şükela:  tümü | bugün
  • bir kaynak suyu markası...
  • ferhat ile sirin'dan esinti..
  • sadece cam sisede satilan en guzel, en eski ve en kaliteli icme suyu.
  • bir zamanlar minik cam damacanalarda cogu evin icme suyunu karsilamis tarihi kaynak suyu.
  • evden su almaya gönderilen küçük çocukların işaret parmaklarına ağır gelen, yetişkinlerin her iki ellerinin işaret parmaklarıyla üçer litrelik birer şişesini taşıyabildiği, hatta belki de böylece bir çeşit yetişkinlik testini bünyesinde barındıran, artık 19 litrelik pet damacanalarda da satılmaya başlanmış olan, istanbul'da, halen cam damacanalarda satılan tek doğal kaynak suyudur.
  • sultanahmet yakınlarında dürümcülerin tekinde içmiş olduğum su.. şişedeki kimyasal analiz süperdir... gayet güzel bir şekilde okursunuz.." kalsiyum:onbeş nokta bilmemkaç, magnezyum: sıfır nokta bilmemkaç... mineral: gani..." "uleyn yanlış mı okudum acaba" diye tekrar dönersiniz, evet gerçekten "mineral: gani" yazmaktadır..
  • tasdelen suyu bobrek tasindan muzdarip hastalara tavsiye edilir. suyun bobrek tasi olarak adlandirilan kutlelerin parcalanmasina ve vucuttan atilmasina yardimci oldugu soylenir.
  • icindekiler listesinin sonunda bulunan

    nitrit: yok
    mineral: gani

    bilgisi ile, kendine asik etmis cam sisede mis gibi su.
  • 1- lokantalarda cam şişede servis edilen, aluminyum kapaklı, bir dikişte bitiriliveren su. bir de beş litrelikleri vardı bunun, çocukken çok zor gelirdi taşıması. küçücük bir kulbu vardır, parmakları acırdı insanın tutmaya çalışırken.

    2- sarıgazi'den sonra gelen yerleşim bölgesi. taşdelen, görece düzlük yapısıyla aslında istanbul'un kuzeyine doğru merkeze yakın, yerleşime en uygun yerlerden biri olabilecekken çarpık yapılaşmadan doya doya nasibini almışsa da yine de geniş caddeleri ile belki bir gün toparlanabilir ümidini korur.

    3- adını bir zamanların bakir doğasından kaynayan sudan alan mesire yeri. cumartesi gidilmesi tavsiye olunur. pazar günleri enteresan bir kalabalığı barındırır. jaguarı'yla gelen mi dersiniz, özel halk otobüsünü ormanın içine parkeden mi dersiniz, helva kazanını getiren mi dersiniz yoksa piknik sepeti yapıp doğayla başbaşa kalmak isteyen mi dersiniz ne ararsanız vardır. insan doya doya oksijen solumak isterken yurdum insanın istisnasız mangal saplantısı yüzünden havada bir pus ve mangal kokusu hakimdir. yine de istanbul'un burnunun dibinde hala böyle korunabilmiş alanların olması sevindiricidir. olabildiğince ıssız bir köşe bulup eş dost güzel bir gün geçirilebilir.