şükela:  tümü | bugün
  • ilk başlarda ne olduğunu anlayamadığım ama son birkaç yazısında yandaş medyanın magazin yüzü olduğunu farkettiğim kendine yazar diyen kişi. özellikle aşağıdaki yazısını okursanız yandaşlık üzerine tez yazabilisiniz.

    "geçtiğimiz günlerde bir dost meclisinde sohbet ediyorduk. siyasetin dışından, çok saygın bir abimiz “ak parti’nin iktidara gelişinden sonra gece hayatında değişiklik oldu mu?” diye sorunca konu üzerine uzun uzun konuştuk. o sohbet sırasında anlattıklarımı sizlerle de paylaşmak isterim. yaklaşık 15 yıldır yeme-içme sektöründe yazılar yazıyorum. o yüzden sektörde geçmişten günümüze neler olduğunu çok net biliyorum. ilk olarak sadece ak parti hükümetinin sektörü hiçbir şekilde kösteklemediğini, tam tersi destek olduğunu söyleyebilirim. sektör kör topal gidiyordu. birkaç restoran vardı. insanlar dışarıda çok az tüketim yapıyordu. günümüzde ise dünyanın birçok markası türkiye’de iş yapar hale geldi. bir kere istanbul artık dünyanın birçok büyük şehriyle yarışacak seviyeye ulaştı. lezzette, sunumda, hizmette, tasarımda kalite çok yüksek. artık çok sayıda yabancı aşçı türkiye’de çalışıyor. yurtdışından gelen turist sayısı gün geçtikçe artıyor. gelen turiste aksaray gibi yerlerde sunulan ikinci sınıf eğlencenin yerini birinci sınıf yerler aldı. mekân sayısı katlanarak artıyor. sektörde daha saygın kişiler iş yapmaya başladı. eskiden “pavyoncu işi” olarak görülen sektörden bugün milyar dolar ciro elde ediliyor. şu an ortalama 20 grup, 2 milyar dolara yakın ciro yapıyor. bireysel olarak hizmet veren mekânlarla birlikte 5 milyar dolar gibi bir pasta dönüyor yeme-içme sektöründe. peki eskiden böyle miydi? bence değildi.

    insanlar gece dişari çikmaya korkardi
    ak parti hükümetinden önce insanlar gece dışarıya çıkmaya korkardı. lüks arabalara binmek biraz cesaret isterdi. birçok işadamı çocuklarına orta ölçekte araba alırdı. gece hayatının her yerini mafya sarmıştı. yeni yetişen gençler ellerinde tespihle “ben bilmem kimin adamıyım” diye gece kulüplerinde, restoranlarda gezerdi. mafya babaları ortalarda olmazdı ama “adamıyım” diyen yüzlerce kişi haraç keserdi. hiçbir yerde hesap ödemezlerdi. o yüzden çoğu işadamı oğlunun gece dışarıya çıkmasını istemezdi. kapılara park edilen lüks araçların sahipleri tehdit edilirdi. birçok semt karanlığa mahkûm olurdu. sonra mekânlar tek tek kapanmaya başladı. büyük caddeler iş yapamaz hale geldi. bir süre sonra insanlar yurtdışına gider ya da kendi evinde eğlenir oldu. çünkü kafayı dışarıya çıkardığı zaman karşısında mutlaka ‘birilerini’ bulurdu. valelerin hepsi mafya gibi davranmaya başlamıştı. hiç unutmam, bir gece kulübünün kapısında duran valeler mekân sahibini tehdit etmişlerdi. sonra araya birileri girip olayı tatlıya bağlamıştı. siyah uzun pardösü, geleneksel kıyafet olmuştu. hepsinin belinde silah vardı. kapıda kazandıkları paralarla sabahlara kadar pavyonlarda eğlenirlerdi. mekân sahiplerinden çok kazandıkları zamanlar oldu. hepsi etrafına adam toplamaya başladı. bu yüzden mekân kapatanlar bile oldu. her gün tehdit almaya başlayınca canlarını kurtarmak için mekânı kapatmak zorunda kaldılar. akp hükümetinden sonra ise bunların hepsi bitti.

