şükela:  tümü | bugün
  • mazot ve yeme verilen destek arttığında ilerleyeceğimizi düşündüğüm durum..

    hepsi birbiri ile bağlantılı olan iki durum tarım ve hayvancılık.

    yağmur yağmadı vs arpa-buğday kısa kaldı haliyle sap kısa kaldı, saman az oldu,mazottan dolayı balya başına yazılan mazot gideri 1 tl oldu, samana sarılan ip 0,30 dan 0,50 e çıktı, saman ithal ettik!!

    e yem uçtu, saman 3 ken 10 oldu et 35 ken 50 oldu!!

    buzağı desteği için ayrılan bütçe, yem ve mazota verilse bu ülke kalkınır!

    edit:çok şey yazarım buraya gerçekten bu işin içinde olduğum için ama gerçekten üzülüyorum

    #71837072 şu başlıkta küçük bir maliyet hesabı yapmıştım
  • en büyük destek, köstek olmamak. tarım ve hayvancılığa destek yerine köstek olan bir sistem söz konusu olduğu için ilerleyemiyoruz. aracıyı, tefeciyi, ithalatçıyı engelleyecek düzenlemeler yaparak, yani üretimi sermayeye yem etmeyerek başlamak lazım kanımca.
    ilk yapılması gereken, meraları ıslah edip kooperatifleşmeyi teşvik etmek. sanayi ölçekli üretim istiyorsan, küçük üreticiye küçük olanaklarla bu işi yıkarak çözüm elde etmeye çalışmayacaksın.
  • çocukluğum köyde geçti ve dolayısı ile çay fındık ve benzeri işlerde çalıştım. işlerin zorluğundan şikayet etmezdim ama eş dost kolu komşu, " bak ! ne kadar zor işler! oku , oku da bu işlerlerden kurtul, sefil olma buralarda. " şeklinde telkinlerde bulunurdu. bu şartlandırma ve telkinler köylerin boşalarak büyük şehirlere göç etmesine neden oldu. evet köylerimiz boş, yaş ortalaması yüksek. 30 yıl sonra köy ve köylü kavramı sanıyorum büyük ölçüde lüks konutların yapıldığı projelerde anılacak.
  • köylü ve çiftçimiz kalmadı ki, tarımımız, hayvanımız, hayvancılığımız kalmış olsun.

    önce taşrayı cazip hale getir,imkanlarını şartlarını geliştir, yollar, okullar, hastaneler, sosyal alanlar yap sonra politika üret.

    yoksa kimse bu saatten %1000 gelir getirse bile şehri bırakıp da köye gidip tarım-hayvancılık yapmaz bana hiç inandırıcı gelmiyor. adam istanbul'da köle olur ama köyde kral olmak istemez. şimdi sorsan köyde olanlara da bir an önce şehirlere gelmek ister, gelenleri de göndermek bu saatten sonra zaten çok zor ama sistem hala bunu teşvik ediyor. acilen artık ranttan vazgeçmek ve bir an önce şehir yatırımlarını taşraya kaydırmamız gerek.

    taşraya ciddi yatırımlar yapmak, sosyal imkanları hızla geliştirmek , bununla birlikte uzun soluklu, bilimsel ve intansif yöntemli tarım ve hayvancılık politikaları ile bu iş az çok düzeltilebilir, daha iyiye adımlar atılabilir, yani atılsa güzel olur.

    tabi bu zaman alıcı, uzun vadeli bir politika. yani pek bizim sisteme uymuyor. gerçi, sanki bir sistemimiz varmış da ona uymuyor gibi yazdım anasını satıyım.

    sanırım hangi sistem, hangi tarım-hayvancılık sorusundan başlamak en iyisi gibi duruyor.

    evet esas sorun bu sanırım.

    (bkz: tarım ve hayvancılıkta felsefe)
  • bi ara dayım demişti parisin kırsalında yaşayanlar sadece ihtiyaçları için şehre gider yoksa tüm sosyal aktiviteleri köyde mevcut.

    bizim köylerde gerçekten bu konuda büyük sıkıntılar mevcut.
  • herkes bir bihter olup kendisine behlül aradığı için. istanbul hayatında kokmuş metrobüs ile ayda 2500 lira maaş mı yoksa köy hayatında ayda 4000 lira maaş mı sorusuna bir cevap verin bakalım.
  • kendi kendime çok sorduğum bir sorudur. ankara'da yaşamam itibariyle tüm bakanlıklar etrafımda. en çok bina ve memuru olan ise gıda tarım ve hayvancılık bakanlığı. e bu kadar insan burada çalışıyorsa neden tarım bu halde.

    en son bir gün dedim ki ben bu soruyu iyisi mi tarım bakanı *na sorayım. hemen ayarladım bir toplantı, geldi. (ciddiyim)

    dedim ki: sayın bakanım, 70 milyonluk ülkeyiz, günde kişi başına bir ekmek tükettiğimizi varsayarsak, günde 70 milyon ekmek için ne kadar un, o miktar un için ne kadar buğday, o kadar buğday için kaç hektar arazi....
    demeye kalmadı, bakan sözümü kesti... dedi ben anladım sizin sorunuzu, arkadaşlar o konu üzerinde çalışıyor.

    olayın üstünden 5 sene geçti. çalışmanın da en ufak belirtisi yok, bakan'dan da iz kalmadı.

    hülasa, ülkede temel ihtiyaçlar için ne kadar kaynağa ihtiyacımız olduğu konusunda bir bilgimiz olmadığından, bunu ilgili bakan'ın bile bilmemesinden sebeple, bir arpa boyu yol alamıyoruz.

    mezkur bakan'ın bir ifadesi olduğu iddia ediliyor. tarımı çiftçinin eline bırakamayız buyurmuş. haklı. ya bunun planlamasını devlet yapacak, yahut tamamen özele verilip işletilecek. her iki halde de toprak yasası radikal şekilde değişmeli ki sonuç alınsın. an itibariyle yapılan değişiklik iyi ama yetersiz.

    ana amaç ülkedeki tarım alanını, toprağın verim ve mineral yapısını gözetip maksimum verimde işlemek olmalı. devlet yahut özel sektör ziraatçileri nezaretinde, mazot ve gübrede icabında sübvansiyon uygulanarak fiyat ayarlaması yapılmalı.

    bu nasıl yapılır? eğer halk kalkıp "ben maaşımla 2400 ekmek veya 41 kilo et alabilirken şimdi sadece 39 kilo alabiliyorum" diye baskı yaparsa olur. var mı yapan? koyun yetiştirmede bir numarayız vesselam.
  • köyde 100 hayvanı olan babasının oğlunun,şehirde asgari ücrete çalıştığı bir sürü insan tanıyorum