şükela:  tümü | bugün
  • mumkun olandir.

    başlığı görür görmez "kesin küçük şehirde yaşıyordur" diye düşünenlere ilk şok: istanbul'da yaşıyorum. "o zaman kirasını babası ödüyordur ya da ailesiyle yaşıyordur" diye düşünenlere ikinci şok: ev arkadaşımla yaşıyorum. peki bu pahalılıkta ve gayet ortalama miktarda olan maaşımla nasıl bu kadar para biriktirdim?

    ilk olarak nefret ettiğim şeylerin bir listesini yaptım.

    birikim konusunda öneri sunan herkes, kendimize bir hedef belirlememiz gerektiğini söyler. benim net bir hedefim yoktu. sadece artık kazandığım tüm paranın boşa gitmesinden sıkılmıştım. o yüzden nelerden nefret ettiğimi listeledim:

    1- minibüse binmekten nefret ediyorum.
    2- dışarda yediğim yemeklerin mideme dokunmasından nefret ediyorum.
    3-maliyetinin en fazla 20 lira olduğunu bildiğim bir kıyafete 140 lira vermekten nefret ediyorum.
    4-avm'lerden ve anlamsız kalabalıktan nefret ediyorum.
    5-maaşımın hemen bitmesinden nefret ediyorum.

    nefret listemi oluşturduktan sonra yavaş yavaş hedeflerim de belirginleşmeye başladı.

    yapmam gereken şeyler çok basitti:

    1-daima otobüs kullan.
    2-yemeğini evde yap.
    3-bir şey satın almadan önce kendine "bunu almazsam ölür müyüm?" diye sor.
    4-sinema için bile olsa avm'ye gitme.
    5-nelere para harcadığını not al.

    birikim güzel ama peki ya yatırım?

    ben yatırım işlerinden hiç anlamıyordum ama yastık altında bile altınları olan annemden öğrendiğim kadarıyla altın her zaman önemli bir yatırım aracıydı. o yüzden hemen bankama gidip bir altın hesabı açtırdım.

    ikinci ay planımı uygulamaya başladım. savaşa girer gibi her şeyi tek tek hesapladım ve planladım.

    ilk ay sadece nelere para harcadığımı not aldım. minibüse, dolmuşa, çaya kahveye ne kadar para harcadığımı not aldım. dışardayken satın aldığım suyu bile not aldım. böylece "bu para nereye gidiyor ya?" sorusunun cevabı ortaya çıktı. sadece not alarak, ayda 160 lira çay-kahve-su masrafı, 120 lira kahvaltılık sandviç masrafı, ortalama 170 lira taksi parası ve aylık 260 lira dolmuş ve minibüs parası harcadığımı fark ettim. yani çöpe atılan 710 lira.

    kendime güzel ve hafif bir su matarası aldım ve suyumu çantamda taşımaya başladım. çayı, kahveyi yanımda taşıyamazdım. bu yüzden onları direkt azalttım. zaten çok da faydalı şeyler değildi. evde ve iş yerinde tüketmek yeterliydi. haliyle 160 liralık gereksiz harcamayı doğrudan altın hesabıma attım.

    kararlı ve istikrarlı olmalıydım.

    hastalık vs gibi acil durumlar dışında asla taksi kullanmama kararı aldım. telefonumdaki taksi çağırma uygulamalarını kaldırdım. açıköğretim fakültesi öğrencisi olduğum için öğrenci akbilim vardı. onu hemen 80 tl karşılığında aylık akbil'e çevirdim. geç kaldığım günlerde bile dolmuş, minibüs ve taksi kullanmamaya başladım. evden sadece 10 dakika erken çıktım ve her zaman otobüs kullandım.

    böylece eskiden 430 lira harcadığım ulaşım masrafım 80 liraya düştü. aradaki 350 lirayı anında altın hesabıma yatırdım.

    geldik en önemli konuya: yemek masrafı.

    yorgun ve bitmiş bir şekilde, istanbul trafiğini de atlatarak eve ancak 19.00 gibi gelebiliyorum. çoğu zaman yemek hazırlamaya mecalim olmuyor. haftanın ortalama üç günü dışarıdan sipariş veriyorum. hatta bir ara işi abartıp tostu bile dışarıdan söylemeye başlamıştım. bu akşam yemeği masrafı aylık ortalama 250 lira tutuyordu.

    ben hayatım boyunca sabahları evde kahvaltı yapamadım. evde kahvaltı yapacağıma yarım saat daha uyur, işe giderken bir poğaça alırım dedim hep. öyle de oldu, her gün poğaça, börek, sandviç gibi şeyler aldım dışarıdan. hepsi son derece yağlı, karbonhidrat deposu besinler yani resmen ekmek arası ekmek yiyorsunuz gibi bir şey. bu kahvaltı masrafım da ortalama 120 liraydı.

    iş yerinde öğle yemeği çıktığı için çok fazla öğle yemeği masrafım olmuyordu. bazen sevmediğim yemekler çıkınca dışarıda yiyordum o da aylık maksimum 130 lira tutuyordu.

    evet yani sadece yemek için harcadığım masraf 500 lira. sonra düşündüm.
    kardeşim otelde yaşamıyorum ben, e yemek yapmayı da biliyorum. neden bütün öğünlerimi dışarıda yiyorum?

    bu konuya da el attım hemen.

    ilk olarak telefonumdaki yemek siparişi, market siparişi hizmeti veren uygulamaları kaldırdım. buzdolabımın üstündeki tüm lokanta-fast food magnetlerini çöpe attım. telefonumda numarası kayıtlı olan dürümcünün numarasını sildim (evet gerçekten kayıtlıydı ve hızlı aramalardaydı).

    bu kadarı yeterli değildi tabii.

