şükela:  tümü | bugün
  • türk tarımı artık ithalatçı durumundadır.

    türkiye yunanistan ve abd’den pamuk, rusya’dan buğday, fransa’dan arpa, mısır’dan pirinç, ukrayna’dan mısır, sri lanka’dan çay, italya’dan bakla, çin’den sarımsak, panama’dan muz, meksika’dan nohut, kanada’dan mercimek ithal ediyor. sadece abd'den geçen sene ithal edilen tarım ürünü 1 milyar doların üstünde. içtiğimiz çay bile sri lanka'dan ithal. toplmada 8 milyar dolara yakın tarım ürünü ithal ediyor türkiye.

    her yıl hollanda yüz ölçümü kadar toprak nadasa bırakılıyor. çiftçinin 2002 de bankalara borcu 4.1 katrilyondan 40 katrilyon tl ye çıktı. ve bu paranın 1.5 katrilyonu batık durumda.

    peki çiftçiden nasıl oy alıyor ? bunun cevabı basit; bankalara 40 katrilyon borçtan dolayı, tefeci gibi sarmaladılar başka çaresi yok türk çiftçisinin. "bunlar giderse bu borcu döndüremeyiz korkusu var". bu durum, üreten, çalışan, sanayici, emekli, esnaf ve çiftçi herkes için geçerli.

    etrafınıza bakın gidişata eleştiri getirenlere, başkaldıranlara, borçsuz ve kimseye hiç bir gebeliği olmayan bilinçli insanlardan oluşur.

    türk toplumu midesine bakar, ne zaman ki mide boşalır o zaman anlarlar. ağustos böceği örneği, artık kış yaklaşıyor!
  • tarımın çökme noktasına gelmesinin tek nedeni yatırım yapmayan üretimini geliştirmeyen gelecek nesle aktaracak bir şey bırakmayan küçük çiftçidir.
  • çabuk çöktü dikkat edersen. şaka bir yana türkiyenin en büyük sorunudur.

    (bkz: türkiye'nin tarım politikası)

    eğitimmiş,güvenlikmiş,işsizlikmiş,borçmuş hepsi hikaye bir gün aç kalırsanız görürsünüz ebenizin amını.

    ekecek bir karış verimli toprağınız olmayacak,genetiği değiştilmiş olması nedeniyle bir tane çoğalacak tohumunuz olmayacak,yasalarda zaten ekmenize izin vermeyecek. ondan sonrada alırsınız gramla nohutu,fasulseyi,prinçi.

    geçenlerde soner yalçın buna benzer bir konudan bahsetmişti. erdoğan'ın en büyük günahı gibi yazısı vardı.

    özeti şöyle bir şeydi:

    2009-2010 arası tayyip efendi abd'ye gider. konuşulan konu sadece "carling" firmasının istediği "gdo" yasasıdır. ve aynı hafta meclisten geçer bu yasa.tam içeriğinini bilmiyorum yasanın ama şöyle bir şey tahmimim

    " tohumun genetiği değiştirildiği için formulü ve patenti bir firmanın oluyor ve bunun üzerinde kimse hak iddaa edemiyor. çiftçi üretim yapmak için bu firmadan tohum almak zorunda ve üretim için izin almak zorundadır. aksi taktirde altından kallamayacağı büyük cezalar ödeyecektir."

    hindistanın bir bölgesinde halka yıllar önce bedava ve verimli tohumlar verdiler ve bu sayede toprakları zehirlediler. artık hindistanlıların tohumları o topraklarda yetişmez oldu ve artık oraya hiçbir zaman ucuz verimli tohum vermeyerek kaderlerine ve açlığa terk ettiler bu köylüleri. belgeseli seyrettiğimde içim sızlamıştı.

    şimdi aynı şeyi tüm dünyaya özellikle bizim gibi ülkelere uygulamaya çalışıyorlar bu küresel güçler. zira artık petrol gücünü kaybetti yeni trend tarım.

    not:belirtiğim olayın tarihini ve firmanın adını tam hatırlamıyorum ,araştırıp editleyeceğim.

    (bkz: tehlikenin farkında mısınız)

    david rockefeller: "dünyayı yönetecek güç elinde tarımı tutmak zorunda.önümüzdeki yüzyıl tarımı kontrol edenin olacak."

