şükela:  tümü | bugün
  • iddialar

    1- anavatan partisi genel baskani mesut yilmazin iddialari

    12 kasim 1996 tarihinde anavatan partisi genel baskani mesut yilmaz'in cumhurbaskani süleyman demirel'e verdigi, cumhurbaskani tarafindan da gereginin tetkik ve tahkiki için basbakan prof.dr.necmettin erbakan'a verilen mektupta;

    ``emniyet genel müdürlügü bünyesinde özel harekat dairesinin bulundugu alinan duyumlara göre bu dairenin bazi elemanlarinin uyusturucu, kumarhane, haraç ve adam öldürülmesi gibi islere karistigi, son olay da bunun vehim olmadigini sanildigindan da kötü oldugunu gösterdigini, ömer lütfi topal'i öldürenlerin itiraflarinin fevkalade enteresan oldugunu, bu kisiler suçu itiraf ettikleri halde ankara'ya celb edilerek halen serbest gezdiklerini, istanbul emniyet müdürlügünde her türlü dökümanin hazir oldugunu, asiret reisinin devleti kullandigini, devlette görevli bazi kisilerin özel harekat dairesi baskani ibrahim sahin'den talimat aldiklari ve bunun içisleri bakani dahil bir takim yüksek yerlerin bilgisi dahilinde oldugunu, devletin emrinde çalisan ve suça karisan 100-120 kadar kisi oldugunu, bu isin devlet çapinda sorusturulmasi gerektigini, bu ise seyirci kalinir ise demokrasinin isleyebileceginden süphe duyulacagini, bunlarin meydana çikarilmasi halinde de devletin zarar göreceginden endise ettigini, normal devlet mekanizmasina güvenin olmadigini, devlet denetleme kurulu'nun böyle bir seyi üstlenebilecegini...'' iddia etmistir. (ek:44)

    2- isçi partisi genel baskani dogu perinçek'in iddialari:

    isçi partisi genel baskani dogu perinçek komisyonumuza gönderdigi 9 aralik 1996 tarihli yazisinin ekindeki (4) sahifelik genel çerçeve baslikli yazisi, tbmm baskanligina yazilmis (15) sahifelik mehmet agar ve tansu çiller hakkinda suç duyurusu oldugunu iddia ettigi dilekçesi ve diger eklerden olusan toplam 183 sayfalik metin, 2 adet fotograf ve 40 sahifelik gazete küpürlerinin ve 26 aralik 1996 tarihinde komisyona sundugu dilekçesi ve eklerinin incelenmesinde;

    dyp genel baskani, istanbul milletvekili tansu çiller'in basta mit, emniyet, jitem, özel kuvvetler komutanligi gibi devlet kurumlarinin görevlileri olmak üzere mafya diye nitelenen bazi suç örgütlerinde yer almis kisilerden olusan özel bir suç örgütünün kurulmasini azmettirdigi, bu örgütü eline geçirdigi, devlet olanaklari ile besledigi, himaye edip, yönlendirdigi, bu örgütün abd'nin cia ve israil'in mossad istihbarat örgütleriyle baglantili oldugu ve örgütün mensuplari arasinda ``özel büro'' diye anildigi, çiller'in özel örgütü'nün halen bir tanitim ajansi biçiminde faaliyet yürüttügü; çok genis bir cografyayi hedef aldigi; istanbul, ankara, izmir. washington ve tel aviv'de bürolari oldugu, türk silahli kuvvetleri, ülkücü mafya, emniyet teskilati, uyusturucu silah ve nükleer madde mafyasi ve mit içerisinde uzantilari oldugu ve toplam (700) kisiden olustugunu basinda (özellikle kendisinin yayinladigi aydinlik isimli dergi) yer alan haber ve yorumlara dayandirarak iddia etmektedir. bu iddiaya göre; örgütün lider kadrosu dyp genel baskani ve istanbul milletvekili tansu çiller ve esi özer çiller, elazig milletvekili mehmet agar, mit müstesar yardimcisi ve kontr-terör daire baskani mehmet eymür, emniyet genel müdürlügü müsaviri emekli yarbay korkut eken, özel harekat dairesi baskani ibrahim sahin, ülkücü mafya seflerinden abdullah çatli ve alaattin çakici'dan meydana geldigi ileri sürülmektedir.

    iddiaya göre; örgütün emniyet içindeki uzantisinin basinda mehmet agar yer almakta, örgütü onun müsaviri olan korkut eken ``sevk ve idare'' etmektedir. yine iddiaya göre;

    örgütün mit içindeki uzantisinin basinda ise; kontr terör daire baskani mehmet eymür ve tolga atik yer almaktadir.

    çiller örgütünün türk silahli kuvvetleri içindeki uzantisinin kanitinin ise;kidemli piyade yüzbasi hüseyin pepekal ve yanindaki zabitler grubunun oldugu ve bu grubun azerbaycan ve kafkaslarda çesitli tertip ve kiskirtmalarda bulundugu iddia edilmektedir.

    kamuoyunda ``söylemez çetesi'' adiyla bilinen mafya örgütlenmesinin çiller özel örgütünün bir uzantisi oldugu ve bu misal mafya örgütlenmeleri olarak; tevfik agansoy çetesi, abdullah çatli ve grubu, 6. filo adini tasiyan mafya örgütlenmesi, saziye barin isletmecisi ziya aycan ve grubu ile avrasya feribotunu kaçiranlar sayilmaktadir.

    abd'nin adana konsolosu elizabeth shelton'un da bu özel örgüt faaliyetlerine katildigi iddia edilmektedir.

    dogu perinçek'in iddiasina göre; çiller özel örgütünün 1995 mart ayinda azerbaycan'da haydar aliyev'e karsi darbe tertipledigi, iran ile savas kiskirtmasi yaptigi, çeçenistan'da provakasyon yaptigi ve avrasya feribotunun kaçirilmasini tertip ettigi, uyusturucu kaçakçiligi yaptigi ya da yapanlardan haraç aldigi, kamuoyuna mal olmus olantarik ümit, asker simitko ve lazim esmaeili cinayetlerini gerçeklestirdigi, nükleer madde kaçakçiligi yaptigi, manukyana bombali saldiriyi gerçeklestirip soförü mehmet urhan'i öldürdügü iddia edilmektedir.

    ayrica; dyp genel baskani ve disisleri bakani ve basbakan yardimcisi tansu çiller'in 1971'den beri abd'nin disisleri bakanligina hizmet veren bir ``çagrili görevli'' oldugu,

    eski jandarma genel komutani orgeneral esref bitlis'i ``çekiç güç'' denen abd askeri biriminin suikastla öldürdügü, bu suikasta ait cia toplantisina abd adana konsolosu shelton ve yardimcisi s.pevington, çekiç gücün abd'li komutani albay naab, ankara'dan bir amerikan askeri yetkilisi ve izmir'den tuslog'da görevli bir yüzbasinin katildigi dogu perinçek tarafindan ileri sürülmektedir.

    isçi partisi genel baskan yardimcisi hasan yalçin komisyonumuza gönderdigi 10.03.1997 tarihli yazisinda da;

    ``susurluk olaylarini arastirma komisyonu üyesi yasar topçu'nun hüseyin duman ve bucak ailesi fertlerinden fatih bucak'in kumar arkadasi oldugu, 9 mart 1997 tarih ve 507 sayili aydinlik gazetesi'nde yazildi. yasar topçu'nun arkadasi hüseyin duman nükleer madde kaçakçiligi yapan bir kisidir. fatih bucak ise; susurluk olayinin önemli isimlerinden sedat bucak'in yegenidir.

    böyle bir kisinin susurluk olayini arastirma komisyonunda yer almasi, komisyon çalismalarinin ciddiyetine gölge düsürür. hüseyin duman ve fatih bucak gibi kisilerin kumar arkadasi olan bir kisinin susurluk olayi ile kamuoyunun gözleri önüne serilen ve komisyonunuzun çalisma konusunu olusturan iliskiler yumaginin üzerine gitmesi düsünülemez.''iddiasinda bulunmustur.(ek:45)

    3- anap manisa milletvekili tevfik diker'e verilen ve onun tarafindan komisyona intikal ettirilen mustafa deniz'in yazisindaki iddialari:

    manisa milletvekili tevfik diker tarafindan komisyon baskanligina sunulan 23.1.1997 tarihli yazida: cem ersever olaylarinda adi geçen ve 15.11.1993 tarihinde polatli yakinlarinda ölü bulunan itirafçi mustafa deniz hakkindaki degerlendirme raporunda;

    ferit kod adli mustafa deniz'in 1984 yilinda pkk örgütüne girdigi, bazi eylemlere katildigi 15.10.1989 tarihinde kendi istegi ile van'da teslim oldugu,

    teslimiyetini takiben güvenlik kuvvetlerine yardimci olarak pek çok eylemi ve örgüt militanini yakalattigi, diyarbakir 2 no'lu devlet güvenlik mahkemesi 1989/1348 hazirlik, 1989/526 esas sayili davada sanik olarak yargilandigi, yargilama sonunda tck'nin 125/4 maddesine göre saliverildigi,

    ferit kod adli mustafa deniz'in saliverildikten sonra basta jitem olmak üzere emniyet istihbarat örgütlerine yardim ettigi. diyarbakir istihbarat sube müdürü hanefi avci tarafindan kendisine tasimasi için browning marka l27507 seri nolu silahin verildigi ve ayni dönemlerde kisa adi jitem olan jandarma istihbarat teskilati bünyesinde sözlesmeli personel olarak çalistigi,

    çalismasi sirasinda gösterdigi üstün çaba sonunda teskilatta sorumlu emekli binbasi cem ersever'in yardimciligini yaptigi, çalisma arkadaslari arasinda ali hoca kod adli ali ozansoy, sari adil kod adli adil timurtas ve mete kod adli ibrahim babat ile birlikte çalistigi,

    bu çalismalar sirasinda bazi güvenlik görevlilerinin zorla adam kaçirma, fidye, uyusturucu madde kaçakçiligi gibi suçlara karistiginin belirlenmesi sonucu jitem içinde görüs ayriligi çiktigi, emekli binbasi cem ersever, mustafa deniz ve ali ozansoy'un raporlari üzerine jandarma genel komutani esref bitlis tarafindan adil timurtas ve ibrahim babat'in uzaklastirildigini, bu iki sahsin bunun üzerine diyarbakir'dan tanidiklari hanefi avci'nin yanina sigindiklari ve emniyet içinde olusturulan gizli olusumlara katildiklari,

    sari adil kod adli adil timurtas ile mete kod adli ibrahim babat'in uyusturucu ve silah kaçakçiligi islerine bulastiklari, istihbarat raporlarini devletin bazi kademelerinden gizleyerek özel sahislar için çalisma yaptiklari, bu çalismalar için emirleri halen emniyet genel müdürlügü istihbarat daire baskanligi'nda teknik islerden sorumlu baskan yardimcisi olarak görev yapan hanefi avci'dan aldiklari,

    bu çalismalar sirasinda önce jitem sorumlusu emekli binbasi cem ersever'in, ardimdan da ferit kod adli mustafa deniz'in adil timurtas ve ibrahim babat'in içinde bulunduklari olusum tarafindan öldürüldügü, bu sahislarin halen, olusturulan bu yapi içinde çalismalarini sürdürdükleri, üzerlerinde emniyet tarafindan verilen silah ve kimlik tasidiklari belirlenmistir.

    degerlendirme raporuna ekli, o dönemde diyarbakir emniyet müdürlügü istihbarat sube müdürü hanefi avci tarafindan imzalanmis tarihsiz belgede;

    ``aslen agri ili merkez leylekpinar mahallesi nüfusuna kayitli, ibrahim oglu 1965 dogumlu mustafa deniz itirafçi olup, güvenlik kuvvetlerin yardimlarindan dolayi bölücü eskiyanin hedefi olup hayati heran harici ve ciddi tehlikeye maruz oldugundan silah tasima ruhsati müracaati neticesi alinincaya kadar kendi güvenligini saglamasi amaciyla kendisine ``l-27507'' seri nolu brownig marka 9 mm tabanca verildigi,

    gerektiginde gerekli kolayligin gösterilmesini, tereddüt halinde diyarbakir istihbarat sube müdürlügünün 11799 ve j.asayis komutanligin 26173 nolu telefonlardan bilgi alinabilecegi'', belirtilmistir.

    öteyandan yine manisa milletvekili sayin tevfik diker 5.3.1995 tarihinde susurluk komisyon baskanligina yaptigi müracaatta;

    pkk itirafçisi mustafa deniz'e ait l-27507 seri nolu 9mm browning marka tabanca ile bu tabancanin tasinabilmesi için hanefi avci tarafindan verilen silah tasima belgesi ile ilgili olarak kendisinin içisleri bakani meral aksener'e soru önergesi yönelttigini, alinan cevapta da; böyle bir silahin emniyet ve jandarma envanterinde olmadigi, mustafa deniz'e verilmediginin bildirildigi, silahin nerede oldugunun bilinmedigi gibi belge hakkinda da açiklama yapilamadigindan bu konudaki çeliskinin aydinliga kavusturulmasi için komisyona müracaatta bulundugunu belirtmistir.(ek:46)

    4- yazar ümit oguztan'in iddialari

    isadami m.ali yaprak'in kaçirilmasi ve ömer lütfi topal'in öldürülmesi ile ilgili olarak yazar ümit oguztan'in komisyon baskanligina verdigi 10.3.1997 tarihli dilekçesinde;

    ``kendilerine ulasan ve komisyona yararli olacagi düsüncesiyle verilen bilgilerin ``mit'' tarafindan da daha önceden bilindigini ancak degerlendirmeye sokulmadigini, haber kaynaginin ise hayati tehlike endisesiyle hareket ettigini, içinde siyasal otoritenin de bulundugu çikar çevrelerinin gerçegin ortaya çikmasini istemedigini, yurtiçinde `mafia'' ve yurtdisindacia'' baglantilari bulunan örgütlenmeninergenekon'' ve`gladyo'' olarak adlandirildigini, adina mafia denilen yasadisi çikar gruplarinin gücünü siyasal otorite ile yaptigi isbirliginden aldigini belirttikten sonra 5 subat 1992 tarihinden itibaren önemli olaylarin kronolojik siralamasini yapmaktadir.

    uyusturucu trafiginden, türk siyasal otoritesine, asiret liderlerine ve bürokratlarina çok fazla miktarda para akitildigini, komisyonun çok önemli bir görev üstlendigini, titiz çalismasi ve taniklarin korunmalarinin saglanmasi gerektigi, faili meçhul siyasî cinayetlerin siyasal otorite tarafindan organize edildigi gibi dürüst gazeteci ve yazarlarin da medya kuruluslarindan dislandiklarini, basin ve gerçekleri dile getiren yazarlar üzerinde siyasal otoritenin baski yaptigini veya faili meçhul cinayetlerle susturulmaya çalisildigi, vatandasin da umutsuzluga düstügünü,

    6 mart 1997 tarihinde gazeteci arkadasi muharrem demir'e ulasan haberleri arastirmak üzere oto hurdacisi yalçin zafer ile görüstügünü; yapilan görüsmede orhan tasanlar'in istanbul emniyet müdürü oldugu dönemde müdür yardimcilarindan birinin makam soförü olan mesut'un kirmizi mersedes olayina karistigini, kendilerini telefonla arayarak 71-72 model bakimli bir mersedes almak istediklerini, ve kendisinin 3 kisi ile birlikte giderek kirmizi mersedes otoyu rayiç fiyatinin 10 misli paraya alip otonun sahibine verdigini ve kendisinin de komisyonunu aldigini, bu mersedese 16 ea ... no'lu sahte plaka takildigini ve otomobilin tesliminden sonra isadami m.ali yaprak'in kaçirilarak fidye alindigini, çok kisa süre sonra da; ömer lütfi topal'in öldürüldügünü, otomobilin de 40 gün sonra geri vermek istediklerini ancak almadiklarini, otonun alimi sirasinda bulunan 3 kisiden birinin ayhan çarkin, digerlerinin de özel timci oldugunu, ancak alisverisle ilgilenmediklerini, m.ali yaprak'in kaçirilma ve ömer lütfi topal'in öldürülme olayinda kullanilan kirmizi mersedes'in daha sonra yalçin zafer tarafindan sökülüp satilarak ortadan kaldirildigini,belirtmistir.(ek: 47)

    5- chp istanbul milletvekili algan hacaloglu kanaliyla komisyona sunulan faruk kusaksizlardan tarafindan yazilan mektuptaki iddialari:

    emekli polis memuru faruk kusaksizlardan tarafindan yazilip bir sureti istanbul dgm savciligina verildigi anlasilan bir sureti de istanbul milletvekili sayin algan hacalogluna verilen ve onun tarafindan da komisyon baskanligina gönderilen yazi ekindeki mektupta;

    susurluktaki kazada ölümünden sonra, abdullah çatli'nin evinin de aranabilecegini ve evinde; 150 milyar tl degerinde mark ve dolar, 6 adet susturuculu silah, parasal degeri belli olmayan kokain ve eroin, 4 adet uzun namlulu silah, c4 ve tnt patlayicilari, binlerce mermi, geçmisteki olaylari aydinliga kavusturacak bilgilerle gelecekte yapilacak eylem planlari ve mehmet agar ve hüseyin kocadag ile ilgili belge ve fotograflarin oldugunu, bunlarin çatli'nin yatak odasindaki gizli bölmelerde bulunabilecegini,iddia etmistir.(ek:48)

    6- chp milletvekili mahmut isik tarafindan komisyon baskanligina sunulan rapordaki iddialari:

    chp milletvekilleri ercan karakas, mahmut isik ve mustafa yildiz'in 7.03.1996 tarihleri arasinda van ve hakkari illerinde faili meçhul cinayetlerle ilgili yaptiklari inceleme sonunda hazirladiklari raporda;

    a- güvenlik kuvvetlerinin 22 eylül 1995 tarihinde abdullah canan'in köyü olan karli'da operasyon düzenleyip 4 teröristi ölü olarak ele geçirmelerinden 15-20 gün sonra hakkari komando tugay komutanligi'na bagli yüksekova komando tabur komutanligi'nca adi geçen köye gidilerek abdullah cananin ki dahil 10 evde bulunan esyalarin tahrip edildigi, bunun üzerine abdullah canan'in cumhuriyet savciligi'na suç duyurusunda bulundugu yüksekova mahkemesinde de hasar tespiti yaptirdigi, komando tabur komutani m.emin yurdakul'un abdullah canan ile birlikte suç duyurusunda bulunan iki kisiyi makamina çagirarak davadan vazgeçmelerini imali biçimde söyledigi, bu görüsmeden birkaç gün sonra 17.01.1996 tarihinde abdullah canan hakkari'ye giderken askeri konvoyda arama yapildigi, abdullah canan'in da bu arama sirasinda tabur komutani m.emin yurdakul tarafindan gözaltina alindigini üç kisi ve iki köy korucusunun yüksekova cumhuriyet savciligi'nda bulunan ifadelerinde beyan ettikleri, abdullah canan'in arabasinin yüksekova'ya 100 km mesafede 21.01.1996 tarihinde, ölüsünün de yüksekova'ya 20 km mesafede altinbasak köyü yakininda iskence izlerini tasiyan ve 6 kursun sikilmis bir sekilde bulundugunu,

    raporu hazirlayan heyetçe bilgisine basvurulan yüksekova kaymakami aydin tetikoglu; ilçenin sosyo-ekonomik yapisindaki bozukluktan bahsettikten sonra, kendisinin jandarma ve polis disindaki askerler ile ilgisi olmadigini ve kendisine bagli olmadigi için emir veremedigini bilgi dahi alamadigini, askeri taburun direk hakkarideki tugay'a bagli oldugunu,

    yüksekova cumhuriyet savcisi mehmet turgay; birkaç kisi ile iki korucunun binbasi mehmet emin yurdakul tarafindan tabura alindigina dair ifade verdiklerini, kaybolanlardan bazilarinin da örgüte katildiklarina dair bilgiler oldugunu ve kayiplarla ilgili takipsizlik karari verdigini,

    hakkari komando tugay komutani tuggeneral tuncay koyuncu da; 22 eylül 1995 tarihinde abdullah canan'in evinin bitisiginde siginak bulundugu ve 5 pkk teröristinin öldürüldügü, abdullah canan'in kayboldugu gün adi geçenin 10.30'da evinden ayrildigini, oysa m.emin yurdakul komutasinda yapilan yol aramasinin 9.30'da bitirildigini, esrar-eroin ticaretinden dolayi öldürülmüs olabilecegini, m.emin yurdakul'un en faal, en mücadeleci basarili bir asker oldugunu ve bu nedenle yurtdisina gönderildigini,

    b- tabur komutani binbasi m.emin yurdakul bir kisim askerle 27.10.1995 tarihinde yüksekova agaçli'ya giderek köylülerden 73 yasindaki semsettin yurtsever ile 18 yasindaki mogdat özeken ve 13 yasindaki münir saritas'i alarak köyden ayrildigi, daha sonra bilgi alinamadigi, mogdat özeken'in babasi abdullah özeken oglunu sormak için tabura gittiginde oglunun agzindan kan akar vaziyette taburda gördügünü ve tabur komutaninin oglunu 24 saat içeri attigini bildirdigini, öte yandan semsettin yurtsever'in oglu fevzi yurtsever'de komisyon baskanligi'na verdigi 19.03.1997 tarihli dilekçesinde de ayni hususlari dile getirdigi, (ek:

    c- 26 aralik 1995 tarihinde eyüp ve mahir karabeg kardeslerin çukurca'da ilçedeki kahveden çikarden 3 kisi tarafindan 47 plakali beyaz toros steysin bir araba ile kaçirildigi, bu arabanin degisik plakalarla son 4 gündür ilçede görüldügünü, iki kardesin alindigi yerin ilçe emniyet müdürlügü ve jandarma komutanligi'na hayli yakin mesafede oldugu ve cenazelerin narli köyü yakininda bulundugunu ve faili meçhul kaldigini,

    raporun sonuç bölümünde de; `` yüksekova'da vatandas ile kaymakam, jandarma, polis ve resmi kurumlarin sikintisinin olmadigi, vatandaslarin asil sikayetinin komando taburuna ve özellikle tabur komutani binbasi m.emin yurdakul'a yönelik oldugu, tüm faili meçhul cinayetlerin bu sahistan kaynaklandigi, bu sahis ilçede kaldigi müddetçe sikintisinin devam edecegi, ilçe kaymakaminin da tabura müdahale edememesinin sorunu agirlastirdigi `` belirtilmistir. (ek:49)

    7-söylemez ailesiyle ilgili olaylarda tutuklu dr.mehmet sena söylemez ile emir söylemez ve nazif yavuz'un iddialari:

    a- mehmet sena söylemez'in iddialari

    mus merkez-kirköy nüfusuna kayitli 1961 mus dogumlu, tip doktoru ve genel cerrahi uzmani oldugunu beyan eden ve söylemez çetesi kovusturmasi nedeniyle ümraniye cezaevinde bulunan mehmet sena söylemez tbmm susurluk arastirma komisyonu baskanligi'na gönderdigi 2.12.1996 tarihli dilekçesine ekli 63 sahifelik ifadesinde;

    kendisi ve mensubu oldugu söylemez ailesinin masumiyetini, kendilerine yapilan suçlamalarin yalan gösterilen belge ve tutanaklarin düzmece oldugunu anlatarak; 1nisan 1994 tarihinde ankara'da isletmekte olduklari (rumors) isimli distotekte, bucak asiretine mensup sultan mehduh bucak, ahmet oynak, vahap akpinar isimli kisilerle aralarinda çikan kavga ve silahli çalistada anilan bucak asiretine mensup (3) kisinin ölmesi kendisi ve bir diger kisinin yaralanmasi ile sonuçlanan olaydan sonra bucak asireti ile hasim haline geldiklerini, pkk'ya karsi savastiklari için devlet kuvvetlerini yanina alan bucak asireti reisi sedat edip bucak'in halen elazig milletvekili olan mehmet agar ile gerek emniyet genel müdürü, gerekse adalet bakani olarak isbirligi yaparak kendilerine karsi birçok komplo ve cinayet tuzagi kurduklarini ifade etmektedir. hatta sedat bucak - mehmet agar birlikteliginin komplolari sonucu zamanin basbakani ve halen anap genel baskani, sayin mesut yilmaz ve istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu'nun da kendilerine karsi devletin polis gücünü kanunsuz bir sekilde seferber ettiklerini ve bütün bunlarin sonucunda kendisi ve kardeslerinin tamaminin iftiraya ugratilarak cezaevine konduklarini, iddia etmektedir. (ek:50)

    b- emir söylemez'in iddialari:

    mus ili kirköy beldesinde mukim emir söylemez mus cumhuriyet bassavciligi kanaliyla tbmm susurluk arastirma komisyon baskanligina sundugu dilekçesinde: `` sedat edip bucak'in kardesleri ve diger aile bireyleri ile giristigi silahli mücadelede, elazig milletvekili mehmet agar'in (emniyet genel müdürü ve adalet bakani oldugu dönemlerde) yardimi ile bazi aile bireylerini öldürttügünü ve akabinde delilleri kararttirdigini'' iddia ederek, bu hususta bazi gazete ve televizyon haberleri ve programlarini delil olarak sunmaktadir.(ek:51)

    c- nazif yavuz'un iddialari

    emniyet genel müdürlügü bilgi islem dairesinde komiser muavini olarak çalismakta iken söylemez çetesi sorusturmasi nedeniyle gözaltina alinan ve tutuklu bulundugu ümraniye cezaevinden tbmm susurluk arastirma komisyonu baskanligina gönderdigi dilekçesinde; `` kendisi hakkindaki iddialarin söylemez ailesinden olan ve eskisehirde öldürülen komiser m.nasir söylemez ile olan arkadasligi nedeniyle yapildigini ve kendi masumiyetini ispat için hayat hikayesini anlatarak, geçirdigi sorusturma sirasinda poliste kendisine çesitli iskenceler yapildigini'' iddia etmektedir. (ek:52)

    8- komisyona bilgi verenlerin iddialari

    ayrica komisyonumuza davet ettigimiz kisilerin vermis olduklari bilgiler isiginda mehmet eymür,hanefi avci,korkut eken,hüseyin oguz,hasan celal güzel ahmet altintas,senar er,mehmet ali yaprak ve m.hadi özcan'in iddialari komisyonumuzca özellikle degerlendirmeye alinmistir.

    -ömer lütfi topal cinayeti ile ilgili inceleme

    1- cumhurbaskani süleyman demirel'in, 13 kasim 1996 tarihinde basbakan necmettin erbakan'a yazdigi mektupta; 12 kasim 1996 tarihinde ziyaretime gelen anamuhalefet partisi genel baskani sayin mesut yilmaz bana özetle asagidaki hususlari intikal ettirmistir: ``emniyet genel müdürlügü bünyesinde özel harekat dairesi vardir.aldigimiz duyumlara göre bu dairenin bazi elemanlari; ``uyusturucu, kumarhane, haraç ve adam öldürülmesi'' gibi islere karismaktadir.son olay bunun vehim olmadigini, hatta sanildigindan da kötü oldugunu göstermistir.ömer lütfü topal'i öldürenlerin itiraflari fevkalade enteresandir.bu kisiler suçu itiraf ettikleri halde ankara'ya celbedilmisler, halen serbest gezmektedirler.istanbul emniyet müdürlügü'nde her türlü döküman hazirdir.asiret reisi, devleti kullanmaktadir.devlette görevli olan bazi kisilerin özel harekat dairesi baskani ibrahim sahin'den talimat aldiklari ve bunun -içisleri bakani dahil- birtakim yüksek yerlerin bilgisi dahilinde oldugu söylenmektedir.suça karisan asgari 100-120 kisi vardir.bunlar, devlet emrinde çalisan katillerdir.bu isin devlet çapinda sorusturulmasi lazimdir.buna seyirci kalinirsa, demokrasinin isleyebileceginden süphe ederim.bunlarin meydana çikarilmasi halinde, devletin zarar göreceginden de endise ederim.normal devlet mekanizmasina güvenim yoktur.devlet denetleme kurulu böyle bir seyi üstlenebilir.''

    bu sözler üzerine ben kendisine; ``devlet denetleme kurulu'nun bu çesit iddialari arastiracak bir yapiya ve kadroya sahip olmadigini, bunlari hükümete intikal ettirecegimi, bir ülkede birden fazla hükümet varmis gibi bir durum olmamasi icap ettigini, benim devlet anlayisimin gereginin bu oldugunu, -varsa- birtakim kötülüklerin ortaya çikmasi gerekecegini bunun, devlete zarar vermeyecegini, aksine devleti güçlendirecegini'' söyledim.anamuhalefet partisi genel baskani tarafindan ortaya atilan bu iddialarin çok ciddi oldugu kanaatindeyim.bunlarin tetkik ve tahkik ettirilerek gereginin ifasini rica ederim.'' seklinde talimat verildigi incelenmistir.(ek:44)

    2- komisyonumuzun basbakanliga yazdigi 29.11.1996 tarih ve a.01.1.geç/1 sayili yazisina cevaben, basbakanligin 06.12.1996 tarih ve müs.1902/01333 sayili yazisinda; cumhurbaskaninin önceki maddede sözü edilen mektubu da ilgi tutularak; konu hakkinda, basbakanlik teftis kurulu baskanligi, mit müstesarligi, içisleri bakanligi ve emniyet genel müdürlügü tarafindan sorusturmalarin devam ettiginin bildirildigi incelenmistir.(ek:85)

    3- komisyonumuzun basbakanliga yazdigi 10.01.1997 gün ve 10/89-118 sayili yazisi ile basbakanlik talimati susurluk olayina iliskin sorusturma raporu istenmis, basbakanlik bu yaziya cevaben 6.3.1997 gün tkb. 1258 sayili yazisi ekinde gönderdigi, basbakanlik teftis kurulu baskanliginin 10.01.1997 tarih ve m:001 sayili raporunda, ömer lütfi topal cinayeti ile ilgili olarak özetle;

    `` istanbul ili sariyer ilçesi yeniköy tazeceviz sokak üzerinde 28.07.1996 günü saat 23.00-23.30 arasinda ömer lütfü topal 34 btg 96 plakali otosu içinde kimligi bilinmeyen kisilerce öldürülmüstür. savcilik iddianamesinden olay, gerekli tespit çalismalari yapildiktan sonra sariyer emniyet müdürlügünce sariyer cumhuriyet bassavciligina intikal ettirilmistir. savcilik da 1996/3514 sayili hazirlik numarasi vererek sorusturmaya baslamistir.

    25.8.1996 günü istanbul emniyet müdürlügü cinayet büro amirligine ömer lütfü topal'in öldürülmesi olayini özel harekat sube müdürlügünde görevli polis memurlari ayhan çarkin, ercan ersoy, oguz yorulmaz, ataköy galeriada natural ayakkabi magazasi sahibi sami hostan, sheraton oteli gazinosu sahibi ali fevzi bir adli sahislarin gerçeklestirdigini bildiren isimsiz telefon ihbari üzerine, adi geçenler istanbul emniyet müdürlügünce 27.8.1996 tarihinde gözlem altina alinmislardir. 28.8.1996 günü emniyet genel müdürlügünden gelen ekibe saat 23.00 da teslim edilmislerdir. adi geçen bu zanlilar öldürme olayinin meydana geldigi tarihte, bulunduklari yerleri mekan taniklari ile delillendirme yoluna giderek ve kendilerinin de beyanlari alindiktan sonra cumhuriyet bassavciliklarina intikal ettirilmeden saliverilmislerdir.

    3 polis memuru ve 2 sivil sahsin dönemin içisleri bakani mehmet agar'in talimati, emniyet genel müdürü alaattin yüksel'in bilgisi disinda, genel müdür yardimcisi halil tug'un bakanin talimatini özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin'e iletmesi ve talimatin ayrica bakan tarafindan ibrahim sahin'e de verilmesi üzerine ibrahim sahin ve beraberinde özel harekat dairesinden 3 görevlinin istanbul'a giderek ankara'ya getirildigi, konu hakkinda istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu ve müdür yardimcisi bilgi ünal'in mutabakatinin bulundugu, sayin bakan ile genel müdür yardimcisi halil tug'un 28.08.1996 günü istanbul'da olduklari ve konu hakkinda istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu ile görüsme yaptiklari anlasilmistir.

    diger taraftan, ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayi ile ilgili olarak istanbul emniyet müdürlügünde sorgulanan 3 özel harekat memurundan oguz yorulmaz'in, özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin'in istanbul'da asayis sube müdür yardimcisi oldugu dönemdeki korumasi olmasi, daha sonra hüseyin kocadag'in korumasi olmasi, bilahare yine ankara'da ibrahim sahin'in korumasi olmasi, daha sonra da sanliurfa milletvekili e.sedat edip bucak'in korumasi olmasi, bu dönemlerde ömer lütfi topal'in ortagi olduklari söylenen ali fevzi bir (aliço) ile sami hostan'i (arnavut sami), sedat edip bucak ile ibrahim sahin'in yanina gidip gelirlerken tanidigini açikça beyan etmesi düsündürücüdür.

    ayrica tevfik agansoy'un öldürüldügü gün, özel harekatçi 3 polis memurunun istanbul emniyet müdürlügünde ömer lütfü topal cinayeti ile ilgili olarak gözetim altinda tutuldugu 28.08.1996 günüdür. dolayisiyla, tevfik agansoy'un öldürülmesini de bu kisileri ihbar etmis olabilecegi veya karsilikli hesaplasma süphesi dogmakta olup, arastirilmasi gerekmektedir.

    buna göre; öldürme olayinin sorusturulmasi görev ve yetkisi sariyer c.bassavciligina aittir.cürüm islemek için tesekkül meydana getirmek yönü ile olayin sorusturulmasi görev ve yetkisi istanbul dgm.c.bassavciligina aittir.öldürme olayinin zanlilari 3 polis memuru ve 2 sivil sahsin istanbul emniyet müdürlügünden sariyer c.bassavciliginin bilgisi disinda alinarak emniyet genel müdürlügüne getirilerek c.bassavciliklarina haber verilmeden serbest birakanlar, bu talimati verenler dönemin içisleri bakani mehmet agar, emniyet genel müdür yardimcisi halil tug, özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin, istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu ve emniyet müdür yardimcisi bilgi ünal haklarinda adli görevi ihmal suçundan yetkili c.bassavciliginca sorusturma yapilmasinin uygun olacagi düsünülmektedir.idari yönden emniyet genel müdürlügünce sorusturma yapilmistir. içisleri bakanliginca mülkiye basmüfettisleri marifetiyle sorusturma sürdürülmektedir. sanliurfa milletvekili sedat edip bucak'in korunmasi için 22.6.1996 tarihli il koruma kurulu sadece bir polis görevlendirmesini uygun gördügü ve bu kararin içisleri bakanligi merkez koruma kurulunca 25.7.1996 tarihinde benimsedigi ve bu durumun içisleri eski bakani mehmet agar tarafindan 06.08.1996 günü bakan olarak onaylandigi görülmesine ragmen 06.08.1996 günü sedat edip bucak'a 4'ü istanbul'da 2'si izmir'de görev yapan 6 kisinin tahsis edilerek tayinlerinin yapilmasi, bu kisilerin ise derhal koruma görevine baslamayip 3 aylik bir dönem içinde ayri ayri göreve baslamalarinin ise korumada aciliyet olmadigini ortaya koymasi, sedat edip bucak'in yazili talebinin tayinlerden bir gün sonrasi olan 07.08.1996 günü yapilmasi, bu korumalardan 3'ünün ömer lütfü topal cinayeti ile ilgili olarak gözaltina alinan kisiler olmasi birinin de bu kisiler lehine taniklik yapan kisi olmasi dikkat çekmektedir. koruma görevlileri verilmesi konusunun ayrica içisleri bakanliginca incelenmesi ve gerekirse sorusturulmasinin uygun olacagi mütalaa edilmektedir.abdullah çatli'nin -kullandigi diger isimler de dikkate alinarak- ve ömer lütfi topal'in ortak oldugu sirketlerin maliye bakanliginca arastirilarak hesaplarinin incelenmesinin bassavciliklarca yapilmakta olan sorusturmalara yardimci olacagi düsünülmektedir.dyp sanliurfa milletvekili sedat edip bucak'in korumalarinin tayin konusu ise söyle gelismistir:televizyon ve basinda günlerce tefrika edilen ``söylemezler'' çetesi ile ilgili operasyon sonrasinda söylemez kardeslerin vermis oldugu ifadelerde bahse konu olan milletvekilini öldüreceklerini söylemislerdir.bu hususla ilgili olarak sedat edip bucak çesitli gazetelere beyanatlar vermistir.içisleri bakanligi genel sekreteri ali bilir imzasi ile 11.07.1996 tarih ve 1200/37 sayi ile adi geçen milletvekilinin korumalarinin isim listesine havi yazi personel dairesine intikal ettirilmistir.22.06.1996 tarihli il koruma komisyon karari ile bahse konu milletvekilinin 1 polis memuru ile korunmasina.25.07.1996 tarihinde de merkez koruma komisyon karari ile yakin korumaya alinmasina karar verilmistir.tekrar 07.08.1996 tarihinde sanliurfa milletvekili sedat edip bucak içisleri bakanligina müracaatta bulunarak 11.07.1996 tarihindeki müracaatinda istedigi korumalarinin isim listesini içisleri bakanligina göndermis ayni gün evrak dairemize intikal ettirilmistir.

    konunun aciliyeti bakimindan bize iletilen dilekçelerde ismi geçen polis memurlarinin atamalari 06.08.1996 ankara emniyet müdürlügü kadrosuna yapilmistir. bize yapilan ilk müracaat 11.07.1996 tarihindedir. atamalar ise bu talepten 25 gün sonra yapilmistir. basbakanlik teftis kurulu raporunda ömer lütfi topal'a verilen diplomatik pasaportla ilgili olarak da; 28.07.1996 günü istanbul'da ugradigi silahli saldiri sonucu öldürülen ömer lütfü topal'a ait 34 btg 96 plaka sayili oto içerisinde yapilan aramada maktül adina düzenlenmis 01 no: 0041672 seri numarali cccp diplomatik pasaport bulundugu, elde edilen esya ve belgelerin sariyer cumhuriyet bassavciliginca mirasci serdar murat topal vekili avukat nilüfer yargici'ya 19.08.1996 tarihinde teslim edildigi ifade edilerek, basbakanlik makaminin 18.11.1996 gün ve m:127 sayili onaylari geregince yürütülmekte olan inceleme ve sorusturmaya esas olmak üzere sözkonusu diplomatik pasaportun temin edilerek anilan pasaport ile ülkemize giris çikis yapilip yapilmadiginin, yapilmis ise buna iliskin ayrintili bilgi ve belgelerin gönderilmesi ile temin edildigi takdirde anilan pasaportun gerçekliginin arastirilarak bilgi verilmesinin, basbakanlik teftis kurulu baskanliginin 12.12.1996 tarih ve 1303 sayili yazilari ile istenilmesi üzerine; diplomatik pasaportun halen sorusturmayi yürüten sariyer cumhuriyet bassavciliginda oldugu anlasilmistir.ömer lütfü topal'a ait 01 no: 0041672 seri numarali cccp diplomatik pasaporta iliskin ilgili ülke makamlarindan bilgi temin edildiginde ayrica bilgi verilecegi istanbul devlet güvenlik mahkemesi cumhuriyet bassavciligina bildirilmis, sariyer cumhuriyet bassavciligina da bilgi verilmistir.''

