şükela:  tümü | bugün
  • cevabı, "hiçbir yerdeydi," olan soru. gerçi onlardan çok da farklı bir zihniyet değildi, hatta onların zihniyetinin çıkmasına da vesile oldu; ancak necmettin erbakan bile 28 şubat'ta kendi zihniyeti tarafınca bir mücadele verdi. ki esasında amaçları başından beri siyasal islam'ı ülkeye yedirmekti. türbanın üniversitelere girmeye zorlanması, dinin bir siyasi simge hâline getirilmesi falan hep erbakan döneminin naneleridir. ancak bu tayyipistler sustular sustular, hiç bulaşmadılar; sonra da, "yav biz bundan mağduriyet yaratıp yükseliriz," diyerek hareket ettiler. erdoğan'ın okuduğu o meşhur şiir de mağduriyet yaratarak iktidara gelmenin bir anahtarıydı. çünkü bu ülkenin insanı mağduru sever, hele din üzerinden mağdura bayılır!

    sonrasında da zaten söyledikleri, "velev ki türban siyasi bir sembol," tarzı lafları, "demokrasi bizler için amaç değil araçtır," lafları da bunu gösteriyor. ancak, kendi akıl hocaları olan necmettin erbakan'a karşı bir darbe olurken, tayyipistler hiçbir yerdelerdi. hiç-bir yer-de! menfaatleri olmayınca, alabilecekleri para, belli bir rant olmayınca kıllarını bile kıpırdatmadılar ve erbakan her şeyle tek başına mücadele etmek zorunda kaldı. sonra da zaten erbakan, başta erdoğan olmak üzere, akp'nin kurucularına olan tavrını net bir şekilde ortaya koydu. tayyipistler, kabın içine eden bir zihniyet olarak kalmıştır.

    not: türban bir siyasi sembol olamaz. ancak dini bir sembol olabilir, bu şekilde de kullanılamaz. çünkü türkiye bir islam ülkesi değil, cumhuriyetle yönetilen laik bir ülkedir. kaldı ki, atatürk'ün lafını da hatırlatmakta fayda var; "gökten indiği sanılan birtakım dogmalarla ülke yönetilemez." yönetilemez!