şükela:  tümü | bugün
  • bir ulku tamer siiri;

    " ölüler geçiyor tarla kuşundan,
    gagasından, kanatlarından,
    tarlasından.
    düşünüyor tarla kuşu:
    ölümü acaba bir tohum muydu?

    dalgalara tükürsen
    bire bin verir deniz,
    bu kan neleri çoğaltacak?"
  • (bkz: tarla kizlari)
  • italya'da tarla kuşlarını hiç durmamacasına öttürmek için ateşle kıpkızıl kızartılmış toplu iğne uçlarıyla cızz diye bir gözünü, cızz diye öteki gözünü yakarlar. iki gözü kör olan tarla kuşunu bir kafese koyarlar. mavi, açık, dur göklere özgür uçmaya alışkın kuş, ilk önce gözlerini öttürdüğü sandığı kapkara paçavrayı tırnaklarıyla parçalamaya başlar ve zavallı, kendini bir kat daha yaralar. karanlığın gözüne yapışan bir paçavra, is ya da kurum değil, bir zindan gece olduğunu anlayınca, kanat hızıyla geceyi aşmaya, güne güneşe ulaşmaya çabalar. çırpınır, çırpınır, her kanat vuruşu katı kafese çarpar, acır, acır!.. kara gece aşılmaz bir kara duvardır. uçucu kanatlardan kat kat güçlü, iç hızıyla ötmeye koyulur, öter öter. gecenin öte tarafında gönlünün gününü güneşini, nur alemini yaratır. yine o mavi göklerine çıkar, ta altında ufuklara kadar ıssızlaşan yeryüzüne pırıl pırıl pullar gibi renk renk cıvıltısını döker, döker allah esirgesin duramaz; çünkü durunca karanlık, ökseci kuşçunun kara parmak ve avuçları gibi varlığını kavramaya koyulur. öter, öter yaradılışa bütün canını, gönül cömertliğiyle harıl harıl döktükten sonra, boynu bükük. şu dar-ı dünyaya kör gözleri açık, aramızdan şükranla ayrılır. o da en kısa tanımıyla iyi insana benzer. aldığı kadarını, hatta aldığından çoğunu dünyaya verir.
    ...

    (mavi sürgün'den)
  • tarla kusu, tarla kusu
    tarla kusu, seni yolarım
    kanadını yolarım , kanadını yolarım
    kanadını , kanadını, kanadını
    yooolaaariiiiimmmmm

    diye bir marsı vardı bunun .. lisedeyken bagıra cagıra soylerdik bunu *..
  • tarlakuşu: lat. alauda arvensis, alm. feldlerche, ing. skylark
  • alondra.