    ömer lütfü topal'in üzerinde bulunan, savcilikça ailesine teslim edilen sscb'ne ait diplomatik pasaportun türkmenistan cumhurbaskani tarafindan verildigi, bu pasaportun türkmenistan, azerbeycan ve amerika seyahatlerinde adi geçen kisi tarafindan yurtiçi giris ve çikislarda kullanildigi belirlenmistir. disisleri bakanligi kanali ile yapilan arastirmada, ömer lütfü topal'in türkmenistan'da 2 tane 5 yildizli otel islettigi, bir is merkezi bulundugu, petrol arastirmalari ile saglik konularinda çalistigina dair duyumlar alindigi, türkmenistan tarafindan diplomatik pasaport verilen türkiye cumhuriyeti vatandasi sayisinin 40 rakaminin çok üzerinde oldugunun tahmin edildigi, diplomatik pasaport alanlar arasinda erdal inönü, ayvaz gökdemir ile veysel atasoy'un da bulundugu bildirilmistir.

    diplomatik pasaport sahiplerinin yurtiçi giris ve çikislarda (ihbar olmadikça) kendilerinin ve esyalarinin aranmamasi gerçeginden hareketle yurtiçine giris ve çikislarda kara para, silah ve uyusturucu gibi hususlarda aranmama imkânindan ömer lütfü topal'in da istifade etmis olabilecegi düsünülmektedir.

    ayrica ömer lütfü topal ile ilgili olarak yapilan arsiv arastirmasi neticesinde;

    kullandigi sahte kimliklerin:

    1- mehmet ve hatice oglu 1946 kilis dogumlu, sadik sami onar,
    2- 1948 gaziantep dogumlu, serdon cevat serdar oldugu,
    adi geçen sahsa içisleri bakanliginca hususi damgali pasaport tanzim
    edildigine dair herhangi bir bilgiye rastlanmadigi belirlenmistir.

    yine yapilan dosya tetkikinde; ömer lütfü topal'in, 03.08.1975 tarihinde ankara valiliginden tanzim edilen tr c 403186 seri numarali umuma mahsus pasaport aldigi, yine ayni sahsin 22.04.1977 tarihinde gaziantep valiliginden sadik sami onar sahte kimligi ile tr d 256258 seri numarali umuma mahsus pasaport aldigi,
    ayrica; türkiye'ye giris ve türkiye'den çikis bilgisayar kayitlarinda yapilan arastirmada, mevlüt oglu 1942 dogumlu ömer lütfü topal'in tr h 918035 seri numarali umuma mahsus pasaportla giris-çikis yaptigi ve bu pasaportun istanbul emniyet müdürlügünce tanzim edildigi belirlenmistir.'' seklinde bilgi verildigi incelenmistir.(ek:82)

    4- komisyonumuzun 14.3.1997 tarih ve 282 sayili yazisina cevaben içisleri bakanliginin 17.3.1997 gün ve 34-2/619-3 sayili yazisi ekinde gönderilen içisleri bakanligi mülkiye müfettislerince hazirlanan 06.01.1997 gün ve 76/1, 114/1 sayili inceleme ve sorusturma raporunda da özetle;

    1) ömer lütfü topal'in öldürülmesi olayini özel harekat sube müdürlügünde görevli 3 polis memuru ile 2 sivil sahsin gerçeklestirdigi iddiasina iliskin olarak yapilan incelemeler sonucu elde edilen verilere göre:

    28.07.1996 günü saat 23.00 siralarinda sariyer ilçesi yeniköy bölgesinde vukubulmakla, yazili ve görsel basinda topal cinayeti diye adlandirilan olayla ilgili olarak, istanbul emniyet müdürlügü asayis subesine bagli cinayet büro amirliginin 214 40 33 nolu telefonuna, 25.08.1996 günü saat 14.00 siralarinda telefon eden bir erkegin:

    ömer lütfü topal'in öldürülmesi olayini, özel harekat sube müdürlügünde görevli polis memurlari ayhan çarkin, oguz yorulmaz, ercan ersoy, ataköy galeria'da natural ayakkabi magazasi sahibi sami hostan ve sheraton oteli gazinosu sahibi ali fevzi bir adli sahislarin gerçeklestirdigini -ihbar etmesi üzerine,anilan emniyet birimi tarafindan tanzim edilen, ``yakalama ve üst arama tutanagi'' belgelerine göre polis memurlarindan;ayhan çarkin'in 27.08.1996 günü saat 17.00'de,oguz yorulmaz'in 27.08.1996 günü saat 15.50'de,ercan ersoy'un, 27.08.1996 günü saat 11.00'de gözaltina alinarak, olayla ilgilerinin arastirildigi,yapilan sorgularina iliskin olarak, daktilo edilmis birer ifadeleri bulunmayan adi geçenlerin;
    mekan sahitleri de göstermek suretiyle suçlamalari reddettikleri,
    kendilerinden alinan parmak izlerinin, olay yerindeki silahta bulunan parmak izleriyle karsilastirilmalarinda mutabakat görülmedigi,
    istanbul polisi tarafindan düzenlenen (yakalama ve üst arama tutanaklari)nda, yakalanma tarih ve saatleri belirtilmedigi gibi, ifadeleri de alinmayan sivil sahislar sami hostan ile ali fevzi bir'in de; ömer lütfü topal'in ortaklarindan olduklarini belirtmekle birlikte, adi geçenin öldürüldügü saatlerde baska yerde ve kisilerle olduklarini ifade ettikleri anlasilmis.polis basmüfettisleri s.erten ve h.akdeniz tarafindan düzenlenen 15.12.1996 tarih ve 1996/820 sayili (sorusturma raporu)nda da;
    ......anilan polis memurlari ile ömer lütfi topal'in öldürülme olayi arasinda bir bag kurulamadigi gibi öldürme olayina karistiklari hususunda da herhangi bir delil elde edilemediginden, haklarinda yapilacak bir islem bulunmadigi....- belirtilmis ise de,
    c.m.u.k.nun 153, 160. 163 ve 164 ncü maddeleri hükümlerince;suç ve suçlananlarla ilgili delillerin toplanilarak; kamu davasinin açilmasina yeterli olup olmadigina;toplanan deliller kamu davasi açilmasina yeterli ise, mahkemeye bir iddianame vermek suretiyle kamu davasi açmaya,yapilan hazirlik tahkikati sonunda, kamu davasinin açilmasi için yeterli delil bulunmamasi veya keyfiyetin takibe deger görülmemesi halinde - takibata yer olmadigina- karar vermek yetkisi cumhuriyet savcilarina ait oldugundan, istanbul emniyet müdürlügü asayis sube müdürlügüne bagli cinayet büro amirliginin 214 40 33 nolu telefonuna vaki: 28.07.1996 günü saat 23.15 siralarinda sariyer ilçesi yeniköy semtinde meydana gelen, ömer lütfi topal adli sahsin öldürülmesi olayini; özel harekat sube müdürlügünde görevli polis memurlari ayhan çarkin, oguz yorulmaz ve ercan ersoy ile ataköy galleria'da natural ayakkabi magazasi sahibi sami hostan ve sheraton oteli gazinosu sahibi ali fevzi bir'in gerçeklestirdiklerine dair ihbarin,dogru olup olmadigi, suçlananlarin bu fiili isleyip islemediklerine dair bir degerlendirmeye gidilmeksizin, konuya iliskin olarak toplanilan bilgi ve belgelerin, olay yeri itibariyle yetkili, sariyer cumhuriyet bassavciligina tevdiinin gerektigi,
    2- ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayini gerçeklestirdiklerine dair bir ihbar üzerine gözaltina alinan 3 polis memuru ile 2 sivil sahsin; yetkili cumhuriyet bassavciligina bilgi verilmeden, 30 saatten fazla gözaltinda tutulduktan sonra ankara'ya gönderilmeleri ve ankara'ya nakledilen bu kisilerin ifadeleri alindiktan sonra saliverildikleri- konunun incelenmesi sonucu elde edilen verilere göre:
    28.07.1996 günü saat 23.00 siralarinda sariyer ilçesi yeniköy bölgesinde vukubulmakla, yazili ve görsel basinda topal cinayeti diye adlandirilan olayla ilgili olarak, istanbul emniyet müdürlügü asayis subesine bagli cinayet büro amirliginin 214 40 33 nolu telefonuna, 25.08.1996 günü saat 14.00 siralarinda telefon eden bir erkegin:
    ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayini, özel harekat sube müdürlügünde görevli polis memurlari ayhan çarkin, oguz yorulmaz, ercan ersoy, ataköy galeria'da natural ayakkabi magazasi sahibi sami hostan ve sheraton oteli gazinosu sahibi ali fevzi bir adli sahislarin gerçeklestirdigini'' ihbar etmesi üzerine, anilan emniyet birimi tarafindan tanzim edilen, ``yakalama ve üst arama tutanagi'' belgelerine göre polis memurlarindan;ayhan çarkin'in 27.08.1996 günü saat 17.00'de, oguz yorulmaz'in 17.08.1996 günü saat 15.50'de istanbul'da,ercan ersoy'un ise; istanbul'dan izmir'e gönderilen ekipler marifetiyle 27.08.1996 günü saat 11.00 de yakalanarak, getirildikleri asayis sube müdürlügü nezarethanelerine konulduklari, parmak izleri de alinmak suretiyle sorgulamalardan geçirildikleri,
    yakalama ve üst arama tutanaklarinda, yakalama tarih ve saatleri gösterilmeyen öteki sivil sahislar sami hostan ile ali fevzi bir'in; nezarethaneye konulmadiklari gibi, yalnizca ali fevzi bir'e baskomiser sentürk demiral tarafindan bazi sorular sorulup, ifadesinde belirttigi üzere sami hostan'a herhangi bir sorunun yöneltilmedigi, ceza muhakemeleri usulü kanununun (adli görevler) baslikli 154 ncü maddesinin, 18.11.1996 tarih ve 3842 sayili kanunla degisik 2 nci fikrasindaki:
    bütün zabita makam ve memurlari, el koyduklari olaylar, yakalanan kisiler ile uygulanan tedbirleri cumhuriyet savcilarina derhal bildirmek ve cumhuriyet savciliginin adliyeye iliskin islerde bütün emirlerini yerine getirmekle yükümlüdürler.- hükmüne ragmen, el konulan olay, yakalanan kisiler ile uygulanan tedbirlerle ilgili olarak, yetkili cumhuriyet bassavciligina bilgi verilmedigi,üç polis memurunun; yakalandiklari 27.08.1996 günü asayis sube müdür vekili ahmet duran alp ve ertesi 28.08.1996 günü izinden dönmesi üzerine de asayis sube müdürü sorumlulugunda sorgulandiklari halde;anilan kanunun, ``ifade ve sorgunun tarzi''ni belirleyen, 18.11.1992 tarih ve 3842 sayili kanunla degisik 135 nci maddesindeki:
    zabita amir ve memurlari....tarafindan ifade almada....asagidaki hususlara uyulur:

    ifade verenin veya sorguya çekilenin kimligi tespit edilir. ifade veren veya sorguya çekilen kimlige iliskin sorulari dogru olarak cevaplandirmak zorundadir.
    kendisine isnad edilen suç anlatilir.
    müdafi tayin hakkinin bulundugu, müdafi tayin edebilecek durumda degilse baro tarafindan tayin edilecek bir müdafi talep edebilecegi ve onun hukuki yardimindan yararlanabilecegi, isterse müdafinin sorusturmayi geciktirmemek kaydi ile ve vekaletname aranmaksizin ifade veya sorguda hazir bulunacagi bildirilir, yakinlarindan istedigine yakalandigini duyurabilecegi söylenir.
    isnad edilen suç hakkinda açiklamada bulunmamasinin kanuni hakki oldugu söylenir.
    süpheden kurtulmasi için somut delillerinin toplanmasini talep edebilecegi hatirlatilir ve kendisi aleyhine varolan süphe sebeplerini ortadan kaldirmak ve lehine olan hususlari ileri sürmek imkâni verilir.
    ifade verenin veya sorguya çekilenin sahsi halleri hakkinda bilgi alinir.
    ifade ve sorgu bir tutanakla tespit edilir. bu tutanakta;
    ifade verme veya sorguya çekme isleminin yapildigi yer ve tarih,
    ifade verme veya sorguya çekme sirasinda hazir bulunan kisilerin isim ve sifatlari ile ifade veren veya sorguya çekilen kisinin açik kimligi,
    ifade vermenin veya sorgunun yapilmasinda yukaridaki islemlerin yerine getirilip getirilmedigi, bu islemler yerine getirilmemis ise sebepleri;
    tutanak içeriginin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazir olan müdafi tarafindan okundugu ve imzalarinin alindigi,
    imzadan imtina halinde bunun nedenleri yer alir.-- hükmüne hiç uyulmayip; böylesine ciddi bir ihbarla gözaltina alinan kisilerle ilgili ifade ve sorgunun bir tutanakla tespit edilmedigi.anilan kanunun ``yakalanan kimsenin sorguya çekilmesi'' baslikli degisik 128 nci maddesindeki:-yakalanan sahis birakilmazsa, yakalama yerine en yakin sulh hakimine gönderilmesi için gerekli süre hariç yirmidört saat içinde sulh hakimi önüne çikarilir ve sorguya çekilir. yakalananin talebi halinde müdafi de sorguda hazir bulunabilir.üç veya daha fazla kisinin bir suça istirak suretiyle toplu olarak islenen suçlarda, delillerin toplanmasindaki güçlük veya fail sayisinin çoklugu ve benzeri nedenlerle cumhuriyet savcisi bu sürenin dört güne kadar uzatilmasina yazili olarak emir verebilir. sorusturma bu sürede sonuçlandirilamazsa cumhuriyet savcisinin talebi ve sulh hakiminin karari ile sekiz güne kadar uzatilabilir. sulh hakimi yakalamayi gerektiren bir hal görmez veya yakalama sebepleri ortadan kalkmis bulunursa yakalanan sahsin birakilmasina karar verir.-hükmüne ragmen, cinayet ihbariyla yakalanarak 30 saatten fazla istanbul emniyet müdürlügü asayis subesinde tutulan 3 polis memuru ile 2 sivil sahsin,
    mekan sahitleri de göstermek suretiyle suçlamalari reddetmeleri,
    kendilerinden alinan parmak izlerinin, olay yerindeki silahta bulunan parmak izleriyle karsilastirilmalarinda mutabakat görülememis olmasi,
    olayla ilgilerinin bulunduguna dair maddi bir delil bulunamamis olmasi,
    bir kere de bu görevlilerin bagli olduklari üst kurulus ve ``emniyet genel müdürlügü ilgili daire ve subelerinin imkânlarindan faydalanilarak incelenmesinin uygun olacagi'' gibi gerekçelerle, 28.08.1996 günü saat 23.00 de çamlica turnikeleri'nde, ankara'dan gelen emniyet genel müdürlügü ekibine teslim edildikleri, ankara'da ifadelerine basvurulan bu görevlilerin, birlikte götürüldükleri öteki iki sivil sahis ile birlikte serbest birakildiklari,
    silahla adam öldürdükleri ihbari üzerine yakalanan ve 30 saatten fazla gözaltinda tutulan üçü polis memuru bes kisinin ankara'dan gelen ekibe teslimi sirasinda düzenlenen tutanaga konulan, ``tetkik ve geregi yapilmak üzere'' ibaresinin;
    istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu, asayisten sorumlu emniyet müdür yardimcisi bilgi ünal, asayis sube müdürü fatih özkan ile asayis sube müdür yardimcisi (27.08.1996 günü asayis sube müdür vekili) ahmet duran alp'in cmuk'un 125, 135 ve 154 ncü maddesinden dogan sorumluluklarini ortadan kaldirmadigi gibi, ayni sorumluluklarin;

    anilan öldürme olayi ile ilgili sorusturma neticesinde tetkik edilmek ve arastirilmak üzere alinan ... sahislarla illiyet saglanamamissa da olayin önemi bakimindan, emniyet genel müdürlügünün ilgili daire ve subelerinin imkânlarindan da faydalanilarak incelenmesinin uygun olacagi degerlendirildiginden tutanakta ismi geçen sahislar (i), üzerlerinden çikan silah ve zati esyalar (ile birlikte),
    kanundaki, ``bütün zabita makam ve memurlari'' genellemesi kapsaminda, emniyet genel müdürlügü özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin için de baslamis olmakla,ceza muhakemeleri usulü kanununun 154 ncü maddesinin 3 ncü fikrasindaki: ``kanun tarafindan kendilerine verilen... adliyeye müteallik görev veya islerde suistimal veyahut ihmal ve terahileri görülen devlet memurlari..... hakkinda savcilikça dogrudan dogruya takibatta bulunulur.ancak zabita amirleri hakkinda hakimlerin görevlerinden dolayi tabi olduklari muhakeme usulü tatbik olunur. - hükmü dogrultusunda, bu konudaki tahkikatin sariyer cumhuriyet savciligi tarafindan yapilmasi gerekecegi, kanaat ve sonucuna varildigi `` seklinde degerlendirme yapildigi incelenmistir.(ek:86)

    5- komisyonumuzun 29.11.1996 gün ve 3 sayili yazilarina cevaben adalet bakanligi tarafindan gönderilen 13.12.1996 gün ve 031114 sayili yazisi ekinde istanbul dgm bassavciliginin 1996/2303 hazirlik ve sariyer c.bassavciliginin 1996/3514 hazirlik sayili dosyalarinin onayli fotokopileri gönderilmistir. ayni dosyalarin komisyonumuzun 10.1.1997 gün ve 125 ve 126 sayili yazilari ile de komisyonumuza gönderildigi anlasilmistir.(ek: 74; 81; 87)

    6- istanbul dgm bassavciliginin 1996/2303 haz. 1997/294 esas ve 1997/261 numarali iddianemesinde özetle; `` emperyal kumarhameleri isletmecisi olan ve kamuoyunda isletmelerden çok yüksek gelir sagladigi kanati bulunan ömer lütfi topal 28.7.1996 tarihinde saat 23.30 siralarinda istanbul sariyer ilçesi, tazeceviz sokakta, içerisinde bulundugu 34 btg 96 plakali otomobili içerisinde otomatik silahlarla taranarak öldürülmüstür.

    olay mahallinde suçta kullanilan 2 adet kalashnikov marka otomatik tüfek, bu tüfeklere ait sarjörler, 47 adet dolu 9 adet bos kovan bulunmustur. ayni gün polise telefonla yapilan bir ihbarda olayi gerçeklestiren kisilerin 34 kn 288 plaka sayili araç ile kaçtiklari bildirilmis ve bu araç istinye polis karakolu idaresinde terkedilmis olarak bulunmus ve araç içerisinde 9 mm. çapinda uzi marka makinali tabancalara ait 1 adet sarjör (uzi marka makinali tabancalar emniyet genel müdürlügü özel harekat

    dairesinde kullanilmaktadir). 9 mm. çapinda mke yapisi uzi marka 9 adet mermi, 7.62x39 mm. çapinda kalashinkov marka tüfeklere ait 2 adet sarjör ve 7.62x39 mm. çapinda 27 adet fisek bulunmustur. ancak, uzi marka sarjörlerin ait oldugu silah bulunamamis ve muhtemelen olay faillerinin kaçarken yanlarinda götürdükleri kanaatine varilmistir. bu otomobil hakkinda yapilan arastirmada 24.04.1995 tarihinde ankara ilinde çalinmis oldugu ve gerçek plakasinin 06 v 7550 oldugu tesbit edilmistir.

    bu olayin istanbul emniyet müdürlügünce tahkikatinin yapildigi sirada 25.08.1996 tarihinde asayis sube müdürlügü cinayet büro amirligine ismini bildirmeyen bir kisi tarafindan yapilan ihbarda, ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayinin faillerinin ayhan çarkin, ercan ersoy, oguz yorulmaz isimli özel harekat dairesi polis memurlari ile sami hostan ve ali fevzi bir isimli kisiler olduklarini bildirilmistir. bu ihbar üzerine adi geçenler 28.08.1996 tarihinde istanbul emniyet müdürlügü asayis sube müdürlügünde gözaltina alinmislardir. bu kisilerin gözaltina alinmalarini müteakip sanliurfa milletvekili sedat edip bucak tarafindan istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu'na defalarca telefon ederek gözaltina alinanlarin serbest birakilmalarini kolaylastirmak maksadiyla ona etkide bulunmaya tevessül edilmistir. (kemal yazicioglu'nun ifadeleri) bu kisiler hakkinda istanbul emniyet müdürlügünce arastirma devam ettigi sirada olaya müdahale edilerek, emniyet genel müdür yardimcisi halil tug araciligi ile özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin görevlendirilerek, gözaltindaki bu kisiler ankara emniyet genel müdürlügüne götürülmüsler ve orada yüzeysel bir arastirma yapilarak serbest birakilmislar ve görevli cumhuriyet bassavciligina da bu olay intikal ettirilmemistir.

    adi geçen kisiler bu sekilde serbest birakildiktan sonra istanbul emniyet müdürlügüne gelen istihbari bilgiler üzerine istanbul emniyet müdürlügü tarafindan arastirmalar sürdürülmüs ve bu kisilerin bu olaya istirak ettikleri hususunda emareler elde edildigi bildirilerek bu durum bizzat istanbul emniyet müdürü tarafindan sayin cumhurbaskani'na ve sayin basbakan'a sifahi olarak arzedilmistir. (kemal yazicioglu'nun ifadeleri).

    nitekim, 22 aralik 1996 tarihinde çankaya köskünde liderler zirvesinde sayin cumhurbaskani'nin liderlerle yaptigi konusmanin bir bölümünde istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu'nun kendisine arzettigini beyan ederek, özetle ...biz ömer lütfi topal'i öldürenleri bulduk... ankara merkez geldi, bizim elimizden aldi... isterlerse merkez alir. emniyetin usul ve kaidesidir... bunlar ömer lütfi topal'i öldürdüklerini itiraf ettiler, siz sorsaniz size de söylerler... sorunca söylüyorlar... ifadeleri henüz zapta almadim... dedigini bildirmislerdir.

    bu olayla ilgili olarak istanbul emniyet müdürlügünde sürdürülen arastirmalar sirasinda ö.lütfi topal'in öldürülmesinde kullanilan ve olay yerinde terkedilen kalashinkov marka tüfeklerden birinde, bu tüfegin iki sarjörünü birbirine monte etmekte kullanilan koli bantinin iç yüzeyinde bulunan 1 adet parmak izinin mukayese çalismalarinda, bu parmak izinin 26.02.1992 tarihinde sahte pasaport ile atatürk hava limanindan çikis yapmak istedigi sirada yakalanan sahin ekli isimli kisiye ait oldugu tesbit edilmistir. sahin ekli ile ilgili kayitlarin arastirilmasinda, bu kimligi kullanarak sahte pasaportla yurtdisina çikmak isteyen kisinin gerçek kimliginin abdullah çatli oldugu saptanmistir. bunun üzerine abdullah çatli'nin kayitlarda gerek kendi adina gerek mehmet özbay adina mevcut bulunan parmak izleri ile ölümünü müteakip nevsehir devlet hastanesi morgunda alinan parmak izlerinin mukayesesi yapilmis ve sonuç olarak suç aleti tüfegin sarjörlerini monte eden koli banti üzerindeki parmak izinin abdullah çatli'ya ait oldugunu kesin olarak anlasilmistir. bu durumda abdullah çatli'nin ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayina istirak ettigini bu somut delille tesbit edilmistir.

    bu sekilde, ömer lütfi topal'in öldürülmesine istirak ettigi tesbit edilen abdullah çatli'nin bu olay sebebiyle gözaltina alinan kisilerle ve istanbul dgm cumhuriyet bassavciliginca tahkikati yapilan (cürüm islemek için tesekkül olusturmak suçuna iliskin) olaylarda adi geçen kisilerle iliskileri söyledir;

    sami hostan ve ali fevzi bir, ömer lütfi topal'in istanbul intercontinental otelindeki kumarhanesinin % 50 oraninda ortaklaridir. abdullah çatli'nin sik sik bu kumarhaneye geldigini, sami hostan ve ali fevzi bir ile idare odasinda oturup, uzun görüsmeler yaptiklari, keza sami hostan ve ali fevzi bir'in de ankara iline gittiklerinde sedat edip bucak'in yazihanesinde abdullah çatli ile bulustuklari ve görüstükleri ve bu kisiler arasinda uzun süredir yakin iliskiler oldugu bizzat sami hostan'in kardesi sedat hostan'in ifadesi ve diger ifade ve delillerden ve telefon tesbit tutanaklarindaki görüsme detaylarindan anlasilmistir.

    dosya içerisinde mübrez bulunan ve yukari bölümlerde izahi yapilan ve siverek ilçesinde sedat bucak'in ikametgahinda çekildigi tesbit edilen ve ömer lütfi topal'in öldürüldügü tarihlere yakin zamanlara tekabül eden günlerde çekilmis oldugu tesbit edilen fotograflarda bu kisiler arasindaki yogun ve gizli iliskileri teyit etmektedir. (abdullah çatli, sami hostan ve ercan ersoy'un yanyana çekilmis muhtelif fotograflari.)

    ö.lütfi topal olayi sebebiyle gözaltina alindiktan sonra ankara emniyet genel müdürlügüne götürülerek orada kisaca ifadesi alinan sami hostan bu ifadesinde ö.l.topal'in öldürüldügü tarihlerde marmaris grand azur otelinde konakladigini belirterek, otelin faturalarini ibraz etmistir. ancak, dosyada mübrez bu fotograflarin incelenmesinde, konaklayan kisilerin sami hostan ve aile efradi olduklari görülmekle beraber gerek rezervasyonunun gerekse faturalarin mehmet özbay (abdullah çatli) adina düzenlenmis oldugu görülmüs ve bu husus sami hostan ve abdullah çatli arasindaki iliskilerin baska bir göstergesi olmustur. yine sami hostan'in kardesi sedat hostan'in ifadesine göre 03.11.1996 tarihinde susurluk ilçesi civarinda meydana gelen kazada abdullah çatli'nin ölümü ilk kez kendisine duyurulan kisilerden biri de sami hostan'dir. bu haber üzerine sami hostan derhal olay yerine gitmek için harekete geçmis ve durumu ortagi ali fevzi bir'e de bildirmis ve susurluk'a gitmek üzere istanbul bogaz köprüsü çikisinda bulusmuslar ve orada karsilastiklarinda ``abdullah'i kaybettik'' diye birbirlerine sarilmislar ve oradan hareketle susurluk devlet hastanesine gitmislerdir. abdullah çatli'nin susurluk devlet hastanesindeki cenazesini, abdullah çatli'nin diger yakinlari ile birlikte nevsehir iline götürmüsler ve orada defnedilmesinde hazir bulunmuslardir.

    asagida tarik ümit olayinda anlatilacagi üzere abdullah çatli'nin birçok eyleminde sami hostan onun yaninda bulunan kisilerden birisidir.

    abdullah çatli ile bu sekilde çok yakin ve karmasik iliskilerde bulunan sami hostan ve ali fevzi bir, sedat bucak ve onun yaninda koruma polisi olarak görevlendirilen ve iddianamede sanik olarak adi geçen polis memurlari ile de yakin derecede iliskileri bulunmaktadir. (mehmet eymür'ün ifadeleri)

    ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayi ile ilgili olarak sami hostan ve ali fevzi bir ile birlikte gözaltina alinan polis memurlari ayhan çarkin, oguz yorulmaz ve ercan ersoy ile birlikte diger polis memurlari enver ulu ve mustafa altinok, bu olayin vuku buldugu döneme tekabül eden zamanda, alelacele sanliurfa milletvekili sedat edip bucak'in korumasi olarak onun yanina verilmislerdir.

    basbakanlik teftis kurulunun 09.01.1997 tarihli raporuna esas teskil eden belgeler ve istanbul dgm c.bassavciliginca emniyet genel müdürlügünden celbedilip, cevabi yazi ve belgelere göre; sedat edip bucak'in korunmasi için il koruma kurulu sadece bir polis memuru görevlendirilmesini uygun görmüs ve bu karar, merkez koruma kurulunca da yeterli görülerek onaylandigi halde 06.08.1996 günü sedat edip bucak'a dördü istanbul'da, ikisi izmir'de görev yapan 6 polis memurunu (ayhan çarkin, oguz yorulmaz, ercan ersoy, mustafa altinok, enver ulu, ö.kaplan) tahsis edilerek tayinlerinin yapilmasi, bu kisilerin derhal koruma görevlerine baslamayip üç aylik bir dönem içerisinde ayri ayri göreve baslamalarinin korumada aciliyet olmadigini ortaya koymasi, sedat edip bucak'in yazili talebinin bir gün sonrasi olan 07.08.1996 günü yapilmasi, bu korumalardan üçünün ömer lütfi topal'in öldürülmesi ile ilgili olarak gözaltina alinan kisiler olmasi ve birinin de (ö.kaplan) bu kisiler lehine taniklik yapan kisi olmasi, ayrica bu memurlardan oguz yorulmaz'in özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin'in istanbul asayis sube müdürü yardimcisi oldugu dönemde korumasi olmasi, daha sonra hüseyin kocadag'in korumasi olmasi, bilahare yine ankara'da ibrahim sahin'in korumasi olmasi, daha sonra da sedat edip bucak'in korumasi olmasi ve bu dönemlerde gerek oguz yorulmaz'in gerekse diger polis memurlarinin ömer lütfi topal'in ortaklari olan sami hostan ve ali fevzi bir ile, sedat edip bucak ile ibrahim sahin'in yanina gidip gelirken tanidiklarini açikça beyan etmeleri bir bütün olarak nazara alindiginda, bu korumalarin özel olarak sedat edip bucak'in yaninda toplandiklarini göstermektedir. sedat edip bucak'in yaninda koruma görevlisi adi altinda bu sekilde toplanan polis memurlarinin, istanbul dgm c.bassavciliginda susurluk olayi ile ilgili olarak verdikleri ilk ifadelerinde abdullah çatli'yi mehmet özbay kimligi ile ve sedat edip bucak'in koruma görevine basladiktan sonra tanidiklarini söylemis iseler de, istanbul dgm c.bassavciliginda yapilan arastirmada yapilan telefon tesbitlerinde, abdullah çatli'nin kullaniminda olan çok sayida cep telefonlari ile çok uzun süreden beri yogun telefon görüsmeleri yaptiklari tesbit edilmistir. bunun üzerine adi geçenlerin sanik sifati ile alinan ifadelerinde abdullah çatli'yi birkaç yildan beri tanidiklarini ve onunla sik sik görüstüklerini ifade ettikleri görülmüstür.

    ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayi ile ilgili olarak yapilan hazirlik tahkikatinin sariyer cumhuriyet bassavciliginin 1996/3514 hazirlik numarali evrakinda halen sürdürülmekte oldugu ve yukarida izah edilen tesbitlerin sariyer cumhuriyet bassavciliginca da yapildigi bildirilmistir. (sariyer cumhuriyet bassavciliginin 21.02.1997 tarih ve 1996/3514 hz. sayili yazisi).'' seklinde degerlendirme yapildigi incelenmistir.(ek:81)

    7- ömer lütfi topal'in öldürülmesi ile ilgili sariyer cumhuriyet bassavciliginca açilan 1996/3514 sayili hazirlik numarali dosya, anilan savciligin 20.1.1997 tarihli yazisi ekinde komisyonumuza iletilmis, bilahare ayni savciligin 17.3.1997 tarihli yazisi ile de ayni dosyaya sonradan intikal eden belge ve ifadeler gönderilmistir.buna göre;
    `` cinayetle ilgili sorusturma henüz tamamlanamadigindan, iddianamenin hazirlanmadigi, ancak dosyada olayla ilgili, yer tesbit tutanaklari ekspertiz ve laboratuvar raporlari, birkisim ifadeler ve yazismalarin yeraldigi anlasilmistir.

    a) dosyada yer alan önemli ifadelerden ömer lütfi topal'la 7 yildir gayri resmi evliyim diyen hilal altintas ifadesinde özetle; ömer beyin son bir yilda müthis bir stres altinda oldugunu, ölümünden 10 gün önce de üzerinde artan bir tedirginlik oldugunu, bir gün önce ise çok sinirli oldugunu, sabaha kadar sürekli telefonla konustugunu, sert tartismalar yaptigini, ama gizli konustugu için ne konustugunu duyamadigini, ancak duyabildigi kadari ile mehmet agar isminin çok geçtigini, önce çelik yelek ismarladigini, ancak bunu hiç giymedigini, ömer beyin ortaklari sami hostan ve aliço'yu hiç sevmedigini, çiller'den de hoslanmadigini,

    b) istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu ise savciliktaki ifadesinde özetle;
    ömer lütfi topal'in ölümünden bir ay kadar sonra bu olayin istanbul emniyet müdürlügünce tahkikatinin yapildigi sirada 25.08.1996 tarihinde asayis sube müdürlügü cinayet büro amirligine ismini bildirmeyen bir kisi tarafindan yapilan ihbarda, ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayinin faillerinin ayhan çarkin, ercan ersoy, oguz yorulmaz isimli özel harekat dairesi polis memurlari ile sami hostan ve ali fevzi bir isimli kisiler olduklarini bildirmistir. bu ihbar üzerine adi geçenler 28.08.1996 tarihinde istanbul emniyet müdürlügü asayis sube müdürlügünde gözaltina alinmislardir. bu kisilerin gözaltina alinmalarini müteakip sanliurfa milletvekili sedat edip bucak tarafindan istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu'na defalarca telefon ederek gözaltina alinanlarin serbest birakilmalarini kolaylastirmak maksadiyla ona etkide bulunmaya tevessül edilmistir. (kemal yazicioglu'nun ifadeleri) bu kisiler hakkinda istanbul emniyet müdürlügünce arastirma devam ettigi sirada olaya müdahale edilerek, emniyet genel müdür yardimcisi halil tug araciligi ile özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin görevlendirilerek, gözaltindaki bu kisiler ankara emniyet genel müdürlügüne götürülmüsler ve orada yüzeysel bir arastirma yapilarak serbest birakilmislar ve görevli cumhuriyet bassavciligina da bu olay intikal ettirilmemistir.

    adi geçen kisiler bu sekilde serbest birakildiktan sonra istanbul emniyet müdürlügüne gelen istihbari bilgiler üzerine istanbul emniyet müdürlügü tarafindan arastirmalar sürdürülmüs ve bu kisilerin bu olaya istirak ettikleri hususunda emareler elde edildigi bu emarelerin daha çok cep telefonlarindan yola çikarak ulasilabilecek bir takim sonuçlar oldugunu,

    c) ömer lütfi topal'in avukati ekrem marakoglu savcilikta verdigi 25.12.1996 tarihli ifadesinde; bodrum'daki otele ortak olan hikmet babacan'in öldürülmesinden azmettirici olarak ömer lütfi topal'in sorumlu tutuldugunu,

    emperyal'den ekmekleri kesilen bazi kisilerin bu olaya yardimci olabilecegini,

    kusadasi'ndaki bir cinayetten de emper gazinosunun müdürü sami sahin'in sorumlu tutuldugunun,polis memuru ercan ersoy'un kendilerinin korumaligini yaptigi gibi gittigi yerlerde de emniyet müdürlükleri ile temas kurarak onlardan destek ve yardim aldigini, devamli telefonla birbirleriyle görüstüklerini,sami hostan'in ömer lütfi topal'in abdullah çatli'yi tanimadigini söyledigini, sami hostan'la ömer lütfi topal arasinda bir ihtilaf olmadigini, ömer lütfi topal'in rize milletvekili nihat mete'ye yardim ettigini, devletteki islerini ona gördürdügünü, ömer lütfi topal'in mehmet agar'in içisleri bakani olmasindan tedirgin oldugunu,

    d) emperyal sirketinin genel müdürü ahmet kara 23.1.1997 tarihli ifadesinde; sami hostan'in, ömer lütfi topal'in ölümünden 15 gün önce sirket kazancindan yeteri kadar pay almadigini, parasinin çogunu ömer lütfi topal'in aldigini söyledigini, ancak ömer lütfi topal'in ortaklari ile herhangi bir kavgasina ve tartismasina sahit olmadigini, sami hostan'in emniyet görevlileri ile arasinin iyi oldugunu,

    e) ömer lütfi topal'a ait shereton otelin gazino müdürü orhan öztürk, mehmet özbay olarak tanidigi abdullah çatli'nin sik sik gazinoya geldigini, ömer lütfi topal, sami hostan ve ali fevzi bir'le oturdugunu, daha çok ali fevzi bir'le oturdugunu, patronlari arasinda herhangi bir sürtüsme ve anlasmazlik olmadigini,

    f) ömer lütfi topal'in emperyal gazinolarinin halkla iliskiler müdürü arzu tok, patronlari ömer lütfi topal, sami hostan ve ali fevzi bir'in aralarinin çok iyi oldugunu, aralarinda bir kavga ve husumete sahit olmadigini, mehmet özbay olarak abdullah çatli'nin patronlarinin misafiri olarak shereton casinosuna sik sik yalniz olarak geldigini, sanik olarak adlari geçen polis memurlarini hiç görmedigini söylemistir.

    g) sariyer c.savciliginin gönderdigi dosyada cinayet tanigi olarak ifadesi alinan atike kiliç, ``28.7.1996 günü saat 23.00 siralarinda balkonda bulundugu bir sirada, evine yakin yolun kenari ile beyaz renkli bir aracin park halinde oldugunu, aracin tamamen 20-30 m. yakinindan da 3 erkek sahsin asagiya dogru yürüdügünü gördügünü, sahislarin bu otodan inip inmediklerini görmedigini, sahislardan birinin elinde cep telefonu oldugunu farkettigini, sahislarin olduklari yere sokak lambasi uzak oldugu için sahislarin yüzlerini göremedigini, üzerlerine ne giydiklerini de farkedemedigini, sahislarin eskali hakkinda herhangi bir bilgi veremeyecegini'' beyan etmistir. `` seklinde kayitlamalarin bulundugu incelenmistir.(ek:88)

