şükela:  tümü | bugün
  • bir asli dede soyle$isi icin:

    "tarik bugra ile turk edebiyati uzerine" * , imece , sayi: 20/ekim 2000

    http://imece.org/dergi/ekim/tarikbugra.html
  • siyah kehribar, küçük ağa, ibişin rüyası`, firavun imamı, dönemeçte, gençliğim eyvah, yağmur beklerken, yalnızlar, osmancık, dünyanın en pis sokağını yazmıştır.
    hiçbir kitabı küçük ağanın başarısına erişememiştir.
    oğlumuz, yarın diye bir şey yoktur, iki uyku arasında adlı öykü kitapları da vardır.
    oyun alanında pek başarılı olamasa da ayakta durmak istiyorum, dört yumruk, yüzlerce çiçek açtı, akümülatörlü radyo yazdığı oyunlardır.
    bir çağın adı adlı bir deneme kitabı da vardır.
  • edebiyatımızın güzel anlatımlı, düşündürücü agır abilerindendir. bazıları tarafından mukaddesatçı (ne demekse) bir çuvala sokulmak istenir durmadan. ama yazdıklarının altında ezilirler o çuvalı taşıyanlar hep...
    sonra tarık bugra'nın öyküleri güneş rengi bir yıgın yaprak üzerinden gülümser insana.

    canım çekti şimdi durduk yerde kahve gibi.
  • 2 eylül 1918 tarihinde akşehir'de doğdu. ilk ve ortaokulu akşehir'de okudu. istanbul lisesi'nin yatılı kısmında okurken bu lisenin yatılı kısmının kapatılması üzerine kaydını konya lisesi'ne aldırdı ve liseyi burada bitirdi. (1936). lise yıllarında tarık nazım müstear ismiyle hik(ye ve şiirler yazmaya başlayan tarık buğra, istanbul üniversitesi tıp ve hukuk fakültelerinde bir süre okuduktan sonra kaydolduğu edebiyat fakültesi türk dili edebiyatı bölümü'nün son sınıfında ayrıldı. askerlik hizmetinden sonra şişli terakki lisesi'nde muallim muavini olarak işe başladı.

    cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada oğlum(uz) adlı öyküsüyle bin liralık büyük ödüle layık görüldüğü ilan edildi. (1948). ancak, tarık buğra'ya bu para yerine altın bir kalem ödül olarak verildi. aynı yarışmada doğan nadi'nin bölük komutanı birinci ilan edildi ve bu zatın hikayeci olarak adına ikinci bir kez daha rastlanılamadı. yine de bu ödül neticesinde aldığı yoğun iş teklifleriyle basın hayatına atılma konusunda cesareti artan tarık buğra, akşehir'e dönerek nasrettin hoca gazetesi'ni çıkardı (26 temmuz 1949-28 haziran 1952). milliyet gazetesi, vatan, yeni istanbul gazetesi (1952- 1956), yol dergisi (1968) ve tercüman gazetesinde (1970-1976) sanat sayfaları düzenledi, fıkralar yazdı, yazı işleri müdürlüğü yaptı. hisar dergisi ve türkiye gazetesinde de yazan tarık buğra, 26 şubat 1994 tarihinde istanbul'da öldü.

    eserleri
    denemeleri:yarın diye bir şey yoktur, iki uykunun arasında
    romanları: siyah kehribar,küçük ağa, küçük ağa ankara’da, ibiş’in rüyası, firavun imanı, dönemeçte, gençliğim eyvah, yağmur beklerken, yalnızlar, osmancık
  • dogum yeri icin (bkz: aksehir).
  • tarık buğra, kurtuluş savaşı’nı ve türkiye cumhuriyeti’nin kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin yakup kadri karaosmanoğlu, kemal tahir gibi köşebaşlarından biridir. ancak o, bu geleneğe hâkim olan millici modernist yaklaşımdan farklı olarak, bu süreci islamî-muhafazakar referansları, duyarlılıkları ile yaşayan insanların açısından ele alır.
    eserlerinin özgün yanı, bu kurtuluş-kuruluş sorunsalını küçük taşra kasabalarına taşımış olmasıdır. o nedenle tarık buğra’nın romanlarında modern ile geleneğin, millilik ile islamîliğin arasındaki girift çatışma ve gerilimlerin her düzeydeki tezahürleri, taşranın, küçük kasabaların sade, iddiasız insanlarının alabildiğine gerçekçi dün-yalarındaki hâliyle önümüze serilir.
    modernist-millici roman türünde olumsuz değilse bile edilgen, çoğu kez basmakalıp tiplemelerle temsil edilen halk, burada kurtuluş-kuruluş sorunsalının tüm iç çatışma ve sancılarını, aklında, vicdan ve inancında kendi yerelliğinin motifleriyle yaşayan, sahici insanlar olarak yer alır.
    kurtuluş savaşı’nı izleyen büyük dönemeçler ve dönüşümlerin, toplumsal gerilimler ve uzlaşmaların “halk” katından en yetkin anlatımıdır tarık buğra’nın romanları.
  • ebedi istirahatını, karacaahmet mezarlığı'nda annesinin kucağında yapmaktadır.
    onun ölümü üzerine bir edebiyatçımız, "türkçe büyük bir ustasını kaybetti. türkçe'nin başı sağolsun" der.
  • (bkz: colak salih)
  • "ibiş'in rüyası"nı onun kadar güzel gören olmadı. bu romanıyla türk tiyatrosu'nun önemli bir dönemini her yönüyle ve ustaca ele almakla kalmamış, günümüzde de söz konusu olan sanatsal değer-ticari kazanç ikilemini sessiz ama sarsıcı bir üslupla dile getirmiştir.