şükela:  tümü | bugün
  • ilginç ismiyle dikkatimi çeken ismet özel kitabı.
  • bir çorba lokantasının duvarında yazılmış olması, uygun ve de mizahi olabilecek cümle.
  • bonibonla dama oynayanların onceden belirledigi kural.
  • ahmet tuna yasaklarındandır.

    (bkz: ohi)
  • "müslim olarak kulluğa (bile isteye) bağlandığımızda, biz de bütün insanlar gibi taşımaya, caymaya, heveslerimizi gerçeklerle karıştırmaya meyyal bir durumdayızdır. bu yüzden ilk aşamada bütün hareketlerimiz nass'ların en sarih anlaşılır biçimine, sünnetin en yaygın ölçülerine tam tamına uygun olmak zorundadır. bu uygunluğu sağlayamazsak iman içimizde köklenmez. mümin olarak kulluğumuz bizzat bizim müslim oluş biçimini temsil ettiğimiz dönemdir. bu dönemde mümin bir önceki safhadan daha etkindir, çünkü kendi ve heveslerini islâm gibi görme eğiliminden büyük ölçüde kurtulmuş, böylelikle de aklı islâm dışı çözümlerin geçerli olabileceği ihtimalinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. muhsin olarak kulluğunda ise müslüman allah' ın kendisine ihsan ettiği yeni donatımla hareket eder. müslim çamur olduğunu anlarsa şeriat onu biçime sokar; başka insanlar müslümanı mücessem ve müşekkel görürler; mü' min hamur olduğunu anlarsa şeriat onu pişirir ve başka insanlar imanın kendilerine ne kadar gerekli olduğunu anlarlar, karınları acıkıyormuş gibi imanı isterler; eğer muhsin su olduğunu anlarsa şeriat onun tarlaları sulamasını sağlar, böylece başka insanlar kıraçlıktan kurtulur, daha münbit hale gelirler. bütün bu saydığımız terakkiler gayri müslimlerin kulluğundan neş'et edemez."
  • kitaptan:

    "ormanın derinliklerinde yürümekte olan bir avcı ağaçlardan biri üzerinde bir levha görmüş.
    levhanın üzerinde şu sözler yazılıymış:
    taş yemek yasaktır.
    bu alışılmadık uyarı karşısında avcı meraka kapılmış.
    levhanın asılı olduğu ağacın önündeki ayak izlerini takip etmeye başlamış ve izlediği yol onu bir mağaraya götürmüş. mağaranın ağzında bir derviş oturmaktaymış ve avcı yeterince yaklaştığında konuşmaya başlamış:
    zihnine takılan soruyu biliyorum. şimdiye kadar taşları yemeyi yasaklayan bir uyarı levhası hiç görmedin, çünkü insanların taş yemeye zaten ihtiyaçları yok. insanları zaten yapmaya eğilimleri olmayan bir konuda uyarmak niye? insanlar arasında taş yeme adeti yoktur, onlara yapmayacakları şeyi yapma demenin ne anlamı var?
    ancak şuna dikkat et:
    insanlar arasında adet haline gelmiş öyle davranışlar, öyle alışkanlıklar vardır ki,bunlar insan için tıpkı taş yemek gibidir. eğer zararı bakımından düşünürsen taş yemekten çok daha büyük tahribat yapan işlerdir bunlar.
    bunlar taş yemek kadar budalaca, insanın öz niteliklerine yabancı tutum ve davranışlardır.
    eğer insanlar acınacak haldeyse, insanlar arasında zulüm, haksızlık, merhametsizlik, yozlaşma ve ihanet hüküm sürüyorsa bunun sebebi insanların sanki taş yermişçesine yedikleri bunca nesneden, taş yemeye mümasil tavırlardan doğmaktadır.
    senin levhayı gördüğün yerde bir pınar olmuş olsaydı ve ben oraya su zehirlidir yazmış olsaydım sen bunu manalı bir söz sayacak, yerinde bir uyarı kabul edecektin.
    büyük bir ihtimalle de benim ayak izlerimi takip edip buraya gelmeyecektin.
    çünkü yasaklanan şey senin aklına uygun gelecekti.
    gerçekte suyun zehirli olduğunu yazan insanın emrine uymuş olacaktın.
    kendi aklına uyduğunu sanarak benim keyfime uygun davranmış olacaktın.
    ama orada taş yemeyi yasaklayan bir levha gördün ve acaba bunu hikmeti nedir diye kendine bir yol açtın.
    ben de sana insanların gerçekte yaptıkları birçok işte taş yemeye benzer davranışlar gösterdiğini ve aslına bakılırsa taş yediklerini söyledim.
    eğer söylediklerimi anladıysan aramızda hakikatın bir parçası tecelli etti.
    işte allah’ın insanlar için gönderdiği emir ve nehiyler böyledir.
    insan ancak bu emir ve nehiylerle hakikatin nasıl tecelli edebileceğini öğrenebilir.
    eğer allah’ın emrettiği ve yasakladığı şeylerle ilk karşılaşan insan bunu tabi karşılarsa, aklına uygun bulursa bu emir ve nehiylerden hiçbir şey öğrenemez.
    ama bazı izleri takip edip bu emir ve nehiylerin nelere tekabül ettiğini öğrenebilirse hakikate varabilir.
    insanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun.
    öyleyse şunu düşün: insanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir.
    bu yalnız mallar, servet,güç gibi nesnelerde geçerli değil.
    merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle.
    eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o «şey» olur,o şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar.
    sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın.
    sana yaramadığı halde sen de olan hem senin hem başkasının aleyhinedir.
    taşları yeme, taşları yemek yasak."
  • ismet özel'in kalın türk kitabını baştan sona üç kez okudum. hiçbir şey anlamadım desem sezâdır. sonra üç zor meseleyi aldım. bu kitabı da yarıda bıraktım. çok ağır geldi. sonra şiir okuma kılavuzunu aldım. bunu da okumadan bir köşeye koydum. şiir okumayı birilerinden öğrenecek değilim, sırf müellifi sevdiğim için işbu kitabı aldım. vakti gelince okurum, yeri gelince şiir yazma kılavuzunu yazmak da bu fakire nasib olur inşallah... bu isterseniz çok sevdiğim bir insan olan ismet özel olsun. şiiri bana kimse öğretemez, çünkü ben şiirin ne olduğunu bilirim. ismet özel ne kadar şair türkse, ben de o kadarımdır. ne de olsa çobanından padişahına şairiz. şairliğimizle temayüz etmiş bir milletiz. binaenaleyh, işbu söylemim enaniyet koksa da ahval budur. kendime güveniyorum. benim popüler, kitapları çok satan bir isim olmama da gerek yok. tahirül mevlevi'nin divanını neşredilmediği bir hengamede popüler şair olmamak, kitaplarının satmaması, hatta hiç kitap neşretmemek, şereflerin en büyüğüdür. her neyse, ismet bey'in desem öldürürler demesem öldüm kitabını aldım sonra. o da çok ağır geldi. baştan sonra okudum lakin benim temelim sıfır olduğu için o da beklediğim gibi değildi. anladığım cümleler tabii ki var; ki anladığım şeylerden birisi, sağ ve solcuların vatan haini olduğuna dairdir. ismet bey'in bu cümleleri, onun şairliğinden çok mütefekkirliğinin daha üstün olduğu fikrini bende kuvveden fiile çıkardı. yani ismet özel, mütefekkirliğiyle daha üstündür. şiirleri eleştirilebilir ama fikriyatı, eh işte, biraz zor yani. anlatabildim mi? okumağa çalıştığım kitaplarında sermayeden, ekonomiden, batı medeniyetinden falan bahsediyor. yahu ben ne anlarım. ekonomi ilmiyle uğraşanlar okusun o kitabı/kitapları da kurtarsınlar türk milletini. ben avamım. avam için yazılmamış bu kitap. kesinlikle buna kani oldum. milletvekilleri okusun. ya da savcılar, hakimler, şunlar bunlar. neyse efendim, sonra ismet bey'in taşları yemek yasak kitabını aldım. bu kitap diğer okuduklarıma, daha doğrusu okuyamayıp bir kenara koyduklarıma nazaran daha iyiydi. buna rağmen bunda da anlayamadıklarım var ve kitabı bitirmeme az kaldı diyebilirim.... waldo sen neden burada değilsin ve of not being a jew kitaplarını başkası hediye ettiği için onları kendi kitabım, hatta okuyup anlayamasam bile okunmuş olarak sayamıyorum. taşları yemek yasak kitabında dikkatimi çeken bir cümleyle karşılaştım. bu cümlede ya yazım hatası var, ya da musahhih olan zât bir hata yaptı. bakınız cümle aynen şöyle:

    "bir dervişin gözünde avam ve havas sınıflaması çok daha ilgi çekici bir anlam sahibidir"

    bu cümledeki bozukluğu (bana göre bozuk bir cümledir) tenkid etmeden evvel şunu hatırlatmakta faide var; ismet özel'in kitaplarında yukarıdaki gibi bir çok cümle hatırlıyorum, onları not almadığıma pişmanım. bunlar üzerinde niçin değişikliğe gidilmiyor, hayret ediyorum. mesela aynı kitapta "dünya halininin..." deyu bir kısım var. halin kelimesini hangi manada kullandı acaba?