    8- komisyonumuzun 10.01.1997 gün ve a.1.01.geç.10/89-135 sayili yazisi ile istanbul emniyet müdürlügünden ömer lütfi topal adli sahsin öldürülmesi olayi sebebiyle gözetim altina alinan sahislarin olay taniklari ile yüzlestirme yapilip, yapilmadiginin bildirilmesi istenmis,
    istanbul emniyet müdürlügü de 17.01.1997 gün ve 8971 sayili yazisi ile `` ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayi sebebiyle tanik olarak ifadeleri tespit edilen sahislarin olay anini görmediklerini eylemin karanlikta yapilmasindan dolayi saglikli bir eskal veremedikleri, teshis yapamayacaklari anlasildigindan olay sebebiyle gözetim altina alinan sahislar ve taniklar arasinda herhangi bir teshis ve yüzlestirme islemi yapilmadigi dosya tetkikinden anlasilmistir, seklinde cevap vermistir. (ek:90)

    9-komisyonumuzun ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayinda gözaltina alinan 3 polis memuru ve 2 sivil sahsi savciliga bildirmeden ankara'ya gönderilmeleri ve buradan saliverilmeleri konularinda yapilan islemlere iliskin olarak sariyer c.bassavciligina yazdigi 18.3.1997 gün ve 10/89-299 sayili yazisina cevaben, sariyer c.bassavciliginin 19.3.1997 gün ve 1996/3514 haz.sayili cevabindan;

    içisleri bakani mehmet agar, emniyet genel müdür yardimcisi halil tug, emniyet genel müdürlügü özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin, özel harekat daire baskanligi komiseri yusuf yüksek, özel harekat daire baskanligi polis memurlari sahin aslan ve ugur sahin haklarinda 10.1.1997 tarih ve 1997/9 sayili adli görevi kötüye kullanmak suçunun ankara'da islenmesi nedeniyle yetkisizlik karari verilerek, dosyanin ankara c.bassavciligina gönderilmesine,
    istanbul emniyet müdür yardimcisi bilgi ünal, asayis müdürü fatih özkan, baskomiser refik bastürk, baskomiser sentürk demirel ve polis memuru ziyaettin ferman haklarinda, suç yerinin gayrettepe'deki emniyet müdürlügü olmasi nedeniyle 06.01.1997 gün ve 11977/1 sayili kararla sariyer c.bassavciliginin yetkisizligine karar verilerek evrakin istanbul c.bassavciligina gönderilmesine,
    ayni nedenle polis memuru ahmet duran hakkinda 21.1.1997 gün ve ayni sayili ek yetkisizlik karari ile evrakin istanbul c.bassavciligina gönderilmesine,
    sariyer c.bassavciliginin adalet bakanligina yazdigi 5.1.1997 gün ve 14 sayili yazi ile, ``cmuk'nun 154/2. maddesi geregince, ömer lütfi topal cinayeti nedeni ile yakalanan kisikelir yakalanma, sorgulanma ve birakilmalarindan savciliga bilgi verilmeden 36 saat gözaltinda tutulmalari ve savciliga bilgi verilmeden genel müdürlüge gönderilmeleri nedeniyle görevi kötüye kullanan istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu zabit amiri olmasindan dolayi 2802 sayili yasanin 82. maddesine göre sorusturma izninin istendigi,'' incelenmistir.(ek:89)

    10- istanbul emniyet müdürlügü, 27.1.1997 gün ve 8988 sayili yazisi ile komisyonumuzun 10.01.1997 gün ve a.1.01.geç.10/89-134 sayili ``ömer lütfi topal'in öldürülünceye kadar hakkinda çikartilan yakalama ve giyabi tevkif müzekkerelerinin subemiz infaz bürosunda bulunan müzekkerelerinin tastikli suretinin çok acele komisyonumuza gönderilmesine'' iliskin yazisinda;

    `` adi geçen sahis hakkinda asayis subesi infaz büro amirliginde yakalama ve giyabi tevkif müzekkeresi bulunmadigi, ilimizde bulunan istanbul ve bagli ilçe c.bassavciliklari ile bu konuda yapilan yazismada, sisli 2. sulh ceza mahkemesinin 1993/10781 hazirlik sayili ile giyabi tevkif müzekkeresi çikartildigi ve bu olay istanbul 1.agir ceza mahkemesine intikal ederek 1996/155 esas sayisini aldigi, ancak giyabi tevkif müzekkeresi istanbul c.bassavciliginin 26.06.1996 gün ve 1996/155 sayili yazisi ile düsümü yapilarak evrak istanbul c.bassavciligina iade edildigi, ayrica istanbul c.bassavciligindan alinan cevabi yazida sahsin çorlu 5. kolordu komutanligi askeri mahkemesinin 1986/10321, 1986/321 sayili karari ile askeri ceza kanununun 66/1-a maddesine muhalefetten 5 ay hapis cezasi bulundugu, ancak evrakin 06.03.1991 tarih ve 1991/15-66 sayi ile infaz mahalline gönderildigi bildirilmis, yine istanbul c.bassavciliginca hazirlik bürosu bilgisayar kayitlarinda 1995/5780 hz. ve 1996/28590 hz. sayili iki adet dosyasi bulundugu bildirilmis olup, ilimizde bulunan diger adli merciilerce hakkinda yakalama ve giyabi tevkif müzekkeresinin bulunmadigi cevabi yazilarinda bildirilmistir.'' seklinde cevap verildigi incelenmistir. (ek:91)

    11- komisyonumuzun 19.3.1997 gün ve 10/89-302 sayili yazisina cevaben ankara c.bassavciliginin 25.03.1997 gün ve hz.3521 sayili yazisinda;

    `` a) ömer lütfi topal cinayeti ile ilgili olarak gözaltina alinan 3 polis memuru ve 2 sivil sahsin ilgili savciliga bilgi vermeden emniyet genel müdürlügüne aldirilma emrini veren içisleri eski bakani mehmet agar hakkinda, ankara c.bassavciligi, anayasanin 100. maddesine göre tbmm'nce karar verilmesi gerektiginden 14.02.1997 tarihinde verdigi takipsizlik karari'ni,

    b) ayni konuda sözkonusu saniklarin ankara'ya getirilmesini saglayan emniyet genel müdür yardimcisi halil tug, özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin, komiser yusuf yüksek, polis memurlari ugur sahin ve sahin arslan haklarinda,

    adi geçen kisilerin özel harekat daire baskanligi elemanlari olmalari ve özel harekat dairesinin adli görevi olmamasi ve 657 sayili kanuna tabi olmalari nedeniyle haklarinda memurin muhakemati hakkinda kanun hükümlerinin uygulanmasi gerektiginden 14.2.1997 tarihinde ankara c.bassavciliginin görevsizligine ve evrakin geregi için içisleri bakanligina gönderilmek üzere adalet bakanligina sunulmasina karar verilmistir.'' seklinde cevap verdigi incelenmistir.(ek:92)

    12-komisyonumuz, 06.12.1996 tarih ve 58 sayili yazisi ile içisleri bakanligindan, ``özel harekat dairesi'' hakkinda bilgi istemis, içisleri bakanliginin 12.12.1996 tarih ve 275427 sayili yazisinda cevaben;

    jandarma genel komutanligi bünyesinde bugüne kadar özel harekat dairesi ismiyle veya özel faaliyet göstermek üzere baska bir isimle herhangi bir teskilat kurulmadigini,

    26.7.1993 günlü bakanlir kurulu karari ile içisleri bakanligi, emniyet genel müdürlügü bünyesinde özel harekat dairesi baskanliginin kuruldugu ve kurulus amaci yönetmeligin 1 nci maddesinde belirtildigi gibi; ``devletin ekonomik, sosyal, siyasî ve hukuki temel anayasal düzenin yikilmasina, ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlügünü bozmaya ve cumhuriyetin temel niteliklerini degistirmeye yönelik baski, cebir, siddet, korkutma, yildirma, sindirme veya tehdit yöntemlerini kullanan terör örgütlerini meskun veya kirsal kesimde etkisiz hale getirmek, rehin aldiklari kisi, uçak, araç ve benzeri yerleri kurtarmak için ani müdahale, pusu, kesif, baskin ve operasyon yapmaktir.''
    bakanlik yazisina ek olarak ö.h.d.baskanligi kurulus, görev ve çalisma yönetmeligini de eklemistir. (ek:93)

    13- komisyonumuzun 31.01.1997 gün ve 194 sayili yazisina cevaben istanbul c.bassavciligi, 03.02.1997 gün ve 82 büro sayili yazisi ekinde istanbul 1.agir ceza mahkemesinin 1995/167 esas ve 3. agir ceza mahkemesinin 1995/40 esas sayili dosyalari gönderilmistir.

    istanbul 1. agir ceza mahkemesinin 1995/167 ve 1996/67 karar sayili kararinda necdet elmas ve 3 arkadasinin dövülmesine iliskin yeterli delil bulunamadigindan saniklara ömer lütfi topal ve 4 arkadasinin beraatine,

    istanbul 3. agir ceza mahkemesinin 1995/40 esas ve 1996/292 karar sayili kararinda; mehmet firat'in öldürülmesi ile ilgili olarak sanik ö.lütfi topal öldügünden tck'nun 96. maddesi geregince davanin düsürülmesine, diger 5 sanigin beraatine karar verilmistir. (ek:94)

    14- komisyonumuzun 31.1.1997 gün ve 10/89-198 sayili yazisina cevaben, istanbul emniyet müdürlügü 03.02.1997 gün ve 86 sayili faks yazisiyla; `` akgün otelinin yaninda bulunan otoparkta bülent firat isimli sahsin öldürülmesi ile alakali olarak, akgün oteli casinosunda yapilan aramada ele geçen suç delillerine tutanak ve ekspertiz raporlari gönderilmis, bu raporlardan, olay yerinde bulunan mermi kovanlarinin inceleme konusu olarak gönderilen silahlardan atilmadiginin tesbit edildigi anlasildiginin bildirildigi'' incelenmistir.(ek:95)

    15- komisyonumuzun 31.01.1997 gün ve 10/89-199 sayili yazisi ile sorulan bodrum regeta otelde öldürülen hikmet babatas'in sanik zanlilari ile ilgili olarak açilan dava dosyasini istemesi üzerine,

    mugla cumhuriyet bassavciligi, 03.02.1997 gün ve 280 sayili yazi ekinde gönderilen dosyada yer alan 1996/2503 haz. 1996/1014 e ve 1996/338 sayili savcilik iddianamesinde özetle;

    ``olay tarihinde hikmet babatas'in turmen otelinden çikip, ayni otelin otoparkinda iken saniklar metin aydogmus ve ergün müjde tarafindan tabanca ile ates edilmesi sonucu vurularak öldügü, olay yerine yakin bir yerde 34 yik 63 plakali araçla bekleyen sanik çetin aydogmus'un saniklari olay yerinden kaçirdigi, ölüme maktülün vücuduna isabet eden mermi çekirdeklerinin neden oldugu, karaciger, sol böbrek ve ince bagirsak harabiyeti ile kanama sonucu meydana geldigi, olay yerinde elde edilen kovanlarin iki ayri silaha ait oldugu iddia, sözler otopsi tutanaklari ekspertiz raporu ve tüm sorusturma kapsamindan anlasildigi,

    maktülün 1989 yilinda bodrum regal otelinin insaatina basladigi, insaatin devami sirasinda mali yönden sikintiya düsmesi nedeniyle otelin alt kismini ömer lütfi topal'a ait olan emperyal sirketler grubuna kiraya verdigi, daha sonra da otelin % 50 hissesini ayni sirkete satarak ömer lütfi topal ile is ortagi oldugu, kurban bayramindan iki gün önce basbasa görüsme yaptiklari, görüsme sonunda maktül hikmet'in sinirli ve surati asik olarak ayrildigi, 28.4.1996 tarihinde saat 17.00 siralarinda maktülün otel hesaplari ile ilgili olarak toplanti yaptigi, toplantiya sanik ihsan'in da katildigi toplantida otel giderleri ve teknik masraflarin fazlaligi ile ilgili olarak anlasmazlik çiktigi ortaya çiktigi,

    her ne kadar sanik metin aydogmus gezmek amaciyla dayisi yusuf kayapinar'dan aldiklari arabayi çetin aydogmus'un kullandigini bir süre yanlarinda ergün müjge'de oldugu halde gezdiklerini ancak issiz olduklari için is aramak amaciyla sahil boyunca çesitli il ve ilçelere gittikleri, en sonunda da bodrum'a ugradiklari, bir gün bodrum'da is aradiklarini bulamadiklarini, sonra senar oteline gitmeye karar verdiklerini, bu sirada yandaki otelin otoparkinda daha önce yaninda isçilik yaptigi maktülü görüp onun yanina ergün ile birlikte gittiklerini, alkollü olan maktülden daha önce önceye dayali iki aylik alacagini istedigini, maktülün yine kendilerini tersledigini, birara elini beline attigini, bunun üzerine kendilerinin de ellerini bellerine attiklarini, maktülün arabasina dogru gitmesi üzerine ates edecegini düsündüklerinde ergün ile birlikte maktüle ates edip, ileride bekleyen çetin'in kullandigi arabaya binip kaçtiklarini savunduklari, diger saniklar ergün müjge ve çetin aydogmus'un ayni beyanda bulunduklari,

    bu savunmaya ragmen, saniklar çetin, metin ve ergün'ün gezmek amaciyla aldiklarini söyledikleri arabayla mersin'den bodrum'a kadar gitmeleri üstelik aracin olayda iki gün önce sanik yusuf kayapinar'a sanik ahmet kara'nin kabulü ile verilmesi ve yukarida belirtilen ömer lütfi topal ile maktül arasindaki görüsme sonucunda maktülün haleti ruhiyesi, otelin masraflari konusunda anlasmazlik çikmis olmasi karsisinda eylemin taammüden adam öldürmek seklinde gerçeklestigini ortaya çikarmaktadir. ayrica olayi fiilen gerçeklestiren çetin aydogmus ve ergün müjge ve olay yerinin yakininda araçta bekleyen çetin aydogmus ile maktül arasinda önceye dayali bir husumetin bulundugu yolunda evrak içerisinde bir kanit olmadigi, sanik metin'in maktül ile tesadüfen karsilastigi, onun alacagini vermeye yanasmadigi, ayrica maktülün ates edecegini düsünerek ona ates ettikleri yolundaki savunmasi olay saati ve mahal itibariyle de düsünüldügünde hayatin olagan akisina uymadigi,

    maktülün yukarida belirtildigi gibi sonradan öldügü anlasilan ömer lütfi topal ile is ortagi olmasi aralarinda menfaat iliskisinin bulunmasi ayrica saniklar ahmet kara, ihsan karakayali ve arif balkan'in dosya kapsamina göre ömer lütfi topal ile is yakinliklarinin bulundugunun anlasilmasi karsisinda atili suça azmettirmek suretiyle saniklarin haklarinda kamu davasi açildigi,bu saniklarin her ne kadar savunmalari alinamamis ise de saniklar metin, çetin ve ergün'ün 17.5.1996 tarihinden bu yana tutuklu olmalari nedeniyle evrakin iddianameye baglanmasi geregi dügdugu,bu nedenlerle saniklarin yargilamalarinin yapilarak eylemlerine uyan;

    saniklar metin aydogmus, ergün müjge'nin tck'nun 450/4, 31, 33, 40, 6136 sayili yasanin 13/1. maddeleri, saniklar ahmet kara, çetin aydogmus, yusuf kayapinar, ihsan karakayali, arif balkan'in tck'nun 64. maddesi delaletiyle tck'nun 450/4, 31, 33. maddeleri geregince cezalandirilmalarina, saniklar çetin aydogmus ve yusuf kayapinar hakkinda tck'nun 40. maddesinin uygulanmasina karar verilmesi kamu adina talep ve iddia olundugu incelenmistir. (ek:96)

    16-mugla c.bassavciligi, 17.2.1997 gün ve 353 sayili yazisinda da: komisyonumuzun 17.2.1997 gün ve 10/89-240 sayili yazisina cevaben;

    a) hikmet babatas'in öldürülmesiyle ilgili olarak ömer lütfi topal hakkinda tevkif karari ve yakalama müzekkeresinin bulunmadigi,

    b) ömer lütfi topal'in bodrum'da bulunmamasi nedeniyle 7.6.1996 tarihinde savunmasinin alinmasi için istanbul c.bassavciligina yazilmak suretiyle bu tarihten itibaren aranmaya baslandiginin belirtildigi incelenmistir. (ek:97)

    17- ömer lütfi topal'in avukati ekrem marakoglu'nun komisyonumuzdaki 30.1.1997 tarihli ifadesin de;

    ``ömer lütfi topal cinayetinde emperyal sirketler grubunu çok büyük zarara sokacak bir maddi ihtilafin olmasi gerektigi, örnegin ölmeden bir gün önce ispanya'dan arayan ismail tank adli birisiyle adeti hilafina uzun ve sert bir tartisma yaptigi, geçmiste uyusturucu kaçakçiligindan hapiste yatmis bulunan giresun'lu bu adamin, ömer lütfi topal ile geçmise dayali çok özel bir hukuklarinin bulundugunu, ama ailenin bu konulari saklamaya çalistigini söyledigi `` incelenmistir.(ek:186) 18-adi geçen hakkinda emniyet genel müdürlügünden gelen 12.3.1997 tarihli bir bilgi notunda; ``a) 21.11.1987 tarihinde ispanya'nin marbella sehrinde ele geçirilen 5 gr. eroin maddesi olayi ile ilgili olarak yakalandigi,

    b) esi, hasibe kizi, 1959 dogumlu ayhan tank'in 22.07.1988 tarihinde bolu ili caydurt nahiyesi becikoglu tesislerinde, hamza ve emine oglu, 20.02.1957 adapazari dogumlu ömer duran isimli sahis tarafindan atesli silahla öldürülmesi olayina adi karistigi,

    hollanda interpolünden alinan 10.08.1988 tarihli teleks yazida; ayhan tank'in kocasi ismail tank tarafindan öldürtülmüs olabileceginin bildirildigi,

    sözkonusu cinayet olayi ile ilgili olarak, bolu c.bassavcisi tarafindan hazirlanan 16.08.1988 tarih ve 1988/1198 hz. sayili iddianamede, saniklar arasinda ismail tank'in adi geçmedigi,

    c) 12.01.1989 tarihinde belçika'nin brüksel kentinde ele geçirilen 43 kg. eroin maddesi olayinin firari sanigi olarak aranmakta iken, belçika'ya iade edilmek üzere 29.03.1989 ispanya'nin toledo kentinde 1 kg 570 gr eroin maddesiyle yakalandigi,

    d) yurtdisina eroin ihraç etmek suçundan hakkinda istanbul 1. nolu dgm nezdinde, 991/433 esas sayiya kayden dava açildigi,mahkeme neticesi henüz bilinmedigi,

    e) adina konulmus herhangi bir tahdit mevcut olmadigi belirtilmistir.

    komisyonumuzun 12.3.1997 tarih ve 10/89-274 sayili yazisi ile ismail tank'in nüfus kaydi istenmis, gönderilen kayda göre, adi geçenin giresun ili, görele ilçesi çiftlik köyü 19 hanede kayitli mustafa oglu, meskure mücella oglu 26.5.1956 dogumlu oldugu 13.9.1995 tarihinde evlendiginin bildirildigi `` incelenmistir.(ek:98)

    19- türk hava yollari a.o., komisyonumuzun 16.12.1996 gün ve 68 sayili yazisina cevaben. 23.12.1996 gün ve 133 sayili yazisinda;

    `` ortakligimiza (thy) ait courtesy card, yönetim kurulumuzca, kamu kuruluslari ve özel sirketlerin üst düzey yöneticilerine ve seçkin kisilere verilmektedir.

    ömer lütfi topal'a ait courtesy card 30.11.1995 tarihinde, emperyal sirketler grubu yönetim kurulu baskani olmasi sifatiyla verilmis olup, kartin özellikleri bu kartin sagladigi hizmet ve imkânlar su sekilde siralanmaktadir :

    - rezervasyon önceligi, ayri bankoda check-in, kisaltilmis check-in süresi, fazla bagaj hakki,erken bagaj teslimi,uçus öncesi özel salonlarda agirlama, uçak içinde tercihli koltuk, uçus sinifini yükseltme (upgrade),çesitli otellerde ve araba kiralama sirketlerinde indirim,uçus milleri toplamina göre ücretsiz bilet kazanma hakki verdiginin'' bildirildigi incelenmistir. (ek:99)

    20- t.h.y.a.o. komisyonumuzun 10.1.1997 gün ve 127 sayili yazisina t.h.y.o.'nun 27.1.1997 tarih ve 19 sayi ile verdigi cevabi yazisinda; ``courtesy card üyemiz ömer lütfi topal'in üyeligi 30.11.1995 tarihinde baslamis olup, üyelik kaydinda sadece 19.12.1995 tarihinde tk602 sayili istanbul- ashkabat seferimizle yaptigi business class uçus yer almaktadir.'' seklinde cevap verildigi incelenmistir. (ek:100)

    21- turizm bakanligi, komisyonumuzun 15.1.1997 gün ve 10/89-151 sayili yazisina cevaben gönderdigi 28.1.1997 gün ve 120-2802 sayili yazisi ekinde gönderilen, ömer lütfi topal'in ortagi bulundugu sirketlerin almis oldugu talih oyunlari salonlari isletmeciligi ile turizm bakanliginda bulunan tüm dosyalarin incelenmesinde düzenlenen raporda;

    ``ömer lütfi topal'in sahibi oldugu emperyal otelcilik turizm ve ticaret a.s'nin asagida turizm isletme belgeli 13 turizm kompleksi bünyesinde bulunan talih oyunlari salonlarina, turizm bakanligindan talih oyunlari isletme izni alarak çalistirdigi mevcut belgelerden görüldügü,mersin hilton oteli ,antalya grand oteli,istanbul ceylan inter continantel oteli,antalya seven seas oteli ,antalya lara ofo oteli,istanbul akgün oteli,istanbul polat rönessance oteli ,istanbul topkapi eresin oteli,bodrum park resort oteli,aydin kusadasi onura oteli,antalya saray regency oteli ,istanbul hyatt oteli ,adana seyhan oteli 6.9.1993 tarih 93/4811 sayili turizm yatirim ve isletmeleri nitelikleri yönetmeligi'nin 136'nci maddesine göre, turizm bakanliginin izni ile belgeli turizm isletmelerinin talih oyunu oynanacak mahalleri baskasina kiraya verebilmeleri mümkün bulunmaktadir. bu nedenle, sözkonusu otellere ait oyun salonlarinin emperyal otelcilik turizm ve ticaret a.s. tarafindan kiralanma islemlerinde yasal bir engel görülmedigi, kiralama islemlerinden sonra, emperyal sirketinin, her bir otelin talih oyun salonu için turizm bakanligindan ayri ayri ``talih oyunlari isletme izni'' aldigi anlasilmaktadir. emperyal sirketinin bu konudaki müracaatlarinin özellikle 1994 yilindan sonra yogunlastigi görülmüstür.

    turizm bakanliginca 8.1.1983 tarihli talih oyunlari yönetmeliginin bazi maddelerinin degistirilmesi hakkinda 10.3.1994 tarih 21873 sayili resmi gazete'de yayinlanarak yürürlüge konulan yönetmeligin 5 nci maddesinde, talih oyunu salonlarina isletme izni vermek için , tüzel kisilerin yönetim kurulu ile denetim kurulu üyeleri için ilgili adli mercilerden iyi hal kagidi istenildigi, emperyal sirketinin bu kapsamda ``talih oyunlari isletme izni'' almak için turizm bakanligi'na yaptigi müracaatlarda yönetim kurulu baskani ömer lütfi topal ve diger yönetim kurulu üyelerinin sabika kaydinin bulunmadigina dair ilgili cumhuriyet savciliklarindan alinan yazilar sundugu, ancak, ömer lütfi topal'in daha önce uyusturucu madde kaçakçiligi suçundan yurtdisinda 1977 yilinda belçika'da uyusturucu madde kaçakçiligindan 5 yil hapis cezasina mahkum edildigi, 1981 yilinda belçika'dan abd'ne iade edilerek, burada da eroin kaçakçiligi suçundan dolayi 5 yil hapis cezasi verildigi, adigeçenin cumhuriyet savciliklarindan aldigi sabika kaydinin olmadigina dair yazilarda bilgisayarca kontrolü yapilan kimlik bilgilerinde harf ve rakam degisiklikleri yapildigi, örnegin, 4.1.1995 tarihinde istanbul sicil müdürlügüne yazilan dilekçede isim ömer lütfi yerine ömer lütfü yazildigi, diger taraftan, adigeçen tarafindan 25.3.1994 tarihinde adli sicil ve istatistik genel müdürlügü'ne yazilan dilekçede, baba adi mevlüt olmasina karsin, mevlut yazildigi, malatya cumhuriyet savciligina yazilan 5.7.1994 tarihli dilekçede dogum tarihi 1942 olmasina ragmen 1994, ayni sekilde dogum yeri akçadag olmasina karsin malatya yazildigi,

    ömer lütfi topal'in sahibi oldugu emperyal a.s'nin özellestirme idaresi baskanliginca satisa çikarilan havas'in ihalesine katilmak üzere teklif vermesi üzerine, abd'nin ankara'daki büyükelçiligince dis isleri bakanligi'na 23.2.1995 tarihinde, havas'i satin almaya talip olan adigeçenin, 1977 yilindan bugüne kadar avrupa ve abd'ne yönelik tesekkül halinde uyusturucu madde kaçakçiligina dair kayitlar bulundugu, yukarida belirtilen mahkumiyetlerinin oldugu belirtilerek, teklifinin degerlendirilmesinde bu hususlarin dikkate alinmasi yönünde bir nota verildigi, abd'nin türkiye'de takip ettigi bu kisinin sahibi oldugu emperyal sirketine, türkiyede yaptigi islemlerde ülkemizdeki yetkili mercilerce gereken incelemeler yapilmadan, ``talih oyunu salonlari isletme izni'' verilmesi düsündürücüdür.

    turizm bakanligi tarafindan 30.12.1994 tarih 22157 sayili resmi gazete'de yayinlanan ``talih oyunlari yönetmeliginin bazi maddelerinin degistirilmesi hakkinda yönetmelik'' ile talih oyunu isletme izni için istimal ve istihlak kaçakçiligi hariç, kaçakçilik suçlarindan mahkumiyet bulunmama sarti aranildigi,

    belirtilen nedenden dolayi, talih oyunlari yönetmeligine göre emperyal otelcilik turizm ve ticaret a.s.'ye talih oyunlari isletme izinleri verilmemesi gerektigi anlasilmaktadir.

    emperyal a.s'nin turizm bakanligindaki islemlerinin incelemesi sonucunda, anilan sirketin kiraladigi talih oyunu salonlarindaki oyun araç ve gereçleri yerine, sanki bu araç ve gereçler yokmus gibi turizm bakanligi'na müracaat ettigi, bu durum turizm bakanligi yetkililerince bilinmesine ragmen çok sayida talih oyunu araç ve gereçlerinin bu sekilde ithaline turizm bakanliginca izin verildigi, emperyal sirketinin bu konuda yaptigi islemler hakkinda turizm bakanligi'na bilgi verilmesi istenilmesine karsilik, istenilen bilgileri genelde vermedigi ve sonuçta; önemli miktarda kayitdisi talih oyunu araç ve gerecinin yurtiçine girisine izin verildigi,

    her yil talih oyunu isletmecileri kayitli her oyun masasi için 15.000 $, oyun makinalari için 400-800 $'i turizm bakanligi'na ödemeleri gerektigi, sözkonusu oyun masasi ve makinalarinin kayitdisi tutuldugu, anilan sirketin devlete ödemesi gereken katki paylarini ödemedigi, buna örnek olmak üzere, mersin hilton oteli isletmesi ile ilgili islemlerde, bu isletmenin 21.1.1994 tarihinde turizm bakanligi'na yazdigi yazida 11 adet oyun masasi ve 54 adet oyun makinasi oldugunu bildirmistir. mersin giris gümrük müdürlügünün 28.2.1994 tarih 3426 sayili yazisinda anilan sirketin 120 adet oyun makinasi ithal ettiginin belirtildigi,

    nitekim turizm kontrolörlerince mersin hilton oteli isletmesinde yapilan 20.12.1995 tarihli denetimde, tesiste 11 adet oyun masasi ve 54 adet oyun makinasi olmasi gerekiriken, uygulamada 19 adet oyun masasi ve 154 adet oyun makinasinin oldugu, 22.3 1996 tarihli denetimde, 18 adet oyun masasi, 154 oyun makinasi bulundugu, 1.6.1996 tarihli denetimde ise 20 adet oyun masasi, 1 adet at yarislari makinasi(23 kisilik) , 154 adet oyun makinasi buluntugu saptanmis, bu usulsüzlükten dolayi anilan sirkete yalnizca, 3.150.000 tl ceza kesilmesi önerilmistir.

    bu tespitlere göre anilan talih oyunu isletmesinin turizm bakanligi'na 1995 yilinda ödemesi gereken ücret (6 adet oyun masasi için 100.000 $ + 15.000 x 13 = 295.000 $ oyun makinalari için ise 15 adet için 15.000$ geriye kalan 139 x 800= 131.200 $ genel toplam :421.200 $ olmasina karsilik, turizm bakanliginca 1995 yilinda 221.200 $, 1996 yilinda 250.000 $ alindigi dosyasindan görülmektedir. buna karsilik bazi dosyalarda fiili durum esas alinarak sözkonusu hesaplamalar yapilmistir. (örnegin, antalya lara ofo oteline ait dosya. ) görüldügü gibi emperyal a.s'nin devlete olan borç yükümlülükleri her bir oyun salonunda yillik 500.000 $' geçtigi, buna ragmen, 10.3.1994 tarihli talih oyunlari yönetmeliginde yapilan degisiklik ile emperyal a.s'nin vermek zorunda oldugu her bir isletme için 600.000 $ teminat toplam 13 oyun salonu için 7.800.000 $ teminat, her bir isletme için 200.000 $ teminata indirilmistir. böylece, emperyal a.s'nin bütün oyun salonlari için vermesi gereken teminat mektubu 2.600.000 $ indirilmistir. bu islemde dikkat çekici bulunmustur.

    mevcut tespitimize göre, turizm bakanliginca talih oyunu isletme izni verilen bütün isletmelerin talih oyunlari isletme izinlerinin ve fiilen kullandiklari oyun masalari ve oyun makinalarina göre ödemeleri gerekli ücretleri turizm bakanligina yatirip yatirmadiklarinin incelenmesi, varsa sorumlularin cezai ve hukuki sorumluluklarinin turizm bakanligi teftis kurulu ile maliye bakanligi teftis kurulunca müstereken tespiti, bu konudaki devlet zararlarinin belirlenerek öncelikle ilgili sirketlerden süratle tahsiline gidilmesi, bu mümkün olmadigi takdirde meydana gelen zararlarin sorumlularina müteselsilen tazmin ettirilmesinin yararli olacagi mütalaa edilmektedir. ayrica kayitdisi kalan oyun masalari ve oyun makinalarinin süratle kayit altina alinmasi gerekmektedir.

    talih oyunu isletmelerinin fiilen sahip olduklari oyun masalari ve oyun makinalarina ragmen, isletmelerin fiilen sahip olduklari oyun masalari ve oyun makinalarinin da yerine ithal izni vererek kayitdisi oyun masalari ve oyun makinalarinin olusmasina yol açan turizm bakanligi yetkilileri hakkinda sorusturma açilmasi gerekmektedir.(ek:101)

    22- komisyonumuzun 15.1.1997 gün ve 10/89-152 sayili yazisina cevaben basbakanlik özellestirme idaresinin gönderdigi 27.01.1997 tarih ve 0599 sayili yazisinda; ``adi geçen sahsa ait olan emperyal otelcilik ve turizm ticaret a.s., 23.01.1995 tarihinde açilan havas'in satisina iliskin ihalede teklif verdigi, ancak sözkonusu sirketin istigal mevzuu ve yapisi itibariyle 4046 sayili özellestirme kanununun genel ilkelerine uygun olmadigi gözönüne alinarak adi geçen sirket ihale disi birakilmistir.

    idarenin ekte gönderdigi, disisleri bakanliginin 01.03.1996 gün ve 1849-2242 sayili yazidan anlasildigina göre, emperyal otelcilik ve turizm ticaret a.s.'nin bu ihaleye alinmamasinin asil sebebinin, abd büyükelçiliginin verdigi 23.02.1995 tarihli nota'da, havas'i satin almaya talip sirket sahibi ömer lütfi topal'in,

    bakanliginin kayitlarina göre, 1977 yilindan bugüne kadar avrupa ve abd'ne yönelik, tesekkül halinde uyusturucu madde kaçakçiligina karistigina dair kayitlar bulundugu, 1979 yilinda belçika'da uyusturucu madde kaçakçiligi suçundan 5 yil hapis cezasina mahkum edildigi, 1981 yilinda belçika'dan abd'ne iade edilerek, burada da eroin kaçakçiligi suçundan dolayi 5 yil hapis cezasina mahkum edildigi ve 1986 yilinda anilan ülkeden sinirdisi edildigi kaydedilmekte ve bu bilgilerin havas'in özellestirilmesi amaciyla verilen teklifler degerlendirilirken dikkate alinabilecegi düsüncesiyle ilgili türk makamlarinin dikkatine getirilmesinde yarar görüldügü belirtilmesi oldugu, anlasildiginin `` bildirildigi incelenmistir.

    kaynak: tbmm susurluk raorundan alıntıdır...
  • inceleme bölümü

    a-susurlukta meydana gelen kaza olayi ve
    arkasindaki iliskilerin açiga kavusturulmasi ile
    ilgili inceleme

    1- komisyon baskanliginin 7.2.1997 tarih ve 217 sayili yazisi ile abdullah çatli (mehmet özbay)'in kazadan sonra evinin aranip aranmadigi, arandi ise tutanak örneklerinin gönderilmesinin istenildigi,

    istanbul emniyet müdürlügünün 24.2.1997 tarih ve 2509-br-142 sayili yazisi ile 14.1.1997 tarihinde abdullah çatli'nin evinde 6.no.lu dgm'nin 13.1.1997 tarih ve müteferrik 1997/14 hz:1996/2303 sayili arama kararina dayali olarak arama yapildigi, herhangi bir suç deliline rastlanamadiginin tespit edildiginin 15.1.1997 tarih ve 36 sayili istanbul emniyet müdürlügü yazisinda, belirtildigi incelenmistir.(ek:55)

    2- komisyon baskanliginin 17.2.1997 tarih ve 238 sayili yazisiyla;

    emniyet genel müdürlügüne israil tarafindan hibe edilen silahlardan depoda bulunmayan ve kaybolanlarin listesi ile konu hakkinda varsa tahkikat evraklarinin istenildigi,

    emniyet genel müdürlügünün 13.3.1997 tarih ve 058885 sayili yazisiyla,

    konu hakkinda içisleri bakanligi müfettislerince sorusturma yürütüldügü, tahkikat sonucuna göre düzenlenecek evrakin bilahare gönderileceginin bildirildigi incelenmistir. (ek:56)

    3- komisyon baskanliginin 18.3.1997 tarih ve 298 sayili yazisiyla;

    susurluk yakinlarinda meydana gelen trafik kazasinda ölen hüseyin kocadag, abdullah çatli (mehmet özbay, mehmet özbey ve sahin ekli isimleri de dahil olmak üzere) ve gonca us gibi olaya karisanlarin mal varliklariyla ilgili olarak herhangi bir sorusturma yaptirilip, yaptirilmadiginin bildirilmesi istenilmis,

    maliye bakanligi hesap uzmanlari kurulu baskanliginin 20.3.1997 tarih ve 132 sayili, 25.3.1997 tarih ve 143 sayili yazilarinda;

    sorulan kisiler hakkinda arastirmalarin yapilmakta oldugu, gerektigi taktirde hesaplar üzerinde inceleme yapilacagini, halen sonuçlanmis herhangi bir arastirma yada inceleme bulunmadiginin bildirildigi incelenmistir.(ek:57)

    4- komisyon baskanliginin 31.1.1997 tarih ve 195 sayili yazisiyla;

    içisleri bakanligi teftis kurulu baskanligindan istanbul il'i besiktas ilçe nüfus müdürlügü tarafindan mehmet özbay (abdullah çatli)'ya verilen z 01-150837 seri numarali sahte nüfus cüzdani verenler ile ilgili olarak yapilan sorusturmaya iliskin raporun örnegi ile ilgili bilgi ve belgenin talep edildigi,

    içisleri bakanligi teftis kurulu baskanliginin 4.2.1997 tarih ve 241-2-11/257-1 sayili yazisinda;inceleme ve sorusturmanin devam ettiginin bildirildigi incelenmistir.(ek:58)

    5- komisyon baskanliginin 29.1.1997 tarih ve 187 sayili yazisiyla;

    emniyet genel müdürlügünden, susurluk kazasi neticesinde ele geçen tüm silahlar hakkinda 26.1.1997 tarih ve 026292 sayili yazi ile bilgi ve belgelerin gönderildiginin belirtildigi ve 11.11.1996 gün ve 3531 sayili daire baskani imzali yazida da a92571 v seri nolu 22 cal. baretta marka tüfegin teskilatin demirbasina kayitli olmadiginin künye kayitlarinin incelenmesinden anlasildigi belirtilmekte, 19.12.1996 gün ve 4016 sayili yazida ise bu silahin bir israil sirketi tarafindan türk polis teskilatina hibe olarak gönderilecek malzemeler içerisinde oldugu, gönderilen kisimlarin özel harekat daire baskanligina teslim edildigi, o daireden soruldugunda ise bu silahin kayitlarinda mevcut olmadiginin bildirildiginin görüldügünü,buna göre, son kullanma belgesine istinaden israil sirketi tarafindan türk polis teskilatina gönderilen hibe malzemeler içerisinde yer almamakta, yada teslim edilen mezkur silahin hibe malzemeler listesinde yer almasina ragmen, nedeni bilinmeyen bir sekilde teskilat kayitlarinda ve demirbasinda bulunmadigi gibi sonuç ortaya çiktigini, ilgili sirket ile temasa geçilerek konu hakkinda alinacak saglikli bilginin bildirilmesinin istenildigi,

    emniyet genel müdürlügünün 5.2.1997 tarih ve 034255 sayili yazisiyla;

    konu hakkinda içisleri bakanligi teftis kurulu baskanligi tarafindan sorusturma yürütüldügü, sorusturmanin konusunun silahlarin gümrüge girisi ve gümrükten sonraki akibeti hususunda oldugunu, sorulan hususlarin sorusturma sonuçlandiginda belirleneceginin düsünüldügünün bildirildigi incelenmistir.(ek:59)

    6- komisyon baskanliginin 7.2.1997 tarih ve 216 sayili yazisiyla abdullah çatli'nin hangi tarihte, hangi suçtan, hangi mahkeme tarafindan tutuklandigi, isviçre'de hangi suçtan tutuklu bulundugu, hangi tarihte cezaevinden firar ettigi ve varsa hükümlülüklerine dair mahkeme karar örneklerinin emniyet genel müdürlügünden istenildigi,

    emniyet genel müdürlügünün 28.2.1997 tarih ve 51123-7693/990011 sayili yazisinda;

    adigeçenin, 23.02.1982 günü isviçre'nin zürih kentinde milliyet gazetesi genel yayin müdürü abdi ipekçi'nin öldürülmesinde bu suçu azmettirmek, suçta kullanilan silahi temin etmek, 6136 sayili kanuna muhalefet suçlarindan ``kirmizi bülten'' ile aranan mehmet sener isimli sahisla birlikte; zürih savciliginca çikartilan tevkif müzekkeresine istinaden 03.02.1954 dogumlu mehmet saral adina tanzim edilmis ``sahte pasaport kullanmak'' suçundan yakalandigi ve çatli'nin 24.02.1982 tarihinde ayni savcilikça saat 14.00'de serbest birakildigi;adi geçenin, fuat koçal ve nevzat bilecan isimli sahislarin da aralarinda bulundugu ve 1984 yilinin nisan ayi ortalarinda isviçre'ye yaklasik 3 kg. eroin maddesinin sokulmasi olayinin organizatörleri olarak oral çelik ile birlikte hakkinda 06.09.1984 günü bale kantonu savcisi sayin schild tarafindan çikartilan giyabi tevkif müzekkeresine istinaden isviçre'ye iadeleri amaciyla uluslararasi düzeyde tutuklattirilmak üzere aranmalarina baslandigi,

    ``uyusturucu madde kaçakçiligi'' suçundan 24.10.1984 günü fransa/paris'de 01.01.1954 reyhanli dogumlu hasan kurtoglu sahte kimligi ile yakalandigi, yedi (7) yil hapis cezasina mahkum edilerek 27.10.1984 tarihinde sante cezaevine konuldugu,

    sahsin türkiye'de islemis oldugu suça idam cezasi verildigi cihetiyle, fransa'dan ülkemize iadesi için yapilan talebimizin 27.05.1985 tarihinde kabul edilmedigi,

    25.11.1988 tarihinde fransa'dan isviçre'ye iade edildigi, isviçre interpolünden alinan 13.01.1989 tarihli mesajda; uyusturucu suçundan dolayi davasinin anilan ülkede bale asliye ceza mahkemesince görülecegi, çatli'nin ülkemize iade edilebilmesi için fransa'nin rizasinin alinmasinin zorunlu oldugunu bildirdigi,

    19.05.1989 tarihli mesajlarinda da; fransiz makamlarinin daha önceden idam cezasina çarptirilan sahsin türkiye'ye iade edilmesini reddetmesinden bahisle ülkemize iadesinin imkansiz oldugunu ifade ettigi,

    27.04.1990 tarihinde isviçre interpol'ünden alinan mesajda ise; çatli'nin 20.03.1990 tarihinde zug kantonundaki bostadel hapishanesinden bes (5) kisi ile birlikte kaçtiginin belirtildigi,

    bu mesajdan önce disisleri bakanliginin 10.04.1990 tarihli yazilarinda da; abdullah çatli'nin sözkonusu hapishaneden iki (2) yugoslav, iki (2) italyan ve 1963 sandikli dogumlu mehmet ve hanim oglu ahmet tanrikulu isimli türk uyruklu sahisla birlikte kaçtiginin belirtildigi anlasilmistir.

    diger taraftan, çatli'nin sözkonusu hükümlülüklerine dair mahkeme kararlari elde mevcut olmayip, adalet ve disisleri bakanliklari kanaliyla temin edilebilecegi hususunun bildirildigi incelenmistir.(ek:60)

    7- komisyon baskanliginin 10.01.1997 tarih ve 130 sayili yazisinda,

    emniyet genel müdürlügünden mehmet özbey'e ait pasaportlar ile kaç defa yurt disina giris-çikis yapildiginin, bu giris-çiktilarinin hangi seri no'lu pasaportlar ile yapildiginin bunlardan hangisinin abdullah çatli tarafindan kullanildiginin bildirilmesini ve abdullah çatli tarafindan kullanilan yesil pasaportla ilgili tahkikat dosyasinin istenildigi,

    emniyet genel müdürlügünün 27.01.1997 tarih ve 028038 sayili yazisinda;

    mehmet özbay'a ait pasaportlar ile kaç defa yurtdisina giris-çikis yapildiginin, bu giris-çikislarin hangi seri numarali pasaportlar ile yapildiginin, bunlardan hangisinin abdullah çatli tarafindan kullanildiginin bildirilmesi ve abdullah çatli tarafindan kullanilan yesil pasaportla ilgili yapilan tahkikata dair dosyanin suretinin gönderilmesi ilgi yaziniz ile istenmistir.

