şükela:  tümü | bugün
  • ayfer tunç un yapi kredi yayinlarindan çıkan son kitabi.
  • ayfer tunç'un yeni kitabı..yky'den..

    arka kapaktan:

    "sevgilimin yanındayken kızım yoktu, gerçektim. karagül'ün yanında ise içim parça parça. bu oyun fazla uzadı diyordum -ama içimden- sonra kızımla taş-kağıt- makas oynuyordum: makas kağıdı keser. kağıt taşı sarar. taş makası kırar."

    ...........................

    ayrılmak, gidenin, kalanın kucağında bir kucak kor bırakmasıdır.
  • yazar ayfer tunc'un "aslinda ben cok mutlu/huzurlu bir insanim, diğer insanlarin mutsuzlugunu/tukenmisliğini gordum/gozlemledim, oyle yazim" dedigi kitabidir... ama kitabi okuyanlar hemen anlarlar ki, mutsuzluk oyle empati duyulacak, empati duyulsa bile boyle yazilabilecek bir his degil, yasanmadan hissedilmeden... asil "kor" ayfer tunc'un yureginde yaniyor, ama o bunu caktirmiyor..
  • içeriği birbirinden güzel 4 hikayeden oluşan, okuyucuyu sarıp sarmalayan öykü kitabı.

    "sevmenin insanı böylesine var edebileceğine inanmazdım, yaşadım; sevmenin yokluğu fikrinin bile insanı yok edebileceğine de. onu da yaşadım." -kaybetme korkusu, ayfer tunç
  • "biz, aklı yuvasında hiç oynamadan duranlar, gerçek gerçekliğini, hayal hayalliğini bilsin isteriz."

    sf:58
  • "sabahları mutlaka evden çıkmalıyım, çıkmazsam depresif oluyorum. yarı ölü gibi dolaşıyorum evin içinde. bir boşluğa düşmüşüm gibi oradan oraya bırakıyorum kendimi. zaman ikiye katlanıyor. aydınlıkta bir türlü kesintisiz uyuyamıyorum. bütün gün uyukluyorum. gün böyle geçince gece gözüme uyku girmiyor. tuhaf sesler duyar gibi oluyorum. karanlıkta gözlerim açık yatarken içimde sebepsiz bir korku büyüyor. ulaşabilsem uykumda beni kendi körlüğüm bekliyor. acınası halimi hiç değilse gözlerimden gizleyen körlüğümü istiyorum, ki böylece sabah olunca bir yaşama sevinci kıpırdasın içimde."

    sf: 99
  • "iri siyah gözlü azeri bir kadın şarkı söylüyordu televizyonda. sözleri pek anlaşılmıyordu. biraz dinledik. ekmel bey "hardasan yar diyor," dedi, "ateştesin, hardasın." "bence nardasan diyor," dedim. "ha har ha nar, ikisi de ateş," dedi. "ama nerdesin demek de istiyor olabilir," dedim, "nardasan yar." "o da ateş değil mi?" dedi, "ayrılık." doğru."

    sf: 123
  • "uzun bir süre sustu suzan hanım. çaylarımızı içerken "siz nasıl ayrıldınız?" dedi, "her ayrılışın insanın içinde yer eden bir anı vardır."

    ne zor bir soru bu suzan hanım.

    bir gün büyük, geniş bir iskeledeydim. nasıl oldu bilmem, gemi palamarını çözmeden iskeleden ayrıldı. gemiyi bağlayan halat iskeledekilerin gözlerinin önünde gerilmeye başladı. insanlar uzaklaşmakta olan geminin kaptanını uyarmak için bağrışıyorlar, genç bir çımacı babalardan birine dolanmış ipi umutsuzca çözmeye çalışıyordu. kol kalınlığındaki halat gerildi, gerildi, herkesin nefesini tuttuğu bir anda, havada gözle görülebilen bir elektrik çakımı bırakarak koptu. denizin ve göğün mavisinden daha mavi elektriği gözlerimle gördüm. kopan halat takip edilmesi imkansız bir hızla iskeleye yöneldi, burnumun dibinden geçerek zavallı çımacının yüzünü parçaladı. kopan halatın diğer parçasının geminin gövdesine vururken çıkardığı ses havada çınladı durdu bir vakit.

    beraberlik canlı ise ayrılmanın bir gerilimi, gerilimin de bir tarihi vardır. sizin kastettiğiniz an, o halatın koptuğu andır.

    ama beraberlik ölü ise, ayrılmak , çürüyen iki parçanın birbirinden zahmetsizce kopması demektir. çürümek acı vermez, ölü olan çürür.

    çürüdüğünü anlatmak kolay değil, ölü olduğunu ikrar etmek ise çok zor."

    sf: 142
  • ""belki de bir türlü yaşamadığımız için bu kadar büyüdü aşk," dedi, "aslında kısa bir şeydi, zamana yayıldı.""

    sf: 180
  • sait faikle ilgili bir belgeselde, hararetli konusmasiyla dikkatimi cekmisti ayfer tunc.belli ki sevdigi bir yazardi, heyecanla anlatiyordu, tatli tatli sait faik'i...en populer kitaplarından biri olan "bir maniniz yoksa annemler size gelecek" dahil, hiç bir kitabını okumamıştım. bir yaz akşamı kitaplarindan biriyle nihayet bulustum,tas-kagit-makas. keyifli, akici, derin anlatimli oykuler ve karakterler...uzun zamandır satırlarıyla savrulmak istediğim bir yazarı bulmanın coşkusuyla, bir solukta okudum kitabı.en carpici olani da son öyküsü suzan defter roman tadında dokunaklı bir öykü. iyi öykücülerimiz , iyi şairlerimiz var allahtan, iyi ki varlar ve biz de onlarla derin nefes aliyoruz