şükela:  tümü | bugün
  • benim, buradayım, yeni geldim, biliyorum cok geciktim ve bana kızgınsın bu yuzden, ama gercekten benim sucum değildi. bir sumer tabletinde adım gecmiş, guya enkidu yu pusuya düşürmüşüm gece karanlığında yalan dedim inanmadılar. hammurabi sırf benim için kanun cıkardı, cezam agırdı.
    kenan illerinde karanlık bir kuyudan yazıyorum sana, ama tasalanma fazla sürmez, su almak için gelen kervancılar kurtaracak beni….yoksa burada kalsam mı ne dersin…

    mısır acayip bir memleket, işci hakları, sigorta, tazminat diye bir şey yok, o koca koca taşları ta yukarılara taşımak ne kadar zordur biliyormusun? bir parca ekmek biraz su sonra kutuk yağla, halat çek valla berbat bir iş. seni unuttum sanma sakın, fırsat buldukca şiir yüklü papirüsler biriktirdim senin için, ancak ibrani arkadaşlarla kacarken bu zulum diyarından nil nehrinde düşürdüm. iyi insanlar, keşke sende tanısabilseydin, gerci yollarımız ayrılacak birazdan, musa diye biriyle karsıya gececeklermiş… bende kızıldenize dalsam mı ne dersin..

    bil bakalım sana nereden yazıyorum, eminim tahmin etmişsindir, hani hep gitmek istedigin bir yer vardı ya, hah işte ordayım dostlar arasında, yarın uhuda yuruyecegiz birlikte, hamzada burada, gercekten heybetli bir insan yuzune baktığımda hüzünle karısık bir sevinc duyuyorum.
    birazdan bilal in sesi duyulur ben yavas yavas kalkayım artık. hem onumuzde cok çetin bir harb var, gidip hazırlık yapmam lazım… iki rekat daha namaz kılsam mı ne dersin..

    bazen cok sasırıyorum su insanlara, bak emevi camiinin onundeyim, dünkü huzur ve sukunetten eser yok, herkes kosusturup duruyor. az ilerde buyuk bir kalabalık toplanmış gaylan ı dinliyor. kulak misafiri oldum biraz, sanırım emevi hanedanının saltanat timsali esyalarını dagıtıyor. “haramzadelerin malları bunlar, sizden caldıklarıdır alın bunları diyor.” evet evet kesinlikle dogru dusunmusum burada şamda haramzade denilince akla emeviler gelir. hmm bende kendime bir elbise alsammı ne dersin…

    deli oldugumu dusuneceksin belki ama gecen hafta mogol ordusuna kısa dönem bakaya olarak yazıldım. sabutaya hilal taktiğini anlattım cok beğendi, beni mi kandırıyor bilmem fakat ilk seferinde uygulayacakmış söz verdi... semerkant önlerindeyiz şafakla birlikte saldırıya gectik, mancınıklar durmadan ateş topları atıyor şehrin içlerine doğru, göğü bir kara duman kaplamış yer yer alevler goruyorum surların ardından yukseliyor… ilk saflarda bende varım ok yagmurundan nasıl kurtulacagım bilmiyorum, arkasında saklandıgımız tahta korunakda yanmaya başladı zaten… surlarda bir gedik gördüm ordan sehre girsem iyi olacak… bu gece bu konakta misafirim, hayyamla sohbet ediyoruz astronomi, felsefe, edebiyat ne gelirse aklımıza, tartısıyoruz, uzlasıyoruz muhabbetin dibine vardık sayılır. ancak defalarca uyarmama ragmen hala cok içiyor, korkuyorum birgun siroz olup gidecek. bir rubaide bana yazsan diyorum, tebessum edip, garip garip bakıyor bana… şarap olup kadehine dolsammı ne dersin?

    ey sevgili sen ki süreyya yıldızında olsan yinede ziyaretine gelirim… ilk ucakta yer ayırmıstım,
    hele bir icat edilsin gör bak ibibikler öter ötmez, sütler kaymak tutar tutmaz ordayım... iki üç arkadaş toplanmısız aykırı resimler ciziyoruz kilisede, hepimiz yaşımızı başımızı almısız, bir martin luther bekliyoruz…bazı kimseleri cok kızdırdık galiba, yazılarımız ve resimlerimiz hırpalanmakta, yakın arkadaşlarımın bir kısmını diri diri yaktılar, bir kısmı idam edildi. gerci bir sanayi devrimi yapmam lazım fakat bende şu meydanda asılsam mı ne dersin…

    kafiyesini kaybetmiş bir şiir gibiyim, ne yana baksam seni goruyorum.. bu kabus dolu geceyi bir atlatabilsem sana ulaşabilmek cocuk oyuncagı gibi olacak… işte yine hucum borusu calınıyor, siperden cıkmam lazım, kursunlar vızıldıyor, top mermileri göğsumde patlıyor sanki, ilerlemek ne mümkün bir diğer sipere zor atıyorum kendimi.. aman allahım aylardır buradayım, iki adım ötedeki boğaza karşı kurulup bir sigara tüttüremedim… işte yine taarruza gectiler, kurt sürüsü gibi saldırıyorlar, mermimde bitti zaten dur şu sungumu takayım, gireyim dusman içine ok misali… yahu nasıl bir şeydir bu anlamadım biraz önce gırtlak gırtlağa döğüştüğüm bir anzak askerini sırtımda taşıyorum, gülsem mi ağlasam mı ne dersin…

    sana bu mektubu saraybosna'dan yazıyorum, bir sniper vesikalık fotoğrafımı çekiyor… filistinde ebabil kuşları taş atıyorlar tanklara…yüzakıyla cıkamadıgım sınavlara giriyorum, kırık notlar, kırık kollar, kırık kalpler kalıyor geride. ağlayan bir çocuğun gulumsemesinde terkediyorum dudaklarımı, uzanan bir dilek eli sokup alıyor dumandan ciğerlerimi, bir seyyar satıcı aksamın karanlıgında evine donerken gözlerimi goturuyor yanında, kollarımı ve bacaklarımı bir tekerlekli sandalyeye bırakıyorum… omuzlarımı bir polis kalkanına …beynimi kemirgen dusuncelere emanet edip, kalbimi kıbleye döndüm ve niyet ettim sana gelmeye…

    bu kadar eksilmişken yaşadıkca, sana nasıl geleyim… aslında şuracıkta ölsem mi ne dersin?
  • hiç şüphesiz daha söylenmemiş olandır
  • almanya yenilince biz de yenilmiş sayıldık
  • sabah erken kalkıp sınava çalışırım abi ben.
  • mevcut bilgilerden hangilerinin yalan hangilerinin gerçek olduğu bile bilemediğimize göre belki de en çok inandığımız gerçek bizim en büyük yalanımızdır.
  • arap birliği
  • kadınlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanırlar...
  • türk birliği