    03.11.1996 günü susurluk ilçesi çatalceviz mevkiinde meydana gelen trafik kazasinda ölen ve üzerinde sanliurfa birecik meydan mahallesi nüfusuna kayitli, mevlüt-fatma oglu, 1961 dogumlu mehmet özbay adina düzenlenmis sahte kimlik bulunan, bilahare gerçek kimliginin ahmet ve remziye oglu, 1956 nevsehir dogumlu abdullah çatli oldugu anlasilan sahis hakkinda yapilan arastirma ve incelemede;

    mevlüt oglu, 1961 dogumlu mehmet özbay'in tr a 245202 seri numarali hususi pasaport ile 8 giris-çikis,

    mevlüt oglu, 1961 dogumlu mehmet özbey'in tr a 776305 seri numarali umuma mahsus pasaport ile 2 giris-çikis,

    mevlüt oglu, 1961 dogumlu mehmet özbey'in tr e 740374 seri numarali umuma mahsus pasapot ile 13 giris-çikis,

    mevlüt oglu, 1961 dogumlu mehmet özbay'in tr e 271320 seri numarali umuma mahsus pasaport ile 7 giris-çikis,

    mevlüt oglu, 1961 dogumlu mehmet özbey'in tr g 873170 seri numarali umuma mahsus pasaport ile 29 giris-çikis,

    1961 dogumlu, mehmet özbay'in ingiliz makamlarinca tanzim edilen b-441537 seri numarali ingiliz pasaportu ile 23 giris-çikis,

    1961 dogumlu mehmet özbay'in 500120981 seri numarali ingiliz pasaportu ile 27 giris-çikis,

    mevlüt oglu, 1961 dogumlu mehmet özbay'in z-01-150837 seri numarali nüfus hüviyet cüzdani ile 4 giris-çikis,

    haydar oglu, 1957 dogumlu sahin ekli'nin tr f 282820 seri numarali umuma mahsus pasaport ile 9 giris-çikis olmak üzere toplam 122 giris-çikis yapildigi bilgisayar kayitlarinin sorgulamasindan anlasilmis olup, kronolojik dökümü ekte sunulmustur.

    bilgisayar kayitlarindan elde edilen ve yukarida seri numaralari belirtilen pasaportlarla ilgili olarak yapilan arsiv arastirmasinda ise;

    tr a 245202 seri numarali hususi pasaportun, maliye bakanliginin 03.08.1994 gün ve 94/3212 sayili, personel genel müdürlügü daire baskani çetin kivci imzali pasaport talep formuna istinaden (1) kadro dereceli maliye müfettisi sifatiyla mevlüt fatma oglu, sanliurfa birecik meydan mahallesi, cilt no:004/13, sahife no: 631, kütük no:91 üzerine kayitli 16.10.1961 dogumlu mehmet özbay adina bakanligimiz tarafindan tanzim edildigi,

    tr a 776305, tr b 469147, tr e 271320 ve tr e 740374 seri numarali umuma mahsus pasaportlarin, mevlüt-fatma oglu 16.01.1961 suruç dogumlu, sanliurfa-birecik meydan mahallesi cilt no: 004/13, sayfa no: 91, kütük no: 631 üzerine kayitli mehmet özbay/özbey adina;

    tr a 776305 seri numarali umuma mahsus pasaportun, 05.06.1986 tarihinde,

    tr b 469147 seri numarali umuma mahsus pasaportun, 08.04.1988 tarihinde,

    tr e 271320 seri numarali umuma mahsus pasaportun 24.07.1990 tarihinde,

    tr e 740374 seri numarali umuma mahsus pasaportun 07.05.1992 tarihinde londra baskonsoloslugu tarafindan tanzim edildigi,

    adi geçen ile ilgili yazismalarda soyadinin özbey veya özbay olarak geçtigi ancak, her ikisinin de ayni sahis oldugu disisleri bakanligindan alinan 20.01.1993 gün ve 302 sayili yazilari ile 24.01.1997 gün ve 239-1024 sayili yazilarindan anlasildigi,

    tr g 873170 seri numarali umuma mahsus pasaportun istanbul valiligince mevlüt ve fatma oglu, sanliurfa birecik meydan mahallesi cilt no: 004/13, sayfa no: 631, kütük no: 91 üzerine kayitli 16.10.1961 suruç dogumlu mehmet özbey isimli bir sahsin londra baskonsoloslugunca tanzim edilen tr e 740374 seri numarali umuma mahsus pasaportunun 59. sayfasinda ``ingiltere'ye giremez'' kasesi bulundugundan bahisle pasaportunun süresi kadar yenilenmesi talebi üzerine tanzim edildigi,

    disisleri bakanligindan alinan 20.12.1996 gün ve 7784-14421 sayili yazida ise ankaradaki ingiltere büyükelçiliginden alinan notadan bahisle, anilan notada yer almamakla beraber ingiltere büyükelçiliginden sifaen alinan bilgilere göre 16.01.1961 suruç sanliurfa dogumlu mehmet özbay'in bir ingiliz vatandasiyla evli olup, ingiltere'de 3 yil ikamet ettikten sonra 04.05.1991 tarihinde ingiliz vatandasligini kazandigi, adi geçene ingiltere'nin istanbul baskonsoloslugunca 25.07.1991 tarihinden 2001 yilina kadar geçerli b-441537 seri numarali ingiliz pasaportu düzenlendigi,

    bilgisayar giris-çikis kayitlarinda 1961 dogumlu mehmet özbay adina görülen 500120981 seri numarali ingiliz pasaportunun ise zayiinden anilan kisi adina ingiltere'nin istanbul baskonsoloslugunca verildigi, disisleri bakanligi tarafindan ilgili baskonsolosluktan temin edilen sifai bilgilerden anlasildigi,

    mevlüt oglu, 1961 dogumlu mehmet özbay adina tanzim edilen z-01-150837 seri numarali nüfus hüviyet cüzdaninin 25.04.1994 tarihinde besiktas nüfus müdürlügünce verildigi,

    tr f 282820 seri numarali umuma mahsus pasaportun, haydar ve fahriye oglu, malatya il'i, merkez ilçe, çavusoglu köyü, cilt no. 016/01, sayfa no: 05, kütük no: 08 üzerine kayitli malatya 03.11.1957 dogumlu sahin ekli adina istanbul valiligince 16.11.1990 tarihinde 5 yil süreyle geçerli olarak tanzim edildigi,

    tespit edildigi,

    yukarida arzedilen bilgi ve belgelerden de anlasilacagi üzere, kimlik bilgileri ayni olan mehmet özbay ile mehmet özbey'in ayni kisiler olup olmadiklarinin tesbiti konusunda yapilan çalismalar sonucunda;

    mehmet özbay adina tanzim edilen tr a 245202 seri numarali hususi pasaport ile sahin ekli adina tanzim edilen tr f 282820 seri numarali umuma mahsus pasaportun tanziminde ibraz edilen fotograflarin ayni kisiye ait oldugu alinan ekspertiz raporundan anlasildigi, anilan fotografin abdullah çatli'ya ait oldugu,

    ayrica giris-çikis kayitlarinda mehmet özbay adina kayitli görülen z-01- 150837 seri numarali nüfus hüviyet cüzdani bilgilerinin, mehmet özbay adina tanzim edilen tr a 245202 seri numarali hususi pasaport talep formunda beyan edildigi anlasildigindan, anilan z-01-150837 seri numarali nüfus hüviyet cüzdani ile yapilan giris-çikislarinda abdullah çatli'ya ait oldugu degerlendirilmekte oldugu,

    disisleri bakanligi tarafindan verilen tr a 245202 seri numarali hususi pasaportla ilgili olarak 06.11.1996 günü baslatilan idari sorusturmayla ilgili tamamlanan tahkikat dosyasinin tasdikli bir sureti ekte gönderildiginin bildirildigi,

    emniyet genel müdürlügü müfettislerine yapilan 16.12.1996 tarih ve 170 sayili fezlekenin sonuç bölümünde;

    tahlil bölümünde de ayrintili bir sekilde ifade edildigi üzere, mehmet özbay'a (abdullah çatli) hususi pasaport verilmesine iliskin islemlerde;

    adli yönden: a) olayda kusurluluklari bulunmadigi belirlenen polis memuru ali ihsan aslanoglu, polis memuru semra çam ve genel idari hizmetli selma yilmaz hakkinda ``men-i muhakeme'' karari alinmasi, b) sube müdürü mehmet koca, olay tarihinde baskomiser olan halen emekli bulunan ömer karaahmetoglu ve polis memuru efrayim aksakal'in pasaport talep formu ile kadro derecesini gösteren yazidaki mühürün ve imzalarin incelenmesi, imza sirkülerindeki imzalarla karsilastirilmasinin yapilmasi, bu islemlerin kurala baglanmasi ve denetimi görevlerini yerine getirmedikleri sabit görüldügünden, haklarinda eylemlerine uyan tck'nun 230'ncu maddesine göre `görevi ihmal'' fiilinden`lüzum- u muhakeme'' karari verilmesi,

    disiplin yönünden: a) polis memuru ali ihsan aslanoglu, polis memuru semra çam ve gih selma yilmaz hakkinda kusurluluklari bulunmadigindan ve ayrica ceza verme yetkisi de zaman asimina ugradigindan ``ceza tayinine yer olmadigi'' na karar verilmesi, b) sube müdürü mehmet koca, emekli baskomiser ömer karaahmetoglu ve polis memuru efrayim aksakal hakkinda görevlerini ihmalden dolayi emniyet örgütü disiplin tüzügünün 5-a/6 maddesi uyarinca cezalandirilmalari gerekmekte ise de, fiilin islenis tarihi itibariyle (03.08.1994) devlet memurlari kanunu'nun 127. maddesine göre ceza verme yetkisi zaman asimina ugradigindan, ceza tertibine yer olmadigi,

    idari yönden: sube içerisinde pasaport basvurusunun alinmasindan pasaportun ilgiliye teslimine kadar yapilacak hizmetlerin ve göreevlerin taniminin yazili kurallara dayali yapilmasinin, personelin görev ve sorumluluklarini gösteren iç düzenlemelerin yapilmasinin uygun olacaginin teklif edildigi incelenmistir.(ek:61)

    8-yabancilar hudut iltica dairesinin 5.11.1996 tarih ve 41824-45268/ 45407 sayili bilgi notunda;

    nevsehir nüfusuna kayitli ahmet ve remziyeoglu 1956 dogumlu abdullah çatli adina;ankara sikiyönetim askeri savciliginin 12.01.1981 gün ve 807040 sayili yurtdisina çikma yasagi (a),ankara cumhuriyet savciliginin 26.6.1986 günü ve 86- 6517 sayili yurtdisina çikma yasagi (a),ankara cumhuriyet savciliginin 18.6.1986 gün ve 86-21617 sayili yurtdisina çikma yasagi (a),nevsehir askerlik subesinin 18.8.1993 gün ve 3626 sayili yakalama kaydi (j),interpol daire baskanliginin 7.2.1991 tarih ve 5648 sayili arama kayitlari (h),ankara emniyet müdürlügünün 1.8.1996 gün ve 154792 sayili yakalama kaydi (p) bulundugu incelenmistir.(ek:62)

    9-komisyon baskanliginin 23.1.1997 tarih ve 179 sayili yazisinda;istanbul emniyet müdürlügünden;

    22.1.1997 tarihinde komisyonda dinlenilen meral çatli'nin ifadesinde, esi abdullah çatli'nin yillarca devletin himayesi ile arandigi halde özellikle istanbul da yasadigi, hatta ataköy de büro açtigini, burada faaliyet gösterdiginin emniyet güçlerine ihbar edilmesi üzerine, emniyetin kocasini bu ihbardan haberdar edip, büroya usulen gidilip tutanak tutuldugunu belirtmis oldugundan, bu islemlere dair tahkikat evraklarinin talep edildigi,

    istanbul emniyet müdürlügünün 3.03.1997 tarih ve 67 sayili yazisiyla,

    sorulan hususlarda istanbul emniyet müdürlügüne herhangibir bilginin intikal etmedigi ve islem yapilamadiginin kayitlarin tetkikinden anlasildiginin bildirildigi incelenmistir.(ek:63)

    10- komisyon baskanliginin 23.1.1997 tarih ve 178 sayili yazisinda;

    merat çatli'nin komisyonca alinan ifadesinde 3.11.1996 tarihinden 15 gün önce evlerinin önündeki otomobillerinin altina bomba konuldugu ve emniyetçe gereken islemin yapildigini belirtmistir. bu islemlere iliskin bilgi ve belgenin gönderilmesi istenilmistir.

    emniyet müdürlügünün .. ocak 1997 tarih ve 2073/009048 sayili yazisiyla, 22.10.1996 günü saat 7.40 civarinda bakirköy ilçesi senlikköy mahallesi füze sokak no:23 sayili yerin önü kaldirim üzerine kimligi meçhul kisi veya kisilerce bir adet mke yapisi savunma tipi el bombasinin pimi çekilerek birakildigi ancak patlamayan bombanin daha sonra bomba uzmanlarinca imha edildiginin bildirildigi incelenmistir.(ek:64)

    11-resmi gazetenin 25.3.1985 tarih ve 18703 sayili nüshasinda,

    devlet bakani ahmet karaevlinin 26-27 mart 1985 tarihlerinde yapilacak olan ``tehlikeli atiklarin sinirlarötesi hareketlerini'' konulu uluslararasi isbirligi konferansina katilmak üzere isviçre'ye gidecegini, onun dönüsüne kadar devlet bakanliginin abdullah tenekecinin vekillik etmesinin uygun görüldügüne iliskin kararin yayinlandigi incelenmistir.(ek:65)

    12-komisyon baskanliginin maliye bakanligi'ndan telefon ile vaki talebi ile pasaport konusunda yapilan inceleme ve sorusturma olup olmadiginin soruldugu ;

    maliye bakanligi teftis kurulu baskanliginin 17.02.1997 tarih ve 9 sayili yazisi eki abdullah çatli isimli sahsin mehmet özbay adiyla ve maliye müfettisi ünvani ile hususi pasaport verilmesinin maliye bakanligi müfettislerince düzenlenen 7.02.1997 tarihli inceleme raporunun sonuç bölümünde;

    3.11.1996 tarihinde balikesir-susurluk karayolunda meydana gelen trafik kazasinda ölen abdullah çatli'ya mehmet özbay adiyla ve maliye müfettisi unvani ile hususi pasaport verilmesi olayinin maliye bakanligi boyutunun incelenmesi sonucunda;

    a. bakanligimiz teftis kurulunda görevli müfettislerin hususi pasaport taleplerinin, emniyet genel müdürlügüne önceden gönderilen imza sirkülerinde yer alan personelin imzasi ile teftis kurulu baskanligi araciligi ile yapildigi,

    b. mehmet özbay adinda bir maliye müfettisi bulunmadigi,

    c. bakanlik teftis kurulu baskanligi ile hesap uzmanlari kurulu baskanligi disinda kalan bakanligimiz birimlerinin hususi pasaport taleplerinin emniyet genel müdürlügüne personel genel müdürlügü araciligi ile intikal ettirildigi,

    d. emniyet genel müdürlügünce konuya iliskin yaptirilan sorusturma sonucunda; sube müdürü mehmet koca ile emekli baskomiser ömer karaahmetoglu ve polis memuru efrayim aksakal'in pasaport talep formu ile kadro derecesini gösteren yazidaki mühürün ve imzalarin incelenmesi, imza sirkülerindeki imzalarla karsilastirilmasinin yapilmasi, bu islemlerin kurala baglanmasi ve denetimi görevlerini yerine getirmedikleri sabit görüldügünden, haklarinda eylemlerine uyan tck'nun 230 uncu maddesine göre `görevi ihmal'' fiilinden`lüzum-u muhakeme'' karari verilmesi gerektigi sonucuna varildigi tespit edilmis olup,

    e. 1.01.1994 - 3.11.1996 tarihleri arasinda bakanligimiz personelinden kimlere hususi pasaport verildigi, baska olaylarin olup olmadiginin tespiti açisindan emniyet genel müdürlügünden istenilmis olmasina ragmen, bu konuda bilgi alinamamistir.

    f. öte yandan, abdullah çatli'ya mehmet özbay adi ve maliye müfettisi unvani ile hususi pasaport verilmesine esas teskil eden `pasaport talep formu'' ve eki`belge'' deki personel genel müdürlügü daire baskani çetin kivci yerine atilan imzalarin bu kisiye ait olmadigi ve bu belgelerdeki tarih ve sayi numaratörlerinin bakanligimiz personel genel müdürlügü ve bütçe ve mali kontrol genel müdürlügünde kullanilanlara uymadigi, ayrica, raporun 2.7. bölümünde ayrintili olarak açiklandigi üzere bu belgelerin hiç bir sekilde igfal kabiliyetinin de bulunmadigi,

    g. raporun bir örneginin tbmm.'nin 12.11.1996 tarih ve 472 sayili karari ile; yurtdisi örgütlerin devletle olan baglantilari ile susurluk'ta meydana gelen kaza olayinin ve arkasindaki iliskilerin aydinliga kavusturulmasi amaciyla kurulan meclis arastirma komisyonuna gönderilmesi gerektigi,sonuç ve kanaatine varildigi incelenmistir.(ek:66)

    13-komisyon baskanliginin 10.01.1997 tarih ve 113 sayili yazisiyla,

    mehmet özbay (abdullah çatli'ya) verilen silah ruhsatinin tahkikatini yapan polis memuru dinçer sariboga ve baskomiser dogan simsek hakkinda yapmis oldugunu idari tahkikata iliskin dosyanin bir örneginin talep edildigi,

    emniyet genel müdürlügünün 12.2.1997 tarih ve 96/272-500485 sayili, 28.01.1997 tarih ve 500340, 261-331/97 sayili eki, polis müfettislerince düzenlenen 15.1.1997 tarih ve 1996/812 sayili yazilari ek'i gönderilen sorusturma raporunun sonuç bölümünde yapilan inceleme ve sorusturma neticesinde elde edilen bilgi ve belgelere, saniklarin beyanlarina göre;

    1) sanik 39485 sicil sayili baskomiser dogan simsek'in mecidiye polis karakolunun bulundugu adresi mehmet özbay (abdullah çatli) adindaki sahsin ikametgahi olarak gösterdigi ve kasitli olarak gerçek disi rapor vermek suretiyle görevini kötüye kullandigi sübuta erdiginden,

    a) idari yönden: eylemine uyan e.ö.d.t. madde 8/12 ye göre meslekten çikarma cezasi ile tecziye edilmesi gerekmekte ise de bu suçu 05.11.1993 tarihinde islediginden 657 sayili devlet memurlari kanunu 127. maddesine göre disiplin cezasi verme yetkisinin zaman asimina ugradigi,

    b) adli yönden: eylemine uyan tck. 240. maddesine göre görevi kötüye kullanmaktan hakkinda lüzum-u muhakeme karari verilmesi gerektigi,

    2) sanik 120600 sicil sayili polis memuru dinçer sariboga'nin görevine iliskin olarak kamu adina kovusturmayi gerektiren bir suçun islendigine tanik oldugu halde ilgili makama bildirmedigi sübuta erdiginden,

    a) idari yönden: eylemine uyan emniyet örgütü disiplin tüzügünün madde 8/14'e göre meslekten çikarma cezasi ile tecziye edilmesi gerekmekte ise de bu suçu 05.11.1993 tarihinde islediginden 657 sayili devlet memurlari kanunu 127. maddesine göre disiplin cezasi verme yetkisinin zamanasimina ugradigi,

    b) adli yönden: eylemine uyan tck. 235 maddesine göre görevini yaptigi sirada görevine iliskin olarak kamu adina kovusturmayi gerektiren bir suç islendigini ögrenip de ilgili daireye bildirmediginden hakkinda lüzum-u muhakeme karari verilmesi gerektigi,

    3) fatih uzunyusuf mahallesi muhtari burhan kocapehlivan'in tck. madde 341 (f.2)'ye göre resmi evrak münderecatinin sihhatini tasdik suretiyle sahtekarlik yapmak suçundan inceleme yapmak üzere fatih kaymakamliginca hakkinda idari sorusturma açilmasi gerektigi, kanaat ve sonucuna varildiginin bildirildigi incelenmistir.(ek:67)

    14- komisyon baskanliginin 10.1.1997 tarih ve 115 sayili yazisiyla;

    mehmet özbay (abdullah çatli) isimli sahsa verilen nüfus cüzdan sureti ile ilgili olarak, sahte nüfus cüzdani veren besiktas nüfus idaresinin bu konudaki islem dosyasinin talep edildigi, istanbul nüfus ve vatandaslik müdürlügünün 29.1.1997 tarih ve 945/43 sayili yazisiyla,besiktas kaymakamligi nüfus müdürlügünün 24.1.1997 tarih ve 945-466-557 sayili yazilari ile 25.4.1990 tarihinde verilen 201-150837 seri no'lu nüfus cüzdaninin tanzimine esas dayanak teskil eden belgenin bulunamadigi, o tarihte kullanilan erkeklere ait nüfus cüzdani kayit defterinin içisleri bakanligi mülkiye müfettislerince yürütülen sorusturma nedeniyle incelenmek üzere alindigindan, kayda iliskin belge gönderilemediginin bildirildigi incelenmistir.(ek:68)

    15- komisyon baskanliginin 10.1.1997 tarih ve 119 sayili yazisiyla;

    abdullah çatli üzerinde çikan uzman kimligi ile ilgili olarak yapilan tahkikat evrakinin ankara cumhuriyet bassavciligindan talep edildigi,

    ankara cumhuriyet bassavciliginin 27.1.1997 gün ve hz.1996/79643 sayili yazisiyla, uzman kimligi ile ilgili hazirlik tahkikatina iliskin evrakin tümü bilirkisi tetkikati yapilmak üzere adli tip kurumuna gönderildiginden talep gereginin yerine getirilemediginin bildirildigi incelenmistir.(ek:69)

    16- türkiye ticaret sicil gazetesinin 2.10.1992 tarih ve 3127 sayili nüshasinda,

    baysa ticaret ve gida sanayii, anonim sirketinin kurulusu ile ilgili ilanin yer aldigi, buna göre, istanbul i. ticaret mahkemesinin 24.9.1992 tarih ve e:1992/3924 k:1992/3674 sayili karari ile sirket kurulusunun onandigi, kurucularin ant güven sazak, ahmet baydar, silva sazak, mine baydar ve alper baydar oldugu, sirket amacinin ithalat, ihracaat, pazarlama ve imalat isleri oldugu incelenmistir.(ek:70)

    17- komisyon baskanliginin 17.1.1997 tarihli ve 161 sayili botas genel müdürlügüne yazdigi yazi ile, ahmet baydar ve mehmet özbay (abdullah çatli)'nin ortak oldugu baysa a.s.'nin, iskenderun'da yapilan ihale ile ilgili bilgi ve belgenin talep edildigi,botas boru hatlari ile petrol tasima anonim sirketinin bila tarih ve bila sayili yazisinda,irak-türkiye hampetrol boru hatti'nin 1990 yilinda körfez savasi sebebiyle bm karariyla kapatilmasindan sonra botas ceyhan bölge müdürlügünde bulunan petrol depolama tanklari bir program dahilinde bakima alindigi, bu kapsamda 1993 yilinda yapilan bir ihale ile sisteme dahil depolama tanklari hem bakim- onarimlarini yaptirmak hem de tank tabanlarinda olusan petrol çamurunu (sludge) temizletmek maksadiyla güney makina sanayi ve ticaret ltd. sirketi isimli firmaya ihale edildigi, adi geçen firma tarafindan yapilan uzun süreli çalismalar sonucunda, tank tabanlarinda olusan yaklasik 20.000 ton petrol çamuru (sludge) tanklardan temizlenerek açik toprak havuzlara ve sisteme ait olan ve bos durumda bulunan ballast tankina tasindigi, tank tabanlarindan çikarilan ve sludge (petrol çamuru) olarak isimlendirilen bu tortulasmis maddenin ekonomik açidan pek fazla bir deger ifade etmedigi, anilan malzemenin petrol sektöründe çogu zaman bedelsiz olarak ya da çok düsük fiyatlarla elden çikarilan bir konuma sahip oldugu, bu konuda sektörün diger kuruluslari olan tüpras ve atas rafinerilerinin de benzer uygulamalari yaptigi, bu noktadan hareketle kurumda petrol çamuru temizligi yapan güney makina firmasi adi geçen bu atik maddeyi ton basina 150-200 tl gibi düsük bir bedelle satin alarak tesislerinden tahliye etmek istedigi, botas genel müdürlügü olarak, hem açik toprak havuzlarda depolanan petrol artigi malzemenin yangin ve benzeri tehlikelerini bertaraf etmek, hem de irak-türkiye boru hatti'nin açilmasi durumunda ihtiyaç olunacak ballast tankinin bosaltilmasini saglamak gayesiyle yukarida tarif edilen bu atik maddeden kurtulma yollarinin arandigi, bu maksatla gümrükler genel müdürlügü, çevre bakanligi ve ilgili diger kuruluslar ile temasa geçildigi, baslangiçta anilan malzemenin gümrük müstesarligi tasfiye isleri genel müdürlügünce tasfiye edilmesinin gündeme geldigi, daha sonra gerekli çevresel tedbirler alinmak ve lüzumlu gümrük islemlerini tamamlatmak sartiyla sözkonusu atik maddenin botas genel müdürlügü tarafindan elden çikarilmasinin uygun bulundugu, bu gelismeler üzerinde kurulusun adi geçen maddeyi satin alabilecek firmalari bulma arayisina girdigi, bu kapsamda abak isimli ikinci bir firmanin daha adi geçen atik maddeyi ton basina 200 ile 500 tl arasinda bir fiyatla satinalmaya talip oldugu, ayni dönemde baysa a.s. isimli firmanin da 07 mart 1995 tarihli müracaatiyla anilan artik malzemeyi ton basina 10 abd dolari bir fiyatla satin almaya talip oldugu,

    baysa a.s. firmasinca teklif edilen 10 dolar/ton fiyatin adi geçen tarihlerde sözkonusu atik maddeye verilen en yüksek fiyat ve botas için en uygun teklif oldugu hususlari gözönüne alinarak 09.03.1995 tarihinde baysa a.s. firmasiyla sludge (petrol çamuru) satis sözlesmesi imzalandigi, yapilan sözlesmede her türlü gümrük islemleri, vergiler ve gerekebilecek her türlü yasal yükümlülüklerin anilan firmaca yerine getirileceginin hükme baglandigi, yapilan bu islemin akabinde, daha önce çok düsük fiyat teklifleri veren güney makina sanayi ve abak isimli firmalarin anilan atik madde için daha yüksek fiyatlar verebileceklerini botas'a yazili olarak bildirdikleri, bu gelismeler üzerine botas genel müdürlügünün hem sözkonusu atik maddeden daha fazla gelir elde etmek hem de saglikli bir rekabet ortami olusturmak gayesiyle, baysa a.s. firmasiyla daha önceden yapilmis sludge satis sözlesmesini iptal ettigi, bu islemlerin ardindan genel müdürlügün 29.03.1995 tarih ve 387 sayili olur'u ile kurum üst düzey yetkililerinden olusan 7 kisilik bir açik artirma ihale komisyonu olusturuldugu, kurulan bu komisyonun sözkonusu atik maddeyi o tarihe kadar almaya talip olan her üç firmayi da 29.3.1995 tarihli yazisiyla yapilacak açik artirma ihalesine davet ettigi, 04.04.1995 tarihinde botas genel müdürlügünde yapilan açik arttirma ihalesi sonucunda baysa a.s. firmasinin sözkonusu atik petrol çamurunu ton basina 10 abd dolari fiyatla almaya hak kazandigi, iki tur halinde devam eden açik artirma ihalesinde güney makina sanayi ltd. firmasi ton basina 8 abd dolari, abak firmasi ise ton basina 7 abd dolari fiyatlari teklif ettikleri, daha önceden yüksek fiyat vereceklerini beyan eden her iki firmanin da ihale komisyonuna adi geçen atik maddenin bulundugu tankin içindeki suyun tahliyesi hususu ile botas tarafindan talep edilen teknik emniyet konularinin agirligindan bahisle daha yüksek fiyatlar veremeyeceklerini beyan ettikleri,

    ilgi yazida bahsi geçen diger mehmet özbay ya da abdullah çatli isminde bir sahsin adi geçen ihale ile herhangi bir ilgisi bulunmadigi, ayrica gerek ihale öncesi gerekse de ihale safhasinda adi geçen sahsin botas genel müdürlügü ile herhangi bir münasebeti veya temasi da olmadigi, susurluk'ta meydana gelen trafik kazasi sonrasinda adi geçen sahsin botas'tan ihale aldigi yolunda bazi haberlerin birtakim basin organlarinda yer almasi üzerine genel müdürlügümüzce adi geçen konuda ciddi tetkikler yapildigi, bu incelemeler sonucunda mehmet özbay isimli sahsin; botas'da yapilan ihaleden 5-6 ay sonra sözkonusu baysa a.s. firmasina yönetim kurulu üyesi olarak katildiginin ögrenildigi, ancak adi geçen mehmet özbay'in baysa a.s. firmasi yönetim kurulu üyesi olduktan sonra dahi botas ile herhangi bir temasina veya iliskisine rastlanmadigi,

    yukarida genis olarak tarif edilen petrol çamuru (sludge) tahliye islemlerinin baysa a.s. firmasinca halen yürütülmekte olup, isin son kisimlarina gelindigi, ihale kapsaminda günümüze kadar baysa firmasinca yaklasik olarak 11.000 ton sludge tahliyesi gerçeklestirildigi, bu sonuca göre isin toplam mali hacminin de yaklasik olarak 110.000 (yüzonbin) abd dolari oldugunun bildirildigi incelenmistir.(ek:71)

    18- komisyon baskanliginin 6.1.1997 tarih ve 103 sayili yazisiyla;

    960 303 044 453-7, 950 901 023 601-9, 950 117 009 033-6 simkart nolu telefonlarin kimin adina kayitli oldugu, bu telefonlarla 1.1.1996 tarihinden itibaren yapilan görüsmelere ait komputür listesi ile istanbul emniyet amirligine ait 2144033 nolu telefonu 25.8.1996 günü saat 12-16 arasinda hangi telefonlarin aradigi hususunda bilgi talep edildigi,

    türk telekom firmasinin 14.1.1997 tarih ve 2101/84 sayili yazisiyla;

    anayasanin 22. maddesi, 406 sayili telgraf ve telefon kanununun 20. maddesi, meclis içtüzügünün 105. maddesi 3-5 fikralari hükümleri geregince bir sakinca bulun- madigindan simkart numaralarinin sirasiyla hatay ili payas ilçesinde ikamet eden ali aktekin adina, ankara'nin topraklik'ta ikamet eden osman tosun adina, istanbul üsküdar'da ikamet eden hüseyin kocadag adina kayitli bulundugu,

    2144033 numarali telefona ait görüsmelerin ve cep telefonlarinin hangi telefonlarla arandigina iliskin hususun teknik imkansizliklar nedeniyle mümkün olamadiginin bildirildigi incelenmistir.(ek:37)

    19- komisyon baskanliginin içisleri bakanligina gönderdigi 29.11.1996 tarih ve 4 sayili yazisiyla,

    jandarma genel komutanligi ve emniyet genel müdürlügü tarafindan mafya- yasadisi örgütler ile devlet ilile devlet iliskileri ve baglantilari, ayrica susurluk'ta meydana gelen kaza olayi ve arkasindaki iliskiler konusunda rapor hazirlanmissa da bunlarin ve varsa belgelerinin incelenmek üzere komisyona gönderilmesinin talep edildigi,

    jandarma genel komutanliginin 6.12.1996 tarih ve 217053 sayili yazisiyla,

    balikesir-susurluk ilçesi bursa karayolunun 13 ncü km.de, 03 kasim 1996 günü saat 17.00 siralarinda, istanbul emniyet müdür yardimcisi hüseyin kocadag'in kullandigi 06 ac 600 plakali mercedes otomobilin bir kamyona arkadan çarpmasi sonucu meydana gelen kazada; emniyet müdür yardimcisi hüseyin kocadag, abdullah çatli, gonca us öldügü, dyp sanliurfa milletvekili sedat edip bucak yaralandigi, kaza yapan otomobilde; (2) adet mp-5 mk. tabanca, (5) adet tabanca, (2) adet susturucu, (281) adet muhtelif tabanca fisegi, (3) adet sahte kimlik belgesi, çok az miktarda kahverenkli toz madde ve naylon poset parçasinda toz bulasigi madde bulundugu, olaya baslangiçta susurluk cumhuriyet bassavciliginca el konulmus olup, dosya bilahare istanbul dgm. bassavciligina devredildigi, istanbul dgm bassavciliginca araçta bulunan silah ve iki maddenin j.gn.k.ligi kriminal laboratuvarinda incelenmesi istendigi, elde edilen sonuçlar ilgili savciliga gönderildigi,

    ankara cumhuriyet bassavciliginca mehmet özbay adina düzenlenmis silah tasima belgesinin incelenmesi j.gn.k.ligi kriminal laboratuvarindan talep edildigi, elde edilecek sonuçlarin ilgili savciliga gönderilecegi,yukarida belirtilen hususlardan baska j.gn.k.liginda bilgi bulunmadiginin bildirildigi,emniyet genel müdürlügünün 9.12.1996 tarih ve 2694-96 sayili yazisiyla;

    emniyet genel müdürlügünce 6.11.1996 tarih ve 96/272 sayili talimat yazisiyla susurluk ilçesinde meydana gelen kaza olayinda, emniyet müdürü hüseyin kocadag'in olayin tümü üzerinde degerlendirilerek, gereken inceleme, arastirma ve sorusturmanin yapilmasinin istenildiginin bildirildigi incelenmistir.(ek:72)