    yaşadığım semtteki tüm pazarlar hafta içi kurulduğu için pazara gidemiyordum.
    mahalleme on beş dakika yürüme mesafesinde, cumartesi günleri kurulan bir pazar buldum ve hemen gidip bir pazar çantası aldım kendime. her hafta pazara gidip o hafta yiyeceğim sebzeleri alıp geldim. peyniri, zeytini bile pazardan almaya başladım çünkü market fiyatıyla arada bariz bir fark var. pazarda haftalık ortalama 50 lira harcadım (pazar planına ev arkadaşımı da kattım tabii o yüzden masrafım bu kadar az).

    pazar günleri dört beş çeşit yemek yapıp buzluğa attım ve tüm hafta boyunca onu yedim. sabah kahvaltımı ve öğle yemeğimi yanımda götürdüm. böylece 500 lira olan yemek masrafım 200 liraya düştü. aradaki 300 lirayı da hemen altın hesabıma attım.

    ben bir alışveriş bağımlısıydım.

    mailime ve telefonuma gelen tüm indirim ve kampanya mesajlarını engelledim. tüketim çılgınlığının bir sonu yok. gelen o indirim mesajlarından etkilenip, sırf bir gün lazım olur diye matkap bile satın almıştım. evet matkap.

    "kredi kartı borcun da mı yoktu" diyenler olabilir. evet vardı. ona da çözüm buldum.

    kredi kartımdan yaptığım tüm harcamalar, gereksiz yere satın aldığım kıyafetler, sırf indirim mesajı geldi diye koşa koşa gidip satın aldığım ve pek kullanmadığım kozmetik ürünleri ve gıda harcamalarıydı. gıdayı zaten pazara giderek hallediyordum. diğerleri de gereksiz harcamalar olduğu için kredi kartımı kapatmaya karar verdim.

    peki nasıl?

    kredi kartıma her ay yaklaşık 1200 lira ödüyordum. elimde somut bir şey de yok neye ödediysem o kadar parayı. neyse. toplam borcum 5000 lira civarıydı. hemen gidip ihtiyaç kredisi çektim ve kredi kartı borcumu kapattım. kredi ödemem aylık 580 liraydı. ohh rahatladım diye düşünmedim. sanki hala kredi kartı borcu ödüyormuşum gibi 1200-580= 620 lirayı da altın hesabıma yatırmaya devam ettim.

    birikim işi garip bir bağımlılık. insan nerede duracağını kestiremiyor.

    ocak ayında maaşıma 250 lira zam gelmişti. o 250 liranın 150 lirası hiç yokmuş gibi davrandım ve o 150 lirayı da altın hesabıma yatırdım.

    hiç mi dışarı çıkmadın? ot gibi işe gidip geldin mi?

    tabii ki çıktım ama asla ipin ucunu kaçırmadım. gitmek istediğim konserlere bir şekilde davetiye buldum, bilet parası vermedim. vizyona girmesini beklediğim sinema için biraz daha sabrettim, internete düştüğünde izledim. arkadaşlarımla bir kere dışarda buluşuyorsam üç kere evde buluştum.

    piyango bana çıkmadı ama kendi piyangomu yarattım.

    yılbaşında milli piyangodan amorti bile kazanamadım ama şu an hesabımda 18.000 lira var. kendi piyangomu kendi emeklerimle kazandım. bu yazıyı da "ya abi bu hayat şartlarında para mı biriktirilir?" diye düşünenler için yazdım. nelere para harcadığımı bilmeden önce ben de öyle düşünüyordum. hadi siz de kendi birikim planınızı yapmaya başlayın!

    kaynak
  • 0.5 btc yatırım yapmış olmaya bakar.
  • kardeş yaşadığına emin misin diye sorduran tasarruf.
  • yahu hayat çok kısa be abicim. para biriktireceğim diye kendinize eziyet etmeyin.
    çalışın para kazanın bunun karşılığı olarak da yiyin, için, gezin, eğlenin tadını çıkarın. ondan bundan kısıp şu kadar biriktirmek yerine varlığınızın dünya üzerinde ne kadar değerli olduğunu düşünün.

    o elbiseyi alırsam ölür müyüm? yerine o elbiseyi alırsam ne kadar mutlu olurum? diye sorun kendinize.
    mutlu olun sizi ne mutlu ediyorsa peşini bırakmayın.
  • sonra diyor ki ben yaşıyorum.
  • 5 maddeyi okuyup bırakan adam olarak yzıyorum
    normalde bu 5 maddeyi yazan adamlar kendini alkole verip daha fazla harcar
    6. madde olarak dindarım alkolüm yok yazsaydın inanırdım ama olmamış
  • ülkece ekonominin kötü olduğuna işarettir. koca yılda 18 bin lira biriktirmeyi büyük bir başarı sanıp upuzun yazı yazmış kızcağız. gerçi haksız sayılmaz. yıllık asgari maaş hemen hemen bu tutara yakın.

    dipnot: 18000 lira = 4800 dolar
  • yurtdışında isen ve standart bir hayat yaşıyorsan bu para zaten elinin kiri oluyor.

    örneğin:

    euro kurunu 4.5 e sabitleyip ayda 333.333 euro kenara koyarsan 12 ayda 18.000 tl ye ulaşabilirsin.
  • lisedeyken haftalık 50 lira olan cep harçlığımdan arttırıp bir dslr almıştım kendime ki zaten paramın 30 lira kadarı yol parasıydı. kantinden su bile almazdım *

    harcama takibi yapmak isteyenler için wallet (bkz: budgetbakers) uygulaması gayet güzel. hala kullanıyorum. sunduğu raporlar faydalı.

    tanım: tasarruf etmenin yaşamamak olmadığını görmüş yazar tecrübesi.