şükela:  tümü | bugün
  • yeni bir ekşi sözlük yazarı, hoşgelmiş.
  • sözlüğe şu entry'i kazandırmış kaliteli yazar.
    (bkz: buddenbrooks/@taxidi sta kythira)
  • neanderthal, erectus ayırmadan homo familyasının bütün üyelerini mülteci olarak alan almanya tarafından refüze yemiş yazar.

    (bkz: reich bize bohmir)
  • jean-antoine watteau'nun da kythera'ya yolculuk adlı bir tablosu olacak. theo angelopoulos'un kythera'ya yolculuğu ise ekşi'de daha çok taxidi sta kithira başlığında yoğunlaşmış.

    kythera ütopya adasıymış. angelopoulos kythera'ya yolculuk filmini çekeceğinde senaryoda, film fikrinde ilk oluşan "salın üzerinde adam" görüntüsüymüş. bütün çözümler diyalogtan çıkar diye sala spyros'u karısıyla yerleştirmiş final sahnelerinde. angelopoulos diyormuş ki, bu filmde bir kokunun sinmesini, bulunmasını istedim; o kurumuş elma* kokusuydu. filmin başında yoklamada insanların söylediği, daha sonra vapurdan inen spyros'un çocuklarına söylediği "egoime!" sözü de altyazıda yanlış çevrilmiş; "ben geldim!" değil, "benim*!" demekmiş. filmde de söyletmiş miydi bilmiyorum, angelopoulos "biz yunanlılar taşları okşaya okşaya yürürüz." dermiş.

    yalçın savuran hocaya selam. mini yorumun eksik ve yanlışları benim; temeli, aslı onundur.

    theo angelopoulos'un taxidi sta kythira (1984) filminin unutmadığım bir güzelliği var, onu yunanlı yazar aristides gazetas'ın dünya sineması'na giriş (2000) kitabından kısa bir alıntıyla anmak istiyorum: "kitera'ya yolculuk yaşlı bir siyasi mülteci olan spyros'un sovyetler birliği'nde uzun yıllar sürgünlükten sonra kuzey yunanistan'daki köyüne gelmesiyle başlar. spyros eski evine yaklaşınca kuş ötüşü gibi bir ses duyulmaya başlar. bu sesin yankılanmasıyla yaşlı bir adam ona aynı şekilde yanıtla verir. onlar nazi işgali ve onu izleyen yunan iç savaşı sırasında arkadaş ve iletişim için bu gizli dili kullanan yoldaşlardı. bu neşeli an kısa süre sonra spyros'un mezarlıktaki bir başka arkadaşının başında "pontiko" oynama sahnesiyle takip edilir." taxidi sta kythira (kitera'ya yolculuk) filminin 31'45'' noktasından itibaren izleyin, kuş dili/ıslık dili ve pontikonun edebi-sinemasal kurgu içinde örneğini görebilirsiniz. pontiko/mezarlıkta dans..

    "göl gezisi belki de , watteau'nun cythere'e yolculuk tablosunu yeniden yaşatmak için düzenlenmiş. ne var ki, çağdaş giysilerimiz görüntüye ters düşüyordu." gerard de nerval - les filles du feu (sylvie öyküsü)

    (bkz: kythera), kythira, kitera, cythera
    (bkz: çuha adası/@ibisile)
    (bkz: taxidi sta kithira/@atlantisten gelen zekiye)
    (bkz: o megalexandros/@ibisile)
    (bkz: endaksi), taksis
  • sozlugun boka sarmis oldugu su zamanlarda kesfettigim, ilac gibi gelmis yazar. takipteyim.
  • battle star galactica serisinin son sezonunun son bölümlerinden birinde şöyle bir sahne vardı. diziyi bitirmemişler için ağır spoiler içerecek ama göndermelerin farkında olup izlemek ayrı bir mutluluk verecektir...

    --- spoiler ---

    laura roslin (başkan) kanser teşhisi nedeniyle görevden çekildiği sıralarda hepten varoluş üzerine düşünmeye başlıyor. kanserine iyi gelecek diye içtiği uyuşturucunun bir ara ölmüş aile üyelerini gösterdiği bir sahne var. bu sahne de watteau'nun kitara'sını andırıyor. o süreçte zaten dünyanın gerçekten olup olmadığına yönelik tartışma da çok sert kutuplaşmalara yol açıyordu. kara trace'in raptoru bir meşaleye dönüştü (ve yukarıda angelopoulos'a atıf yapıldığı için fark ettim) ve yeni bir araçla/bedenle tekrar öyküye dahil olup insanlığa yol göstermeye geldi. burada teo'nun "egoime"si (çok ince bir göndermeyle) kara'nın aslında gerçekten kendisi olup olmadığı sorusuyla (kendisi bir cylon değildir) çakışıyor.

    --- spoiler ---
  • bolunun sesi gazetesine haber olmuş yazar.

    edit: #76022244 işbu enrtysiyle.