    20- komisyon baskanliginin 10.1.1997 tarih ve 112 sayili yazisinda,

    emniyet genel müdürlügünden susurluk kazasinda bulunan ruhsatsiz silahlarla ilgili mensei tespitinin yapilip yapilmadiginin, yapildi ise sonucunun, ayrica bu silahlardan hariç israil'den hangi cins silahlarin hibe olarak alindiginin bildirilmesinin istenildigi,

    emniyet genel müdürlügünün 26.1.1997 tarih ve 026292 sayili yazisi ve eklerinde,

    susurluk ilçesinde kaza yapan araçta ele geçen tüm silahlar ile ilgili bilgiler ve israil'den hibe olarak alinan silahlara ait ilgili daire tarafindan hazirlanan dökümanlarin liste halinde gönderildigi,

    bunlardan a 92571 u seri numarali 22 kalibre italyan yapimi baretta marka tabancanin ocak 1994 tarihinde yapilan bir anlasmayla bir israil sirketi tarafindan türk polis teskilatina satildiginin israil interpolünce bildirildigi, ancak, emniyet genel müdürlügü silah kuvve kayitlarinda mevcut olmadigi,

    irak yapimi, tariq marka 9 mm çapli 930647 seri numarali tabancanin seri fabrikasyon numarasi silinip tek tek bu seri numarasi vurulmus oldugu için üretici fabrikadan satim yeri hakkinda cevap almanin mümkün görülmedigi.,

    mp-5 marka 9 mm çapli 21995 ve c 48952 seri numarali yari makinali tabancalarin ise menseilerinin tespitine iliskin olarak konu, 14.2.1997 tarih ve 038646 sayili yazi ile aynen bildirildigi,

    buna göre; mp-5 marka silahlarin ingiltere'de üretildigi, bunlardan c 49952 seri numarali silahin 1985 yilinda kuveyt'e satildigi, mp-5 marka 21995 seri nolu silahin ise 1980 yilinda yugoslavya'ya satildiginin, ingiliz interpolünden alinan yazilardan anlasildigi, bu bilgilerin ilgili ülkeler nezdinde de alinarak detayli bilgilerle takviye edileceginin bildirildigi,

    israil'den bugüne kadar 8.12.1993 tarih ve 31862 sayili yazida belirtilen; 10 adet ruger kisa tüfek 0.22 lr, 10 adet baretta tabanca cal:22, 8 adet remington model 870 av tüfegi,5000 adet``oo'' buchshot kovan, 5000 adet lock-buster av tüfegi kovani, 100 adet uzi yari mak.tab.7 (sarjörü),100 adet 9 mm tabanca, 4 adet magnum 300 mac millan tüfegi,10000 adet magnum 300 fisegi, 5000 adet cal. 50 fisegi alindigi, bunlarla ilgili olarak 19.2.1996 tarih ve 4016 sayili yazida açiklandigi üzere son kullanici belgesindeki 10 ayri kalem malzemeden bir kisminin gönderildigi ve kullanici olan özel harekat daire baskanligina orijinal ambalajli olarak teslim edildigi, kurulan muayene ve kabul komisyonunca kabulünün yapildigi ve ayniyatinin kesilerek 15.11.1994 tarihinde kuvve kayitlarinin alindigi,

    23.12.1993-15.6.1994 tarihleri arasinda da,

    100 adet 5,56 mm galli tüfek, 20 adet 7,62 mm galli tüfek, 100 adet 9 mm jeriko 028 otomatik tabanca, 60 adet 9 mm jeriko 94/15 otomatik tabanca, 100 adet 9 mm mini uzi otomatik tabanca, 90 adet 9 mm mikro uzi otomatik tabanca, 40 adet 9 mm uzi seyyar dipçikli tabanca, 50 adet 9 mm uzi sabit dipçikli tabancanin israil hospro firmasi tarafindan hibe ve bedelsiz olarak emniyet teskilatina gönderildigi, tamaminin özel harekat daire baskanliginin taleplerine dayali olarak tesellüm belgesi ile bu daireye zimmetle teslim edildiginin bildirildigi incelenmistir.(ek:73)

    21- komisyon baskanliginin 29.11.1996 tarih ve 3 sayili yazisinda;

    adalet bakanligindan, susurluk cumhuriyet savciligindaki tahkikat dosyasi ile dava açilmis ise dava dosyasinin, ömer lütfi topal cinayeti ile ilgili dosyanin, söylemezler çetesi ile ilgili dosyanin, 1978 yilindaki bahçelievler katliami dosyasinin, abdi ipekçi'nin öldürülmesi ile ilgili dava dosyalarinin ilgili cumhuriyet savciliklari ve mahkemelerden,

    ayrica susurluk'ta meydana gelen kaza üzerine, istanbul dgm ve cumhuriyet savciligindaki sorusturma dosyasinin, ankara cumhuriyet bassavciligindaki tahkikat dosyalarinin komisyona gönderilmesinin talep edildigi,

    adalet bakanligi ceza isleri genel müdürlügünün 13.12.1996 tarih ve 031114 sayili yazisi ekinde gönderilen dosyalarda;

    susurluk cumhuriyet savciliginin 12.11.1996 tarih ve hz:1996/949 e:1996/407 iddianame: 1996/145 sayili iddianamesinde;

    hüseyin kocadag, abdullah çatli (mehmet özbay) ve gonca us isimli kisilerin ölü, sedat edip bucak'in yarali, hasan gökçe isimli sahsin sanik oldugu, suçun 3.11.1996 tarihinde islendigi,

    olay tarihinde sürücü hüseyin kocadag yönetimindeki sedat bucak'a ait 06 ac 600 plakali mercedes marka otomobil ile izmir ilinden, istanbul iline dogru seyir halinde iken; ilçenin uçakyolu mevkii 53. km.ye geldiginde sol taraftaki benzinlikten çikis yaparak bursa istikametine (ayni istikamete) gitmek isteyen hasan gökçe yönetimindeki 20 rc 721 plakali ford kamyona sag arka yan taraftan çarparak ölümlü ve yaralamali trafik kazasi meydana geldigi,

    kaza neticesinde 06 ac 600 plakali mercedes otomobilin sürücüsü hüseyin kocadag, ayni araçta bulunan abdullah çatli ve gonca us isimli sahislar öldügü, otomobilin sag ön koltugunda bulunan milletvekili sedat bucak hayati tehlike geçirecek sekilde yaralandigi,

    sanigin yargilanmasinin yapilarak eylemine uyan; tck.nun 455/2, son, 40,2918 sayili yasanin 119. maddeleri geregince cezalandirilmasina karar verilmesi kamu adina talep ve iddia olundugu,

    sahislarda ve araçta elde edilen silah ve kimliklere iliskin olarak evrakin tefrik edilecegi ve fezleke ile yetkili cumhuriyet bassavciliklarina gönderileceginin kararlastirildigi,

    susurluk cumhuriyet savciliginin hz. 1996/961,963,964 fezleke: 1996/ sayili istanbul dgm cumhuriyet bassavciligina gönderilen fezlekede;

    3.11.1996 tarihinde sorumluluk bölgesi içinde meydana gelen trafik kazasi ile ilgili olarak, olay yerine giden jandarma yetkililerine, kazaya karisan mercedes otomobilde iki adet mp-5 otomatik tabanca, bes adet çesitli marka veçapta tabanca ile bunlara ait iki adet susturucu, toplam onüç adet jarsör ve mermilerin ele geçirildigini, olay yerinde kesif yapildigi, bilirkisi raporu ve olay yeri krokisi ile kaza yapan araçlarin durumlarinin fotografla tespit edildigi, ölenlerin üzerlerinde yapilan incelemede, ölen hüseyin kocadag üzerinde emniyet genel müdürlügüne ait polis kimligi, banka kartlari, sigorta karti ile gazete kagidina sarili olarak 0,33 cm. kahverengi renkli niteligi belirsiz toz madde, 19.050 bin lira para, nüfus cüzdani ve sürücü belgesi, ölen abdullah çatli'nin (mehmet özbay) üzerinde, mehmet özbay adina düzenlenmis sürücü belgesi, silah tasima ruhsati, silah tasima izin belgesi, kartvizit, baysa ticaret adina düzenlenmis fatura bilgi karti, viza karti, yapi kredi karti, barclay kart, bir adet telefon karti, istanbul ticaret odasi üyelik karti, bir adet üzerinde beyaz toz tanecigi bulunan naylon poset, 44 milyon 500 bin lira, 29 adet 100'lük abd dolari, yüzelli dolar, 305 alman marki, ölen gonca us'un üzerinde, sürücü belgesi, çesitli fotograflar, gözlük çerçevesi, sol ayaginda 24 cm. uzunlukta altin zincir çiktigi,

    basin yayin organlarinin yayinlari ile otomobilde ele geçen silahlar, mermiler ve esyalar ile ölen sahislar üzerindeki esya ve belgelerin degerlendirilmesinde, ayrica mehmet özbay kimlikli sahsin gerçekte abdullah çatli isimli sahis oldugu ve 18 yildir arandigindan,

    sahislarin birarada bulunmasi, çesitli silahlar ve sahte belgelerin mevcudiyeti ile tck.nun 313. maddesine muhalefet suçunu olusturacagi, bu suçun da devlet güvenlik mahkemesi yetkisi ve görevi içinde oldugunun anlasilmasi nedeniyle fezleke düzenlenerek, hazirlik evraki ve diger malzemelerin istanbul dgm. bassavciligina gönderildigi,

    trafik kazasi ile ilgili olarak hz/1996/949 sayili sorusturmanin devam etmekte oldugu, hususlarinin fezlekede yer aldigi incelenmistir. (ek:74)

    22- susurluk cumhuriyet bassavciliginin 7.11.1996 tarih ve hz: 1996/962 , e: 1996/20 sayili yetkisizlik kararinda;

    3.11.1996 tarihinde meydana gelen kaza olayinda abdullah çatli olarak yakinlarinca da teshis edilen sahsin üzerinde mehmet özbay adina düzenlenmis sürücü belgesi, çesitli bankalara ait kredi kartlari, ticaret odasi üye karti, silah tasima ruhsati ve silah tasima izin belgesi çiktigi, silah tasima izin belgesinin emniyet genel müdürlügünce düzenlendiginin anlasilmasi üzerine, suç yeri itibariyle savciligin yetkisizligine ve geregi için yetkili ve görevli ankara cumhuriyet bassavciligina gönderilmesine karar verildigi,

    susurluk cumhuriyet savciliginin 7.11.1996 tarih ve hz: 1996/949 sayili tefrik kararinda;

    3.11.1996 tarihinde meydana gelen trafik kazasinda;

    trafik kazasi olayi, diger olaylar da ayni olmakla, 1996/949 sayisi üzerinden yürütülmesine, abdullah çatli üzerinde çikan ehliyetname, silah tasima ruhsati ve banka kayitlarinin düzenlenme yerleri istanbul ili olmakla, diger evraklardan ayrilarak, tefrik edilerek hazirligin hz: 1996/961 sayisi üzerinden yürütülmesine,

    abdullah çatli üzerinden çikan silah tasima izin belgesinin düzenlenis itibari ile farkli olmasi nedeniyle tefrik edilerek hz: 1996/962 sayili üzerinden yürütülmesine,

    araçta bulunan çesitli evsaftaki silah, mermi ve jarsörler hakkindaki sorusturmanin saglikli yürütülmesi için tefrik edilerek hz. 1996/963 no. üzerinden yürütülmesine,

    ölen abdullah çatli (mehmet özbay) üzerinde çikan küçük naylon posetteki beyaz toz bulasigi ve ölen hüseyin kocadag'in cüzdani içinden çikan 0,33 cm. kahverengi toz hakkindaki evrakin tefrik edilerek hz: 1996/964 no. üzerinden yürütülmesine, karar verildigi incelenmistir.(ek:75)

    23-komisyon baskanliginin 29.11.1996 tarih ve 3 sayili yazisinda;

    adalet bakanligindan, susurluk cumhuriyet savciligindaki tahkikat dosyasi ile dava açilmis ise dava dosyasinin, ömer lütfü topal cinayeti ile ilgili dosyanin, söylemezler çetesi ile ilgili dosyanin, 1978 yilindaki bahçelievler katliami dosyasinin, abdi ipekçinin öldürülmesi ile ilgili dava dosyalarinin ilgili cumhuriyet savciliklari ve mahkemelerden,

    ayrica susurlukta meydana gelen kaza üzerine, istanbul dgm ve cumhuhuriyet savciligindaki sorusturma dosyasinin, ankara cumhuriyet bassavciligindaki tahkikat dosyalarinin komisyona gönderilmesinin talep edildigi,

    adalet bakanligi ceza isleri genel müdürlügünün 13.12.1996 tarih ve 031114 sayili yazisi eki dosyalardan mehmet özbay'a ait 1996/1136 sayili silah tasima dosyasinda;mehmet çakir vekili nihat yanik'in 28.3.1995 tarihli dilekçe ile 9 mm. baretta marka l 53461 z seri nolu silahin mehmet özbay'a hibe etmek için dilekçe ile istanbul valiligine müracaat edildigi,

    mehmet özbay'in 28.03.1995 tarihli dilekçesi ile mehmet çakir'a ait silah hibe yoluyla almak istedigini, bir dilekçe ile istaanbul valiligine müracaat ettigi,

    emniyet genel müdürlügünün 14.11.1991 tarih ve 62159/69 sayili makam onayinda;emniyet genel müdürü'nün teklifinde, mehmet çakir'in talebi üzerine yaptirilan tahkikatta, hayatinin harici ve ciddi tehlikeye maruz kaldigina dair herhangibir belge ve bilginin mevcut olmadigini, silah satin aldirilarak tasima ruhsati verilip verilmeyecegi hususunun bakanlik makaminin taktirine birakildigi, tasima ruhsati verilip verilmeyecegi makaminin tensiplerine arz edildigi, içisleri bakanligi tarafindan da tasinan ruhsata verilmesi için onay verildigi, ankara valiliginin 5.11.1991 tarih ve 285525 sayili yazisi ile tabancan ve mermi alabilmesi için düzenleme yapildigi, ankara valiliginin 4.2.1994 tarih ve 147762 sayili onayi ile, 31.12.1995 tarihine kadar tasima ruhsati verilmesinin valilikçe onaylandigi,

    istanbul valiliginin 14.6.1994 tarih ve 11782 sayili yazisi ile mehmet özbaya isimli sahsin can güvenliginden bahisle mke'den silah satin aldirilarak tabaancaanin ruhsati verilmesini talep ettiginden bahisle tasima ruhsati verilip verilmemesi hususunun soruldugu, emniyet genel müdürlügünün teklifinde istanbul il'inden 1961 dogumlu mehmet özbay isimli sahislarin hayatlari harici ve ciddi tehlikeye maruz kaldigindan bahisle silah tasima izni verilmesinin istenmesi üzerine yaptirilan tahkikatta hayatlarinin tehlikede olduguna dair herhangibir belge ve bilgi bulunmadigini, yönetmeligin 7/a maddesine göre silah tasima izni verilip verilmeyecegi hususunu onaya arz ettigi 4.7.1994 tarihli bakan onayi ile tasima ruhsati verilmesinin uygun görüldügü,

    istanbul valiliginin 25.3.1996 tarih ve 11782 sayili valilik onayi ile de 4.7.1999 tarihine kadar tasima ruhsatinin verilmesi için onay verildigi incelenmistir. (ek:76)

    24-komisyon baskanliginin 29.11.1996 tarih ve 3 sayili yazisinda; adalet bakanligindan, susurluk cumhuriyet savciligindaki tahkikat dosyasi ile dava açilmis ise dava dosyasinin, ömer lütfü topal cinayeti ile ilgili dosyanin, söylemezler çetesi ile ilgili dosyanin, 1978 yilindaki bahçelievler katliami dosyasinin, abdi ipekçinin öldürülmesi ile ilgili dava dosyalarinin ilgili cumhuriyet savciliklari ve mahkemelerden,ayrica susurlukta meydana gelen kaza üzerine, istanbul dgm ve cumhuhuriyet savciligindaki sorusturma dosyasinin, ankara cumhuriyet bassavciligindaki tahkikat dosyalarinin komisyona gönderilmesinin talep edildigi,

    adalet bakanligi ceza isleri genel müdürlügünün 13.12.1996 tarih ve 031114 sayili yazisi eki ``ideolojik amaçla 7 kisiyi öldürmek'' suçu ile ilgili dosyada;

    ankara 3. agir ceza mahkemesinin 26.12.1996 tarih ve e: 1990/44 k: 1995/278 savcilik:1986/6517 sayili gerekçeli kararinda;

    iddia, savunma, ankara 4. kolordu komutanligi nezdinde kurulan sikiyönetim i numarali askeri mahkemesinin 1984/55 esas numarali dava dosyasi içerigi, yeminli tanik ve katilanlarin anlatimlari ile dosyadaki diger tüm kanitlarin objektif ve kül halinde degerlendirilmesinden bahçelievler 15. sokak no:56/2'deki evde oturan maktüller serdar alten, hürcan gürses, efraim ezgin, osman nuri uzunlar, latif can, salih gevenci, faruk ersan'in olay günü evlerine baskin yapilarak ellerinin arkadan baglandigi ve eter koklatilmak suretiyle bayiltiklari maktüllerden salih gevenci ile faruk ersan'in bir abrabaya konularak eskisehir yoluna götürülüp orada baslaarina kursun sikilmak suretiyle öldürüldükleri, daha sonra evde kalan maktüllerden osman nuri uzunlar'in bogularaka, hürcan gürses, efraim ezgin, latif can ve serdar alten'inde bas ve gögüs kisimlarina tabanca ile ates edilerek maktüller hürcan gürses, latif can ve efraim ezgin'in evlerinde öldürüldükleri, serdar alten'in ise agir yarali olarak hastaneye kaldirilmasini müteakip 17.10.1978 tarihinde hastanede ölmesi suretiyle 7 kisinin katledilmis olduklari semiha üstündag adindaki tanigin yolda tesadüfen gördügü iki genç arasindaki konusmalarinda birinin digerine `tamam mi'' diye soru sormasi üzerine ötekinin`5-6-2 tamam reis'' seklinde cevap vermesi ve bu gördüklerini bir aile toplantisinda polis memuru recep okay'a anlatmasi, katliam olayinin gerçeklestigi ev numarasinin 56/2 olmasi nedeniyle recep okay'in öldürülme hadisesi ile ilgili o gençlerin aralarindaki konusmalari irtibatlandirarak durumu mesai arkadasi selami ünal'a bildirdigi, selami ünal'inda recep okay'dan aldigi bilgileri ankara emniyeti 2.subesinde katliam olayini sorusturmakla görevli komiser dürüst oktay'a anlatmasini müteakip semiha üstündag'a fotograflar göstermek suretiyle o konusan sahislardan birinin duran demirkiran oldugunu saptamasi, duram demirkiran'in ise bahçelievler bölgesinde ülkücü görüsün ileri gelenlerinden olmasi nedeniyle gözaltina alinarak yapilan sorgulamasinda olayda adres tesbiti ve gözcülük yaptigini, yakinda ömer özcan'in oldugunu söyledikden sonra sorusturma derinlestirilmis saniklar haluk kirci, ahmet ercüment gedikli, ömer özcan, duran demirkiran, ibrahim çiftçi, ömer yavuz haciömeroglu, abidin sahiner, mehmet kundakci ve kadir temir haklarinda ankara sikiyönetim komutanligi askeri savciliginin 30.7.1979 gün 1979/597 esas, 1979/1061 iddianame sayili iddianemesi ile kamu davasi açilmistir.

    adi geçen mahkemece yapilan yargilama sonucunda 19 aralik 1985 gün 1984/55 esas ve 1985/311 karar numarali ilamla `` ibrahim çiftçi, ömer yavuz haciömeroglu, abidin sahiner, mehmet kundakçi ve kadir temir'in beraatlerine, saniklar duran demirkiran ile ömer özcan'in tcy,'sinin 149/2, 65/3 ve 59. maddeleri geregince 12'ser yil 6'sar ay agir hapis cezasi ile sanik ahmet ercüment gedikli'nin ömür boyu agir para cezasi ile ve sanik haluk kirci'nin ise idam cezasi ile cezalandirilmalarina karar verilmis ve karar temyiz edildikten sonra yargitay'dan geçip sikiyönetim mahkemesince yeni bastanhüküm kurularak enson ankara 1 numarali askeri mahkemesinin 17.06.1988 gün 1987/44 esas 1988/101 karar numarali ilami ile kesinlesmistir.

    saniklar mahmut korkmaz, bünyamin adanali, abdullah çatli, ünal osmanagaoglu, kadri kürsat poyrak ve mahmut korkmaz haklarinda giyabi tutuklu olmalari nedeniyle dosyanin tefrik edildigi daha sonra bu saniklar hakkinda kamu davasi açilarak saniklar abdullah çatli, ünal osmanagaoglu bünyamin adanali, kadri kürsat poyrat ve mahmut korkmaz ile ilgili davanin mahkememizin 1990/44 esas numarali dosyasinda görüldügü,

    bir kisim taniklar ve mahkum olan saniklarin olaya bünyamin adanali'ninda katildigi yolunda hazirlikda anlatimda bulunmalarina ragmen mahkememizde dinlenilen bu saniklar ve taniklar bünyamin adanali'nin olaya katildigini görmediklerini ve duymadiklarini hazirlikda yapilan sorgulama sirasinda baski ve iskence altinda kaldiklarini ve yazilan tutanaklarin kendilerine okutulmadan imzalatilmis oldugunu beyan etmislerdir,

    saniklar abdullah çatli, ünal osman agaoglu, kadri kürsat poyraz ve mahmut korkmaz giyaben tutuklanmalarina ragmen bugüne kadar yakalanamadiklari için bunlar hakkindaki yargilama ile ilgili islemler tefrik edilmek suretiyle baska bir dosyada esas açilip oraya kaydi yapildiktan sonra o dosyada yürütülmesine karar verilmistir.

    yukarida anlatildigi üzere, sanik bünyamin adanali üzerine atilan suçu islemedigini olay yerine ugramadigini, olay tarihinde erzurum'da oldugunu savunmus ve bu savunmalari mahkememizce dinlenen taniklar mesut nabi adanali ve hasan fehmi adanali tarafindan dogrulandigi gibi olayda yargilanip cezalandirilan ve cezasini çektikden sonra çikan duran demirkiran'da sanik bünyamin adanali'nin olaya katilmadigini, bünyamin adanali'yi birkez gördügünü ve kendisininde olaya katilmamasina ragmen baski ve iskence sonucunda hazirlikda suçu üzerine aldigini söylemistir.

    sanik hakkinda cezalandirilma yoluna gidilebilmek için kesin, inanadirici ve yeterli kanitin elde edilmis olmasi gerekmektedir.

    olayda sanik bünyamin adanali hakkinda üzerine atilan suçtan hükümlülügünü gerektirir derecede yeterli, inandirici ve kesin kanit elde edilemedigi gibi mahkememizce süpheye varilmis ve süphe sanik lehine uygulanir genel kuralida gözönüne alinmak suretiyle sanik bünyamin adanali'nin 7 kisiyi katletmek suçundan beraatine karar verilmesi yoluna gidilmistir.

    mahkeme üyesi kerim talu ise sanik bünyamin adanali'nin cezalandirilmasi yolunda dosyada yeterli kanit bulundugunu ileri sürerek çogunluk görüsüne karsi çikmis ve karsi oy kullanmistir.gerekçesi yukarida anlatildigi üzere:

    h ü k ü m:

    1- suçu isledigine dair dosyada hükümlülügünü gerektirir derecede yeterli, inandirici ve kesin kanit elde edilemediginden süphe sanik lehine uygulanir genel kuralida gözönüne alinarak sanik bünyamin adanalinin ideolojik amaçla 7 kisiyi öldürmek suçundan beraatine, üye kerim talu'nun bu sanigin mahkumiyeti gerekir yolundaki karsi oyuyla

    2- saniklar abdullah çatli ünal osman agaoglu, kadri kürsat poyraz ve mahmut korkmaz'in yargilanmalari ile ilgili evraklarin bu dosyadan ayrilarak baska bir dosyaya konulup yeni verilecek esas üzerinden adi geçen saniklar hakkindaki yargilamaya devam etmesine,

    3- saniklar abdullah çatli, ünal osman agaoglu, kadri kürsat poyraaz ve mahmut korkmaz'in giyabi tutukluluk durumlarinin devamina,

    4- sanik bünyamin adanali'nin serbest birakilmasina, baska bir suçtan tutuklu veya hükümlü degil ise derhal saliverilmesi için ankara cumhuriyet bassavciligina yazi yazilmasina,

    katilanlar ve katilanlar vekilleri ile saniklar abdullah çatli, ünal osman agaoglu, kadri kürsat poyraz ve mahmut korkmaz'in yokluklarinda sanik bünyamin adanali ile bu sanik vekili av, yalçin kasaroglunun yüzlerine karsi isteme aykiri ve yargitay yolu açik olmak üzere 26.12.1995 günü açik ve oyçokluguyla verilen karar yöntemine uygun bir sekilde okundu ve anlatildi ``seklinde karar verildigi incelenmistir.(ek:77)

    25- komisyon baskanliginin 29.11.1996 tarih ve 3 sayili yazisinda; adalet bakanligindan, susurluk cumhuriyet savciligindaki tahkikat dosyasi ile dava açilmis ise dava dosyasinin, ömer lütfü topal cinayeti ile ilgili dosyanin, söylemezler çetesi ile ilgili dosyanin, 1978 yilindaki bahçelievler katliami dosyasinin, abdi ipekçinin öldürülmesi ile ilgili dava dosyalarinin ilgili cumhuriyet savciliklari ve mahkemelerden,

    ayrica susurlukta meydana gelen kaza üzerine, istanbul devlet güvenlik mahkemesi ve cumhuriyet savciligindaki sorusturma dosyasinin, ankara cumhuriyet bassavciligindaki tahkikat dosyalarinin komisyona gönderilmesinin talep edildigi,

    adalet bakanligi ceza isleri genel müdürlügünün 13.12.1996 tarih ve 031114 sayili yazisi eki dosyada;

    mehmet özbay ile ilgili sürücü belgesi ve iliskin islemlerde; ilkokul diplomasinin 21.5.1973 tarih ve 829 no'lu oldugu iyi derece ile meydan köyü ilkokulundan mezun oldugunu gösterdigi, 18.05.1990 tarihinde motorlu tasit sürücü kursuna müracaat ederek kayit defterinin 979 numaraasina kaydedildigi, 18.12.1990 tarihinde trafik tescil sube müdürlügüne müracaat ederek ve motorlu tasit sürücü sertifikasini ibraz ederek sürücü belgesi talep edildigi, 18.12.1990 tarihinde 63241 sayili belge düzenlenerek, ilgisine verildigi incelenmistir.(ek:78)

    26- komisyon baskanliginin 10.01.1997 tarih ve 121 sayili yazisiyla;

    bakirköy cumhuriyet bassavciliginin 14.1.1997 tarih ve muh: 1997/43 sayili yazisi ve eki belgelerde,

    bakirköy cumhuriyet bassavciliginin 20.4.1992 tarih ve hzr.1992/8718 e:1992/5177 id: 1992/2596 sayili iddianamesi ile 26.2.1992 tarihinde atatürk hava limanindan yurt disina çikarken görevliler tarafindan yapilan kontrollarda sahin ekli isimli sahsin belçika makamlarinca düzenlenmis pasaportun tamamen sahte oldugunun ekspertiz raporunda da belirtildigi gibi igfal kaabiliyetini haiz oldugu, sanigin üzerine atilan suçu isledigi sanik itirafi ve tüm evrak kapsamindan anlasildigi gerekçesiyle bakirköy asliye ceza mahkemesine dava açildigi,davanin 26.12.1996 tarihi itibariyla 1992-405 sayili davanin devam ettigi incelenmistir.(ek:79)

    27- komisyon baskanliginin 3.2.1997 tarih ve 202 sayili yazisiyla;

    ankara cumhuriyet bassavciligina 6.1.1997 tarih ve 103 sayili komisyon baskanligi yazisi ile türk telekom genel müdürlügünden istenen bilgilerin verilmediginden bahisle kanuna aykiri davranisa giren ve bu suretle komisyonun görev yapmasini engellemekten bahisle gereken cezai kovusturmanin açilmasinin talep edildigi,

    ankara cumhuriyet bassavciliginin 25.2.1997 tarih ve hz: 1997/10691 sayili karari ile genel müdürlük sorumlulari hakkinda mahkemeye sevklerine yeter delil bulunamadigi gerekçesiyle takipsizlik karari verildigi incelenmistir.(ek:37)

    28- komisyon baskanliginin 10.1.1997 tarih ve 116 sayili yazisiyla;

    istanbul cumhuriyet bassavciligindan haluk kirci isimli sahsin istanbul asayis sube müdürlügünden gözaltinda iken kaçma olayi ile ilgili olarak yapilan tahkikat ve yargilamalara iliskin belgelerin talep edildigi,istanbul cumhuriyet savciliginin 8.4.1996 tarih ve hz: 1996/11011 büro: 1996/171 sayili ek takipsizlik kararinda;

    ``küçükçekmece cumhuriyet bassavciliginin 1995/1054 sayili ilami ile aranan ankara 1 no'lu sikiyönetim komutanligi askeri mahkemesinin 1986/68 esas, 1987/19 sayili karari ile 7 kez idam cezasina hükümlü sükrü oglu, 1958 dogumlu haluk kirci isimli sahsin emniyetçe yakalandigi, küçükçekmece cumhuriyet bassavciliginin 1.2.1996 tarih ve 105 sayili yazilari ile hükümlünün ilamlar gelene kadar emniyet nezarethanesinde tutulmasi istenilmesine ragmen, yukarida açik hüviyeti yazili asayis subesi eski müdürü sedat demir'in suç tarihinde infaz bürosundaki görevlilere baski yaparak hükümlü haluk kirci'nin kaçmasini kolaylastirdigi iddia edilmekle,

    delillerin degerlendirilmesi üst görevli mahkemeye ait olmak üzere sanik hakkinda müsnet suçtan kamu davasi ikame olundu'' karar verildigi incelenmistir.(ek:80)

    29- istanbul cumhuriyet savciliginin 8.4.1996 tarih ve hz: 1996/11011 büro: 1996/171 iddia: 1996/63 e: 1996/3525 sayili iddianameyle;

    sanik emniyet asayis sube müdürlügü infaz bürosunda görevli komiser servet atan, polis memurlari cevat yanar ve nihat demiray haklarinda kamu davasi açilmasinin talep edildigi istanbul 7. asliye ceza mahkemesinin 9.7.1996 tarih ve e: 1996/347 k: 1996/830 c.savcisi: 1996/5617 sayili karari ile;

    ``yapilan yargilamaya, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamina nazaran saniklarin müsnet suçu isledikleri hususunda kusurlarinin bulunmadigini, çalistiklari asayis sube müdürlügüne dört kontrollü dis kapidan geçilmek suretiyle girildigi, etrafta ayrica tel örgülerinin de bulundugu, giren ve çikan her sahsin kontrol edildigi, ayrica çikan sahislarin hangi birimden çiktii tesbit edildikten sonra telefonla o kisimdan teyit aldiktan sonra birakildiklari, bu durum muvacehesinde komiser servet atan'in vve polis memuru nihat demiray'in firar sirasinda olay yerinde bulunmamalari nedeniyle kendilerine hiçbir kusur izafe edilemeyecegi hususunun disinda o sirada kalabalik odada tek basina bulunan ayni zamanda devamli gelen telefona bakan sanik cevat yanar'in da olayin meydana gelisinde bir kusur veya kastinin bulunamayacagi, zira firar eden sahis odadan çiksa bile bu kadar önemle korunan bir binadan dis kapiya çikincaya kadar bir yerde takilmasinin gerektigi, dilayisi ile sanigin bir an dikkatsizligi ile bu olayin husule gelemeyecegi neticesine varildigindan saniklarin müsnet suçtan beraatlerine karar verilmesi hak ve nesafet kaidelerine uygun görülmüstür.''saniklarin müsnet suçtan beraatlerine, seklinde karar verildigi incelenmistir.(ek:80)

    30- istanbul cumhuriyet savciliginin 23.12.1996 tarih ve 1996/877 sayili yazisinda;

    hürriyet gazetesinde çikan haberin yeni delil ihtiva ettiginden bahisle 8.4.1996 tarih ve hz. 1996/11011 büro: 1996/171 sayili ek takipsizlik kararinin kaldirilarak, yeni hazirlik numarasi verilmesinin istanbul cumhuriyet bassavciligindan talep edildigi,

    istanbul cumhuriyet savciliginin 23.12.1996 tarih ve hz: 1996/57583 büro: 1996/877 iddia: 1996/224 e: 1996/1466 sayili iddianame ile istanbul 6. agir ceza mahkemesi baskanligina asayis eski sube müdürü sedat demir hakkinda;

    ``ankara 1 no'lu sikiyönetim komutanligi askeri mahkemesinden verilen 1996/68 esas, 1987/198 esas sayili karari ile 7 kez idam cezasina hükümlü haluk kirci isimli sahsin firarina sebebeyit vermek suçundan haklarinda istanbul asliye ceza mahkemesine kamu davasi açilan saniklar cevat yanar, servet atan ve nihat demiray'a hükümlüyü nezarete koymamalari hususunda talimat verdigine dair hakkinda dava açilmasini gerektirir delil ve emareye rastlanmadigindan müsnet suçtan sanik hakkinda takibat icrasina yer olmadigina,'' kamu davasi açilmasinin talep edildigi, davanin halen istanbul 6. agir ceza mahkemesinde 1997/8 sayi ile davanin devam ettigi, incelenmistir.(ek: 80)

    31- komisyon baskanliginin 18.3.1997 tarih ve 293 sayili yazisinda;

    istanbul devlet güvenlik mahkemesi bassavciligindan ibrahim sahin ve 3 özel harekat sube müdürlügü mensubu hakkinda düzenlenen iddianamenin talep edildigi,

    istanbul devlet güvenlik mahkemesi cumhuriyet bassavciliginin 18.3.1997 tarih ve 1997/561 sayili yazisi, eki iddianamede;

    emniyet genel müdürlügü özel harekat dairesi eski baskani ibrahim sahin, polis memurlari ayhan çarkin, ercan ersoy, oguz yorulmaz, enver ulu, mustafa altinok, abdülgani kizilkaya, ziya bandirmalioglu ayhan akça, mehmet korkut eken'in sanik oldugu, suç tarihinin 1993-1996 yillarini kapsadigi, suçun ``cürüm islemek için silahli tesekkül olusturmak, hakkinda tevkif ve yakalama müzekkeresi bulunan kisileri yetkili merciilere haber vermemek'' oldugu,

    03.11.1996 tarihinde susurluk ilçesi civarinda meydana gelen trafik kazasinda, ayni otomobil içerisinde abdullah çatli, sedat edip bucak ve hüseyin kocadag'in birlikte bulunmalari, o tarihten itibaren, türkiye gündeminde bas sirayi alarak bugüne kadar süregelen tartismalarin en önemli konusunu teskil etmistir.

    12.11.1996 tarihinde sayin cumhurbaskani ile bir görüsme yapan, anavatan partisi sayin genel baskaninin ... bazi devlet görevlilerinin uyusturucu, kumarhane, haraç ve adam öldürme gibi eylemlere karistiklarini, devlet tarafindan aranan bazi silahli eylemcilerinde bu devlet görevlileri tarafindan kullanildigini ... ifade etmesi sebebiyle sayin cumhurbaskani 13 kasim 1996 tarihli mektupla bu bilgileri sayin basbakana intikal ettirmislerdir. bu mektupta özetle ``.. emniyet genel müdürlügü bünyesinde özel harekat dairesi vardir... bu dairenin bazi elemanlari uyusturucu, kumarhane, haraç ve adam öldürme gibi islere karismaktadir. ö.lütfü topal'i öldürenlerin itiraflari fevkalade enteresandir. asiret reisi devleti kullanmaktadir. devlette görevli bazi kisilerin özel harekat daire baskani ibrahim sahin'den talimat aldiklari ve bunun içisleri bakani dahil bir takim yüksek yerlerin bilgisi dahilinde oldugu söylenmektedir.'' seklinde iddia edilen hususlara yer vermislerdir. bu iddialar nazara alinarak basbakanlik teftis kurulu baskanligi, içisleri bakanligi ve emniyet genel müdürlügü teftis kurullari tarafindan arastirmalar yapilmistir. ayrica, türkiye büyük millet meclisinde'de bu konularla ilgili bir arastirma komisyonu teskil edilerek arastirmalar sürdürülmüstür. bu bilgilerin ve arastirmalarin yaninda istanbul devlet güvenlik mahkemesi cumhuriyet bassavciliginca da hazirlik tahkikati yapilarak yukarida izah edilen olaylar ayri ayri tahkik edilmis ve toplanan deliller ve delillere istinaden olusan kanaat iddianamenin muhtelif bölümlerinde ayrintili olarak izah ve ifade edilmistir.

    türkiye'de katliam sanigi olarak giyabi tutuklama karari ile, yurtdisinda uyusturucu kaçakçiligi ve cezaevi firarisi olarak interpol tarafindan kirmizi bülten ile aranan bir silahli eylemci ile, bu kisiyi yakalamak veya bulundugu yeri derhal güvenlik birimlerine bildirmekle görevli ve yükümlü olan üst düzey bir emniyet mensubunun ve bir milletvekilinin ayni ortamlarda birlikte olmalari ve bu birlikteligi, abdullah çatli'nin gerçek kimligi bilinerek, uzun süreli yakin iliskiler içerisinde sürdürülmüs olmasi,

    bu kisilerin her üçününde üzerinde ruhsatli tabancalari, yanlarindaki korumalarin ayri ayri zati silahlarinin bulunmasina ragmen ayrica saldiri, suikast ve gizlice cinayet islemekte kullanilabilecek vahim nitelikte ve sayida silahlari ve mermilerle, 34 nul 63 numarali sahte plakalari (koruma amaçli olmadigi ist.emn.müd. yazi ve arastirmasi ile saptanmistir.) ve birçok sahte belgeleri yanlarinda bulundurduklari nazara alindiginda, bu kisilerin son olaydaki beraberliginin basit bir tatil gezisi veya bassagligi ziyareti ile izah edilmesi inandirici görülmemistir. kaldiki, yukaridaki tesbitlere göre bu beraberlik tesadüf degil önceden tesbit edilmis bir bulusma oldugu, istanbul'da bulunduklari ilk günde abdullah çatli, sedat edip bucak ve hüseyin kocadag'in gizlenen bulusmalari ve görüsmelerinden anlasilmaktadir.

    bu durum adi geçen kisilerin, yanlarinda koruma olarak bulundurduklari kisilerle birlikte, yasalara aykiri silahli bir eylem hazirliginda bulunduklari kanaatini olusturmustur.

    bu silahlardan ve mermilerden bir bölümünün özel harekat daire baskanligi kaynakli olduklari ve 1993-1994 yillari itibariyle emniyet genel müdürlügünde kuvve kayitlarinda bulunmalari gerektigi tesbit edilmistir. buna ragmen bu silah ve mermilerin kaza yapan otomobil içerisinde ve orada bulunan kisiler elinde ne maksatla bulunduklari ve onlara nasil intikal ettirildikleri, emniyet genel müdürlügünün cevabi yazilarinda izah edilememistir. ancak, belirtilen tarihlerde özel harekat daire baskan vekili olan ibrahim sahin'in talimatlari ve bilgileri dahilinde adi geçenlere intikal ettirildigi kanaati olusmustur.

    abdullah çatli'nin üzerinde bulunan ve yukarida ayrintilari izah edilen sahte belgeler ve özellikle silah tasima izin belgeleri ve hususi yesil pasaportlar düzenlenerek, bu belgelerle devlet tarafindan aranan ve birçok yasadisi eyleme katilmis olduklari saptanan bu kisilerin kolaylikla silah tasimalari ve kolaylikla yurtdisina çikis ve dönüsleri saglanarak çesitli imtiyazlarla donatilmis olduklari anlasilmistir.

