şükela:  tümü | bugün
  • "umudumuz yok, atama bekliyoruz" diyen öğretmen adayına verdiği cevaptır.
    "herkesin atanmasını beklemeyin, öğretmenlik dışında şeyler de düşünün, biz yavrularımız 'üniversite okudum' diyebilsin diye herkesi üniversiteli yaptık."

    not: yorumsuz paylaşınca fark ettim aslında, kendilerini en güzel kendileri anlatıyorlar promptersız kalınca.
  • şaşırtmamış cevaptır.

    öğretmenlik okuyup tezgahtarlık yapabilirsin yada akp anlayışına uygun olarak evinde oturup 5 çocuk yapıp kocanı bekleyebilirsin. sonra akp'ye oy basıp, asgari maaş giren evine dönüp şükür edersin.
  • ta 2012'de ömer dinçer tarafından dile getirilmiş durum.

    (bkz: ogretmenler baska islere yonelmeli)

    reyiz istikrarlı adam vesselam! bir atama bekleyenler kandıramıyorlar adamı.

    gulleak'a teşekkürler.
  • resmen 'sikimizde değilsiniz' cevabıdır. o atanamayan öğretmeden de oyunu gidip koşa koşa akpye basacaktır. 16 senedir işler böyle yürüdü. nekadar skiş okadar oy. aynı durumun sürünen işçi, çiftçi, emekli içinde geçerli.
  • yani sonuçta neye geliyor? ben de paşayım, sen de paşasın, hepimiz paşayız. sonuçta hepimiz paşa olalım diye, sıra her yere harp okulu açmaya geldi.
    tanım: fevkaladenin fevkinde bir cevaptır.
  • tayyip beyanati.

    şimdi diploma onemli mi degil mi?
  • ön ek: (bkz: görüyorum ki çaresizliği tatmamışsınız hayatınızda)

    üniversite okudum.

    tamam sayın cumhurbaşkanım, dediğiniz cümleyi kurdum şimdi banka hesabıma 3.500 tl maaşımı bekliyorum.

    bizlere '' üniversite okudum. '' dedirtebildiğiniz için size sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. siz olmasanız asla üniversite okuyamazdık. annesi babası çalışan, birçok tapulu malları olan ve tek kardeş olan arkadaşım devletten 470 tl burs alırken biz 2 kardeş biri istanbul'da biri izmir'de emekli maaşıyla kredi aldık ama üniversite okudum diyebildik ya yeter sayın cumhurbaşkanım.

    atamasanız da olur. bir kolejde 11 saat derse girer + hafta sonu bir gün etüt veririz akşama kadar ay sonunda da 1800 lira paramızı alır, arkamıza yaslanır '' çok şükür ki üniversite okudum.'' deriz. teşekkürler sayın cumhurbaşkanım.

    allah sizi, sizleri başımızdan eksik etmesin.

