şükela:  tümü | bugün
  • yazlıkçıların, yaz boyunca beraber vakit geçirmek için satın aldıkları sıkılınca yada tatil bitince sokağa bırakarak kaderine terk ettikleri cins köpeklerdir. cins köpek diye ayırmamın nedeni seçicilikten öte ekstra sıkıntılı bir durum yarattığı için. cins köpekler (minik, şirin, kısa bacaklı, özel bakım isteyen) diğer sokak köpeklerine göre kendi başlarına sokakta hayat sürdürmekte daha fazla zorlanıyorlar yoksa yapılan terbiyesizlik açısından diğer köpeklere göre bir artı/eksi durumu yok.

    hepiniz görmüşsünüzdür o meşhur tatil beldelerinde tasması olan, nispeten bakımsız ve pis, çoğu yaralı başı boş gezen, çöp karıştıran ev köpeklerini. işte o köpeklerin neredeyse tamamı bir önce ki yaz, pranses kızımız yada prens evladımız yaz boyunca oyalansın diye alınmış ve yaz sonunda sokağa terk edilmiş canlılar yada onlardan geri kalanlar. geri kalanlar dememin nedeni diğerleri ya büyük köpekler tarafından parçalanıyor, ya araba altında kalıyor, ya açlıktan susuzluktan ölüyor. bazı yazlık sahipleri yada yerel isletmeler vicdanen rahatsız olup besleseler de çoğu o kadar şanslı olmuyor. belediye desen ölmeyip sağ kalanlara ulaşsa bile ne kadar hizmet verebilecek, ellerinden ne gelecek. burada bahsedilen sayı 5, 10, 20, 50, gibi ufak sayılar değil (tam sayıyı bilmek elbette imkansız) çok sayıda kaderine terk edilmiş köpek.

    bir sivas kangalın olur, şehre götüremezsin ormana salarsın domuz avlar, ayı boğar falan bir şekilde kendine bakar ama minicik köpek ne yapsın. pug, terrier, pomerian boo, cooker (isimlerini yanlış yazmış olabilirim) gibi hayvanları alıp, 3-4 ay sevip terk etmek vicdansızlıktır. az önce bir arkadaşımın yolladığı fotoğrafta gördüm bu köpekleri, sokakta aç sefil dolaşan köpekler, klan kurmuş geziyorlar yanlarında ki sokağa daha uygun köpeklerle. çoğu tasmalı, belediye tarafından küpelenmiş olsalarda ilk aklıma gelen bunların hayatta kalmayı başaranlar olduğuydu. bölge esnafı ekmek, yemek artığı falan beslemişler sağ olsunlar, belediye de sağlık kontrolü yapmış. bahsi geçen lokasyon muğla köyceğiz ben daha önce bunun kat kat fazlasına marmaris ve bodrumda denk gelmiştim. şımarık çocuklarını eğlendirmek, yazlıkçı pelinsu ve berkecan'ların ilgisini çekmek için alıp sokağa atmak insanlıktan nasibini alamamaktan başka bir şey değil.
  • dili kullanmakla ilgili bir problemim yok, ama buna sebep olanlara karşı beslediğim nefreti kelimelerle ifade edemiyorum.

    ben çişe çıkarıp, koşup oynayıp, evde sarılıp koklaşıp sonrasında eşim mesaiden dönene kadar iki saat evde yalnız kalmasın diye bu akşam staddaki maça gitmekten vazgeçecek duruma geliyorum, adamlar 2 ay gönül eğlendirip sonra terk ediyor. duyduğum nefreti gerçekten ifade edemem.

    (bizim ufaklık da kıbrıs'ta sokakta bulundu. el kadardı. yüksek ihtimalle ölecekti.)
  • hayvan sahiplenip, hevesini aldıktan sonra sokağa terk etme olayını benim aklım hayalim asla almıyor. ben senelerdir bir kedi sahiplenme düşüncesindeyim, ama öyle büyük bir sorumluluk ki acaba iyi bakabilir miyim, acaba tatillerde gözüm arkada kalmadan kime emanet edebilirim, acaba her sorumluluğumu yerine getirebilir miyim düşüncelerinden dolayı bir türlü eyleme geçemedim. insanlar sanki oyuncakçıdan peluş oyuncak alıyormuşcasına alıp, biraz oynayıp kenara atıyorlar resmen bu canları. bunlar canlı yahu canlı; baya bebeğiniz, çocuğunuz gibi birer can.. insanın içi içini yer; aç mı, susuz mu, güvende mi vs vs.. nasıl terk ederler, resmen vicdansızlık. sonuna kadar sorumluluğunu alamayacaksanız rahat bırakın hayvanları, bir aile bulduklarını sanıp 2 ay sonra terk edilmelerinden daha iyidir.
  • gelecek sezonu görebileceklerin sayısı çok azdır. çoğu kışın soğuğa ve açlığa dayanamaz.