şükela:  tümü | bugün
  • şantiyelerin en şenlikli hadiseleri farklı taşeron ekipleri arasındaki kavgalardır, her taşeron ülkesini uluslararası arenada yiğitçe temsil etmeye gelmiş bir futbol takımıymışçasına "en önemli kalem bizim kalem" diye horozlanınca arada ipler kopar.
  • ingilizcesi de sub contractor olan mini muteahhit
  • bir projenin bir kısım işlerini müteahhide karşı bir altsözleşme ile üstlenen genellikle belirli işlerde uzmanlaşmış kişi veya şirket. taşerona iş verilirken genellikle mühendis veya iş sahibinin onayı alınmaktadır.
    (bkz: inşaat terimleri)
  • fason üreten ya da ürettiren.
  • orta ölçekli enerji nakil hatlarında olmazsa olmaz kişilerdir.özellikle karadenizli taşeronlar vardır ki işin kitabını yazmışlardır.
  • (bkz: erol taş)
  • diyelim ki büyük bir amerikan firmasısınızdır. yönetimde de mesela savunma bakanlığı ya da başkan danışmanlığı gibi görevlerde adamlarınız vardır. önce bir hedef ararsınız, ardından savaş çıkartısınız, mesela ırak'ı işgal edersiniz. sonra orada bi petrol vs ihalesi açılır. ihaleyi alırsınız. bu işten diyelim ki 10 milyon dolar kâr edeceksinizdir. hemen işi başka bir firmaya 250 bin dolara verirsiniz. işte bu firma esas işi yapacak olan ve belki de topu topu 50-60 bin dolar kazanacak olan taşeron firmadır. böylece siz hiç iş yapmadan 9 milyon 750 bin dolar kazanırsınız. bizim ırak'ta iş yapmak için çabalayan firmalarımız işte bu taşeronlardan biri olalım diye yanıp durmaktadırlar, masada olalım, pastadan pay alalım çığlıkları bundan öte diildir. ve fakat bunda şaşılacak bir şey yoktur. bu ihale dalgalarının "devletin malı deniz" tadında olanı maalesef ülkemizde köküne kadar yaşanmaktadır. aradaki fark birinin "dünyayı yeme" arzusu, diğerinin "kendi devletini yeme" arzusudur. haa taşeron da bakar kâr az, ben de der "tuğladan çalayım, çimentodan çalayım". sonra nolur? her yerden bok kokusu yükselir. insan evladı olan tiksinir.
  • (bkz: outsource)
  • dilimize girmeden önceki hali le tâcheron olan fransızca bir sözcüktür