    ömer lütfi topal isimli kisinin öldürülmesinde (olay yukarida ayrintili olarak izah edilmistir) kullanilan silahin sarjöründe abdullah çatli'nin parmak izi bulunmus ve abdullah çatli'nin bu olaya istirak etmis oldugu bu somut delil ile tesbit edilmistir. öldürülen ömer lütfi topal istanbul'da ve türkiye'nin muhtelif yerlerinde faaliyet gösteren birçok kumarhanenin isletmecisidir. bu isletmelerden çok büyük miktarlarda paralar kazanilmaktadir. sami hostan ve ali fevzi bir isimli sahislarda ömer lütfi topal'in istanbuldaki bir kumarhanesinin ortaklaridir. bu kisiler bir ihbar üzerine üç polis memuru ile (ayhan çarkin, ercan .ersoy, oguz yorulmaz) birlikte ömer lütfi topal'in cinayet zanlilari olarak gözaltina alinmislardir. istanbul emniyet müdürlügü asayis sube müdürlügünde gözaltinda bulunduklari sirada daha ilk saatlerden itibaren sedat edip bucak istanbul il emniyet müdürüne defalarca telefon açarak bu kisileri gözaltindan kurtarmaya ve arastirmanin genisletilmesini engellemeye yönelik girisimlerde bulunmustur, arastirmanin 1. günü henüz tamamlandiginda ise, ibrahim sahin'in bizzat istanbul'a gelmesi henüz tamamlandiginda ise, ibrahim sahin'in bizzat istanbul'a gelmesi ile bu kisiler apar topar istanbul emniyet müdürlügünden ankara emniyet genel müdürlügüne götürülmüs ve orada kisaca ifadeleri alinip yüzeysel bir inceleme ile yasal olmayan bir uygulama ile serbest birakilmislardir.

    bu kisilerin acele olarak ankara emniyet genel müdürlügüne götürülmeleri, özel timler hakkinda kamuoyunda olumsuz kanaat olusmasini önlemek olarak izah edilmeye çalisilmistir. ancak, bu kisilerden ikisi sivil sahistir, özel timlerle iliskileri yoktur. diger polis memurlarinin ise önceki tarihlerde özel harekat dairesi ile iliskileri zaten kesilmistir. kaldiki, bu tür uygulamanin mutad olmadigi bizzat istanbul il emniyet müdürünün ifadesinde belirtilmistir. söyleki; emniyet amiri, baskomiser ve komiser rütbelerinde birçok emniyet mensubu muhtelif suçlardan muhtelif tarihlerde istanbul emniyet müdürlügünde gözaltina alinarak sorgulamalari yapildigi halde (hatta bir bölümü orada suimuameleye maruz kaldiklarini iddia etmislerdir.) emniyet genel müdürlügü veya içisleri bakanliginin bu kisiler hakkinda yapilan islemler ile herhangi bir sekilde ilgilenmedikleri ve ayrica emniyet genel müdürlügü nezdinde de herhangi bir arastirmaya kalkismadiklari, zaten bu olayda emniyet genel müdürü'nün de devre disi birakildigi ve kendisine herhangi bir bilgi verilmedigi anlasilmistir. bunlarin disinda, ö.lütfi topal'in öldürülmesi olayi sebebiyle gözaltina alinan bu üç polis memuru (mustafa altinok, enver ulu ve ömer kaplan isimli polis memurlari ile birlikte) ö.lütfü topal'in öldürülmesine tekabül eden zaman diliminde, sedat etip bucak'a koruma görevlisi olarak tayin edilerek orada toplanmalari saglanmistir. (koruma tayininde aciliyet unsurunun bulunmadigi ve bir kisim islemlerdeki usulsüzlükler basbakanlik teftis kurulu raporunda ve yukaridaki ilgili bölümlerde izah edilmistir.) ö.lütfü topal'in öldürülmesine istirak ettigi somut delillerle saptanan abdullah çatli ile bu olayin zanlilari olarak gözaltina alinan ve ayni zamanda ortaklari olan sami hostan ve ali fevzi bir ile, sedat edip bucak ve onun yukarida isimleri yazili korumalari, uzun süreden beri tanismaktadirlar ve sik sik biraraya gelmektedir. keza, bu kisilerin hepsi ibrahim sahin ile de tanismakta ve onlarla da iliskili bulunmaktadirlar. ö.l.topal'in öldürüldügü günlere tekabül eden zaman diliminde ve ayrica bu olaydan önceki ve sonraki günlerde, abdullah çatli, sedat edip bucak, sami hostan, ali fevzi bir ve sedat edip bucak'in korumalari arasinda yogun ve dikkat çekici sekilde telefon görüsmeleri yapildigi tesbit edilmistir. (telefon görüsmelerinin detaylari yukarida ayrintili olarak izal edilmistir.) yine, olayin vukuu buldugu tarihe yakin zamanlarda abdullah çatli, sami hostan, ali fevzi bir ve s.edip bucak'in korumalari, siverek'te s.e.bucak'in ikametgahinda toplanmislardir. (fotograflarla ilgili bölümde izah edilmistir.)

    adi geçen bu kisilerin böyle bir olay etrafinda yogun görüsme, beraberlik ve dayanisma içerisinde bulunmalari, özel kasitla hareket ettikleri kanaatini olusturmaktadir.

    tarik ümit'in kaybolmasi olayi ile ilgili bölümde izah edildigi üzere; tarik ümit'in kayboldugu gün, en son görüstügü kisiler ibrahim sahin'in uzun süredir yaninda bulunan ve görev iliskilerinin disinda daha ileri özel iliskiler içerisinde olduklari anlasilan polis memurlari ayhan akça ve ziya bandirmalioglu'dur. ayhan akça ve ziya bandirmalioglu'nun tarik ümit'in kaybolmasi olayi ile ilgilerini tesbit eden ve bu istikamette arastirma yapan jan.astsubay ahmet altuntas'a ibrahim sahin yasal olmayan bir sekilde müdahale ederek arastirmanin sürdürülmesini önlemistir. bu olayda yine abdullah çatli, sami hostan, haluk kirci, ibrahim sahin, ayhan akça, ziya bandirmalioglu ve ayhan çarkin'in isimleri geçmektedir. tarik ümit'in kaybolmasi olayinda bu kisilerle iliskiyi tesbit eden mit konturterör merkez yöneticisi mehmet eymür, tarik ümit'in abdullah çatli ve adamlari tarafindan kaçirildigini ve sorgulandigini ifade ederek durumu özel harekat daire baskan vekili ibrahim sahin'e intikal ettirmistir. bu isimler ve bildirim karsisinda ibrahim sahin'in davranislari, bu olayda abdullah çatli'nin varligi ve adi geçen diger kisilerle birlikte eylemleri hususunda bilgi sahibi oldugunu göstermistir.

    ayhan akça ve ziya bandirmalioglu'nun çocuklarinin istanbul'da bir gazinoda 03.09.1995 tarihinde yapilan sünnet dügününde, dosyada mübrez davetiye ve fotograflarda da görülecegi üzere, abdullah çatli, ibrahim sahin ve iddianamede adi geçen polis memurlari saniklarin birlikte olduklari görülmektedir. ayrica, bizzat ziya bandirmalioglu'nun istanbul devlet güvenlik mahkemesi.. cumhuriyet bassavciliginda sanik olarak alinan ifadesinde, haluk kirci'nin da orada bulundugu ve onlarla birlikte olduklari anlasilmistir. bu dügünün kirveligini abdullah çatli (mehmet özbay sahte kimligi ile) ve ibrahim sahin birlikte üstlenmislerdir. yine ziya bandirmalioglu'nun ifadesine göre kirvelik görevi ankara'da sedat edip bucak'in yazihanesinde kararlastirilmistir. sünnet dügününde bulunan sanatçinin basina yansiyan beyanlarina göre bu dügün için kendisine 400 milyon lira ücret ödenmistir, ayrica salon masraflari olarak da 300 milyon lira üzerinde para ödenmistir. ziya bandirmalioglu'nun ifade ettigi üzere, yaklasik 700-800 milyon lira tutarindaki dügün masraflarinin tamami abdullah çatli tarafindan karsilanmistir. 1995 tarihi itibariyle, 700-800 milyon tl. tutarindaki dügün masraflarinin abdullah çatli tarafindan karsilanmis olmasi ve en üst düzeyde bir emniyet görevlisinin bu sahis ile ayni dügünde kirveligi üstlenmis bulunmalari, bu kisiler arasindaki mutad arkadaslik iliskileri ile izah ve kabul etmek mümkün bulunmamaktadir. aksine, bu kisiler arasindaki büyük menfaat iliskileri bulundugunu göstermektedir.

    istanbul devlet güvenlik mahkemesi cumhuriyet bassavciliginda sanik olarak ifadesi alinan ziya bandirmalioglu, müsnet suçlardan tutuklanmasi üzerine henüz cezaevine gönderilmeden, sevk islemleri yapildigi sirada 27.01.1997 tarihinde istanbul dgm. binasindan firar etmistir.

    ayrica, ibrahim sahin'in koruma görevlisi olan ayhan akça'nin, yurtdisinda uyusturucudan elde edilen parayi ülkeye getirdigi sirada yakalanan dilek örnek hakkinda ist.dgm.'ne açilan davada da sanik bulundugu yukarida ayrica izah edilmistir.

    emniyet genel müdürlügü istihbarat daire baskan vekili olarak görevli bulunan hanefi avci ve milli istihbarat teskilati kontrterör merkez yöneticisi mehmet eymür'ün istanbul dgm. cumhuriyet bassavciligindaki ifadeleri ile teyid ettikleri (bu ifadelerinde türkiye büyük millet meclisi susurluk arastirma komisyonunda verdikleri ifadeleri de aynen tekrar etmislerdir) ve dosyada mevcut bilgi, belge ve delillere göre:

    yasadisi bölücü terör örgütlerine destek veren kisilerle hukuki yollarla mücadele edebilmek imkani bulunmadigini düsünen bir kisim görevliler tarafindan baska yöntemler aranmaya baslanmistir. bu düsünce ile emniyet, mit ve jandarma teskilatlarinda bazi görevliler tarafindan bu istikamette çalismalar baslatilmistir. (mit ve jandarma hakkindaki iddialara iliskin ifadeler ankara dgm. cumhuriyet bassavciligina, güneydogu anadolu bölgesindeki olaylara iliskin ifadeler diyarbakir dgm.cumhuriyet bassavciligina gönderilmistir.). emniyet genel müdürlügü ve özel harekat dairesinde bazi üstdüzey görevliler ve yine özel harekat dairesinde görev yapmis birkisim polis memurlari ile, bu görevliler tarafindan önceki tarihlerden beri bilinen ve taninan ancak, muhtelif suçlari sebebiyle giyabi tutuklu olarak aranan bir kisim sivil kisilerden olusan tesekkül meydana getirilerek terör örgütlerine destek saglandigini düsündükleri kisilere yönelik eylem ve faaliyetlerde bulunulmustur.

    bir süre sonra, bu tesekkülün eylem yapacaklari hedef veya eylemlerini hakli gösterecekleri sebep bulunmadigi görülmekle beraber, olusturulan bu guruplar dagilmamis aksine, bir kisim siyasetçi ve kumarhane isletmecisinin de katilimi ile, kisisel çikarlar saglamaya yönelik eylemler yaptiklari ifade edilmistir. nitekim, susurluk ilçesi civarinda meydana gelen malum trafik kazasinda birarada bulunan kisiler, bunlarin yanlarinda tasidiklari silahlar ve belgeler ile bu kisilerin, iddianamede isimleri zikredilen diger kisilerle iliskilerinin boyutlari ve yine yukarida izah ve ifade edilen bir kisim olaylar bir bütün olarak degerlendirildiginde, susurluk kazasinda birarada bulunan kisilerin yukarida ifade edilen sekilde, yasadisi eylemlerinden birinin daha hazirlik hareketlerine basladiklarini göstermektedir.

    bu tesekkülde yer alan sahislarin kisilikleri, görev alanlari ve ülkedeki etkinlikleri nazara alindiginda (saniklardan korkut eken'in beyaninda da belirttigi üzere) tesekkülün eylemlerinin yetkili ve görevli merciiler tarafindan artik kontrol edilemez boyutlara ulastigi görülmüstür. ancak, susurluk kazasi ile, bu tesekkül ve bir kisim mensuplari meydana çikmistir.

    tüm bu delille ve belgeler birlikte nazara alindiginda, haklarinda iddianame ile dava açilan bu kisilerin birçok olayda isimlerinin birlikte geçtikleri görülmektedir.

    bu birlik ve beraberligin tesadüflerden ibaret olmadigi, polis memurlari saniklarin sadece koruma görev yapmak maksadiyla tayin ve tahsis edilmedikleri, bunlarin özel kasit altinda biraraya toplandiklari ve bu suretle: devlet tarafindan muhtelif suçlardan aranan kisiler, kumarhane isletmecileri, bir kisim yönetici ve siyasetçiler ile özel harekat daire baskanliginda görevli bazi polis memurlarinin cürüm islemek için tesekkül olusturduklari veya bu tesekküle katildiklari anlasilmistir.

    cürüm islemek için tesekkül olusturmak suçu: tck.'nun 313. maddesinde düzenlenen bir tehlike suçudur. bu madde ile türk ceza hukuku'ndaki genel ilkeye bir istisna getirilmek sureti ile toplum yararina hazirlik hareketleri de cezalandirilmaktadir. amaç, müstakbel suçlari önlemektir. suçun olusumu için, iki veya daha çok kisinin ayni gaye dogrultusunda yani, suç islemek için irade mütabakati içinde bulunmalari yeterlidir. su halde, anlasma ile suç olusacagindan, herhangi bir cürüm islenmesine gerek te bulunmayacaktir, baska bir deyisle, cürüm islemek için tesekkül meydana getirmek suçunun olusabilmesi için, bu tesekkülün herhangi bir suç islemis ve tamamlamis olmasi da gerekli bulunmamaktadir. yukarida ifade edildigi gibi suçun olusumu için hazirlik hareketleri yeterlidir. ayrica, tesekkül üyelerinin ayni derecede görev almalari da gerekli degildir. bir kismi koruma, kollama, bir kismi ikmal, bir kismi talimat ve direktif, bir kismi icraci, bir kismi da suçtan menfaat temin etmis olmasi suçun olusumu için yeterlidir.

    bu eylemle birlikte tüm saniklarin ayrica, haklarinda yakalama ve tevkif müzekkereleri bulunan (abdullah çatli, haluk kirci) kisilerin sakli bulunduklari yeri bildikleri halde yetkili merciilere de haber vermedikleri ve bu sekilde bu suçu da isledikleri anlasilmistir.

    susurluk kazasi olarak türkiye'nin gündeminde yer alan olaylarin, ülke genelinde tüm yönleriyle aydinliga kavusmasi ve olaylarda istiraki olan baska kisilerin de varliginin belirlenmesi için, sariyer cumhuriyet bassavciliginca tahkikati sürdürülen ö.lütfi topal'in öldürülmesi olayi, silivri cumhuriyet bassavciliginca tahkikatlari sürdürülen tarik ümit'in kaybolmasi ve iran uyruklu asker smitko-lasem ecmaili'nin öldürülmesi olaylari, sapanca cumhuriyet bassavciliginca tahkikati sürdürülen behçet cantürk ve arkadaslarinin öldürülmesi olayi, gaziantep cumhuriyet bassavciliginca tahkikati sürdülen mehmet ali yaprak'in kaçirilmasi olayi, istanbul dgm. cumhuriyet bassavciligi tarafindan diyarbakir ve ankara dgm. cumhuriyet bassavciliklarina gönderilen evraklarla ilgili tahkikatlarin ikmal edilmesi, olay faillerinin somut delilleri ile ortaya çikarilmasi gerekmektedir. bu tahkikatlarin sonuçlanmasi halinde, olaylara istirak ettikleri tesbit edilen saniklar hakkinda, görevli cumhuriyet savciliklarinca yapilacak yasal islemlere ek olarak, istanbul dgm. cumhuriyet bassavciliginin görev alanina iliskin olarak, cürüm islemek için tesekkül meydana getirmek suçundan da ayrica, ek mukteza tayin olunacaktir.

    zaten, iddianame münderecatinda isimleri geçen ve halen firarda bulunan ve yakalama ve giyabi tevkif müzekkereleri ile aranan ancak, ifadeleri alinamadigi için haklarinda dava açilmayan birkisim saniklar hakkinda hazirlik evraki tefrik edilmis olup, tahkikat istanbul dgm. cumhuriyet bassavciliginca sürdürülmektedir.

    saniklarin yargilamalarinin 2845 sayili kanunun 20.maddesine göre mahkemenizde yapilarak; tüm saniklarin eylemlerine uyan ve yukarida zikredilen kanun maddeleri geregince ayri ayri cezalandirilmalarina karar verilmesi kamu adina iddia olunur.

    1- sedat edip bucak ve mehmet kemal agar'in milletvekili olmalari sebebiyle hazirlik evraklari tefrik edilmis ve istanbul dgm. cumhuriyet bassavciliginin 30.01.1997 tarih ve 1997/221-1 sayili fezleke'si ekinde adalet bakanligi'na gönderilmistir.

    2- müsnet suçlardan saniklar (giyabi tutuklu) sami hostan, ali fevzi bir, yasar öz ve haluk kirci haklarindaki evrak tefrik edilmis olup, adi geçen saniklar aranmaktadir. yakalandiklarinda haklarinda ek iddianame ile dava açilacaktir. (hazirlik no: 1997/478).

    3- abdullah çatli, hüseyin kocadag ve gonca us'un ölmüs olmalari sebebiyle, saniklar sedat hostan ve ömer kaplan hakkindaki delil durumu nazara alinarak bu kisiler hakkinda ek takipsizlik karari verilmistir.

    4- diyarbakir, ankara ve izmir yargi çevresine iliskin iddialarla ilgili evraklar diyarbakir, ankara ve izmir dgm. cumhuriyet bassavciliklarina tefriken gönderilmistir. (26.02.1997 tarih ve 1996/2303 hz.)

    5- tuggeneral veli küçük hakkindaki iddia ve ifadelere iliskin evrak, genel kurmay baskanligina gönderilmistir. (24.02.1997 tarih ve 1996/2303 hz).

    6- yasar öz isimli kisi hakkinda emniyet genel müdürlügünde teknik danismanlik hizmeti yürüttügünden bahisle düzenlenen evrakta sahteçilik bulundugu nazara alinarak, mehmet agar hakkindaki evrak tefrik edilmis ve 1997/9-1 sayili görevsizlik karari ile ankara cumhuriyet bassavciligina gönderilmistir.

    7- yasar öz isimli sahista yakalanan silahlar, sahte belgeler ve pasaportlarla ilgili evrak tefrik edilerek yasar öz hakkinda evrakta sahtecilik, 6136 sayili kanuna muhalefet ve olay tarihinde istanbul emniyet müdürlügünde görevli olanlar hakkinda evrak tefrik edilerek 1997/10-2 sayili görevsizlik karari ile bakirköy cumhuriyet bassavciligina gönderilmistir.)

    8- abdullah çatli'ya mehmet özbay sahte kimligi ile nüfus cüzdani veren görevliler hakkinda evrak tefrik edilerek görevsizlik karari ile istanbul cumhuriyet bassavciligina gönderilmistir. (hazirlik no: 1997/23).

    9- abdullah çatli'ya mehmet özbay sahte kimligi ile sürücü belgesi veren görevliler hakkinda evrak tefrik edilerek görevsizlik karari ile istanbul cumhuriyet bassavciligina gönderilmistir. (hazirlik no: 1997/25).

    10- abdullah çatli'ya mehmet özbay sahte kimligi ile umumi ve hususi (yesil) pasaport verenler hakkinda evrak tefrik edilerek görevsizlik karari ile ankara cumhuriyet bassavciligina gönderilmistir. (hazirlik no: 1997/24).

    11- abdullah çatli'ya mehmet özbay sahte kimligi ile istanbul'da silah tasima ruhsati verilmesinde suistimali görülenler hakkinda evrak tefrik edilerek görevsizlik karari ile istanbul il idare kuruluna gönderilmistir.

    12- ayrica, istanbul dgm. cumhuriyet bassavciliginca yapilan hazirlik tahkikati sirasinda toplanan delillerden;

    a) tarik ümit'in kaybolmasi ile ilgili olanlar bu olay hakkinda hazirlik tahkikati yapan silivri cumhuriyet bassavciligina gönderilmistir.

    b) ömer lütfi topal'in öldürülmesi ile ilgili olarak alinan ifadeler ve yapilan telefon tesbitlerine dair müfredat listeleri bu olay hakkinda hazirlik tahkikati yapan sariyer cumhuriyet bassavciligina gönderilmistir. 05.03.1997 ''seklinde yapilan düzenleme incelenmistir.(ek:81)

    32- komisyon baskanliginin 10.01.1997 tarih ve 118 sayili yazisiyla,

    basbakanlik teftis kurulu baskanligindan susurluk olayina iliskin sorusturma raporu ve eklerinin talep edildigi,

    basbakanlik teftis kurulu baskanliginin 6.03.1997 tarih ve 0258 sayili yazisi ekinde 11 klasörden olusan sorusturma raporunun birer örneginin gönderildigi, raporun konumuza iliskin olarak, (b) bölümünde susurluk'ta meydana gelen trafik kazasi ile ilgili genel açiklamalarin mülkiye müfettislerince, polis müfettislerince yürütülen sorusturmalarin açiklanmis, cumhuriyet bassavciliklarinca yürütülen çalismalar irdelenmistir. bu bölüme iliskin degerlendirme olarak ta;

    `` 03.11.1996 tarihinde susurluk ilçesinde, sürücülügünü istanbul kemalettin erörge polis okulu müdürü hüseyin kocadag'in yaptigi 06 ac 600 plakali otonun 20 rc 721 plakali kamyona arkadan çarpmasi neticesinde uzun süredir aranmakta olan abdullah çatli ile gonca us'un ölümüne; milletvekili sedat edip bucak'in da agir yaralanmasi ile sonuçlanan kazanin sonucunda:

    idari sorusturmalarin sonuçlandigi, ek bir sorusturma yapilmasina gerek bulunmadigi düsünülmektedir.

    mehmet özbay adina düzenlenmis olan hususi pasaport ile ilgili islemlerde ihmali görülenler hakkinda fezleke düzenlenmistir.

    mehmet özbay adina düzenlenmis olan silah tasima ruhsati ile ilgili islemde kusuru görülenler hakkinda rapor düzenlenmis olup, cezai bakimdan polis müfettislerince fezleke düzenlenmektedir.

    adi geçen sahis adina düzenlenmis olan sürücü belgesi islemlerinde usulsüzlük bulunmadigi anlasilmistir.

    besiktas ilçe nüfus müdürlügünce düzenlenen nüfus hüviyet cüzdani verilmesinde kusuru görülenler hakkinda mülkiye basmüfettislerince sorusturma yapilmakta olup, fezleke düzenlenecektir.

    hüseyin kocadag'in ölmesi nedeniyle adli ve idari yönden hakkinda herhangi bir islem yapilmasina gerek kalmamistir.

    adli sorusturmalar devam etmekte olup, trafik kazasi ile ilgili dava susurluk asliye ceza mahkemesinde derdesttir. mehmet özbay adina mevzuata aykiri silah tasima belgesi düzenledigi isnad edilen emniyet eski genel müdürü mehmet agar ile hakkinda giyabi tevkif karari bulunan ve emniyetçe aranan kisiyi sakladigi isnad edilen ve aracinda bulunan ruhsatsiz silahlar nedeniyle 6136 sayili kanuna muhalefet ettigi düsünülen sedat edip bucak halen milletvekili olduklarindan konulara iliskin savunmalari, ilgili yer c.bassavciliklarinin fezleke düzenleyerek ilgili bakanlik kanaliyla tbmm baskanligindan yasama dokunulmazliklarinin kaldirilmasini talep etmesi ve anayasanin ilgili maddesi geregince talep uygun görüldügü takdirde mümkün olabilecektir.

    konularin yukarida belirtilen idari sorusturmalar sonucu düzenlenecek fezleke konulari disinda tamami c.bassavciliklarinca sorusturma konusu edilmis bulunmaktadir.

    cürüm islemek amaciyla tesekkül meydana getirilip getirilmedigi hususu istanbul dgm c.bassavciliginca sorusturulmaktadir.

    raporunun (g) bölümünde sahin ekli ile ilgili pasaport düzenleme ve mehmet özbay adina düzenlenen silah tasima belgelerinin irdelemesi yapilmistir.

    g/3 maddesinde; ``03.11.1996 günü trafik kazasinda ölen ahmet-remziye oglu, 1956 nevsehir dogumlu abdullah çatli ile ilgili olarak sürdürülen arsiv ve bilgisayar kayitlarinin incelenmesinde, anilan sahsin ayrica haydar ve fahriye oglu, malatya ili merkez ilçesi çavusoglu nüfusuna kayitli, malatya 1957 dogumlu sahin ekli adina istanbul valiliginden 16.11.1990 tarihinde verilme tr 282820 seri numarali 5 yil süre ile geçerli umuma mahsus pasaport aldigi anlasilmis ve istanbul emniyet müdürlügünden temin edilen sahin ekli adina tanzim edilen pasaporta iliskin evrak ve belgeler 04.1.1997 gün ve 012032 sayili yazimiz ile istanbul devlet güvenlik mahkemesi cumhuriyet bassavciligina gönderilmistir.''raporun sonuç kisminda;

    a bölümünde; 3.11.1996 tarihinde susurluk ilçesinde, sürücülügünü istanbul kemalettin erörge polis okulu müdürü hüseyin kocadag'in yaptigi 06 ac 600 plakali otonun, 20 rc 721 plakali kamyona arkadan çarpmasi neticesinde uzun süredir aranmakta olan abdullah çatli ve gonca us'un ölümü, milletvekili sedat edip bucak'in agir yaralanmasi ile sonuçlanan kazanin sonucunda;

    idari sorusturmalarin sonuçlandigi ek bir sorusturma yapilmasina gerek bulunmadigi düsünülmektedir.

    mehmet özbay adina düzenlenmis olan hususi pasaport ile ilgili islemlerde ihmali görülenler hakkinda fezleke düzenlenmistir.

    mehmet özbay adina düzenlenmis olan silah tasima ruhsati ile ilgili islemde kusuru görülenler hakkinda rapor düzenlenmiso lup, cezai bakimdan polis müfettislerince fezleke düzenlenmektedir.

    adi geçen sahis adina düzenlenmis olan sürücü belgesi islemlerinde usulsüzlük bulunmadigi anlasilmistir.

    besiktas ilçe nüfus müdürlügünce düzenlenen nüfus hüviyet cüzdani verilmesinde kusuru görülenler hakkinda mülkiye basmüfettislerince sorusturma yapilmakta olup, fezleke düzenlenecektir.

    hüseyin kocadag'in ölmesi nedeniyle adli ve idari yönden hakkinda herhangi bir islem yapilmasina gerek kalmamistir.

    adli sorusturmalar devam etmekte olup trafik kazasi ile ilgili dava susurluk asliye ceza mahkemesinde derdesttir. mehmet özbay adina mevzuata aykiri silah tasima belgesi düzenledigi isnad edilen emniyet eski genel müdürü mehmet agar ile hakkinda giyabi tevkif karari bulunan ve emniyetçe aranan kisiyi sakladigi isnad edilen ve aracinda bulunan ruhsatsiz silahlar nedeniyle 6136 sayili kanuna muhalefet ettigi düsünülen sedat edip bucak halen milletvekili olduklarindan konulara iliskin savunmalari, ilgili yer c.bassavciliklarinin fezleke düzenleyerek ilgili bakanlik kanaliyla tbmm baskanligindan yasama dokunulmazliklarinin kaldirilmasini talep etmesi ve anayasanin ilgili maddesi geregince talep uygun görüldügü takdirde mümkün olabilecektir.

    konularin yukarida belirtilen idari sorusturmalar sonucu düzenlenecek fezleke konulari disinda tamami c.bassavciliklarinca sorusturma konusu edilmis bulunmaktadir.

    cürüm islemek amaciyla tesekkül meydana getirilip getirilmedigi hususu istanbul dgm cumhuriyet bassavciliginca sorusturulmaktadir.

    f bölümünde; mehmet özbay adina abdullah çatli üzerinde.. bulunan adi geçenin emniyet genel müdürlügü mensubu oldugu, silah tasiyabilecegi, kendilerine yardimci olunmasina dair emniyet genel müdürü mehmet agar imzali, mühürlü ve fotografli belgeler konusunda yürürlükteki yönetmelige göre böyle bir belge düzenlenemeyecegi, mehmet özbay adina düzenlenmiso lan belgenin usulüne uygun düzenlenmis bir ruhsat olmadigi, genel müdürlük bütçesinden aylik almayan birisine bu sekilde belge düzenlenemeyecegini, emniyet genel müdürlügü yazisinda anlasildiginin belirtildigi `` incelenmistir.(ek:82)

    33- komisyon baskanliginin 28.3.1997 tarih ve 327 sayili yazisiyla,

    fatih kaymakamligindan fatih uzun yusuf mahallesi muhtari burhan kocapehlivan hakkinda idari sorusturma açilip açilmadiginin soruldugu,

    fatih kaymakamliginin 5.3.1997 tarih ve 56 sayili yazisiyla,

    uzun yusuf mahalle muhtari burhan kocapehlivanin, abdullah çatli isimli sahsa mehmet özbay adina mecidiye karakoluna ikametgah olarak gösterilmesi sebebiyle idari sorusturma açilmak üzere özel idare müdürü cengiz hepmumcularin muhakkik olarak görevlendirildiginin bildirildigi incelenmistir.(ek:83)

    34-komisyon baskanliginin 31.3.1997 tarih ve 10/89-330 sayili yazisiyla istanbul devlet güvenlik mahkemesi cumhuriyet bassavciliginin 1997/221-1 sayili fezlekesi adalet bakanligindan istenilmis, adalet bakanliginin 1.4.1997 tarih ve 10069 sayili yazisi eki 30.1.1997 tarih ve hz:1997/221 fezleke:1997/1 sayili fezlekenin genel degerlendirme bölümünde;

    `` 03.11.1996 tarihinde susurluk ilçesi civarinda meydana gelen trafik kazasinda, ayni otomobil içerisinde abdullah çatli, sedat edip bucak ve hüseyin kocadag'in birlikte bulunmalari, o tarihten itibaren, türkiye gündeminde bas sirayi alarak bugüne kadar süregelen tartismalarin en önemli konusunu teskil etmistir.

    12.11.1996 tarihinde sayin cumhurbaskani ile bir görüsme yapan, anavatan partisi genel baskaninin... bazi devlet görevlilerinin uyusturucu, kumarhane, haraç ve adam öldürme gibi eylemlere karistiklarini, devlet tarafindan aranan bazi silahli eylemcilerinde bu devlet görevlileri tarafindan kullanildigini... ifade etmesi sebebiyle cumhurbaskani 13 kasim 1996 tarihli mektupla bu bilgileri basbakana intikal ettirmislerdir. bu mektupta özetle... ``emniyet genel müdürlügü bünyesinde özel harekat dairesi vardir... bu dairenin bazi elemanlari uyusturucu, kumarhane, haraç ve adam öldürme gibi islere karismaktadir... ö.l.topal'i öldürenlerin itiraflari fevkalade enteresandir... asiret reisi devleti kullanmaktadir... devlette görevli bazi kisilerin özel hareket dairesi baskani ibrahim sahin'den talimat aldiklari ve bunun içisleri bakani dahil bir takim yüksek yerlerin bilgisi dahilinde oldugu söylenmektedir...'' seklinde iddia edilen hususlara yer vermislerdir. bu iddialar nazara alinarak basbakanlik teftis kurulu baskanligi, içisleri bakanligi ve emniyet genel müdürlügü teftis kurullari tarafindan arastirmalar yapilmistir. ayrica tbmm'de bu konularla ilgili bir arastirma komisyonu teskil edilerek arastirmalar sürdürülmüstür. bu bilgilerin ve arastirmalarin yaninda istanbul dgm.c.bassavciliginca da hazirlik tahkikati yapilarak yukarida izah edilen olaylar ayri ayri tahkik edilmis ve toplanan deliller ve delillere istinaden olusan kanaat fezlekenin muhtelif bölümlerinde ayrintili olarak izah ve ifade edilmistir.yukarida izah ve ifade edildigi üzere:

    türkiye'de katliam sanigi olarak giyabi tutuklama karari ile, yurt disinda uyusturucu kaçakçiligi ve cezaevi firarisi olarak interpol tarafindan kirmizi bülten ile aranan bir silahli eylemci ile, bu kisiyi yakalamak veya bulundugu yeri derhal güvenlik birimlerine bildirmekle görevli ve yükümlü olan üst düzey bir emniyet mensubunun ve bir milletvekilinin ayni ortamlarda birlikte olmalari ve bu birlikteligi, abdullah çatli'nin gerçek kimligi bilinerek, uzun süreli yakin iliskiler içerisinde sürdürülmüs olmasi,

    bu kisilerin her üçününde üzerinde ruhsatli tabancalari, yanlarindaki korumalarin ayri ayri zati silahlarinin bulunmasina ragmen ayrica saldiri, suikast ve gizlice cinayet islemekte kullanilabilecek vahim nitelikte ve sayida silahlari ve mermilerle, 34 nul 63 numarali sahte plakalari (koruma amaçli olmadigi ist.emn.md. yazi ve arastirmasi ile saptanmistir.) ve birçok sahte belgeleri yanlarinda bulundurduklari nazara alindiginda, bu kisilerin son olaydaki beraberliginin basit bir tatil gezisi veya bassagligi ziyareti ile izah edilmesi inandirici görülmemistir. kaldiki, yukaridaki tesbitlere göre bu beraberlik tesadüf degil önceden tesbit edilmis bir bulusma oldugu, istanbul'da bulunduklari ilk günde abdullah çatli, sedat edip bucak ve hüseyin kocadag'in gizlenen bulusmalari ve görüsmelerinden anlasilmaktadir.

    bu durum, adi geçen kisilerin, yanlarinda koruma olarak bulundurduklari kisilerle birlikte, yasalara aykiri silahli bir eylem hazirliginda bulunduklari kanaatini olusturmustur.

    bu silahlardan ve mermilerden bir bölümünün özel harekat daire baskanligi kaynakli olduklari ve 1993-1994 yillari itibariyle emniyet genel müdürlügünde kuvve kayitlarinda bulunmalari gerektigi tesbit edilmistir. buna ragmen bu silah ve mermilerin kaza yapan otomobil içerisinde ve orada bulunan kisiler elinde ne maksatla bulunduklari ve onlara nasil intikal ettirildikleri, emniyet genel müdürlügünün cevabi yazilarinda izah edilememistir. silah tasimasina yardimci olunmasi hususundaki özel belgeler ve diger iliskilerde nazara alindiginda bu silah ve belgelerin, belirtilen tarihlerde emniyet genel müdürü olan mehmet agar ve özel harekat daire baskan vekili olan ibrahim sahin'in talimatlari ve bilgileri dahilinde adi geçen kisilere verildigi kanaati olusmustur.

    abdullah çatli'nin üzerinde bulunan ve yukarida ayrintilari izah edilen sahte belgeler, abdullah çatli (mehmet özbay sahte kimligi ile) ve yasar öz adina düzenlenen silah tasima izin belgeleri ve hususi yesil pasaportlarinda yine, mehmet agar'in emniyet genel müdürü oldugu dönemlerde ve onun bilgisi ve talimati dogrultusunda düzenlenerek, bu belgelerle, devlet tarafindan aranan ve birçok yasadisi eyleme katilmis olduklari saptanan kisilerin kolaylikla silah tasimalari ve kolaylikla yurtdisina çikis ve dönüsleri saglanarak çesitli imtiyazlarla donatilmis olduklari anlasilmistir.

