şükela:  tümü | bugün
  • türkiye mustafa öztürk, ilhami güler ve ömer özsoy gibi değerli hocaların savunduğu anlayış.
    ne olup olmadığını anlamak için bu hocaların konuşmalarını dinleyip izlemek gerekir.
    bu anlayışın dünyada öncüsü fazlur rahman'dır.
  • kur’an’ı yorumlarken ayetlerin indirildiği tarihsel şartları da göz önünde bulunduran anlayış biçimi.

    bu zaten geleneksel islam düşüncesinde yer alan bir yaklaşımdır,
    ayetlerin “esbab-ı nuzül”ü (indirilme sebepleri) hep önemsenir.
    ancak tarihselci anlayışa göre kur’an’ın içindeki bazı ayetlerin
    lafzen (yani birebir yazılı olduğu gibi) uygulanmasının günümüzde imkansızlaşmıştır.

    örneğin kur’an’da köle ve cariyelerin hukuku ile ilgili ayetler vardır, ancak bunlar artık tarihe karışmıştır. bazı ayetlerde ise o dönemin arap toplumunun sosyal hayatıyla ilgili düzenlemeler vardır.

    örneğin, nur suresi 58. ayet:
    "ey iman edenler, sağ ellerinizin malik olduğu ile sizden olup da henüz erginlik çağına ermemiş olan (çocuk)lar, (odalarınıza girmek için şu) üç vakitte izin istesinler: sabah namazından önce, öğleyin üstünüzü çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra. (bu) üçü sizin için mahrem (vakitleri)dir. bunların dışında size de, onlara da bir sakınca yoktur; onlar yanınızda dolaşabilirler, birbirinizin yanında olabilirsiniz. "

    ayette geçen “öğleyin üstünüzü çıkardığınız vakit”, o devirde insanların arabistan’ın aşırı sıcaklarından kaçmak için öğle vakti evlerine çekilme geleneğiyle ilgilidir. yaşadığımız toplum da dahil, modern toplumların çoğunda böyle bir adet yoktur.

    enfal suresi 60. ayette ise, müslümanların savunma amacıyla “kuvvet ve besili atlar hazırlamaları” emredilir. acak günümüz şartlarında artık savunma amacıyla “besili at” yetiştirilmeyeceği bir gerçektir.)

    bunlar gibi birçok örnek verilebilir.

    bu nedenle tarihselci islam alimleri,
    kuran ayetlerini tarihsel olanlar (kuranın indiği döneme ve topluma ait) ve tarih üstü olanlar (haksız yere insan öldürme, merhametli ol, ana babaya saygı göster, yoksulu doyur, hırsızlık yapma vb. ) olarak ikiye ayırırlar.

    (bkz: din vs şeriat)
  • kuran'a bakarken
    "evrensel mi tarihsel mi" şeklinde değil,
    "tarih üstü mü, tarihsel mi" diye soru soran anlayış.
    bu anlayışa sahip islam alimleri,
    kuran'ın evrensel olmadığını zaten kabul ederler.
    ayrıca tarih üstü değil tarihseldir derler.
    ama bu kuran'ın allah kaynaklı olduğu gerçeğini değiştirmez derler.

    "kur’an’ın kendisine ilişkin kullandığı arabi nitelemesi' yalnızca kur’an’ın dili ile ilgili bir niteleme değil; aynı zamanda dili kendisinden bağımsız sayamayacağımız kültür ve zihniyeti de kapsayan bir nitelemedir. zira kur’an belli bir tarih diliminde (7. yüzyıl), muayyen bir muhatap kitlesine (araplar) yönetilmiş bir hitaptır ve hitap muhataplara (bir arap olan) hz. muhammed’in ağzından iletilmiştir. bunun doğal bir sonucu olarak, yerine göre bizzat hz. peygamber’in, onun arkadaşlarının ve / veya karşıtlarının oluşturduğu tarihsellik, kur’an’a bir şekilde yansımıştır.
    bu yansıma, bazen bir soruya verilen bir cevap,
    (bkz: sana neyi infak edeceklerini sorarlar)
    (bkz: sana ruhtan soruyorlar)
    ortaya çıkan bir soruna yönelik bir çözüm önerisi
    veya mevcut duruma yönelik siyasi bir tutum
    (bkz: cihad için beslenen atlardan hazırlık yapın)
    vb. şeklinde tezahür edebilmektedir."

