şükela:  tümü | bugün
  • kocaeli şehir tiyatrosu tarafından pek bir güzel oynanmış oyun..
    günümüzle ve hatta islamla bile bağdaştırılabilcek tarzda.
  • başka uyarlamasını izlemediğim halde, kocaeli şehir tiyatrosu uyarlaması bence oktay arayıcı tadında olmuş ve klasik bir oyuna yakışmamış.. sahne düzeni ve dekor oyunun ruhunu tam olarak hissetmenize engel oluyor.. yanı sıra 2. perde başındaki "oyun içinde oyun" kabilinden "yaşar nerde kaldı" numaraları çok yakışıksız kalmış.. yakında eskişehir anadolu üniversitesi konservatuarı da oynayacakmış.. izlemek lazım..sondaki oyunun iyimser bir finalle bitmesine neden olan "yaşasın kral" tonlaması da beni kıllandırdı açıkçası..
  • 20 aralık tan itibaren istanbul devlet tiyatrosu taksim sahnesinde sergilenecek olan, moliere in yazdığı, orhan veli nin türkçe ye çevirdiği oyun.
  • istanbul devlet tiyatrosu'nun, tiyatronun 400 yıldır değişmeyen yazgısını gözler önüne sermek adına sahneye koyduğu oyun. genel programda oyunun tanıtımında kötü bir türkçe kullanılmış ve seyirciler tarafından tanıtım metni için özensiz denmişti. ayrıca orijinal metin (ki beş perdeden oluşuyor) epeyce kısaltılmış eleştirileri de eklenince, oyunun reji asistanı moliere'i, tartuffe'ü ve oyunu neden sahneye koyduklarını anlatan bir yazı yazmış. bu yazıyı da şık bir bröşür ile izleyicilere dağıtıyorlar.
    bugün tartuffe, hem karakter hem de bir oyun olarak yeterince tanınıyor. oyunu metne sadık kalarak baştan sona oynamaktansa, günümüz merceğinden geçirip, bir kaç mesaj vermek istemişler belli ki. bu sezon istanbul devlet tiyatrosu'nda sahnelenen tartuffe, bu yüzyılda tiyatroya çektirilen azaba, tiyatroca bir cevap niteliğinde; moliere vesilesiyle...

    ilk paragraf orhan veli çevirisiyle, moliere'in kaleminden tartuffe'ü ve moliere'in bakışını aktarıyor.

    "işte hakkında çok dedikodu edilmiş bir komedi. uzun zaman takibata uğradı. bu eserde oynattığım şahsiyetler pekala gösterdiler ki kendileri fransa'nın en kuvvetli insanlarıdır. şimdiye kadar bütün musallat olduklarımdan ziyade. markiler olsun, pnecieuse'lerle boynuzlular olsun, hekimler olsun, tefe konmaya çok az tahammül ettiler; herkesle beraber, onlar da işin alayındaymış gibi göründüler, ama yobazlar, asla. ilkin korktular, nasıl olurmuş da cesaret edip onlarla alay edermişim, pek akılları almadı. bunca namuslu insanın mensup olduğu bir yolu nasıl kepaze edermişim. öyle bir cinayetmiş ki yaptığım, dünyada affedemezlermiş. hepsi bir olup ayaklandılar." (jean baptiste poquelin moliere -çev. orhan veli)

    moliere bu zorluklarla karşılaştığında takvimler 1664 yılını gösteriyordu. aradan dört yüz yıl geçti... o günden bu güne dünya nelere tanıklık etmedi ki: insanoğlu elektriği buldu, telefonu, aşıyı, röntgeni buldu... bütün bu güzel buluşlar süratle birbirini izledi. insanoğlu aya çıktı, atom bombasını keşfetti.
    her şey bir anda değişti... ve birden yüzümüzü güldüren bütün bu buluşlar boğazımıza oturan birer yumruk oldu. iç savaşlar, dış savaşlar, darbeler, soykırımlar yaşandı. her kuşak en az bir -soğuk ya da sıcak- savaşa tanıklık etti...

    öyle bir çağda yaşar olduk ki, iyinin, güzelin hatta "doğru"nun açılımı değişti. artık, ne iyiyi kötüden ayırdedebiliyoruz, ne de kötülüğe dur diyebiliyoruz. daha da kötüsü, kötülüğe ortak oluyoruz. evet kötü sağımızda, kötü solumuzda...

    peki sebebi kim? bütün bu olanlara biz izin vermiyor muyuz. bütün bu buluşlarımızın, icatlarımızın, duygularımızın, inançlarımızın sömürülmesine, çarpıtılmasına ve hatta kötüye kullanılmasına biz değil miyiz neden. bütün hürmet ettiğimiz şeyleri, karşımıza silah olarak çıkaran biz değil miyiz.

    işte aynada gördüğümüz tablo. kim cesaret edebilir ki aynaya bakmaya. ya da kim cesaret edebildi bu acı tabloyu yansıtmaya. çok az kişi. onlar da ya dokuz köyden kovuldu, ya da dillerine biber sürüldü. maalesef bazen de tavizler verildi, orta yol bulundu. tıpkı 1669'da moliere'in yaptığı gibi...

    moliere, acı komedyası tartuffe'ü yazarak insan kusurlarını göstermeyi bırakmış, artık kötülüğü göstermeye başlamıştı... "tartuffe" kendini dindar ve safdil gösterip bunun ticaretini yapan, çıkarcı ve şehvet düşkünü bir adamın portresiydi. "tartuffe" komedi sanatının geldiği en iyi noktaydı. ama buna rağmen, çok büyük gürültülere neden oldu. dönemin -güya- dindarları, din adamları aynada kendilerini görmekten rahatsız oldular. moliere'in sözlerinden de anlaşıldığı üzere, kendisini dine saldırmakla suçladılar... kral, moliere hakkındaki bütün iyi düşüncelerine rağmen -bu "saygı değer" dindarları / din adamlarını karşısına alma cesaretini gösteremediğinden- oyunun yasaklanmasına engel olamadı.