    ömer lütfi topal isimli kisinin öldürülmesinde (olay yukarida ayrintili olarak izah edilmistir) kullanilan silahin sarjöründe abdullah çatli'nin parmak izi bulunmus ve abdullah çatli'nin bu olaya istirak etmis oldugu bu somut delil ile tesbit edilmistir. öldürülen ö.lütfi topal istanbul'da ve türkiye'nin muhtelif yerlerinde faaliyet gösteren birçok kumarhanenin isletmecisidir. bu isletmelerden çok büyük miktarlarda paralar kazanilmaktadir. sami hostan ve ali fevzi bir isimli sahislarda ömer lütfi topal'in istanbul'daki bir kumarhanesinin ortaklaridir. bu kisiler bir ihbar üzerine üç polis memuru ile (a.çarkin, e.ersoy, o.yorulmaz) birlikte ö.l.topal'in cinayet zanlilari olarak gözaltina alinmislardir. istanbul emniyet müdürlügü asayis sube müdürlügünün de yetkili mercilere derhal haber vermedikleri aksine, gizlenmesine yardim ettikleri,

    sedat edip bucak'in, sayi ve nitelik bakimindan vahim olan silah ve mermileri ruhsatsiz olarak tasidigi,

    mehmet agar'in emniyet genel müdürü olarak görevli oldugu tarihte, yukarida yasar öz olayinda izah edilen fiil ve hareketi ile görevini suistimal ettigi sonuç ve kanaati olusmustur.

    dgm.c.bassavciliginin görev alanina giren, tck.'nun 313. maddesine münbais, cürüm islemek maksadiyla tesekkül meydana getirmek suçu ile ilgili hazirlik tahkikati yapilirken yukarida zikredilen diger suçlara iliskin delillerde birlikte toplanmistir. tahkikatin bu asamasinda bu suçlarla ilgili evraklarin ve delillerin tefrik edilerek ilgili c.bassavciliklarina gönderilmesi halinde tüm olarak tahkikatin sürüncemede kalacagi, delillerin dagilacagi ve yok olacagi ve tüm delillerin birlikte degerlendirilmesi zorunlulugu nazara alindiginda, evraklarin tefrik edilmesinde fiili ve hukuki imkansizlik oldugu görülmüs ve bu sebeplerle fezleke, yukarida zikredilen suçlarida kapsayacak sekilde düzenlenmistir.

    ``susurluk kazasi'' olarak türkiye'nin gündeminde yer alan olaylarin, ülke genelinde tüm yönleri ile aydinliga kavusmasi ve olaylarda istiraki olan baska kisilerinde varliginin belirlenmesi için; sariyer c.bassavciliginca tahkikati sürdürülen ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayi, silivri c.bassavciliginca tahkikatlari sürdürülen tarik ümit'in kaybolmasi ve iran uyruklu asker smitko-lasem ecmaili'nin öldürülmesi olaylari, sapanca c.bassavciligincaa tahkikati sürdürülen behçet cantürk ve arkadaslarinin öldürülmesi olayi, gaziantep c.bassavciliginca tahkikati sürdürülen mehmet ali yaprak'in kaçirilmasi olaylarinin tahkikatlarinin ikmal edilmesi, olay faillerinin somut delilleri ile ortaya çikarilmasi gerekmektedir. bu tahkikatlarin sonuçlanmalari halinde, olaylara istirak ettikleri tesbit edilen saniklar hakkinda, görevli c.bassavciliklarinca yapilacak yasal islemlere ek olarak, istanbul dgm.c.bassavciliginin görev alanina giren, cürüm islemek için tesekkül meydana getirmek suçundan da ayrica ek mukteza tayin olunacaktir.

    zaten, bu olaylarda adi geçen ve halen firarda olup yakalama ve giyabi tutuklama kararlari ile aranan bir kisim saniklar ile bu olaylara iliskin bir kisim ihbar ve iddialarla ilgili tahkikat halen istanbul devlet güvenlik mahkemesi cumhuriyet bassavciliginca sürdürülmektedir.

    halen 20. dönem sanliurfa milletvekili olan sedat edip bucak ve 20. dönem elazig milletvekili olan mehmet kemal agar haklarinda, müsnet suçlardan eylemlerine uyan ve yukarida zikredilen kanun maddeleri geregince takibat yapilabilmesi; t.c. anayasasinin 83/2 maddesi geregince türkiye büyük millet meclisinin, adi geçen milletvekilleri hakkinda yasama dokunulmazliklarinin kaldirilmasi kararina bagli bulunmaktadir.

    türkiye büyük millet meclisinin takdirine tevdii olunmak üzere fezleke düzenlenerek, hazirlik tahkikat evraki ile ilisikte sunulmustur.'' seklinde degerlendirme yapildigi incelenmistir.
  • bahsi geçen bölgenin tostuyla ayranı çok kraldır. özellikle sucuklusu bütün milletimize tavsiyedir. herkes yesin herkes tatsın. üstüne salça sürdürüldüğünde lezeete lezzet katmaktadır. oyoooyoy nefis. bide buradan geçerken peynirle sucuk almak ve bunları ankara'daki bürokrat arkadaşlarına dağıtmak farzdır. sedat bucak arkadaşımızda sucuk ve peynir almay gittiği bu bölgede bahtsız bir kaza geçirmiş ve perişan olan arabanın bagajında unuttuğu sucukları bizlere dağıtamamıştır. kendine acil şifalar diliyoruz. sucuk candır, peynirde kraldır.

    içeriğini geçemeyen ciddiyette bir yazı.
  • sümen altı edilmeye ve hala görmezden gelinmeye çalışılan rapordur.
  • b-ömer lütfi topal cinayeti ile ilgili inceleme

    1- cumhurbaskani süleyman demirel'in, 13 kasim 1996 tarihinde basbakan necmettin erbakan'a yazdigi mektupta; 12 kasim 1996 tarihinde ziyaretime gelen anamuhalefet partisi genel baskani sayin mesut yilmaz bana özetle asagidaki hususlari intikal ettirmistir: ``emniyet genel müdürlügü bünyesinde özel harekat dairesi vardir.aldigimiz duyumlara göre bu dairenin bazi elemanlari; ``uyusturucu, kumarhane, haraç ve adam öldürülmesi'' gibi islere karismaktadir.son olay bunun vehim olmadigini, hatta sanildigindan da kötü oldugunu göstermistir.ömer lütfü topal'i öldürenlerin itiraflari fevkalade enteresandir.bu kisiler suçu itiraf ettikleri halde ankara'ya celbedilmisler, halen serbest gezmektedirler.istanbul emniyet müdürlügü'nde her türlü döküman hazirdir.asiret reisi, devleti kullanmaktadir.devlette görevli olan bazi kisilerin özel harekat dairesi baskani ibrahim sahin'den talimat aldiklari ve bunun -içisleri bakani dahil- birtakim yüksek yerlerin bilgisi dahilinde oldugu söylenmektedir.suça karisan asgari 100-120 kisi vardir.bunlar, devlet emrinde çalisan katillerdir.bu isin devlet çapinda sorusturulmasi lazimdir.buna seyirci kalinirsa, demokrasinin isleyebileceginden süphe ederim.bunlarin meydana çikarilmasi halinde, devletin zarar göreceginden de endise ederim.normal devlet mekanizmasina güvenim yoktur.devlet denetleme kurulu böyle bir seyi üstlenebilir.''

    bu sözler üzerine ben kendisine; ``devlet denetleme kurulu'nun bu çesit iddialari arastiracak bir yapiya ve kadroya sahip olmadigini, bunlari hükümete intikal ettirecegimi, bir ülkede birden fazla hükümet varmis gibi bir durum olmamasi icap ettigini, benim devlet anlayisimin gereginin bu oldugunu, -varsa- birtakim kötülüklerin ortaya çikmasi gerekecegini bunun, devlete zarar vermeyecegini, aksine devleti güçlendirecegini'' söyledim.anamuhalefet partisi genel baskani tarafindan ortaya atilan bu iddialarin çok ciddi oldugu kanaatindeyim.bunlarin tetkik ve tahkik ettirilerek gereginin ifasini rica ederim.'' seklinde talimat verildigi incelenmistir.(ek:44)

    2- komisyonumuzun basbakanliga yazdigi 29.11.1996 tarih ve a.01.1.geç/1 sayili yazisina cevaben, basbakanligin 06.12.1996 tarih ve müs.1902/01333 sayili yazisinda; cumhurbaskaninin önceki maddede sözü edilen mektubu da ilgi tutularak; konu hakkinda, basbakanlik teftis kurulu baskanligi, mit müstesarligi, içisleri bakanligi ve emniyet genel müdürlügü tarafindan sorusturmalarin devam ettiginin bildirildigi incelenmistir.(ek:85)

    3- komisyonumuzun basbakanliga yazdigi 10.01.1997 gün ve 10/89-118 sayili yazisi ile basbakanlik talimati susurluk olayina iliskin sorusturma raporu istenmis, basbakanlik bu yaziya cevaben 6.3.1997 gün tkb. 1258 sayili yazisi ekinde gönderdigi, basbakanlik teftis kurulu baskanliginin 10.01.1997 tarih ve m:001 sayili raporunda, ömer lütfi topal cinayeti ile ilgili olarak özetle;

    `` istanbul ili sariyer ilçesi yeniköy tazeceviz sokak üzerinde 28.07.1996 günü saat 23.00-23.30 arasinda ömer lütfü topal 34 btg 96 plakali otosu içinde kimligi bilinmeyen kisilerce öldürülmüstür. savcilik iddianamesinden olay, gerekli tespit çalismalari yapildiktan sonra sariyer emniyet müdürlügünce sariyer cumhuriyet bassavciligina intikal ettirilmistir. savcilik da 1996/3514 sayili hazirlik numarasi vererek sorusturmaya baslamistir.

    25.8.1996 günü istanbul emniyet müdürlügü cinayet büro amirligine ömer lütfü topal'in öldürülmesi olayini özel harekat sube müdürlügünde görevli polis memurlari ayhan çarkin, ercan ersoy, oguz yorulmaz, ataköy galeriada natural ayakkabi magazasi sahibi sami hostan, sheraton oteli gazinosu sahibi ali fevzi bir adli sahislarin gerçeklestirdigini bildiren isimsiz telefon ihbari üzerine, adi geçenler istanbul emniyet müdürlügünce 27.8.1996 tarihinde gözlem altina alinmislardir. 28.8.1996 günü emniyet genel müdürlügünden gelen ekibe saat 23.00 da teslim edilmislerdir. adi geçen bu zanlilar öldürme olayinin meydana geldigi tarihte, bulunduklari yerleri mekan taniklari ile delillendirme yoluna giderek ve kendilerinin de beyanlari alindiktan sonra cumhuriyet bassavciliklarina intikal ettirilmeden saliverilmislerdir.

    3 polis memuru ve 2 sivil sahsin dönemin içisleri bakani mehmet agar'in talimati, emniyet genel müdürü alaattin yüksel'in bilgisi disinda, genel müdür yardimcisi halil tug'un bakanin talimatini özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin'e iletmesi ve talimatin ayrica bakan tarafindan ibrahim sahin'e de verilmesi üzerine ibrahim sahin ve beraberinde özel harekat dairesinden 3 görevlinin istanbul'a giderek ankara'ya getirildigi, konu hakkinda istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu ve müdür yardimcisi bilgi ünal'in mutabakatinin bulundugu, sayin bakan ile genel müdür yardimcisi halil tug'un 28.08.1996 günü istanbul'da olduklari ve konu hakkinda istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu ile görüsme yaptiklari anlasilmistir.

    diger taraftan, ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayi ile ilgili olarak istanbul emniyet müdürlügünde sorgulanan 3 özel harekat memurundan oguz yorulmaz'in, özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin'in istanbul'da asayis sube müdür yardimcisi oldugu dönemdeki korumasi olmasi, daha sonra hüseyin kocadag'in korumasi olmasi, bilahare yine ankara'da ibrahim sahin'in korumasi olmasi, daha sonra da sanliurfa milletvekili e.sedat edip bucak'in korumasi olmasi, bu dönemlerde ömer lütfi topal'in ortagi olduklari söylenen ali fevzi bir (aliço) ile sami hostan'i (arnavut sami), sedat edip bucak ile ibrahim sahin'in yanina gidip gelirlerken tanidigini açikça beyan etmesi düsündürücüdür.

    ayrica tevfik agansoy'un öldürüldügü gün, özel harekatçi 3 polis memurunun istanbul emniyet müdürlügünde ömer lütfü topal cinayeti ile ilgili olarak gözetim altinda tutuldugu 28.08.1996 günüdür. dolayisiyla, tevfik agansoy'un öldürülmesini de bu kisileri ihbar etmis olabilecegi veya karsilikli hesaplasma süphesi dogmakta olup, arastirilmasi gerekmektedir.

    buna göre; öldürme olayinin sorusturulmasi görev ve yetkisi sariyer c.bassavciligina aittir.cürüm islemek için tesekkül meydana getirmek yönü ile olayin sorusturulmasi görev ve yetkisi istanbul dgm.c.bassavciligina aittir.öldürme olayinin zanlilari 3 polis memuru ve 2 sivil sahsin istanbul emniyet müdürlügünden sariyer c.bassavciliginin bilgisi disinda alinarak emniyet genel müdürlügüne getirilerek c.bassavciliklarina haber verilmeden serbest birakanlar, bu talimati verenler dönemin içisleri bakani mehmet agar, emniyet genel müdür yardimcisi halil tug, özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin, istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu ve emniyet müdür yardimcisi bilgi ünal haklarinda adli görevi ihmal suçundan yetkili c.bassavciliginca sorusturma yapilmasinin uygun olacagi düsünülmektedir.idari yönden emniyet genel müdürlügünce sorusturma yapilmistir. içisleri bakanliginca mülkiye basmüfettisleri marifetiyle sorusturma sürdürülmektedir. sanliurfa milletvekili sedat edip bucak'in korunmasi için 22.6.1996 tarihli il koruma kurulu sadece bir polis görevlendirmesini uygun gördügü ve bu kararin içisleri bakanligi merkez koruma kurulunca 25.7.1996 tarihinde benimsedigi ve bu durumun içisleri eski bakani mehmet agar tarafindan 06.08.1996 günü bakan olarak onaylandigi görülmesine ragmen 06.08.1996 günü sedat edip bucak'a 4'ü istanbul'da 2'si izmir'de görev yapan 6 kisinin tahsis edilerek tayinlerinin yapilmasi, bu kisilerin ise derhal koruma görevine baslamayip 3 aylik bir dönem içinde ayri ayri göreve baslamalarinin ise korumada aciliyet olmadigini ortaya koymasi, sedat edip bucak'in yazili talebinin tayinlerden bir gün sonrasi olan 07.08.1996 günü yapilmasi, bu korumalardan 3'ünün ömer lütfü topal cinayeti ile ilgili olarak gözaltina alinan kisiler olmasi birinin de bu kisiler lehine taniklik yapan kisi olmasi dikkat çekmektedir. koruma görevlileri verilmesi konusunun ayrica içisleri bakanliginca incelenmesi ve gerekirse sorusturulmasinin uygun olacagi mütalaa edilmektedir.abdullah çatli'nin -kullandigi diger isimler de dikkate alinarak- ve ömer lütfi topal'in ortak oldugu sirketlerin maliye bakanliginca arastirilarak hesaplarinin incelenmesinin bassavciliklarca yapilmakta olan sorusturmalara yardimci olacagi düsünülmektedir.dyp sanliurfa milletvekili sedat edip bucak'in korumalarinin tayin konusu ise söyle gelismistir:televizyon ve basinda günlerce tefrika edilen ``söylemezler'' çetesi ile ilgili operasyon sonrasinda söylemez kardeslerin vermis oldugu ifadelerde bahse konu olan milletvekilini öldüreceklerini söylemislerdir.bu hususla ilgili olarak sedat edip bucak çesitli gazetelere beyanatlar vermistir.içisleri bakanligi genel sekreteri ali bilir imzasi ile 11.07.1996 tarih ve 1200/37 sayi ile adi geçen milletvekilinin korumalarinin isim listesine havi yazi personel dairesine intikal ettirilmistir.22.06.1996 tarihli il koruma komisyon karari ile bahse konu milletvekilinin 1 polis memuru ile korunmasina.25.07.1996 tarihinde de merkez koruma komisyon karari ile yakin korumaya alinmasina karar verilmistir.tekrar 07.08.1996 tarihinde sanliurfa milletvekili sedat edip bucak içisleri bakanligina müracaatta bulunarak 11.07.1996 tarihindeki müracaatinda istedigi korumalarinin isim listesini içisleri bakanligina göndermis ayni gün evrak dairemize intikal ettirilmistir.

    konunun aciliyeti bakimindan bize iletilen dilekçelerde ismi geçen polis memurlarinin atamalari 06.08.1996 ankara emniyet müdürlügü kadrosuna yapilmistir. bize yapilan ilk müracaat 11.07.1996 tarihindedir. atamalar ise bu talepten 25 gün sonra yapilmistir. basbakanlik teftis kurulu raporunda ömer lütfi topal'a verilen diplomatik pasaportla ilgili olarak da; 28.07.1996 günü istanbul'da ugradigi silahli saldiri sonucu öldürülen ömer lütfü topal'a ait 34 btg 96 plaka sayili oto içerisinde yapilan aramada maktül adina düzenlenmis 01 no: 0041672 seri numarali cccp diplomatik pasaport bulundugu, elde edilen esya ve belgelerin sariyer cumhuriyet bassavciliginca mirasci serdar murat topal vekili avukat nilüfer yargici'ya 19.08.1996 tarihinde teslim edildigi ifade edilerek, basbakanlik makaminin 18.11.1996 gün ve m:127 sayili onaylari geregince yürütülmekte olan inceleme ve sorusturmaya esas olmak üzere sözkonusu diplomatik pasaportun temin edilerek anilan pasaport ile ülkemize giris çikis yapilip yapilmadiginin, yapilmis ise buna iliskin ayrintili bilgi ve belgelerin gönderilmesi ile temin edildigi takdirde anilan pasaportun gerçekliginin arastirilarak bilgi verilmesinin, basbakanlik teftis kurulu baskanliginin 12.12.1996 tarih ve 1303 sayili yazilari ile istenilmesi üzerine; diplomatik pasaportun halen sorusturmayi yürüten sariyer cumhuriyet bassavciliginda oldugu anlasilmistir.ömer lütfü topal'a ait 01 no: 0041672 seri numarali cccp diplomatik pasaporta iliskin ilgili ülke makamlarindan bilgi temin edildiginde ayrica bilgi verilecegi istanbul devlet güvenlik mahkemesi cumhuriyet bassavciligina bildirilmis, sariyer cumhuriyet bassavciligina da bilgi verilmistir.''

    ömer lütfü topal'in üzerinde bulunan, savcilikça ailesine teslim edilen sscb'ne ait diplomatik pasaportun türkmenistan cumhurbaskani tarafindan verildigi, bu pasaportun türkmenistan, azerbeycan ve amerika seyahatlerinde adi geçen kisi tarafindan yurtiçi giris ve çikislarda kullanildigi belirlenmistir. disisleri bakanligi kanali ile yapilan arastirmada, ömer lütfü topal'in türkmenistan'da 2 tane 5 yildizli otel islettigi, bir is merkezi bulundugu, petrol arastirmalari ile saglik konularinda çalistigina dair duyumlar alindigi, türkmenistan tarafindan diplomatik pasaport verilen türkiye cumhuriyeti vatandasi sayisinin 40 rakaminin çok üzerinde oldugunun tahmin edildigi, diplomatik pasaport alanlar arasinda erdal inönü, ayvaz gökdemir ile veysel atasoy'un da bulundugu bildirilmistir.

    diplomatik pasaport sahiplerinin yurtiçi giris ve çikislarda (ihbar olmadikça) kendilerinin ve esyalarinin aranmamasi gerçeginden hareketle yurtiçine giris ve çikislarda kara para, silah ve uyusturucu gibi hususlarda aranmama imkânindan ömer lütfü topal'in da istifade etmis olabilecegi düsünülmektedir.

    ayrica ömer lütfü topal ile ilgili olarak yapilan arsiv arastirmasi neticesinde;

    kullandigi sahte kimliklerin:

    1- mehmet ve hatice oglu 1946 kilis dogumlu, sadik sami onar,
    2- 1948 gaziantep dogumlu, serdon cevat serdar oldugu,
    adi geçen sahsa içisleri bakanliginca hususi damgali pasaport tanzim
    edildigine dair herhangi bir bilgiye rastlanmadigi belirlenmistir.

    yine yapilan dosya tetkikinde; ömer lütfü topal'in, 03.08.1975 tarihinde ankara valiliginden tanzim edilen tr c 403186 seri numarali umuma mahsus pasaport aldigi, yine ayni sahsin 22.04.1977 tarihinde gaziantep valiliginden sadik sami onar sahte kimligi ile tr d 256258 seri numarali umuma mahsus pasaport aldigi,
    ayrica; türkiye'ye giris ve türkiye'den çikis bilgisayar kayitlarinda yapilan arastirmada, mevlüt oglu 1942 dogumlu ömer lütfü topal'in tr h 918035 seri numarali umuma mahsus pasaportla giris-çikis yaptigi ve bu pasaportun istanbul emniyet müdürlügünce tanzim edildigi belirlenmistir.'' seklinde bilgi verildigi incelenmistir.(ek:82)

    4- komisyonumuzun 14.3.1997 tarih ve 282 sayili yazisina cevaben içisleri bakanliginin 17.3.1997 gün ve 34-2/619-3 sayili yazisi ekinde gönderilen içisleri bakanligi mülkiye müfettislerince hazirlanan 06.01.1997 gün ve 76/1, 114/1 sayili inceleme ve sorusturma raporunda da özetle;

    1) ömer lütfü topal'in öldürülmesi olayini özel harekat sube müdürlügünde görevli 3 polis memuru ile 2 sivil sahsin gerçeklestirdigi iddiasina iliskin olarak yapilan incelemeler sonucu elde edilen verilere göre:

    28.07.1996 günü saat 23.00 siralarinda sariyer ilçesi yeniköy bölgesinde vukubulmakla, yazili ve görsel basinda topal cinayeti diye adlandirilan olayla ilgili olarak, istanbul emniyet müdürlügü asayis subesine bagli cinayet büro amirliginin 214 40 33 nolu telefonuna, 25.08.1996 günü saat 14.00 siralarinda telefon eden bir erkegin:

    ömer lütfü topal'in öldürülmesi olayini, özel harekat sube müdürlügünde görevli polis memurlari ayhan çarkin, oguz yorulmaz, ercan ersoy, ataköy galeria'da natural ayakkabi magazasi sahibi sami hostan ve sheraton oteli gazinosu sahibi ali fevzi bir adli sahislarin gerçeklestirdigini -ihbar etmesi üzerine,anilan emniyet birimi tarafindan tanzim edilen, ``yakalama ve üst arama tutanagi'' belgelerine göre polis memurlarindan;ayhan çarkin'in 27.08.1996 günü saat 17.00'de,oguz yorulmaz'in 27.08.1996 günü saat 15.50'de,ercan ersoy'un, 27.08.1996 günü saat 11.00'de gözaltina alinarak, olayla ilgilerinin arastirildigi,yapilan sorgularina iliskin olarak, daktilo edilmis birer ifadeleri bulunmayan adi geçenlerin;
    mekan sahitleri de göstermek suretiyle suçlamalari reddettikleri,
    kendilerinden alinan parmak izlerinin, olay yerindeki silahta bulunan parmak izleriyle karsilastirilmalarinda mutabakat görülmedigi,
    istanbul polisi tarafindan düzenlenen (yakalama ve üst arama tutanaklari)nda, yakalanma tarih ve saatleri belirtilmedigi gibi, ifadeleri de alinmayan sivil sahislar sami hostan ile ali fevzi bir'in de; ömer lütfü topal'in ortaklarindan olduklarini belirtmekle birlikte, adi geçenin öldürüldügü saatlerde baska yerde ve kisilerle olduklarini ifade ettikleri anlasilmis.polis basmüfettisleri s.erten ve h.akdeniz tarafindan düzenlenen 15.12.1996 tarih ve 1996/820 sayili (sorusturma raporu)nda da;
    ......anilan polis memurlari ile ömer lütfi topal'in öldürülme olayi arasinda bir bag kurulamadigi gibi öldürme olayina karistiklari hususunda da herhangi bir delil elde edilemediginden, haklarinda yapilacak bir islem bulunmadigi....- belirtilmis ise de,
    c.m.u.k.nun 153, 160. 163 ve 164 ncü maddeleri hükümlerince;suç ve suçlananlarla ilgili delillerin toplanilarak; kamu davasinin açilmasina yeterli olup olmadigina;toplanan deliller kamu davasi açilmasina yeterli ise, mahkemeye bir iddianame vermek suretiyle kamu davasi açmaya,yapilan hazirlik tahkikati sonunda, kamu davasinin açilmasi için yeterli delil bulunmamasi veya keyfiyetin takibe deger görülmemesi halinde - takibata yer olmadigina- karar vermek yetkisi cumhuriyet savcilarina ait oldugundan, istanbul emniyet müdürlügü asayis sube müdürlügüne bagli cinayet büro amirliginin 214 40 33 nolu telefonuna vaki: 28.07.1996 günü saat 23.15 siralarinda sariyer ilçesi yeniköy semtinde meydana gelen, ömer lütfi topal adli sahsin öldürülmesi olayini; özel harekat sube müdürlügünde görevli polis memurlari ayhan çarkin, oguz yorulmaz ve ercan ersoy ile ataköy galleria'da natural ayakkabi magazasi sahibi sami hostan ve sheraton oteli gazinosu sahibi ali fevzi bir'in gerçeklestirdiklerine dair ihbarin,dogru olup olmadigi, suçlananlarin bu fiili isleyip islemediklerine dair bir degerlendirmeye gidilmeksizin, konuya iliskin olarak toplanilan bilgi ve belgelerin, olay yeri itibariyle yetkili, sariyer cumhuriyet bassavciligina tevdiinin gerektigi,
    2- ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayini gerçeklestirdiklerine dair bir ihbar üzerine gözaltina alinan 3 polis memuru ile 2 sivil sahsin; yetkili cumhuriyet bassavciligina bilgi verilmeden, 30 saatten fazla gözaltinda tutulduktan sonra ankara'ya gönderilmeleri ve ankara'ya nakledilen bu kisilerin ifadeleri alindiktan sonra saliverildikleri- konunun incelenmesi sonucu elde edilen verilere göre:
    28.07.1996 günü saat 23.00 siralarinda sariyer ilçesi yeniköy bölgesinde vukubulmakla, yazili ve görsel basinda topal cinayeti diye adlandirilan olayla ilgili olarak, istanbul emniyet müdürlügü asayis subesine bagli cinayet büro amirliginin 214 40 33 nolu telefonuna, 25.08.1996 günü saat 14.00 siralarinda telefon eden bir erkegin:
    ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayini, özel harekat sube müdürlügünde görevli polis memurlari ayhan çarkin, oguz yorulmaz, ercan ersoy, ataköy galeria'da natural ayakkabi magazasi sahibi sami hostan ve sheraton oteli gazinosu sahibi ali fevzi bir adli sahislarin gerçeklestirdigini'' ihbar etmesi üzerine, anilan emniyet birimi tarafindan tanzim edilen, ``yakalama ve üst arama tutanagi'' belgelerine göre polis memurlarindan;ayhan çarkin'in 27.08.1996 günü saat 17.00'de, oguz yorulmaz'in 17.08.1996 günü saat 15.50'de istanbul'da,ercan ersoy'un ise; istanbul'dan izmir'e gönderilen ekipler marifetiyle 27.08.1996 günü saat 11.00 de yakalanarak, getirildikleri asayis sube müdürlügü nezarethanelerine konulduklari, parmak izleri de alinmak suretiyle sorgulamalardan geçirildikleri,
    yakalama ve üst arama tutanaklarinda, yakalama tarih ve saatleri gösterilmeyen öteki sivil sahislar sami hostan ile ali fevzi bir'in; nezarethaneye konulmadiklari gibi, yalnizca ali fevzi bir'e baskomiser sentürk demiral tarafindan bazi sorular sorulup, ifadesinde belirttigi üzere sami hostan'a herhangi bir sorunun yöneltilmedigi, ceza muhakemeleri usulü kanununun (adli görevler) baslikli 154 ncü maddesinin, 18.11.1996 tarih ve 3842 sayili kanunla degisik 2 nci fikrasindaki:
    bütün zabita makam ve memurlari, el koyduklari olaylar, yakalanan kisiler ile uygulanan tedbirleri cumhuriyet savcilarina derhal bildirmek ve cumhuriyet savciliginin adliyeye iliskin islerde bütün emirlerini yerine getirmekle yükümlüdürler.- hükmüne ragmen, el konulan olay, yakalanan kisiler ile uygulanan tedbirlerle ilgili olarak, yetkili cumhuriyet bassavciligina bilgi verilmedigi,üç polis memurunun; yakalandiklari 27.08.1996 günü asayis sube müdür vekili ahmet duran alp ve ertesi 28.08.1996 günü izinden dönmesi üzerine de asayis sube müdürü sorumlulugunda sorgulandiklari halde;anilan kanunun, ``ifade ve sorgunun tarzi''ni belirleyen, 18.11.1992 tarih ve 3842 sayili kanunla degisik 135 nci maddesindeki:
    zabita amir ve memurlari....tarafindan ifade almada....asagidaki hususlara uyulur:

    ifade verenin veya sorguya çekilenin kimligi tespit edilir. ifade veren veya sorguya çekilen kimlige iliskin sorulari dogru olarak cevaplandirmak zorundadir.
    kendisine isnad edilen suç anlatilir.
    müdafi tayin hakkinin bulundugu, müdafi tayin edebilecek durumda degilse baro tarafindan tayin edilecek bir müdafi talep edebilecegi ve onun hukuki yardimindan yararlanabilecegi, isterse müdafinin sorusturmayi geciktirmemek kaydi ile ve vekaletname aranmaksizin ifade veya sorguda hazir bulunacagi bildirilir, yakinlarindan istedigine yakalandigini duyurabilecegi söylenir.
    isnad edilen suç hakkinda açiklamada bulunmamasinin kanuni hakki oldugu söylenir.
    süpheden kurtulmasi için somut delillerinin toplanmasini talep edebilecegi hatirlatilir ve kendisi aleyhine varolan süphe sebeplerini ortadan kaldirmak ve lehine olan hususlari ileri sürmek imkâni verilir.
    ifade verenin veya sorguya çekilenin sahsi halleri hakkinda bilgi alinir.
    ifade ve sorgu bir tutanakla tespit edilir. bu tutanakta;
    ifade verme veya sorguya çekme isleminin yapildigi yer ve tarih,
    ifade verme veya sorguya çekme sirasinda hazir bulunan kisilerin isim ve sifatlari ile ifade veren veya sorguya çekilen kisinin açik kimligi,
    ifade vermenin veya sorgunun yapilmasinda yukaridaki islemlerin yerine getirilip getirilmedigi, bu islemler yerine getirilmemis ise sebepleri;
    tutanak içeriginin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazir olan müdafi tarafindan okundugu ve imzalarinin alindigi,
    imzadan imtina halinde bunun nedenleri yer alir.-- hükmüne hiç uyulmayip; böylesine ciddi bir ihbarla gözaltina alinan kisilerle ilgili ifade ve sorgunun bir tutanakla tespit edilmedigi.anilan kanunun ``yakalanan kimsenin sorguya çekilmesi'' baslikli degisik 128 nci maddesindeki:-yakalanan sahis birakilmazsa, yakalama yerine en yakin sulh hakimine gönderilmesi için gerekli süre hariç yirmidört saat içinde sulh hakimi önüne çikarilir ve sorguya çekilir. yakalananin talebi halinde müdafi de sorguda hazir bulunabilir.üç veya daha fazla kisinin bir suça istirak suretiyle toplu olarak islenen suçlarda, delillerin toplanmasindaki güçlük veya fail sayisinin çoklugu ve benzeri nedenlerle cumhuriyet savcisi bu sürenin dört güne kadar uzatilmasina yazili olarak emir verebilir. sorusturma bu sürede sonuçlandirilamazsa cumhuriyet savcisinin talebi ve sulh hakiminin karari ile sekiz güne kadar uzatilabilir. sulh hakimi yakalamayi gerektiren bir hal görmez veya yakalama sebepleri ortadan kalkmis bulunursa yakalanan sahsin birakilmasina karar verir.-hükmüne ragmen, cinayet ihbariyla yakalanarak 30 saatten fazla istanbul emniyet müdürlügü asayis subesinde tutulan 3 polis memuru ile 2 sivil sahsin,
    mekan sahitleri de göstermek suretiyle suçlamalari reddetmeleri,
    kendilerinden alinan parmak izlerinin, olay yerindeki silahta bulunan parmak izleriyle karsilastirilmalarinda mutabakat görülememis olmasi,
    olayla ilgilerinin bulunduguna dair maddi bir delil bulunamamis olmasi,
    bir kere de bu görevlilerin bagli olduklari üst kurulus ve ``emniyet genel müdürlügü ilgili daire ve subelerinin imkânlarindan faydalanilarak incelenmesinin uygun olacagi'' gibi gerekçelerle, 28.08.1996 günü saat 23.00 de çamlica turnikeleri'nde, ankara'dan gelen emniyet genel müdürlügü ekibine teslim edildikleri, ankara'da ifadelerine basvurulan bu görevlilerin, birlikte götürüldükleri öteki iki sivil sahis ile birlikte serbest birakildiklari,
    silahla adam öldürdükleri ihbari üzerine yakalanan ve 30 saatten fazla gözaltinda tutulan üçü polis memuru bes kisinin ankara'dan gelen ekibe teslimi sirasinda düzenlenen tutanaga konulan, ``tetkik ve geregi yapilmak üzere'' ibaresinin;
    istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu, asayisten sorumlu emniyet müdür yardimcisi bilgi ünal, asayis sube müdürü fatih özkan ile asayis sube müdür yardimcisi (27.08.1996 günü asayis sube müdür vekili) ahmet duran alp'in cmuk'un 125, 135 ve 154 ncü maddesinden dogan sorumluluklarini ortadan kaldirmadigi gibi, ayni sorumluluklarin;

    anilan öldürme olayi ile ilgili sorusturma neticesinde tetkik edilmek ve arastirilmak üzere alinan ... sahislarla illiyet saglanamamissa da olayin önemi bakimindan, emniyet genel müdürlügünün ilgili daire ve subelerinin imkânlarindan da faydalanilarak incelenmesinin uygun olacagi degerlendirildiginden tutanakta ismi geçen sahislar (i), üzerlerinden çikan silah ve zati esyalar (ile birlikte),
    kanundaki, ``bütün zabita makam ve memurlari'' genellemesi kapsaminda, emniyet genel müdürlügü özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin için de baslamis olmakla,ceza muhakemeleri usulü kanununun 154 ncü maddesinin 3 ncü fikrasindaki: ``kanun tarafindan kendilerine verilen... adliyeye müteallik görev veya islerde suistimal veyahut ihmal ve terahileri görülen devlet memurlari..... hakkinda savcilikça dogrudan dogruya takibatta bulunulur.ancak zabita amirleri hakkinda hakimlerin görevlerinden dolayi tabi olduklari muhakeme usulü tatbik olunur. - hükmü dogrultusunda, bu konudaki tahkikatin sariyer cumhuriyet savciligi tarafindan yapilmasi gerekecegi, kanaat ve sonucuna varildigi `` seklinde degerlendirme yapildigi incelenmistir.(ek:86)

    5- komisyonumuzun 29.11.1996 gün ve 3 sayili yazilarina cevaben adalet bakanligi tarafindan gönderilen 13.12.1996 gün ve 031114 sayili yazisi ekinde istanbul dgm bassavciliginin 1996/2303 hazirlik ve sariyer c.bassavciliginin 1996/3514 hazirlik sayili dosyalarinin onayli fotokopileri gönderilmistir. ayni dosyalarin komisyonumuzun 10.1.1997 gün ve 125 ve 126 sayili yazilari ile de komisyonumuza gönderildigi anlasilmistir.(ek: 74; 81; 87)

    6- istanbul dgm bassavciliginin 1996/2303 haz. 1997/294 esas ve 1997/261 numarali iddianemesinde özetle; `` emperyal kumarhameleri isletmecisi olan ve kamuoyunda isletmelerden çok yüksek gelir sagladigi kanati bulunan ömer lütfi topal 28.7.1996 tarihinde saat 23.30 siralarinda istanbul sariyer ilçesi, tazeceviz sokakta, içerisinde bulundugu 34 btg 96 plakali otomobili içerisinde otomatik silahlarla taranarak öldürülmüstür.

    olay mahallinde suçta kullanilan 2 adet kalashnikov marka otomatik tüfek, bu tüfeklere ait sarjörler, 47 adet dolu 9 adet bos kovan bulunmustur. ayni gün polise telefonla yapilan bir ihbarda olayi gerçeklestiren kisilerin 34 kn 288 plaka sayili araç ile kaçtiklari bildirilmis ve bu araç istinye polis karakolu idaresinde terkedilmis olarak bulunmus ve araç içerisinde 9 mm. çapinda uzi marka makinali tabancalara ait 1 adet sarjör (uzi marka makinali tabancalar emniyet genel müdürlügü özel harekat

    dairesinde kullanilmaktadir). 9 mm. çapinda mke yapisi uzi marka 9 adet mermi, 7.62x39 mm. çapinda kalashinkov marka tüfeklere ait 2 adet sarjör ve 7.62x39 mm. çapinda 27 adet fisek bulunmustur. ancak, uzi marka sarjörlerin ait oldugu silah bulunamamis ve muhtemelen olay faillerinin kaçarken yanlarinda götürdükleri kanaatine varilmistir. bu otomobil hakkinda yapilan arastirmada 24.04.1995 tarihinde ankara ilinde çalinmis oldugu ve gerçek plakasinin 06 v 7550 oldugu tesbit edilmistir.

    bu olayin istanbul emniyet müdürlügünce tahkikatinin yapildigi sirada 25.08.1996 tarihinde asayis sube müdürlügü cinayet büro amirligine ismini bildirmeyen bir kisi tarafindan yapilan ihbarda, ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayinin faillerinin ayhan çarkin, ercan ersoy, oguz yorulmaz isimli özel harekat dairesi polis memurlari ile sami hostan ve ali fevzi bir isimli kisiler olduklarini bildirilmistir. bu ihbar üzerine adi geçenler 28.08.1996 tarihinde istanbul emniyet müdürlügü asayis sube müdürlügünde gözaltina alinmislardir. bu kisilerin gözaltina alinmalarini müteakip sanliurfa milletvekili sedat edip bucak tarafindan istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu'na defalarca telefon ederek gözaltina alinanlarin serbest birakilmalarini kolaylastirmak maksadiyla ona etkide bulunmaya tevessül edilmistir. (kemal yazicioglu'nun ifadeleri) bu kisiler hakkinda istanbul emniyet müdürlügünce arastirma devam ettigi sirada olaya müdahale edilerek, emniyet genel müdür yardimcisi halil tug araciligi ile özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin görevlendirilerek, gözaltindaki bu kisiler ankara emniyet genel müdürlügüne götürülmüsler ve orada yüzeysel bir arastirma yapilarak serbest birakilmislar ve görevli cumhuriyet bassavciligina da bu olay intikal ettirilmemistir.

    adi geçen kisiler bu sekilde serbest birakildiktan sonra istanbul emniyet müdürlügüne gelen istihbari bilgiler üzerine istanbul emniyet müdürlügü tarafindan arastirmalar sürdürülmüs ve bu kisilerin bu olaya istirak ettikleri hususunda emareler elde edildigi bildirilerek bu durum bizzat istanbul emniyet müdürü tarafindan sayin cumhurbaskani'na ve sayin basbakan'a sifahi olarak arzedilmistir. (kemal yazicioglu'nun ifadeleri).

    nitekim, 22 aralik 1996 tarihinde çankaya köskünde liderler zirvesinde sayin cumhurbaskani'nin liderlerle yaptigi konusmanin bir bölümünde istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu'nun kendisine arzettigini beyan ederek, özetle ...biz ömer lütfi topal'i öldürenleri bulduk... ankara merkez geldi, bizim elimizden aldi... isterlerse merkez alir. emniyetin usul ve kaidesidir... bunlar ömer lütfi topal'i öldürdüklerini itiraf ettiler, siz sorsaniz size de söylerler... sorunca söylüyorlar... ifadeleri henüz zapta almadim... dedigini bildirmislerdir.

    bu olayla ilgili olarak istanbul emniyet müdürlügünde sürdürülen arastirmalar sirasinda ö.lütfi topal'in öldürülmesinde kullanilan ve olay yerinde terkedilen kalashinkov marka tüfeklerden birinde, bu tüfegin iki sarjörünü birbirine monte etmekte kullanilan koli bantinin iç yüzeyinde bulunan 1 adet parmak izinin mukayese çalismalarinda, bu parmak izinin 26.02.1992 tarihinde sahte pasaport ile atatürk hava limanindan çikis yapmak istedigi sirada yakalanan sahin ekli isimli kisiye ait oldugu tesbit edilmistir. sahin ekli ile ilgili kayitlarin arastirilmasinda, bu kimligi kullanarak sahte pasaportla yurtdisina çikmak isteyen kisinin gerçek kimliginin abdullah çatli oldugu saptanmistir. bunun üzerine abdullah çatli'nin kayitlarda gerek kendi adina gerek mehmet özbay adina mevcut bulunan parmak izleri ile ölümünü müteakip nevsehir devlet hastanesi morgunda alinan parmak izlerinin mukayesesi yapilmis ve sonuç olarak suç aleti tüfegin sarjörlerini monte eden koli banti üzerindeki parmak izinin abdullah çatli'ya ait oldugunu kesin olarak anlasilmistir. bu durumda abdullah çatli'nin ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayina istirak ettigini bu somut delille tesbit edilmistir.

    bu sekilde, ömer lütfi topal'in öldürülmesine istirak ettigi tesbit edilen abdullah çatli'nin bu olay sebebiyle gözaltina alinan kisilerle ve istanbul dgm cumhuriyet bassavciliginca tahkikati yapilan (cürüm islemek için tesekkül olusturmak suçuna iliskin) olaylarda adi geçen kisilerle iliskileri söyledir;

    sami hostan ve ali fevzi bir, ömer lütfi topal'in istanbul intercontinental otelindeki kumarhanesinin % 50 oraninda ortaklaridir. abdullah çatli'nin sik sik bu kumarhaneye geldigini, sami hostan ve ali fevzi bir ile idare odasinda oturup, uzun görüsmeler yaptiklari, keza sami hostan ve ali fevzi bir'in de ankara iline gittiklerinde sedat edip bucak'in yazihanesinde abdullah çatli ile bulustuklari ve görüstükleri ve bu kisiler arasinda uzun süredir yakin iliskiler oldugu bizzat sami hostan'in kardesi sedat hostan'in ifadesi ve diger ifade ve delillerden ve telefon tesbit tutanaklarindaki görüsme detaylarindan anlasilmistir.

    dosya içerisinde mübrez bulunan ve yukari bölümlerde izahi yapilan ve siverek ilçesinde sedat bucak'in ikametgahinda çekildigi tesbit edilen ve ömer lütfi topal'in öldürüldügü tarihlere yakin zamanlara tekabül eden günlerde çekilmis oldugu tesbit edilen fotograflarda bu kisiler arasindaki yogun ve gizli iliskileri teyit etmektedir. (abdullah çatli, sami hostan ve ercan ersoy'un yanyana çekilmis muhtelif fotograflari.)

