şükela:  tümü | bugün
  • ( biraz uzun bir yazı olabilir. bu yüzden -özet geç-çiler, 160 karakterle dünyanın bütün sırlarına vakıf olmak isteyenler twittera gidebilir. )

    son günlerde tayyip erdoğan'ın batı bloğundan uzaklaşıp daha 2 ay öncesine kadar bir numaralı düşmanımız ! olan rusya'nın kuruculuğunu yaptığı şangay işbirliği örgütü ve dolayısı ile doğu bloğu ile flörtleşmesi bugün hiç kuşkusuz doğu perinçek, türk solu vs. avanelerinin ağzının kulaklarına varmasına neden olmakta. peki neden erdoğan batı blokundan uzaklaştı ?

    akp 2002 yılında iktidara geldiğinde, karşılarında uzun süredir devletin sahibi olan " asker-sivil " bürokratik vesayet rejimi vardı. ve bu eski muktedirler iktidara gelmiş olan bu zümre ile iktidarı paylaşmaya niyetli değildi. bunun üzerine akp ( dolayısı ile tayyip erdoğan ) eski iktidar sahiplerini geriletmek ve kendilerine alan açmak için avrupa birliği ipine sarıldılar. çünkü kendi islamcı/muhafazakar ideolojileri ile iktidarı alamıyorlardı. avrupa birliğinin devamlı türkiye'deki iktidarlara telkin ettiği " hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, bireysel hak ve özgürlükler, ifade ve yayın özgürlüğü, doğu sorununun uzlaşı ve diyalog yolu ile halledilmesi " gibi burjuva demokrasisinin temel olmazsa olmazları eski iktidar sahiplerinin (vesayetçiler) ayaklarına dolaşıyordu. çünkü türkiye'de kurumsallaşmış bir demokratik anlayış yok. hiç olmadı. bu yüzden türkiye'de iktidara bir şekilde gelen herhangi bir zümre, sınıf ya da oluşum hemen işe muhalif tasfiyesi, kendi zenginlerini yaratma, iktidarda kalıcı olmak gibi nedenlerden dolayı bu yukarıda saydığımız temel burjuva demokrasisinde olmazları hiçe saymaktadır. tayyip erdoğan mecburen - temelde bu düşünceleri hiçbir zaman sindirememiş birisi olarak - kemalistlere karşı " demokrat, özgürlükçü ve ilerici " idi. bu yüzden avrupa kendi ideolojisi olan " ekonomik ve sosyal liberalizmi " türkiye'de sağlamlaştırmak adına bu söylevleri sahiplenen akp iktidarına çok uzunca bir süre büyük destek verdi. kabaca 2010-2011 yılında tayyip erdoğan sistemin eski sahipleri ile girdiği savaşı ( çeşitli ittifaklar kurduğu cemaat, liberaller, sol demokratlar, ab çevreleri vs. ama sonrasında hepsiyle köprüleri attı ) kazandı ve bugünkü mutlak muktedir konumuna geldi ve bir zamanlar kemalistlere/vesayetçilere karşı işine yarayan " avrupa birliği değerleri " bugün kendisinin ve çevresindekilerin ayaklarına dolaşmakta. bu yüzden kendisine " demokrasi ve hukuktan ayrılma, gazeteci tutuklamalarına bir son ver, parlamenter rejimi güçlendir vs. " gibi telkinler şu an hiç işine gelmemekte. zaten son zamanlarda bu sebepten dolayı başta iktidar medyası ve iktidar güdümlü ana akım medya, avrupa'nın bu telkinlerini " iç işlerimize karışmak, küstahlık, iktidardan ab'ye büyük rest " başlıkları ile lanse etmekte ve kamuoyu yönlendirilmekte. işte bu yüzden kendisine bu konularda hiç baskı yapmayacak olan şangay örgütü ile flört etmekte. tabii ki putin ya da çin geri zekalı değil, batıda erdoğan'ın sıkıştığı için doğuya yanaştıklarını bilmekteler. yani bu kişiler içinde tayyip erdoğan çok güvenilir değil. daha önceki zik-zakları, ani söylev değişikliklerini hesaba katıyorlardır mutlaka. yani bu batıya gösterilen " beni çok sıkarsan doğuya kaçarım " gözdağının bence reelde çok fazla bir karşılığı yok. sonuçta nato şemsiyesi altında olan ve öyle ya da ekonomisi avrupa merkezli olan türkiye'nin "hadi bana eyvallah ben doğuya gittim" deme gibi bir şansı yok. olursa da ağır bedelleri var ki erdoğan'ın bunu göze alabileceğini zannetmiyorum.

    küçük bir ek : türk yöneticilerin batıya karşı doğu kozu ilk defa tayyip erdoğan tarafından yapılmış bir şey değil. vaktinde atatürk bile batı ile girdiği ( ingiltere ) ihtilaflarda koz olarak sovyetlere yanaşmış, iş tutmuştu.