    ek: biraz derine inelim. öğretmenlik okuyan kişileri vasıfsız gören büyük bir kitle var, ben de bu kitleye dahilim ve ben de bir öğretmenim bu bir. neden vasıfsızdır? çünkü katma değeri yoktur öğretmenliğin. hele ki devlette bir hiçsindir. istediğin kadar idealist, üretken, yenilikçi ol 40 kişilik sınıflarda insan kazanacağım diye uğraşır durursun anca. sınıflar 10 kişilik dahi olsa öğretmenlik bir kere önü inanılmaz derecede kapalı bir kulvardır. devlete atananlar şu an ''huh, paçayı yırttık!'' diyerek iç geçiriyorlarken köprüden önceki son çıkışa yetişmek isteyen yüz binler savaş vermeye devam ediyorlar paçayı yırtmak için. sen neden öğretmenlik okudun peki? diyecek olursanız cevabı basit; çalışmadım. birçok entry'mde de belirttiğim üzere bir yığın ailevi sorunların arasında sınava hazırlan-ma-dım ve dünyanın en vasıfsız bölümü olan sözel bölümünden 10 binlerde bir derece yaparak öğretmenlik bölümünü seçtim. düşünün ki o kadar kolay. hiç çalışmayan bir insan 10 binlerde derece yapabiliyor. ve ben eşit ağırlık çıkışlı bir öğrenci olarak sözelden bir tercih yaptım. çünkü eşit ağırlıkta 200 bin sınırına kafa dayamıştım. bölümü okurken her şeyin bilincindeydim. yeri geldi 2 bin kişi atandı yeri geldi 300 kişi atandı. fakat kaçınılmaz son yaklaşıyordu ve biz de farkındaydık. bölümdeki herkes, fakültedeki sınıf, ingilizce ve din kültürü hariç her bölümün öğrencileri zaten umutsuzlardı. ben hep isterdim ki ileriye dönük bir meslek sahibi olayım. bu uğraşlarım son bulmayacak elbette. yazılım öğrenmeye çalışıyorum kendimce, düzenimi oturtayım ağırlık vereceğim. alternatif birkaç şey daha kovalıyorum. kolej kolej, kurs kurs dolaşıyorum direkt bir yerde başlayayım diye. tecrübe diyorlar. tecrübe kazanmak için de 500 liraya etüt merkezlerinde 15 saat çalışmam lazım bir sene. tecrübem olsun ki birileri muhatap alsın beni. güçlü referanslarım yok. siyasi bağlantılarım yok. ama üniversite okudum sayın cumhurbaşkanım. sonunu bile bile bu yola giren bende kabahatin en büyüğü. ama bu kabahate her gün çomak sokan siyasileri, sizleri de asla unutmayacağım. liseyi 4 yıl, üniversiteyi ayak paspası yaparak görünür işsizliği azalttınız da azalttınız ama iki iki daha maalesef 4 ediyor efendim. 5 sene sonra bir zombi sürüsü gibi meydanlarda 5.5 milyon genci gördüğünüzde ne diyeceksiniz onu da o zaman görürüz artık sayın cumhurbaşkanım. bir camii çıkışında kendisiyle konuşmaya gelen kanser hastası kızın avcuna para sıkıştırıp daha ne yapayım, dikkat et orada çok para var diyen bakana, hanım kızımızın dediği lafı hatırlatıyorum size '' görüyorum ki çaresizliği tatmamışsınız hayatınızda'' ...

    ek 2: devlet nasıl hepsini atasın kardeşim, çalışın puanınızı alın girin bunu kabul ederek okudunuz diyenlere cevaben,
    200 kişinin atanacağı öğretmenliğin sınavına 30 bin kişi giriyor bu 1.
    5 bin kişinin atanacağı bölümde bile 25-30 bin giren kişi sayısı var bu 2.
    mülakat diye bir şey var 85 alıyorsun seni atamıyorlar 78 alan kişi mülakat puanıyla atanıyor bu 3.
    yani atanacak puanı alsan da olmuyor güzel kardeşim bu 4.
    biz demiyoruz ki 300 bin öğretmeni hemen ata. artık dur diyoruz artık '' dur! ''
    bölümler hala 120 tane öğrenci alıyor. yılda yaklaşık 60 bin öğretmen mezun oluyor ve sen 20 bin kişi atıyorsun onu da 1.5 yılda yapıyorsun. şu an 2017'de sınava girenler hala atanamadılar. mülakat puanları dahi açıklanmıyor seçim sonrasına bırakılıyor. 1.5 yıldır her gün 20 bin atama müjdesi diye haber yapılıyor daha bir tane atama yapılmadı.

