şükela:  tümü | bugün
  • japonlarin kendi gercek kisiliklerini, iclerinden gelenleri bastirip, icinde bulunduklari topluma gore hareket etmeleri, ve de kendi gercek kisiliklerini yansitmama durumudur.
    bunu ozellikle toplumsal duzenin bozulmamasi icin yaptiklarini soylerler.
    honne ve bu kavramin konficyusun ogretileriyle direk baglantili oldugu soylenir
  • (bkz: takiyye)
  • japonlarla calisacak kisilerin cok ama cok iyi anlamasi gereken ozellik.

    konficyus ya da budizm (her ikisi de olabilir) ile direk baglantilidir. japonlar temelde duygularini karsi tarafa gostermeyen, duygulari aciga vurmayi bir iradesizlik, gucsuzluk olarak goren topluluktur. (bu genellenebilir bir ozelliktir.) karsisindaki kisiyle olan iliskisini belirli bir dinginlik ve ahenk icerisinde surdurmek, grup ici duzeni bozmamak icin vargucuyle kendi duygularini hice saymak bir japon icin normallesmis bir davranis bicimidir.
    iste burada tatemae denen davranis bicimi devreye girer. okul, is ortamlarinda nefret etse dahi grubun ahengini bozmamak icin kendi duygularini saklar ve olmasi gereken (ki bu bati toplumlarinda profesyonellik olarak gecer) davranis bicimini sergiler. icinden kufur de etse karsidindakine olabildigince olumlu yaklasir. japonlarin hep guler yuzlu olmasinin bir sebebi de budur.
    bu davranis bicimi aslinda uygulamada turkceye ikiyuzluluk olarak cevrilmektedir. cunku toplumumuzda "icin disin bir olsun, delikanli ol" mantigi hakimdir. hangisi iyidir hangisi kotudur sorusu gereksizdir.
    bu davranis bicimi japonlarin bin yil oncesine dayanan yerlesik kulturlerinden bir mirastir. soyleki, kucuk koy cemaati duzeyinde hayatlarini surduren japonlar, kendi iclerinde birlik bilincini asiri gelistirmislerdir. ancak diger topluluklarla da iliskilerini canli tutmak zorundadirlar hayatta kalabilmek icin. bu sebeple istedigi kadar diger grubu sevmese de hayatini idame ettirebilmek icin gerekli duzeyde iliskiyi kurarlar.
    iste bu sebepledir ki, japonlarla calisirken cok fazla zorlanmazsiniz. cunku profesyonelce yaparlar islerini. ama adi profesyonellik degil tatemae dir..

    ekleme: yukarida belirtilenler hikayemsi kalmistir. daha ayrintili bilgiler fukutake tadashi nin (sanirim 15 ciltti) japon toplumunun yapisi adli eserlerinden edinilebilir.

    edit; baktim da fukutake nin bir kac eseri (ozellikle de japon koy toplumu ile ilgili olanlari) ingilizceye de cevrilmis. amazonda bulunabiliyor.
    ayrica, ariga kizaemon un eserlerini de okumak japon toplumunu anlayabilmek icin ilk yapilacak islerdendir.
  • ayrı yumurta ikizi için (bkz: honne)
  • freakonomics adlı belgeselde de kısaca bahsi geçen kavram. sumo ile ilgili bölümde honne ve saflık illüzyonu kavramlarıyla birlikte değinilmektedir.
  • "japonlar" olarak genellenen millet de en nihayetinde sadece bir avuç insandan ibaret olduğu için bu kuralı genel geçer kabul etmek pek mümkün değil..

    istisnalar kaideyi bozmaz ve hatta kuvvetlendirir belki ama bu düsturu uygulamayan japonlar da saygı görüyor, sözü dinleniyor çoğu zaman.. çünkü bu amcalar güçlüye boyun eğme konusunda çok derin travma sahibi kişiler.. eğer muhatap alınan kişi güçlüyse, terbiyesizliği ve toplum kurallarına aykırılığı da görmezden gelinebiliyor..

    ilave olarak; bu uzak asyalı dostlarımız tüm toplumsal hayatları boyunca -statülerine göre- her an yekdiğerini baskı altında tutan veya tutulan insanların bileşkesi oldukları için, an gelip de duygularını göstermek durumunda kaldıkları zaman bu dışavurum bir patlama, infilak gibi tuhaf bir biçimde abartılı olabiliyor..

    ne yazık ki; modern hayatın bataklığına saplanmış halde sükûneti içselleştirebilmek japonlar gibi bir toplum için bile pek kolay olmayan bir durum..

    ve hazmedilememiş dinginlik iyi bir şey değil..
  • japon toplumsal hayatının temel sütunlarını oluşturan öğelerden biri. yalnız ilgimi çeken bir nokta var ki, o da "tatemae" kelimesini öğrenen herkesin sözleşmiş gibi gidip 2700 yıllık ve 130 milyonluk japon toplumuna "şeklici" demesi. bunu özellikle japonoloji ile alakası olmayan; japonya ile tek alakaları ülkede ingilizce master/doktora yapmak olan boş beleş tayfada çok görüyorum.

    her şeyi sadece göstermelik veya gösteriş için yapan bir orta doğu insanının gidip başka halkları "saygıları göstermelik" diye eleştirmesi bence gerçekten acınası. sanki senin kıldığın cuma namazı, kestiğin kurban, tuttuğun oruç hiç göstermelik değil, çok içten. hadi dini siktir et. sen sokakta komşuna rastlayıp selam verdiğinde, elin izlandalı kasiyeri müşterisine gülümsediğinde, elin belçikalısı sana hâl hatır sorduğunda bunlar samimiyet; ama bunların aynısını japon yaptığı zaman "tötömöö" oluyor di mi? tabii.

    gerçi özür dilerim. tabii ki hiroshima ünivesitesi psikoloji bölümünde 2 senedir doktora yapan izmir ekonomi mezunu pelinsu da insanların üzerine yaprak yaprak makaleler döşediği, cilt cilt kitaplar yazdığı bir kavramı "sahtekarlık yea" diye kestirip attığı zaman dikkate alınmalıdır. çünkü hepinizin bildiği üzere sosyoloji bilim değildir ve birkaç tecrübe yaşamış herkes atıp tutabilir.