    öngörülen yasak öyle bir yasaktır ki, tartuffe'ün sadece oynanması değil, kalabalıkta ya da tenhada, okunması da dinlenmesi de yasaktı. her kim bu yasağı çiğneyecek olursa aforoz edilecekti. yasak tam beş yıl sürdü.

    beş yıl süren amansız bir mücadeleden sonra "tartuffe" nihayet seyirci karşısına çıktı. ama artık "tartuffe" o eski "tartuffe" değildi. beş yıl önceki "tartuffe"den çok şey kaybedilmişti. daha hafif eleştiriler barındıran, daha mülayim bir "tartuffe"dü seyirciyle buluşan.

    işte yüzyıllardır hakkında çok şey söylenen "ezeli dava" "yalancı sofuluk", "tartuffe" aracılığıyla karşımızda... 2005-2006 sezonunda "tartuffe"ü sahnelerken istedik ki, nice badireler atlatmış bu değerli oyunu, değişmeyen kaderiyle -yasaklarıyla, baskılarıyla- sahnede gösterelim. doğruları duymak / duyurmak istemeyen zihniyetleri ortaya koyalım.

    istedik ki "tartuffe" aracılığıyla 21. yüzyılda da baskılara, engellere maruz kalmış bir tiyatroyu bütün çabalarıyla, sizlerle buluşturup moliere'e göz kırpalım.

    günay ertekin arslan
    reji asistanı
  • molier'in 1664'te sahnelenen oyununun ana karakterinin ismi olan bu kelime, kahramanın görünüşte dindar fakat gerçekte bir sahtekar olmasından dolayı günümüzde fransızca'da “ikiyüzlü” anlamında kullanılmaktadır.

    eserde ikiyüzlülüğün dindarlık üzerinden yapılmasını seçen molier, amacına ulaştıktan sonra kendini sağlama almayı da unutmamaktadır. bu amaçla elmire’nin kardeşi olan cleante, moliere’in oyuna özellikle yerleştirdiği bir tiptir. zira, tartüffe iki yüzlü bir tip olarak tasvir edilmekle birlikte bunu dindarlık maskesi altında yapmaktadır. bu durumda dindarların rencide olup kendisine tavır alması, belki de kilisenin sert tavrını düşünüldüğünde bunu yapması mantıklı görünmektedir. burada cleante ortaya çıkmakta ve tartüffe’ün yaptıklarından dolayı dine ve dindarlara karşı izleyicilerde oluşabilecek şüpheleri giderecek açıklamalar yapmaktadır. orgon’un tartüffe’ün yaptıklarından dolayı dindarlara laf atması üzerine o devreye girmekte ve bunun dinle bir alakası olmadığını, iki yüzlü bir insanın dindar maskesi takınmasından dolayı gerçek dindarlara söz söylenemeyeceğini izah etmektedir.

    moliere’in oyunda hizmetçi olan dorine’e bu kadar önemli bir rol yüklemesi de anlamlıdır. zira çok iyi eğitimli ve soylu kişilerin anlayamadığı ve çözemediği bir düğümü dorine çözmeye çalışmaktadır. hayata dair bu kadar net bir gerçeği ve pratik bir şekilde çözümünü anlayamayan soylular karşısında halk tabakasından basit bir insanın olayların iç yüzünü bu kadar rahat görmesi, moliere’in topluma ince bir eleştirisidir.

    kitabı okurken dikkatimi en çok bu iki husus çekti. ne bileyim sanki molier, zenginler ve kiliseyle bir yandan dalgasını geçerken bir yandan da kendini sağlama almaya çalışıyor gibiydi. pis bir uyanıklık sezdim kendimce.
  • moliere'in meşhur komedilerinden biridir. bu eserin meşhur olmasının sebebi belki de dönemin "toplumsal konularını" barındırmasıdır. tartüf aslında yüksek komedidir. bu tür komedilerde genelde sabit fikirlilik üzerinde durulur. örnek vermek gerekirse tartüf'de orgon karakterinin bir çok sabit fikri vardır. orgon'un tartüfe bakış açısı hep iyi olmuştur ve dinine bağlı gözüktüğü için -iyi bir ön yargı gibisinden- organ ondan hiçbir kötülük beklemez ve ona asla yakıştıramaz bu da aynı zamanda bir sabit fikirliliktir. aslına bakılırsa tartüf iki konuyu inceler: 1)dinin zorlayak iyi bir şey olamayacağını ve bu bağlamda sahte dindarları 2) babaların kızlarını evlendirme konusunu. ayrıca moliere'in her eserinde rehberlik eden ve izleyicinin sağ duyusu olan bir karakter vardır. buna fransızca "la personne guide" deriz. bu karakter tartüf'de dorine karakteridir. moliere, tartüf oyunundan sonra dindarların tepkisini üzerine çekmiştir ve eser birçok kez yasaklanmıştır. orhan veli'nin yaptığı çeviri fevkaladedir.
  • paris'te yayınlanan bir beyannamede,
    "tartuffe'ü ister kalabalıkta, ister tenhada okuyanın da dinleyenin de" afaroz edileceği bildirilmiş ve eserin oynanmasına ancak 1669 yılında izin verilmiştir.
    5 perdeliktir.