    kimseyi rahatsiz edemezsin
    ak parti hükümetinin baskıları mafyayı bitirdi. insanlar gece dışarı eşleriyle çıkmaya başladı. eskiden bu sayı azdı. köşeleri mafya kapmıştı. her gece bir yerlerde silah sesi yükselirdi. o zaman mekânlar çok az iş yapardı. şimdi ise sektörde milyon dolarlar dönüyor. bacasız sanayi dedikleri eğlence sektörü, ak parti hükümetiyle birlikte zirveye çıktı. haklı ile haksız her zaman ayırt edildi. bir dönem gece hayatında müzik sorunu yaşandı. herkes bunun bir hükümet baskısı olduğunu düşündü. ama sonra işin özünün öyle olmadığını herkes gördü. sahil şeridinde bulunan mekânlar yüksek volümde müzik yaparak çevreye rahatsızlık veriyordu. yatırım yapmadıkları için ses sistemi, yalıtımı kötüydü, çalınan müzik anadolu yakasındaki yalıların içindeymiş gibiydi. milyon dolar verip yalı alan işadamları bu yüzden taşınmak zorunda bile kaldılar. sonra çevre bakanlığı’nın duruma el atmasıyla müzik sistemleri değişti, yalıtım yapıldı ve sorun çözüldü. birileri para kazanacak diye binlerce kişi rahatsız oluyorsa tabii ki buna bir çözüm üretilmeliydi. şimdi gece kulüpleri dünyada marka olmaya başladı. herkes kendi işini yapıyor; kimse de gece kulüplerinin kapısına dayanıp rüşvet isteyemiyor. çünkü çarklar bozuldu.

    beyoğlu operasyondan sonra çok daha iyi hale geldi
    hükümet, yemeiçme sektörüne her zaman destek oldu. sektör aldı başını gidiyor. bugün ak parti ilçelerinde sorun yaşayan bir mekân sahibi görmüyorum. örnek olarak, ak parti beyoğlu’nda belediye başkanlığı kazandığı zaman mekân sayısı 800 iken bugün 5 bin civarına ulaştı. eskiden beyoğlu’na gitmek cesaret isterdi. bugün ise tam bir kültür merkezi oldu. kadir topbaş‘la başlayan girişimler ahmet misbah demircan‘la devam etti. tinercilerin olduğu sokaklar temizlendi. şimdi buralara içkili restoranlar açıldı. belediye bunların hepsine destek verdi. sadece bazı aç gözlüler, sınırları aşıp çevrede oturanları rahatsız etmeye başlayınca ahmet misbah demircan da kanun çerçevesinde hakkını kullandı. önce iki masa sokağa atanlar, para hırsıyla masa sayısını 30’a çıkarınca yapacak şey kalmadı. beyoğlu bu operasyondan sonra daha da iyi hale geldi. hiçbir mekân kapanmadı. tam tersi hâlâ birçok yer açılıyor. eğer öyle olsaydı sektör geriye giderdi. ama görüyoruz ki, her gün daha da büyüyor. fatih belediye başkanı mustafa demir keza aynı. haliç, eminönü, sultanahmet gibi turistik yerlerde yapılan çalışmalardan sonra yüzlerce birinci sınıf mekân açıldı. topkapı sarayı‘nın içindeki eski karakol restore edilip restoran yapıldı. kültür bakanı ertuğrul günay hiçbir sektörü es geçmiyor. hepsine aynı desteği veriyor. artık yurtdışında yaptıkları yatırımın yarısını geri alacaklar. ekonomi bakanı zafer çağlayan dünyayı gezip her sektörü bire bir inceliyor. bundan daha iyisini şimdiye kadar kim yaptı? hiç kimse! o yüzden ak parti hükümetine ve sayın başbakanımız recep tayyip erdoğan‘a sektör adına teşekkürü borç bilirim."

    not: bir de thy ile ilgili bir yazısı var ki, yandaş diye bilinenler yanında halt etmiş.
  • bugün yazdığı yazıyı çerçeveletip duvara asacaksın aslında. sonra her gün çocuklarına onu gösterip işte bunu yazabilecek kadar seviyesiz ve düşüncesiz olmayın da ne olursanız olun diyeceksin.
    neymiş efendim paşa hazretleri yemeklerini afiyetle höpürdetirken bir grup kendini bilmez işten çıkarılmış hakları gasp edilmiş işçi parçası gelip hazretlerinin yemek keyfini kaçırmışlar. hatta paşa hazretleri bi ara çok sinirlenmiş "kardeşim bi huzur verin yemeğimizi yiyelim" diyecekmiş lakin her zamanki mütevaziliğine ve efendi duruşuna yakışmadığını düşünmüş olsa gerek ki böyle bir şey söylememiş!

