şükela:  tümü | bugün
1667 entry daha
  • nurhan atasoy'un hatrına katlandığım yayın. hiçbir şey anlatmayıp sırf meşhur bulgur pilavının tarifini verse bile can kulağıyla dinlerim. ama hocayı konuşturmuyorlar ki? lafını ağzına tıkıyorlar sürekli. böyle program yapacaksanız hiç yapmayın, ne anlamı var?

    murat bardakçı denen şahıs tüylerimi diken diken ediyor. eşsiz, el yazması, tarihî kitaplara bilinçli bir özensizlikle son derece haşin davranıyor.

    haberturk'teyken de aynısını yapıyordu ama orada "bu kitaplar benim, istediğimi yaparım" diyordu. e şimdi? eline alıp beyaz roman sayfası karıştırır gibi karıştırdığın asırlık bu kitaplar senin şahsi koleksiyonun değil, hepimizin malı.

    sen o kitapları eğip büküp parmaklarını yalaya yalaya karıştıramazsın. eğer çok istiyorsan, parmak ıslatma süngeri getir ama o kitaplara pis salyanı ve ağzında üreyen bakterileri bulaştırma!
  • bugün konuştuğumuz türkçenin 200 kelime olduğunu öğrendiğim program.
  • az önce eve gelip hemen tv karşısına geçtiğim program. aylardır televizyonu açmıyorum zaten, hatta priz'den bile çekmiştim, tv kendine geldi. *

    neyse ilk izleninim'i söylüyorum! hiç bi siki beğenmeyen biri olmak istemem ancak, o mavi renkler ne yahu öyle pavyon gibi. habertürkte ışıl ışıl bir program vardı. kısacası o renk boğuyor. sanane olum, sen bilgini al siktir ol git diyebilirsiniz ama boğdu beni, görüşlerimi yazıyorum işte.

    ikincisi trt'de yayınlanıyor diye sanki biraz daha naif hareket ediliyor. bir kaç program sonra normal hallerine dönmezlerse "çok sıkıcı bu ne yav" diyip bi daha izlemem sanırım.

    edit: bir defalık bir programmış.
  • murat bardakçı zerre değişmemiş. bu adamın üslubunu değil trt, marvel bile değiştiremez. nurhan hoca yine konuşturulmadığı için küsüyor. erhan afyoncu da aynı konumunda... murat bardakçı tarafından hep sözü kesiliyor. reji ile iletişim de her zamanki gibi berbat ahahahah.

    çok özlemişiz be...
  • bir yanim cok izlemek istese de bir yanim birak su guzelleme dinlemeyi vaktine yazik diyor. zaten izledigimiz tayfa da yok herkes baska sehirlerde. yaptiklari hatalara falan ne gulerdik, arardik programi falan iyice uyuz olmuslardi bize.
  • meraktan açtım eski kitaplar sadeleştirilmemeliymiş bilmem ne. hepimiz osmanlıca profesörüyüz zaten, lügattan açar açar bakarız kelimelere.
  • tarihe baktığımızda genelde kaçırdığımız bir nokta var aslında. anadolu çok eski yıllardan beri bir yaşam merkezi olmuş, çok farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmış. az önce izlediğim videoda ülkemizde az bilinen antik kentlerden bahsediyordu. kültürel olarak birçok mirasa sahip türkiye. kesinlikle arkeoloji gibi bilimlere daha çok önem verilmeli. merak edenler için video
  • şimdi, biz bu programı neden seviyorduk? tabii ki murat bardakçı'nın sivri dilinin koca dünyada gidip gariban bir sığırın kafasına düşen valera göktaşı misali ülkede kimin neresine çarpacağının belirsizliği bir yana, gönül tekin gibi gerçekten işini bilen ve ekranlarda rastlamanın zor olduğu figürleri zaman zaman dertlerini anlatırkan görebildiğimiz için. evet, o sivri dil belki hiçbir zaman iktidara tam çarpamazdı ama en azından iktidar yalakalarına, iş bilmez siyasetçilere (başbakanlık arşivinin taşınma mevzusundaki gibi) çarptığı olurdu. peki programın ilk yarısında ne görüyoruz?