    224'üncü sayfadan iktibastır yukarıdaki çift parantez içindeki cümle. elimdeki neşir, ocak 2016 sene-yi miladinin... ismet özel'in kitaplarını neşreden tiyo yayıncılıktan yapılan altıncı baskı bu. bunlar herhalde kitapları neşrederken hiç kontrol etmiyor. buna dair benim bir çok sıkıntım var. bir çok başlıkta günümüz yayınevlerini tenkid ediyorum. matbuatın ne kadar rezilane ve kepazelikte olduğundan tutun; kitapların baskı kalitesizliğine kadar nelerden dem vurdum. bayramlık ağzımı açtım bir kerre. bu musahhihlere az para mı veriyorlardır nedir, ne kadar yayınevinin kitabını okusam, illa bir yerde imlâ yanlışı var! mücellitlere ise hiç sözüm yok, çünkü mücellitliğin "m" si yok bunlarda! üç sene zor dayanır. yahu türkiyede niçin kitaplar hem pahalı, hem de kitap basmayı bilmiyorlar. niçin zerre kadar emek yok. kafayı yiyeceğim yahu! sonra da telif hakkı alırlar utanmadan. arkadaş, ben kitabı elime aldığımda onunla mest olmalıyım. kitapla sevişecek miyim, kavga mı edeceğim ben? allah allah ya!

    lafı fazla dallandırdım, kusura bakmayın, hakkınızı da peşinen helal edin; ben sizin, hepinizin iyiliği için bu tenkidleri yapıyorum.

    taşları yemek yasak kitabının, tabii ki yeni edisyon ve neşrinden bahsediyorum. işbu üç kitap, önceki yıllarda kim bilir kaç defa neşredildi. ilk iki kitabın (yani "taşları yemek yasak" ile "bakanlar ve görenler") baskısı 1985, üçüncüsü olan surat asmak hakkımız ise 1987 de neşredilmiş. şule yayınları basıyormuş bu kitapları önceden, daha eskisini bilmiyorum. zaten şule yayınevi bu kitapları basarken bile ben ismet özel'i bilmiyordum. daha şurada iki sene falan olmuştur ismet özel'i tanıma ve anlama çabalarına girdim gireli...

    gelelim şimdi yukarıdaki cümlenin tenkidine. "sınıflamak" kelimesi yerine tasnif kelimesi kullanılabilirdi. hadi bunu geçelim. nev-zuhurlar idrak edemiyor, lügate bakmağa eriniyor.

    cümlenin doğrusu, nokta ve virgülleriyle şöyle olması gerekmez miydi?

    "bir dervişin gözünde; avam ve havas sınıflaması, çok daha ilgi çekici bir anlama sahiptir"

    yahut

    "bir dervişin nazarında; avam ve havas tasnifi, daha ziyâde dikkat ve tecessüssâtı gerektiren bir mânâya sahiptir."

    daha ne diyeyim ki? yine de ben ismet bey'i seviyorum fakat lütfen ey musahhihler ve nâşirler. kaliteli kitap basın, kaliteli bir sayfa dizaynı olsun. nokta ve virgüle dikkat edin. imlâ kuralları önemlidir. kitabın şirazesi ve dış kapağı sağlam olsun. gavurlara her konuda özendik ama dürüstlük konusunda, kalite konusunda da özeneydik, gam yemezdim yahu!
  • kitap, ismini kitabın son bölümünde yer alan "taşları yemek yasak" adlı kısa hikayecikten almaktadır. bu hikaye ise şu entryde alıntılanmış: #53536154

    kitap genel olarak; müslümanın dünyadaki yeri, müslamanca düşünebilmek ve türkiye'de müslüman kalabilmek konuları üzerine kurulmuş.

    kitabın son sayfalarında 12 eylül darbesinin eleştirildiği bir bölümde yer alan "size huzur verdim diyenler bizden ne aldıklarını söylesinler." sözü ülkenin tüm tarihini de özetlemektedir aynı zamanda.