    ömer özsoy
  • tabiri caizse allah'ın şövalyeliğine soyunanların bakış açısı. net bir şekilde kendi içlerinde çelişiyorlar. dedikleriyle işin pratiği uymuyor. kuran'ı tarihin belli bir dönemine sokan bu bakış açısının çözüm olacağını düşünmüyorum. farzı misal, ayetlerde geçen öldürme eylemi bir sorunsa; kitabı okuyanın aklında bir soru işareti yaratıyorsa, bunlara tarihsel demekle sorun çözülüyor mu? evvela başından belirteyim; allah'ın, (vuku bulduğu topraklara hiçbir şey katmamış) dinini yaymak için kan dökülmesini emretmiş olmasını ben kabullenemiyorum. hadi bunu geçtim, peki sorunu ''o zaman öyleymiş, belirli müşrikler için söylenmiş'' diyerek mi çözeceğiz? bu, geçmişte uygulanmış olmasındaki sorunu ortadan kaldırmış oluyor mu? yahut allah, ''siz şimdilik haram aylarda savaşmayın, iki yüzyıl sonra da bu uygulamadan vazgeçebilirsiniz'' diyemeyecek kadar aciz mi? illa senin şövalyeliğin mi lazım insanlığın aydınlanması için? yoksa allah, yeni bir din yerine tarihselcileri bu işi yapsınlar diye özel olarak mı görevlendirdi?

    tarihselci mustafa öztürk'ün şöyle bir sözü var: ''yahu kardeşim kur'an sana mı indi?'' peki be bilader, bana inmedi. iyi güzel de bu kuran bana gelmediyse, allah bana hitap etmemişse, hükümleri tarihsel olmuşsa, kıssaları ve ahiretle ilgili anlatımları salt o dönemin araplarına yönelikse ben bu dini niye kendi dinim olarak kabul edeyim ki? cennette vaadedilen içkilero dönemdeki arapların zevkine hitap ediyorsa neden ben bu dini sahipleneyim? bu kadar muallak varken din konusundaki bu fanatiklik neden? aslında mustafa öztürk ''kuran sana mı indi?'' derken haksız sayılmaz. nitekim kitap arapça. yusuf suresi 2. ayette de geçtiği gibi; ''biz onu anlayasınız diye arapça indirdik.'' denmiş. yani yollanan bir arap kavmi. yazılanların elin aborjinini ilgilendirmediği konusunda hemfikiriz. peki bizi neden ilgilendiriyor?

    hadi bunu da geçtim, tarihsel bakış açısıyla değerlendirme yaparken ''domuz eti yemeyin, namaz kılın, oruç tutun'' gibi ayetlerin niye bize geldiğini düşünüyoruz? bunun ayrımını kim, nasıl yapıyor? misal ''o dönemlerde domuz çok pismiş. allah ondan yasaklamış. şimdi ben kendim yetiştiriyorum mis gibi'' dersem, bana tarihselciler ne cevap verebilir? hangi aşama, hangi olgular ve hangi derecede tarihsel değişim; ilahi bir hükmü, içeriği uygulanmayacak şekilde geçersiz kılar?

    vallahi benim aklım almıyor arkadaş. anlayan beri gelsin. allah'ın, şimdiki ve evvelki mücahitlerin insanlık dışı eylemlerine -dolaylı yoldan da olsa- sebep olmasını, referans olarak da kuran'da geçen binbir türlü cihada teşvik ayetlerinin bahane edilerek öne sürülmesinde ''kitabın yazarı'' olarak başrolde oynamasını benim aklım al-mı-yor. sen ne kadar ''ama allah müşrikleri müşrik olduğu için değil, hakikatın yayılmasını engelledikleri için öldürtmüş.'' desen de herkes sen değil ki be güzel kardeşim. adamlar öldürmek için o ayetleri kullanıyorlar. hatta kitaba kendi kafasınca eklemeleryapıyorlar. tüm bunların müsebbibi olarak, sözlerinin çarptırılmasını ve ağızda sakız olmasını göze alarak bir kitap indiren allah'ı gösteremez miyiz?

    son olarak da şunu sormaya hakkım var diye düşünüyorum: yüce allah benimle oyun mu oynuyor? neden okuyanın aklında türlü soru işaretleri bırakıp mezhepçi, tarihselci, kurancı vs. diye ayrıldığı bir kitap indirmiş? kitap gerçekten iddia ettiği gibi apaçık ve anlaşılır mı yoksa tarihselcilerin şövalyeliğine mi kaldık anlayabilmek için?
  • aşağıdaki başlıklarda geçen konularla birlikte araştırıldığında
    kafadaki soru işaretlerine cevap verebilen konu.
    (bkz: muhammed kuran'ı neden kitap haline getirtmedi)
    (bkz: hz. muhammed'in kuran ayetlerini toplamaması)

    2-3 hafta bu tarihselcilik meselesini ve
    hz. muhammed'in kuran ayetlerini toplamaması konusunu araştırın,
    müslüman da olsanız ateist/deist de olsanız
    tüm dinlere, insanlığa bakış açınız değişecek.
  • geleneksel anlayışa, kur'an müslümanlığından sonraki ikinci alternatif. bu anlayışı, kur'an müslümanlığına göre daha eli yüzü düzgün bir islam yorumu olarak görüyorum. ancak islam dünyasında kabul görüp kayda değer bir kitleyi ikna edebileceğine çok ihtimal vermiyorum. islam dünyasının geleceği, bütün kusurlarına rağmen kur'an müslümanlığı gibi görünüyor.