    http://www.haberturk.com/…-yapilana-kim-dur-diyecek

    vay anasını ya.
  • sacma sapan yazilar yazan kisi. gazetede murekkep, internette byte israfi.
  • alanında (tabii ki bu alan yazarlık değil arkadaşlar saf olmayın) epeyi başarılı bir kardeşimiz.
    bu hızla devam ederse kısa sürede çok iyi yerlere geleceğine hiç şüphem yok.
    biraz daha fikir sahibi olmak için köşesine buyrun.
    ama yine de bir nihat doğan kapasitesinde değil henüz.
  • gaziantep'e gidip imam çağdaş'ta yemek yiyerek gurme olunacağını sanan enteresan kişi.
  • son yazısında, thy'nin iç hatlarda içki servisini kaldırmasını dünyanın en abuk argümanlarıyla savunmaya kalkan adam.

    (bkz: aferin çok doğru düşünmüşsün)
  • hanut nedir? ne değildir? hanutçu ne iş yapar? sorularına en güzel cevabı verebilecek kişilerin başında gelir kendisi. haberturk'te yerli yersiz manşetten haberi girer, olayı nedir çözülemez.
  • eskilerin magazin muhabirlerinden biri, tanımam etmem kendisini. az önce şöyle bir şeye gözüm çarptı, orada keşfettim kim olduğunu. ilgili haberde; bu magazinci arkadaşımız özlem yıldız kişisini şaka olsun diye suya itiyor, bunun sonucunda özlem yıldız kafasını iskeleye çarpıyor. sonrasında bi olaylar, bi karmaşa, bi keşmekeş sürüp gidiyor. magazin basını bu olayı şiddetle kınarken olayın muhatabı olan tayfun topal olayla ilgi özetle şöyle bir açıklama yapıyor; ''özlem yıldız'ı suya ittim, kafası iskeleye çarptı, ölebilirdi, yapacak bir şey yok, bu sadece bir kaza, fazla büyütmemek lazım.'' ölebilme eylemini fazla büyütmemek gerektiğini söylemiş yani kendisi vakti zamanında. ilginç bi büyütme tarzı varmış kendisinin gerçekten. şimdi nerededir, ne yapıyordur acaba diye merak etmemek elde değil.
  • kimdir nedir bilmem ama bugün yazdığı yazıda leyla ile mecnun'a dil uzatmış. bırakın artık gezi ayaklarını demiş. neymiş efendim zaten olaylı diziymiş çünkü sette büyük kavgalar yaşanmış. ezgi asaroğlu, beste bereket ve ushan çakır'ı kastediyor yani. onlar şöhreti kaldıramamış da birbirlerine girmişler de sonra reytingler iyice düşmüş! evet biz dizinin izleyenleri olarak bu durumdan hoşnut olmadık ama bu oyuncular çıktıktan sonra da diziyi bırakmadık. yani reytingler iyice düştü denilecek kadar kişi bırakmadı diziyi bu olay yüzünden. ha evet dizi saati saat 23.00'ı bulunca insanlar bazen uykularına yenik düşmüş olabilirler. bu reyting olayını da ahmet mümtaz taylan zaten dün yazdığı yazıda gayet güzel anlatmıştı.

    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/24619404.asp

    şimdi bu yazıyı yazan bey acaba neden aradan 2 yıl geçmiş olan bu kavga olayını tekrar gündeme getirme ihtiyacı duyuyor? eğer o kavga olayı trt'yi o kadar rahatsız etseydi o olaylar olduğu zaman da yayından kaldırabilirlerdi. hala insanları aptal yerine koymaya çalışanlar var ya çok komiksiniz gerçekten!

    http://www.haberturk.com/…-artik-bu-gezi-ayaklarini
  • özlem yıldız'ı şaka olsun diye denize iterek neredeyse ölümüne sebep olacak (eski) magazin muhabiri.
    bkz: buradan