    murat bey en azından iki üç defa böyle bir kütüphane istanbul'a da nasip olsa keşke diye bastıra bastıra söyledi, duasını etti. gerçekten bu boyutta bir işi üç gündür belediye reisi olan imamoğlu'ndan mı bekliyorsunuz sayın bardakçı? adam bir tablo aldı diye kıyamet koptu farkında mısınız? yetmiyor bir de eskişehir'in balmumu müzelerine ya da kanal boyuna tekrar tekrar geçiriyorsunuz. peki, eskişehir'in yeterli bir kütüphanesi yoksa haklısınız diyelim. ama tüm belediyelere bu şiddette çakma cesaretiniz hâlâ gerçekten var mı?

    eskiden sayın bardakçı osmanlıca metinlerin yeni harflere aktarımında korkunç hatalar yapan devlet üniversitesi proflarına çakardı, şimdi görüyoruz ki tek bir örnekten, "müzehhip" kelimesinin "mezhep" olarak okunmasından dolayı iletişim yayınlarına ve necip asım'ın biyografisini de yazmış hatanın mümessili olan türker acaroğlu'na çakıyor. peki, hata hatadır, çakılır.

    başka? cumhuriyetin ilk yıllarında aslında çok kıymetli olan bazı eserlerin sırf eski yazı ile yazıldığı için harf devriminden sonra yok pahasına elden çıkarıldığını mustafa kemal atatürk'ün imzaladığı bir kararname üzerinden gösteriyorsunuz. peki, evet, doğrudur. 31 yılında bulgaristan'a hurda olarak satılan arşiv belgelerine konu nasıl gelmedi ona şaşırdım. görünen o ki bu konu açılacak dahi olsa ankara hükümeti'nin 1923'te kurduğu osmanlı hazine-i evrakını korumakla yükümlü mahzen-i evrak mümeyyizliği'nden tabii ki bahsedilmeyecekti.

    yine hurufilikten saçma sapan yoz bir din gibi bahsedip fatih sultan mehmet ve hurufilik arasındaki ilişkiye hiç ama hiç değinmeden, hurufilik sanki bu topraklarda çok önemsiz bir şeymiş gibi geçiştiriyorsunuz. ona da tamam, konumuz değil diyelim. ama şunu da biliyoruz ki eski bardakçı şu konuda bir iki şey çıtlatıp sonra da "şşşt şşşt susun!" demeden asla duramazdı. huruf-ı mukattaa'ya ne kadar taktığınızı hepimiz hatırlıyoruz.

    yine müteferrika'nın 1729 yılında bastığı terceme-i sıhâh-ı cevherî kitabı gutenberg'in işleriyle kıyaslıyor, mütefferika için "bizim gutenbergimiz" diyorsunuz. evet doğru, fakat gutenberg'in incilini 1450'lerde bastığından ve avrupa'da 50 yıl içinde, yani 1500 yılına kadar 9 milyon kitap basılmış olduğuna hiç değinilmiyor. hayret bir olay.

    normal şartlarda bizim gibi izleyicilerin gazını almak için bir iki nükteli söz beklerdim ama şimdiye kadar bundan bile eser yok. eh, neyse ki nurhan hanım ile kara memi muhabbeti devam ediyor ve arada afyoncu'yu susturup duruyor da biz de eski günleri yâd edip izliyoruz.

    ek not: ayrıca lütfen şu kitaplara ağız burun girişmeyin. hop oturup hop kalkıyorum her sayfa çevirişinizde. tamam eldiven kullanmayın ama bari sayfaları biraz yavaş çevirin yahu. biz de "manuscript" dersi aldık, yeri geldi 15. asırdan kalma kitap kurcaladık, şu yaptığınızı yapsam latinler "angelus domini nuntiavit maria" dualarıyla okuldan kovarlardı.

    düzelti: anlatım bozuklukları düzeltildi.
  • nurhan atasoy gibi bir sağlam bir cumhuriyet kadınının devam etmemesi gereken programdır. bırakın kendileri çalsın kendileri oynasın hocam..

    bakalım ne kadar dayanabilecek..
  • eskiden bilgiler çok dağınık verilirdi. tam dikkat kesilirdim şimdi ne anlatacak nereye gidecek sohbet diye ama tam o sırada ya söz kesilirdi ya da konu değişirdi. ikisi de birbirinin sözünü keserdi söver kapatırdım. çok kızgınım o günlerden bardakçı sana. önümüze iskender koyuyordun biraz yiyorduk yarısında alıyordun önümüzden.
79 entry daha