    tarihselci anlayışın savunucuları, hem gelenekçilerin hem de kur'ancıların handikaplarını o kadar güzel eleştirirler ki alkış tutasınız gelir. beyin enerjilerini onları eleştirmekle heba ettiklerinden olsa gerek kendi anlayışlarında ki yığınla çıkmazı bir türlü göremezler. hem de öyle bir göremezler ki "kur'an evrim hakkında bir şey söylemiyor.", "adem birey değil, bir neslin ismidir." gibi iddiaların kur'andan çıkarılabileceğine inanacak kadar.
    ya da görürler görmesine de bu anlayışa tutunmaktan başka çareleri yoktur, bulundukları yer son sığınaktır ve bir sonraki adım deizmdir. maalesef kendilerinde de zincirlere kafa tutacak yürek pek azdır. insanların çoğu gibi...

    yine de bu anlayış, islam tarihinin en büyük buluşudur. bu anlayışın mantığıyla hareket edildiği takdirde islam'ın aşamayacağı engel yok. misal; kur'anda, "and olsun biz dünyayı dümdüz bir tepsi gibi yarattık!" şeklinde bir ayet mi var? hiç sorun değil... "o zamanın insanlarına ancak o şekilde anlatılabilirdi." dersin, olur biter. sembolik anlatım, metaforik anlatım yahut dümdüz ve tepsi kelimelerinin arapça'daki diğer anlamları diye kıvranmaya da gerek kalmaz.

    edit: ne olursa olsun, bin dereden su getirmek veya herşeye olmadık kulplar uydurmak pahasına bile olsa inanca bir yerinden tutunmaya devam etmekle mutlu oluyorlarsa bize bok yemek düşer.
  • her ne kadar mustafa öztürk arada sırada bir şekilde reddetmeye çabalasa da tarihselcilik tam olarak islam modernizmidir. zaten yanılmıyorsam ilahiyatlarda, akademik çalışmalarda modernist akımla direkt olarak tarihselcilik kastedilmekte.

    şu an ciddi olarak bakarsak da en tutarlı modernist akım olduğunu görebiliriz. çünkü mustafa öztürk'ün de modernistler diyerek eleştirmekten zevk aldığı kur'an müslümanlığı söylemi ortaya bir yöntem, usul koyamadığı ve dine ait bütün mevzuların yapısını sökerek, kavramsal tüm düzlemleri altüst ederek hareket ettiği için zaten bir değeri yoktur.

    kur'an müslümanlığına islamcılık akımının vasatlaşarak vülgerleşmesi veya yaşar nuri örneğindeki gibi daha farklı bir ideolojik zemine çekilmesi diyebiliriz. (bir not: herkesin diline pelesenk olmuş islamcılıkla burada kastettiğim islamcılık aynı şey değil. islamcılıkla kastettiğim şey örneğin cemaleddin afgani, muhammed abduh, reşit rıza, ali şeriati, seyyid kutup, mevdudi gibi isimleri örnek gösterebileceğimiz ana damardır, milletin sürekli islamcılık olarak kastettiği şey ise bildiğin işte mesela osmanlıcılık, milliyetçilik, necip fazıl çizgisi vs. üzerinden tanımlanan muhafazakar-anadolucu islamcılıktır.)

    islamcılığın ve kur'an müslümanlığının dayandıkları en büyük argüman gerçek islam bu değil argümanıdır. yani gelenek olarak adlandırılan şey sahih inançtan bir sapma ve bozulmadır bu zihniyete göre. gerçek islam esasında moderniteyle daha özelde çağdaş ekonomik, hukuki ve siyasi sistemlerle, çağdaş bilimsel gelişmelerle falan çelişmez.

    tarihselciliğe bunla karşılaştırarak girersek şunu diyebiliriz; kur'an islamcıları genel olarak içinde yaşadıkları çelişkiden(bu çelişki her modernleşmeye başlayan geleneksel toplumlarda vardır.) kurtulmak için bindörtyüz yıl önceki islamın şu anki çağdaş değerlerle aynı şey olduğu iddiasını getiriyorlar.(tam olarak bunu demeseler de vardıkları yer buraya gidiyor.) tarihselciler ise moderniteyle imtihanında 1400 yıl önceki islamla bu zamanın değerleri aynı değil, ki olması da gerekmiyor diyorlar. ve o zamanda olup bu zamanın değerlerine ulaşamayan şeylerin (en başta fıkhi-hukuksal uygulamalar) tarihsel olduğunu iddia ediyorlar. bu yüzden kur'an'ı tarihsel bağlamını merkeze alarak esas anlamını bulmayı ve oradan günümüz modernitesiyle çatışmayacak bir şekilde geri getirmeyi öneriyorlar.

    girdiyi uzatmamak için burada bitiriyorum. tarihselcilik üzerine yazmak istediğim daha birçok şey var, ama bir entry'e sığdıramayacağım için sonra başka bir girdiyle devam edeceğim.
  • mehmet bayrakdar'ın fazlur rahman'a eleştirilerine kısa bir bakış için (bkz: #69504594)

    caner taslaman'ın kitabı hakkında (bkz: #69825935)

    mustafa öztürk hakkında birtakım eleştiriler (bkz: #69891850) (bkz: #69921959) (bkz: #69942403) (bkz: #69960420) (bkz: #69995951) (bkz: #70014289)

    ilhami güler hakkında önemsiz bir mevzu (bkz: #69876201)