    --- spoiler ---

    rockefeller’in 1991’deki konuşması

    wikipedia’da rockefeller ile ilgili olarak kendisinin haziran 1991 yılında almanya’nın baden baden kentindeki bilderberg konferansının açılışında söylediği iddia edilen konuşması yer alıyor. rockefeller: “bizler 40 yıldır washington post, new york times, time ve diğer medya gruplarından bizim toplantılarımıza katılan yöneticilerin, konferanslarımızla ilgili sırları saklayacaklarına dair verdikleri sözü yerine getirdikleri için minnettarız. 40 yıldır minnettarız. bu 40 yıl içerisinde eğer toplantılarımızla ilgili kamuoyuna bilgi verilseydi, dünya için yaptığımız planlarımızı geliştirmemiz mümkün olmazdı. dünya, bir dünya hükümetine doğru gitme konusunda daha sofistike ve hazır duruyor. bu plana göre, artık dünya savaş nedir bilmeyecek, tüm insanlık için sadece refah ve barış olacak. entelektüel seçkinler ve dünya bankerlerinin ulus üstü egemenliği, önceki yüzyıllarda olan ulusal egemenliğe tercih ediliyor.”

    clınton ve bush aile tarımcılığını yok etti

    bill clinton ve george bush tarafından kararları uygulanan kuzey amerika serbest ticaret anlaşması sonucu amerika’da üretim yapan milyonlarca iş elendi ve amerika’daki aile tarımcılığının yerini küresel tarım sektörü aldı.

    dünya ticaret organizasyonu bünyesinde gerçekleştirilen benzer serbest ticaret anlaşmaları nedeniyle, milyonlarca üreten iş gücü çin ya da başka yerlere ihraç edildi.

    finans sistemi yıkılmak üzere olan bir piramid gibi

    bankerlerin amerikan ulusal para sistemini tamamen kontrol ettikleri gerçeği, yıkılacak durumda olan büyük bir borç piramidiyle sonuçlandı. para üzerindeki bu ‘kontrol sistemi’ rockefeller ailesinin para aktardığı chicago üniversitesi ekonomistlerinin bir icadı. problem şu ki, bu piramid yıkıldığında herkes iflas edecek ve nereden geldiği belli olmayan bir yerden para yapan bankalar değerlenecek olan penileri tutmaya çalışacak. j. p. morgan chase’in carlyle capital ile iş yapmaya hazırlandığı gibi. finans endüstrisi için kabul edilebilir düzenlemeler hükümet tarafından terk edilmiş durumda. bu düzenlemeleri yapmak isteyen siyasetçiler, eliot spitzer gibi, bir şekilde yok ediliyor.

    federal hükümet ve yerel hükümetlerin amerikalılar üzerine koyduğu toplam vergi yükü gelirin yüzde 40’ını geçti ve bu miktar daha da yükseliyor. bugün ekonomide gerileme başlarken, demokratların kontrol ettiği kongre küçük miktarda yardımları desteklerken, iki yüzlü davranarak vergileri yükseltiyorlar, özellikle orta gelirliler için. öğrenci kredileriyle vergileri desteklemek bir şekilde iflasçı koruma sistemiyle elimine edilemez.

    40 milyon amerikalı açlık sınırında yaşıyor

    exxon-mobil gibi şirketler rekor kazançlar elde ederken, gas fiyatları artıyor. diğer eşya ve gıda fiyatları yavaş yavaş yükseliyor. tıpkı, bazı ülkelerin neredeyse açlık koşullarını tecrübe etmeye başlaması gibi. 40 milyon amerikalı resmi olarak açlık sınırında yaşıyor.

    büyük şirketlerin su ve mineral kaynaklarını kontrol etmesi, kamuda bulunması gereken birçok şeyi bulunmaz hale getirmiş. enerji üretiminin serbest bırakılması, birçok bölgede elektrik maliyetinde yüksek artışlara neden oldu.

    az gelişmiş ülkelerdeki tarım yok edildi

    nafta tarafından aile tarımcılığının yok edilmesi (aynı şekilde meksika ve kanada’da da aile tarımcılığı yok edildi), ımf ve dünya bankası’nın başka milletlere uyguladığı siyasetin bir benzerini oluşturuyor.
    “washington konsensüsü’ tarafından yapılan baskılar sonucu dünyada kendi kendine yetebilme durumu, ihraç edilen ürünlerin yetiştirilmesiyle yer değiştirdi. tarımsal alanlardan göç, az gelişmiş ülkelerirn kentlerinde büyük gettolar oluşturdu.
    --- spoiler ---

    (bkz: toprak koruma ve arazi kullanımı kanunu) *
  • hep battık hep bittik hep öldük de;
    ne zaman para harcayacak bir eylemde bulunacak olsam illa para vermek için sıra bekliyorum,
    bu benden önce para harcamak için sıraya girenler hep parası olanlar mı?
    hep mi beni buluyorlar? yoksa bende hep parası olanlardan mıyım?
    yoksa bu kırk trilyonu borçlanıp çatır çatır yiyor mu bu çiftçi milleti?
  • ölüm fermanı gibi tespitin içinde milyon hesabına takılan şirinleri göstermiş olan gelmedir.
  • temel sebebi mikro ölçekli ve bölgesel etkin politika önermelerinin geliştirilememesi olan çökme/ çökme öncesi durum.
  • yakından gördüğüm kadarıyla; küçük şehirlerde tarımla uğraşanların getirisi büyük olmamakla beraber bu yüzden insanlar sürekli göç veriyor.tarım arazileri yalnız ve boş kalıyor.çiftçinin kalkınması için daha fazla destek gerekir.tabi bu bir tek tarım için de geçerli değil hayvancılıkta çökme noktasında.