    almayın kardeşim, nicelik değil nitelik olsun derdiniz. ikinci öğretimi dahi anca akıl edip de kaldırabildiniz. ikinci öğretimiyle birlikte bölümler 200 mezun veriyordu. bölümün atama sayısı zaten 100-200 arası. ne yapsın bu gençler? mühendis olsalar ne? 1500 liraya mühendis çalıştırıyor firmalar. hemşire alacaksın ihtiyacın 100 bin 25 bin alıyorsun. sonra da hemşire eksik diyorsun. kardeşim nasıl bir ülke yönetiminiz var. bakın bu politika en geç 5 seneye elinizde patlayacak uyarıyoruz yıllardır yapmayın. şu bölümlere acilen kontenjan kısıtlaması getirin, zamanında yeri geldi coğrafya'dan iki sene öğrenci almadınız demek ki yapabiliyorsunuz, yine yapın. yığınla mezun varken hala ne demeye yüzer yüzer insan alıyorsunuz bölümlere yapmayın. ipin ucu kaçıyor elinizden az insaflı olun, planlamayı iyi yapın. 100 bin ücretli öğretmen 1400 lira maaşla yarım sigortayla branşı olmayan derslerde öğretmenlik yapıyor. bir nesli çürütüyorsunuz haberiniz yok yapmayın. acilen bir politika belirlemeniz gerekiyor. gençler illa memur olmayın başka şeyler de düşünün diyorsanız 500 kişi almayın bir bölüme. en fazla 10 tane eğitim fakültesi olsun ve bunlar da nitelikli fakülteler olsun. formasyonu kaldır, fen edebiyat fakültelerine de kısıtlama getir. o çocuklara da yazık. yapacak bir şeyleri olmayınca formasyon alıp atanamayanlar kervanına giriyorlar onları da yok ettiniz. iktisadi bilimler kan ağlıyor binlerce insan bir sürü sınava girip çıkıyorlar yetmiyor kurum sınavlarına giriyorlar yetmiyor mülakata giriyorlar ama sen bir gecede ptt'ye 5000 kişi alabiliyorsun yapma! bu ülkenin gençlerini düşünün biraz olsun ya. bak öğretmenlik değil tek dert, tıp fakültesine bile laf ediyorsunuz. etraf binlerce avukat dolu. kafamı çevirdiğim her yer avukatlık bürosu. 3 seneye kelepir avukatlar türeyecek. her yerden s.o.s veriyorsunuz biraz kendinize gelin... ya o kadar çok şey var ki ben yazmak istemiyorum içim daralıyor.... politikanız elinizde patlayınca umarım geç olmaz.
  • ibrahim yeşilbağ öğretmendi, atamasını bekliyordu, gerçekleşmedi, cebinde son 6 tl var iken hayatına son verdi.

    alim koç, öğretmendi, 8 yıl boyunca atama bekledi, gerçekleşmedi, sonrasında hayatına son verdi.

    halil serkan öz, öğretmendi, selim cebiroğlu tarafından öğrencilerinin önünde küçük düşürüldü, kalp krizi geçirdi, vefat etti.

    merve çavdar öğretmendi, atanmadı, 25 yaşında hayatına son verdi, diğer tarafta 25 yaşında bakan danışmanı olan vekil çocuğu hangi üstün niteliklere sahipti merak konusudur?

    bu öğretmenler yoksulluk ve işsizlik içerisinde hayatlarına son verirken cengiz inşaat'ın vergi borcunun silinmesi karara bağlandı ve 424 milyon 478 bin 437 tl vergi borcu silindi.
  • "biz yavrularımız 'üniversite okudum' diyebilsin diye herkesi üniversiteli yaptık"

    bu hangi level oluyor? madem böyle amacınız vardı, iki yıllık "üniversite okudum fakültesi" kursaydınız da bu gençler mühendislik, öğretmenlik hayali kurmayaydı.

    yavrularımızın hayallerine sıçtık demek daha samimi olmaz mı?
  • cevap çok net: "hepiniz atanmayacaksınız o nedenle kendinize başka iş bulun" diyor.

    bunu diyen kişi insanlar sırf üniversite bitirdim diyebilsin diye fazladan kontenjan açmış demektir. zaten erdoğan da devamında bunu desteklercesine diyor ki:

    artık her müracaat edeni üniversiteye alıyoruz. hedefimiz hiç olmazsa yavrularımızın ben üniversite bitirdim diyebilmesi.

    yani erdoğan için insanlar iş bulmuş, bulamamış bunun önemi yok. kendilerini niteliksiz üniversiteleri bitirip bir şey olacak sansınlar, sonra da bana oy versinler yeter diyor. şimdi tüm bunlara rağmen başta atanamayan öğretmenler olmak üzere üniversite gençliği ve işsiz milyonlarca üniversiteli hala erdoğan'a oy verecekse o zaman şu muamele herkese müstahaktır.