kadar büyük ada yok; bu cezaevimizin, yeraltı hücreleri dünyaca ünlüdür demiştik (bkz: sinop/1)'de.
  • sabahattin ali'den mustafa suphi'ye kadar pek çok ünlü ismin yattığı cezaevi.
  • artık açık hava müzesi olsa da "pala" lakaplı gardiyanı hala iş başında olup geçmişte orada yaşanmış görüp duyduğu ilginç olayları anlatarak hapishaneyi ziyaretçilere gezdirmektedir.
  • sinop kalesi ortadan bir duvar geçirilerek ikiye ayrılmış, bunlardan bir bölümü bir duvar daha çekilerek bir daha ikiye ayrılmış ve bu kalenin 1/4 lük bölümünün içine sinop cezaevi inşa edilmiş. şu an müze olarak ziyarete açık olan bu yapıda "neler yaşanmış buralarda kimbilir?" diye düşünmeden gezecek kadar kalas olan insanların bile etkileneceği görüntülerle karşılaşılması mümkündür. disiplin odaları doğru dürüst ışık almıyor rutubetli ve soğuk, zindan ise deli gibi rutubetli, soğuk ve hiç ışık almıyor. bu odalarda ve zindanda alaturka tuvalet var ancak lavabo bulunmamakta. rivayete göre yarısına kadar denizin girdiği aşağı mahzenler ziyaretçilerden gizleniyor, varlığı kabul edilmiyor. insanı çok etkileyen bir yapı, oralara yolunuz düşerse gezmeden etmeyin. pala' nın anılarını dinleyin muhakkak. kendisi orada gardiyanlık yapmış bir şahıstır.
  • en iyi esber yagmurdereli tarafindan anlatilmistir...
    (bkz: akrep)
  • kalenin uzerine gurur duyarcasina orada yatan unlulerin isimleri ve sabahattin ali'nin aldirma gonul siirinin koca harflerle yazili durdugu yerlere kadar uzanan bir carsaf asiliydi ben gittigimde.. neremle gulecegimi sasirdim.. karar verin be kardesim hucreye mi tikacaksiniz, yazilarini mi okuyacaksiniz..
  • 2002 senesinde gittiğim sinop gençlik kampında rastladığım meşhur pala bıyıklı gardiyan amcanın bulunduğu yer..
  • nazlı eray'ın romanlarında bir mekan olarak seçtiği ve bol bol tasvir ettiği unutulmuş, eski bir dünya.
  • tarihinde sadece 3 tane* firarı bulunan gördüğüm en en en iç karartıcı cezaevi.
    ilk firar eden kişi ayakkabısının tabanına sakladığı küçük testere ile parmaklıkları kesip duvardan tırmanarak denize atlayıp kaçmıstır.3 gün sonra ayancıkta ekmek istemek için girdiği ev tatilde olan bir polisin evi cıkınca hapishaneye geri getirilmiş.60 yaşının sonlarına dogru da aftan yararlanarak dışarı cıkmıstır.
    ikincisi lağıma dalarak yüze yüze denize ulaşmıştır.
    üçüncüsü ise aynı yolu denemek için lağıma atlamış olsada sonradan uca yapılan parmaklıklar yüzünden gidememiş geriye dönmeyi de beceremeyerek boğulmuştur.