şükela:  tümü | bugün
  • francis fukuyama'nın türkçede "tarihin sonu ve son insan" adıyla semavi yayınlarından çıkan kitabında öne sürdüğü fikirler silsilesini en iyi ifade eden söz öbeği. tarihin sonu demek artık liberal dünyanın tarihin akışına bir baraj gibi set kurmasıdır. tarihin tekrar etmesi söz konusu değildir. bir başka ekim devrimi olmayacaktır.
  • tarihin sonu, insanoğlunun artık ilerleyemediği, gelişemediği bir noktaya gelinmesi anlamına gelir ki marksizm ilerlemenin, değişimin bir gün duracağı fikrini barındırmaz. dünya enternasyoneli sağlandıktan sonra da elbette gelişme devam edecektir, zira insanoğlu tarihi sadece yönetim biçimleri ile değil, her türlü üretimle yapmıştır; üretim oldukça tarih de olacaktır. dünya çapında komünist yaşama geçilmesi, üretim olanak ve ilişkilerini, fikir hayatını, yaşayış biçimlerini temelden değiştireceği için insanlık tarihinde bir devrim olacağı söylenebilir, ancak -tekrarlamak gerekirse- tarih insanlık için sonlanmayacaktır.
  • cok genel bir ifadeyle soguk savas sonrasi bir dunyada artik liberal kurumlarin ve dusunce yapisinin hakim unsurlar olarak kalacagi, kapitalizmin alternatifsiz-kacinilmaz-nihai bir sistem oldugu ve dolayisiyla ideolojik anlamda insanoglunun varabilecegi son noktaya vardigi tezleri etrafinda yogunlasan bir teori.her ne kadar makale fukuyama'ya ait olsa da neo-liberal dusunce yapisinin yeni palazlanmaya, thatcher
    ve reaganin sahislarinda anglo-sakson dunyada tavan yapmaya basladigi donemlerde neo-liberal teorisyenlerin-siyasetcilerin ve burokratlarin farkli nedenlere atfedilebilecek premature ve tehlikeli zafer cigliklarinin iyi bir ozeti..son zamanlarda, 80lerden beri ozellikle uluslararasi finansal piyasalarda yasanan ve direk 'gelismekte olan ulkeler'i (veya neo-liberal bir tabir kullanmak gerekirse gelismekte olan 'pazarlar' da denebilir!) vuran yikici krizlerin etkileriyle yine ayni teorisyenler tarafindan bir daha masaya yatirilmis oldugunu belirtmek gerekir .. iskandinav sosyal demokrasisinin basarisi ve gucu, dunyanin en zengin ulkelerinde bile gittikce artan urkutucu yoksulluk oranlari, tamamen abd kontrolundeki wto-imf-wb gibi kuruluslarin basarisizliklari gibi bircok nedenden dolayi son zamanlarda en radikal neo-liberal cevrelerde bile yavas yavas boy gostermeye baslayan hmm acaba neo liberal yogurdumuzu en azindan biraz sosyal demokratlasak da mi yesek tarzindan dusunceler de yine ayni teorisyenlerin bu tezin ne kadar premature bir genelleme oldugunun farkina vardiklarinin bir gostergesi olsa gerek..
  • insanoglunun kendisi için en iyi olan örgütlenme biçimini bulması ile geldigi düsünülen ve bu orgutlenme seklının yani liberalizm'in rakibi olan milliyetcilik ve din'e karsı asla yenilmeyecegi dusuncesı.bununla bırlıkte bu dönem sonrası ınsanoglu ıcın sıkıcı bır donemdır. nıtekim liberalizm ne milliyetcilik gibi ne de din gibi insanı heyecanlandıran olgulara değil sermaye ye dayanır. *
  • tarihin kim için neyi ifade ettiğine göre değişiklik göstermesi muhtemel zaman.
  • fukyama'nın -amerikalı bir siyaset bilimcisi- tarihin liberal demokrasiyle birlikte sona erdiğini iddia ettiği makelesinin adı. fukuyamaya göre tarih sona ermiştir çünkü insanlık tarihi ideolojilerin birbirini takip etmesi bir nevi çatışmasıdır. bu çatışma sona ermiş, dünya liberal demokrasinin üstünlüğünü kabul etmiştir, devlet yönetimi artık bir teknik mesele yani liberalizmin doğru uygulanmasıdır. fukuyamanın tezine getirelebilecek en naif yorum "adam da amma sıkmış" olabilir ancak bu yorum kanımca yanlıştır. teorisinin temelsiz olduğunu kendisi de bilmektedir ancak teori göz boyama yoluyla büyük ameriken imporatorluğu amacına hizmet etmektedir, en türkçe anlatımla ateş olmayan yerden duman çıkmaz demek ki bu liberal demokrasi iyi bi şey tarzında düşünebilecek insalara yönelik yazılmıştır ve bilimsellikten uzak politik bir hamledir.
  • 1989 u milat kabul eden ultra fırsatçı kardeşliğin devamı için,
    (bkz: washington konsensusu)
    (bkz: there is no alternative)
  • karl marx'ın kapitalin birinci cildinde -eleştiri babında - değindiği teori. şöyle diyor marx, " burjuva ekonomi politiği, kapitalist düzeni tarihsel gelişimin geçici bir aşaması olarak değil; tam tersine toplumsal üretimin mutlak ve son aşaması olarak görmektedir. bundan ötürü o, yalnızca kutuplaşmanın gizli kaldığı süreçlerde bilimselliğini koruyacaktır." buradan bakınca fukuyama'nın tezi çok da orijinal gibi durmuyor. aslında marx'ın kapitalistleri ne kadar iyi gözlemlediğini de anlıyoruz buradan. kapitalistler ne zaman bir kutuplaşmada denge liberalizmden yana bozulsa "tarihin sonu geldi" gibi sloganlarla ortalığa düşerler, düşecektirler diyor marx ve yaşadığı dönemden 100 yıl sonrasına selam çakıyor.