    ö.lütfi topal olayi sebebiyle gözaltina alindiktan sonra ankara emniyet genel müdürlügüne götürülerek orada kisaca ifadesi alinan sami hostan bu ifadesinde ö.l.topal'in öldürüldügü tarihlerde marmaris grand azur otelinde konakladigini belirterek, otelin faturalarini ibraz etmistir. ancak, dosyada mübrez bu fotograflarin incelenmesinde, konaklayan kisilerin sami hostan ve aile efradi olduklari görülmekle beraber gerek rezervasyonunun gerekse faturalarin mehmet özbay (abdullah çatli) adina düzenlenmis oldugu görülmüs ve bu husus sami hostan ve abdullah çatli arasindaki iliskilerin baska bir göstergesi olmustur. yine sami hostan'in kardesi sedat hostan'in ifadesine göre 03.11.1996 tarihinde susurluk ilçesi civarinda meydana gelen kazada abdullah çatli'nin ölümü ilk kez kendisine duyurulan kisilerden biri de sami hostan'dir. bu haber üzerine sami hostan derhal olay yerine gitmek için harekete geçmis ve durumu ortagi ali fevzi bir'e de bildirmis ve susurluk'a gitmek üzere istanbul bogaz köprüsü çikisinda bulusmuslar ve orada karsilastiklarinda ``abdullah'i kaybettik'' diye birbirlerine sarilmislar ve oradan hareketle susurluk devlet hastanesine gitmislerdir. abdullah çatli'nin susurluk devlet hastanesindeki cenazesini, abdullah çatli'nin diger yakinlari ile birlikte nevsehir iline götürmüsler ve orada defnedilmesinde hazir bulunmuslardir.

    asagida tarik ümit olayinda anlatilacagi üzere abdullah çatli'nin birçok eyleminde sami hostan onun yaninda bulunan kisilerden birisidir.

    abdullah çatli ile bu sekilde çok yakin ve karmasik iliskilerde bulunan sami hostan ve ali fevzi bir, sedat bucak ve onun yaninda koruma polisi olarak görevlendirilen ve iddianamede sanik olarak adi geçen polis memurlari ile de yakin derecede iliskileri bulunmaktadir. (mehmet eymür'ün ifadeleri)

    ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayi ile ilgili olarak sami hostan ve ali fevzi bir ile birlikte gözaltina alinan polis memurlari ayhan çarkin, oguz yorulmaz ve ercan ersoy ile birlikte diger polis memurlari enver ulu ve mustafa altinok, bu olayin vuku buldugu döneme tekabül eden zamanda, alelacele sanliurfa milletvekili sedat edip bucak'in korumasi olarak onun yanina verilmislerdir.

    basbakanlik teftis kurulunun 09.01.1997 tarihli raporuna esas teskil eden belgeler ve istanbul dgm c.bassavciliginca emniyet genel müdürlügünden celbedilip, cevabi yazi ve belgelere göre; sedat edip bucak'in korunmasi için il koruma kurulu sadece bir polis memuru görevlendirilmesini uygun görmüs ve bu karar, merkez koruma kurulunca da yeterli görülerek onaylandigi halde 06.08.1996 günü sedat edip bucak'a dördü istanbul'da, ikisi izmir'de görev yapan 6 polis memurunu (ayhan çarkin, oguz yorulmaz, ercan ersoy, mustafa altinok, enver ulu, ö.kaplan) tahsis edilerek tayinlerinin yapilmasi, bu kisilerin derhal koruma görevlerine baslamayip üç aylik bir dönem içerisinde ayri ayri göreve baslamalarinin korumada aciliyet olmadigini ortaya koymasi, sedat edip bucak'in yazili talebinin bir gün sonrasi olan 07.08.1996 günü yapilmasi, bu korumalardan üçünün ömer lütfi topal'in öldürülmesi ile ilgili olarak gözaltina alinan kisiler olmasi ve birinin de (ö.kaplan) bu kisiler lehine taniklik yapan kisi olmasi, ayrica bu memurlardan oguz yorulmaz'in özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin'in istanbul asayis sube müdürü yardimcisi oldugu dönemde korumasi olmasi, daha sonra hüseyin kocadag'in korumasi olmasi, bilahare yine ankara'da ibrahim sahin'in korumasi olmasi, daha sonra da sedat edip bucak'in korumasi olmasi ve bu dönemlerde gerek oguz yorulmaz'in gerekse diger polis memurlarinin ömer lütfi topal'in ortaklari olan sami hostan ve ali fevzi bir ile, sedat edip bucak ile ibrahim sahin'in yanina gidip gelirken tanidiklarini açikça beyan etmeleri bir bütün olarak nazara alindiginda, bu korumalarin özel olarak sedat edip bucak'in yaninda toplandiklarini göstermektedir. sedat edip bucak'in yaninda koruma görevlisi adi altinda bu sekilde toplanan polis memurlarinin, istanbul dgm c.bassavciliginda susurluk olayi ile ilgili olarak verdikleri ilk ifadelerinde abdullah çatli'yi mehmet özbay kimligi ile ve sedat edip bucak'in koruma görevine basladiktan sonra tanidiklarini söylemis iseler de, istanbul dgm c.bassavciliginda yapilan arastirmada yapilan telefon tesbitlerinde, abdullah çatli'nin kullaniminda olan çok sayida cep telefonlari ile çok uzun süreden beri yogun telefon görüsmeleri yaptiklari tesbit edilmistir. bunun üzerine adi geçenlerin sanik sifati ile alinan ifadelerinde abdullah çatli'yi birkaç yildan beri tanidiklarini ve onunla sik sik görüstüklerini ifade ettikleri görülmüstür.

    ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayi ile ilgili olarak yapilan hazirlik tahkikatinin sariyer cumhuriyet bassavciliginin 1996/3514 hazirlik numarali evrakinda halen sürdürülmekte oldugu ve yukarida izah edilen tesbitlerin sariyer cumhuriyet bassavciliginca da yapildigi bildirilmistir. (sariyer cumhuriyet bassavciliginin 21.02.1997 tarih ve 1996/3514 hz. sayili yazisi).'' seklinde degerlendirme yapildigi incelenmistir.(ek:81)

    7- ömer lütfi topal'in öldürülmesi ile ilgili sariyer cumhuriyet bassavciliginca açilan 1996/3514 sayili hazirlik numarali dosya, anilan savciligin 20.1.1997 tarihli yazisi ekinde komisyonumuza iletilmis, bilahare ayni savciligin 17.3.1997 tarihli yazisi ile de ayni dosyaya sonradan intikal eden belge ve ifadeler gönderilmistir.buna göre;
    `` cinayetle ilgili sorusturma henüz tamamlanamadigindan, iddianamenin hazirlanmadigi, ancak dosyada olayla ilgili, yer tesbit tutanaklari ekspertiz ve laboratuvar raporlari, birkisim ifadeler ve yazismalarin yeraldigi anlasilmistir.

    a) dosyada yer alan önemli ifadelerden ömer lütfi topal'la 7 yildir gayri resmi evliyim diyen hilal altintas ifadesinde özetle; ömer beyin son bir yilda müthis bir stres altinda oldugunu, ölümünden 10 gün önce de üzerinde artan bir tedirginlik oldugunu, bir gün önce ise çok sinirli oldugunu, sabaha kadar sürekli telefonla konustugunu, sert tartismalar yaptigini, ama gizli konustugu için ne konustugunu duyamadigini, ancak duyabildigi kadari ile mehmet agar isminin çok geçtigini, önce çelik yelek ismarladigini, ancak bunu hiç giymedigini, ömer beyin ortaklari sami hostan ve aliço'yu hiç sevmedigini, çiller'den de hoslanmadigini,

    b) istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu ise savciliktaki ifadesinde özetle;
    ömer lütfi topal'in ölümünden bir ay kadar sonra bu olayin istanbul emniyet müdürlügünce tahkikatinin yapildigi sirada 25.08.1996 tarihinde asayis sube müdürlügü cinayet büro amirligine ismini bildirmeyen bir kisi tarafindan yapilan ihbarda, ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayinin faillerinin ayhan çarkin, ercan ersoy, oguz yorulmaz isimli özel harekat dairesi polis memurlari ile sami hostan ve ali fevzi bir isimli kisiler olduklarini bildirmistir. bu ihbar üzerine adi geçenler 28.08.1996 tarihinde istanbul emniyet müdürlügü asayis sube müdürlügünde gözaltina alinmislardir. bu kisilerin gözaltina alinmalarini müteakip sanliurfa milletvekili sedat edip bucak tarafindan istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu'na defalarca telefon ederek gözaltina alinanlarin serbest birakilmalarini kolaylastirmak maksadiyla ona etkide bulunmaya tevessül edilmistir. (kemal yazicioglu'nun ifadeleri) bu kisiler hakkinda istanbul emniyet müdürlügünce arastirma devam ettigi sirada olaya müdahale edilerek, emniyet genel müdür yardimcisi halil tug araciligi ile özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin görevlendirilerek, gözaltindaki bu kisiler ankara emniyet genel müdürlügüne götürülmüsler ve orada yüzeysel bir arastirma yapilarak serbest birakilmislar ve görevli cumhuriyet bassavciligina da bu olay intikal ettirilmemistir.

    adi geçen kisiler bu sekilde serbest birakildiktan sonra istanbul emniyet müdürlügüne gelen istihbari bilgiler üzerine istanbul emniyet müdürlügü tarafindan arastirmalar sürdürülmüs ve bu kisilerin bu olaya istirak ettikleri hususunda emareler elde edildigi bu emarelerin daha çok cep telefonlarindan yola çikarak ulasilabilecek bir takim sonuçlar oldugunu,

    c) ömer lütfi topal'in avukati ekrem marakoglu savcilikta verdigi 25.12.1996 tarihli ifadesinde; bodrum'daki otele ortak olan hikmet babacan'in öldürülmesinden azmettirici olarak ömer lütfi topal'in sorumlu tutuldugunu,

    emperyal'den ekmekleri kesilen bazi kisilerin bu olaya yardimci olabilecegini,

    kusadasi'ndaki bir cinayetten de emper gazinosunun müdürü sami sahin'in sorumlu tutuldugunun,polis memuru ercan ersoy'un kendilerinin korumaligini yaptigi gibi gittigi yerlerde de emniyet müdürlükleri ile temas kurarak onlardan destek ve yardim aldigini, devamli telefonla birbirleriyle görüstüklerini,sami hostan'in ömer lütfi topal'in abdullah çatli'yi tanimadigini söyledigini, sami hostan'la ömer lütfi topal arasinda bir ihtilaf olmadigini, ömer lütfi topal'in rize milletvekili nihat mete'ye yardim ettigini, devletteki islerini ona gördürdügünü, ömer lütfi topal'in mehmet agar'in içisleri bakani olmasindan tedirgin oldugunu,

    d) emperyal sirketinin genel müdürü ahmet kara 23.1.1997 tarihli ifadesinde; sami hostan'in, ömer lütfi topal'in ölümünden 15 gün önce sirket kazancindan yeteri kadar pay almadigini, parasinin çogunu ömer lütfi topal'in aldigini söyledigini, ancak ömer lütfi topal'in ortaklari ile herhangi bir kavgasina ve tartismasina sahit olmadigini, sami hostan'in emniyet görevlileri ile arasinin iyi oldugunu,

    e) ömer lütfi topal'a ait shereton otelin gazino müdürü orhan öztürk, mehmet özbay olarak tanidigi abdullah çatli'nin sik sik gazinoya geldigini, ömer lütfi topal, sami hostan ve ali fevzi bir'le oturdugunu, daha çok ali fevzi bir'le oturdugunu, patronlari arasinda herhangi bir sürtüsme ve anlasmazlik olmadigini,

    f) ömer lütfi topal'in emperyal gazinolarinin halkla iliskiler müdürü arzu tok, patronlari ömer lütfi topal, sami hostan ve ali fevzi bir'in aralarinin çok iyi oldugunu, aralarinda bir kavga ve husumete sahit olmadigini, mehmet özbay olarak abdullah çatli'nin patronlarinin misafiri olarak shereton casinosuna sik sik yalniz olarak geldigini, sanik olarak adlari geçen polis memurlarini hiç görmedigini söylemistir.

    g) sariyer c.savciliginin gönderdigi dosyada cinayet tanigi olarak ifadesi alinan atike kiliç, ``28.7.1996 günü saat 23.00 siralarinda balkonda bulundugu bir sirada, evine yakin yolun kenari ile beyaz renkli bir aracin park halinde oldugunu, aracin tamamen 20-30 m. yakinindan da 3 erkek sahsin asagiya dogru yürüdügünü gördügünü, sahislarin bu otodan inip inmediklerini görmedigini, sahislardan birinin elinde cep telefonu oldugunu farkettigini, sahislarin olduklari yere sokak lambasi uzak oldugu için sahislarin yüzlerini göremedigini, üzerlerine ne giydiklerini de farkedemedigini, sahislarin eskali hakkinda herhangi bir bilgi veremeyecegini'' beyan etmistir. `` seklinde kayitlamalarin bulundugu incelenmistir.(ek:88)

    8- komisyonumuzun 10.01.1997 gün ve a.1.01.geç.10/89-135 sayili yazisi ile istanbul emniyet müdürlügünden ömer lütfi topal adli sahsin öldürülmesi olayi sebebiyle gözetim altina alinan sahislarin olay taniklari ile yüzlestirme yapilip, yapilmadiginin bildirilmesi istenmis,
    istanbul emniyet müdürlügü de 17.01.1997 gün ve 8971 sayili yazisi ile `` ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayi sebebiyle tanik olarak ifadeleri tespit edilen sahislarin olay anini görmediklerini eylemin karanlikta yapilmasindan dolayi saglikli bir eskal veremedikleri, teshis yapamayacaklari anlasildigindan olay sebebiyle gözetim altina alinan sahislar ve taniklar arasinda herhangi bir teshis ve yüzlestirme islemi yapilmadigi dosya tetkikinden anlasilmistir, seklinde cevap vermistir. (ek:90)

    9-komisyonumuzun ömer lütfi topal'in öldürülmesi olayinda gözaltina alinan 3 polis memuru ve 2 sivil sahsi savciliga bildirmeden ankara'ya gönderilmeleri ve buradan saliverilmeleri konularinda yapilan islemlere iliskin olarak sariyer c.bassavciligina yazdigi 18.3.1997 gün ve 10/89-299 sayili yazisina cevaben, sariyer c.bassavciliginin 19.3.1997 gün ve 1996/3514 haz.sayili cevabindan;

    içisleri bakani mehmet agar, emniyet genel müdür yardimcisi halil tug, emniyet genel müdürlügü özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin, özel harekat daire baskanligi komiseri yusuf yüksek, özel harekat daire baskanligi polis memurlari sahin aslan ve ugur sahin haklarinda 10.1.1997 tarih ve 1997/9 sayili adli görevi kötüye kullanmak suçunun ankara'da islenmesi nedeniyle yetkisizlik karari verilerek, dosyanin ankara c.bassavciligina gönderilmesine,
    istanbul emniyet müdür yardimcisi bilgi ünal, asayis müdürü fatih özkan, baskomiser refik bastürk, baskomiser sentürk demirel ve polis memuru ziyaettin ferman haklarinda, suç yerinin gayrettepe'deki emniyet müdürlügü olmasi nedeniyle 06.01.1997 gün ve 11977/1 sayili kararla sariyer c.bassavciliginin yetkisizligine karar verilerek evrakin istanbul c.bassavciligina gönderilmesine,
    ayni nedenle polis memuru ahmet duran hakkinda 21.1.1997 gün ve ayni sayili ek yetkisizlik karari ile evrakin istanbul c.bassavciligina gönderilmesine,
    sariyer c.bassavciliginin adalet bakanligina yazdigi 5.1.1997 gün ve 14 sayili yazi ile, ``cmuk'nun 154/2. maddesi geregince, ömer lütfi topal cinayeti nedeni ile yakalanan kisikelir yakalanma, sorgulanma ve birakilmalarindan savciliga bilgi verilmeden 36 saat gözaltinda tutulmalari ve savciliga bilgi verilmeden genel müdürlüge gönderilmeleri nedeniyle görevi kötüye kullanan istanbul emniyet müdürü kemal yazicioglu zabit amiri olmasindan dolayi 2802 sayili yasanin 82. maddesine göre sorusturma izninin istendigi,'' incelenmistir.(ek:89)

    10- istanbul emniyet müdürlügü, 27.1.1997 gün ve 8988 sayili yazisi ile komisyonumuzun 10.01.1997 gün ve a.1.01.geç.10/89-134 sayili ``ömer lütfi topal'in öldürülünceye kadar hakkinda çikartilan yakalama ve giyabi tevkif müzekkerelerinin subemiz infaz bürosunda bulunan müzekkerelerinin tastikli suretinin çok acele komisyonumuza gönderilmesine'' iliskin yazisinda;

    `` adi geçen sahis hakkinda asayis subesi infaz büro amirliginde yakalama ve giyabi tevkif müzekkeresi bulunmadigi, ilimizde bulunan istanbul ve bagli ilçe c.bassavciliklari ile bu konuda yapilan yazismada, sisli 2. sulh ceza mahkemesinin 1993/10781 hazirlik sayili ile giyabi tevkif müzekkeresi çikartildigi ve bu olay istanbul 1.agir ceza mahkemesine intikal ederek 1996/155 esas sayisini aldigi, ancak giyabi tevkif müzekkeresi istanbul c.bassavciliginin 26.06.1996 gün ve 1996/155 sayili yazisi ile düsümü yapilarak evrak istanbul c.bassavciligina iade edildigi, ayrica istanbul c.bassavciligindan alinan cevabi yazida sahsin çorlu 5. kolordu komutanligi askeri mahkemesinin 1986/10321, 1986/321 sayili karari ile askeri ceza kanununun 66/1-a maddesine muhalefetten 5 ay hapis cezasi bulundugu, ancak evrakin 06.03.1991 tarih ve 1991/15-66 sayi ile infaz mahalline gönderildigi bildirilmis, yine istanbul c.bassavciliginca hazirlik bürosu bilgisayar kayitlarinda 1995/5780 hz. ve 1996/28590 hz. sayili iki adet dosyasi bulundugu bildirilmis olup, ilimizde bulunan diger adli merciilerce hakkinda yakalama ve giyabi tevkif müzekkeresinin bulunmadigi cevabi yazilarinda bildirilmistir.'' seklinde cevap verildigi incelenmistir. (ek:91)

    11- komisyonumuzun 19.3.1997 gün ve 10/89-302 sayili yazisina cevaben ankara c.bassavciliginin 25.03.1997 gün ve hz.3521 sayili yazisinda;

    `` a) ömer lütfi topal cinayeti ile ilgili olarak gözaltina alinan 3 polis memuru ve 2 sivil sahsin ilgili savciliga bilgi vermeden emniyet genel müdürlügüne aldirilma emrini veren içisleri eski bakani mehmet agar hakkinda, ankara c.bassavciligi, anayasanin 100. maddesine göre tbmm'nce karar verilmesi gerektiginden 14.02.1997 tarihinde verdigi takipsizlik karari'ni,

    b) ayni konuda sözkonusu saniklarin ankara'ya getirilmesini saglayan emniyet genel müdür yardimcisi halil tug, özel harekat daire baskanvekili ibrahim sahin, komiser yusuf yüksek, polis memurlari ugur sahin ve sahin arslan haklarinda,

    adi geçen kisilerin özel harekat daire baskanligi elemanlari olmalari ve özel harekat dairesinin adli görevi olmamasi ve 657 sayili kanuna tabi olmalari nedeniyle haklarinda memurin muhakemati hakkinda kanun hükümlerinin uygulanmasi gerektiginden 14.2.1997 tarihinde ankara c.bassavciliginin görevsizligine ve evrakin geregi için içisleri bakanligina gönderilmek üzere adalet bakanligina sunulmasina karar verilmistir.'' seklinde cevap verdigi incelenmistir.(ek:92)

    12-komisyonumuz, 06.12.1996 tarih ve 58 sayili yazisi ile içisleri bakanligindan, ``özel harekat dairesi'' hakkinda bilgi istemis, içisleri bakanliginin 12.12.1996 tarih ve 275427 sayili yazisinda cevaben;

    jandarma genel komutanligi bünyesinde bugüne kadar özel harekat dairesi ismiyle veya özel faaliyet göstermek üzere baska bir isimle herhangi bir teskilat kurulmadigini,

    26.7.1993 günlü bakanlir kurulu karari ile içisleri bakanligi, emniyet genel müdürlügü bünyesinde özel harekat dairesi baskanliginin kuruldugu ve kurulus amaci yönetmeligin 1 nci maddesinde belirtildigi gibi; ``devletin ekonomik, sosyal, siyasî ve hukuki temel anayasal düzenin yikilmasina, ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlügünü bozmaya ve cumhuriyetin temel niteliklerini degistirmeye yönelik baski, cebir, siddet, korkutma, yildirma, sindirme veya tehdit yöntemlerini kullanan terör örgütlerini meskun veya kirsal kesimde etkisiz hale getirmek, rehin aldiklari kisi, uçak, araç ve benzeri yerleri kurtarmak için ani müdahale, pusu, kesif, baskin ve operasyon yapmaktir.''
    bakanlik yazisina ek olarak ö.h.d.baskanligi kurulus, görev ve çalisma yönetmeligini de eklemistir. (ek:93)

    13- komisyonumuzun 31.01.1997 gün ve 194 sayili yazisina cevaben istanbul c.bassavciligi, 03.02.1997 gün ve 82 büro sayili yazisi ekinde istanbul 1.agir ceza mahkemesinin 1995/167 esas ve 3. agir ceza mahkemesinin 1995/40 esas sayili dosyalari gönderilmistir.

    istanbul 1. agir ceza mahkemesinin 1995/167 ve 1996/67 karar sayili kararinda necdet elmas ve 3 arkadasinin dövülmesine iliskin yeterli delil bulunamadigindan saniklara ömer lütfi topal ve 4 arkadasinin beraatine,

    istanbul 3. agir ceza mahkemesinin 1995/40 esas ve 1996/292 karar sayili kararinda; mehmet firat'in öldürülmesi ile ilgili olarak sanik ö.lütfi topal öldügünden tck'nun 96. maddesi geregince davanin düsürülmesine, diger 5 sanigin beraatine karar verilmistir. (ek:94)

    14- komisyonumuzun 31.1.1997 gün ve 10/89-198 sayili yazisina cevaben, istanbul emniyet müdürlügü 03.02.1997 gün ve 86 sayili faks yazisiyla; `` akgün otelinin yaninda bulunan otoparkta bülent firat isimli sahsin öldürülmesi ile alakali olarak, akgün oteli casinosunda yapilan aramada ele geçen suç delillerine tutanak ve ekspertiz raporlari gönderilmis, bu raporlardan, olay yerinde bulunan mermi kovanlarinin inceleme konusu olarak gönderilen silahlardan atilmadiginin tesbit edildigi anlasildiginin bildirildigi'' incelenmistir.(ek:95)

    15- komisyonumuzun 31.01.1997 gün ve 10/89-199 sayili yazisi ile sorulan bodrum regeta otelde öldürülen hikmet babatas'in sanik zanlilari ile ilgili olarak açilan dava dosyasini istemesi üzerine,

    mugla cumhuriyet bassavciligi, 03.02.1997 gün ve 280 sayili yazi ekinde gönderilen dosyada yer alan 1996/2503 haz. 1996/1014 e ve 1996/338 sayili savcilik iddianamesinde özetle;

    ``olay tarihinde hikmet babatas'in turmen otelinden çikip, ayni otelin otoparkinda iken saniklar metin aydogmus ve ergün müjde tarafindan tabanca ile ates edilmesi sonucu vurularak öldügü, olay yerine yakin bir yerde 34 yik 63 plakali araçla bekleyen sanik çetin aydogmus'un saniklari olay yerinden kaçirdigi, ölüme maktülün vücuduna isabet eden mermi çekirdeklerinin neden oldugu, karaciger, sol böbrek ve ince bagirsak harabiyeti ile kanama sonucu meydana geldigi, olay yerinde elde edilen kovanlarin iki ayri silaha ait oldugu iddia, sözler otopsi tutanaklari ekspertiz raporu ve tüm sorusturma kapsamindan anlasildigi,

    maktülün 1989 yilinda bodrum regal otelinin insaatina basladigi, insaatin devami sirasinda mali yönden sikintiya düsmesi nedeniyle otelin alt kismini ömer lütfi topal'a ait olan emperyal sirketler grubuna kiraya verdigi, daha sonra da otelin % 50 hissesini ayni sirkete satarak ömer lütfi topal ile is ortagi oldugu, kurban bayramindan iki gün önce basbasa görüsme yaptiklari, görüsme sonunda maktül hikmet'in sinirli ve surati asik olarak ayrildigi, 28.4.1996 tarihinde saat 17.00 siralarinda maktülün otel hesaplari ile ilgili olarak toplanti yaptigi, toplantiya sanik ihsan'in da katildigi toplantida otel giderleri ve teknik masraflarin fazlaligi ile ilgili olarak anlasmazlik çiktigi ortaya çiktigi,

    her ne kadar sanik metin aydogmus gezmek amaciyla dayisi yusuf kayapinar'dan aldiklari arabayi çetin aydogmus'un kullandigini bir süre yanlarinda ergün müjge'de oldugu halde gezdiklerini ancak issiz olduklari için is aramak amaciyla sahil boyunca çesitli il ve ilçelere gittikleri, en sonunda da bodrum'a ugradiklari, bir gün bodrum'da is aradiklarini bulamadiklarini, sonra senar oteline gitmeye karar verdiklerini, bu sirada yandaki otelin otoparkinda daha önce yaninda isçilik yaptigi maktülü görüp onun yanina ergün ile birlikte gittiklerini, alkollü olan maktülden daha önce önceye dayali iki aylik alacagini istedigini, maktülün yine kendilerini tersledigini, birara elini beline attigini, bunun üzerine kendilerinin de ellerini bellerine attiklarini, maktülün arabasina dogru gitmesi üzerine ates edecegini düsündüklerinde ergün ile birlikte maktüle ates edip, ileride bekleyen çetin'in kullandigi arabaya binip kaçtiklarini savunduklari, diger saniklar ergün müjge ve çetin aydogmus'un ayni beyanda bulunduklari,

    bu savunmaya ragmen, saniklar çetin, metin ve ergün'ün gezmek amaciyla aldiklarini söyledikleri arabayla mersin'den bodrum'a kadar gitmeleri üstelik aracin olayda iki gün önce sanik yusuf kayapinar'a sanik ahmet kara'nin kabulü ile verilmesi ve yukarida belirtilen ömer lütfi topal ile maktül arasindaki görüsme sonucunda maktülün haleti ruhiyesi, otelin masraflari konusunda anlasmazlik çikmis olmasi karsisinda eylemin taammüden adam öldürmek seklinde gerçeklestigini ortaya çikarmaktadir. ayrica olayi fiilen gerçeklestiren çetin aydogmus ve ergün müjge ve olay yerinin yakininda araçta bekleyen çetin aydogmus ile maktül arasinda önceye dayali bir husumetin bulundugu yolunda evrak içerisinde bir kanit olmadigi, sanik metin'in maktül ile tesadüfen karsilastigi, onun alacagini vermeye yanasmadigi, ayrica maktülün ates edecegini düsünerek ona ates ettikleri yolundaki savunmasi olay saati ve mahal itibariyle de düsünüldügünde hayatin olagan akisina uymadigi,

    maktülün yukarida belirtildigi gibi sonradan öldügü anlasilan ömer lütfi topal ile is ortagi olmasi aralarinda menfaat iliskisinin bulunmasi ayrica saniklar ahmet kara, ihsan karakayali ve arif balkan'in dosya kapsamina göre ömer lütfi topal ile is yakinliklarinin bulundugunun anlasilmasi karsisinda atili suça azmettirmek suretiyle saniklarin haklarinda kamu davasi açildigi,bu saniklarin her ne kadar savunmalari alinamamis ise de saniklar metin, çetin ve ergün'ün 17.5.1996 tarihinden bu yana tutuklu olmalari nedeniyle evrakin iddianameye baglanmasi geregi dügdugu,bu nedenlerle saniklarin yargilamalarinin yapilarak eylemlerine uyan;

    saniklar metin aydogmus, ergün müjge'nin tck'nun 450/4, 31, 33, 40, 6136 sayili yasanin 13/1. maddeleri, saniklar ahmet kara, çetin aydogmus, yusuf kayapinar, ihsan karakayali, arif balkan'in tck'nun 64. maddesi delaletiyle tck'nun 450/4, 31, 33. maddeleri geregince cezalandirilmalarina, saniklar çetin aydogmus ve yusuf kayapinar hakkinda tck'nun 40. maddesinin uygulanmasina karar verilmesi kamu adina talep ve iddia olundugu incelenmistir. (ek:96)

    16-mugla c.bassavciligi, 17.2.1997 gün ve 353 sayili yazisinda da: komisyonumuzun 17.2.1997 gün ve 10/89-240 sayili yazisina cevaben;

    a) hikmet babatas'in öldürülmesiyle ilgili olarak ömer lütfi topal hakkinda tevkif karari ve yakalama müzekkeresinin bulunmadigi,

    b) ömer lütfi topal'in bodrum'da bulunmamasi nedeniyle 7.6.1996 tarihinde savunmasinin alinmasi için istanbul c.bassavciligina yazilmak suretiyle bu tarihten itibaren aranmaya baslandiginin belirtildigi incelenmistir. (ek:97)

    17- ömer lütfi topal'in avukati ekrem marakoglu'nun komisyonumuzdaki 30.1.1997 tarihli ifadesin de;

    ``ömer lütfi topal cinayetinde emperyal sirketler grubunu çok büyük zarara sokacak bir maddi ihtilafin olmasi gerektigi, örnegin ölmeden bir gün önce ispanya'dan arayan ismail tank adli birisiyle adeti hilafina uzun ve sert bir tartisma yaptigi, geçmiste uyusturucu kaçakçiligindan hapiste yatmis bulunan giresun'lu bu adamin, ömer lütfi topal ile geçmise dayali çok özel bir hukuklarinin bulundugunu, ama ailenin bu konulari saklamaya çalistigini söyledigi `` incelenmistir.(ek:186) 18-adi geçen hakkinda emniyet genel müdürlügünden gelen 12.3.1997 tarihli bir bilgi notunda; ``a) 21.11.1987 tarihinde ispanya'nin marbella sehrinde ele geçirilen 5 gr. eroin maddesi olayi ile ilgili olarak yakalandigi,

    b) esi, hasibe kizi, 1959 dogumlu ayhan tank'in 22.07.1988 tarihinde bolu ili caydurt nahiyesi becikoglu tesislerinde, hamza ve emine oglu, 20.02.1957 adapazari dogumlu ömer duran isimli sahis tarafindan atesli silahla öldürülmesi olayina adi karistigi,

    hollanda interpolünden alinan 10.08.1988 tarihli teleks yazida; ayhan tank'in kocasi ismail tank tarafindan öldürtülmüs olabileceginin bildirildigi,

    sözkonusu cinayet olayi ile ilgili olarak, bolu c.bassavcisi tarafindan hazirlanan 16.08.1988 tarih ve 1988/1198 hz. sayili iddianamede, saniklar arasinda ismail tank'in adi geçmedigi,

    c) 12.01.1989 tarihinde belçika'nin brüksel kentinde ele geçirilen 43 kg. eroin maddesi olayinin firari sanigi olarak aranmakta iken, belçika'ya iade edilmek üzere 29.03.1989 ispanya'nin toledo kentinde 1 kg 570 gr eroin maddesiyle yakalandigi,

    d) yurtdisina eroin ihraç etmek suçundan hakkinda istanbul 1. nolu dgm nezdinde, 991/433 esas sayiya kayden dava açildigi,mahkeme neticesi henüz bilinmedigi,

    e) adina konulmus herhangi bir tahdit mevcut olmadigi belirtilmistir.

    komisyonumuzun 12.3.1997 tarih ve 10/89-274 sayili yazisi ile ismail tank'in nüfus kaydi istenmis, gönderilen kayda göre, adi geçenin giresun ili, görele ilçesi çiftlik köyü 19 hanede kayitli mustafa oglu, meskure mücella oglu 26.5.1956 dogumlu oldugu 13.9.1995 tarihinde evlendiginin bildirildigi `` incelenmistir.(ek:98)

    19- türk hava yollari a.o., komisyonumuzun 16.12.1996 gün ve 68 sayili yazisina cevaben. 23.12.1996 gün ve 133 sayili yazisinda;

    `` ortakligimiza (thy) ait courtesy card, yönetim kurulumuzca, kamu kuruluslari ve özel sirketlerin üst düzey yöneticilerine ve seçkin kisilere verilmektedir.

    ömer lütfi topal'a ait courtesy card 30.11.1995 tarihinde, emperyal sirketler grubu yönetim kurulu baskani olmasi sifatiyla verilmis olup, kartin özellikleri bu kartin sagladigi hizmet ve imkânlar su sekilde siralanmaktadir :

    - rezervasyon önceligi, ayri bankoda check-in, kisaltilmis check-in süresi, fazla bagaj hakki,erken bagaj teslimi,uçus öncesi özel salonlarda agirlama, uçak içinde tercihli koltuk, uçus sinifini yükseltme (upgrade),çesitli otellerde ve araba kiralama sirketlerinde indirim,uçus milleri toplamina göre ücretsiz bilet kazanma hakki verdiginin'' bildirildigi incelenmistir. (ek:99)

    20- t.h.y.a.o. komisyonumuzun 10.1.1997 gün ve 127 sayili yazisina t.h.y.o.'nun 27.1.1997 tarih ve 19 sayi ile verdigi cevabi yazisinda; ``courtesy card üyemiz ömer lütfi topal'in üyeligi 30.11.1995 tarihinde baslamis olup, üyelik kaydinda sadece 19.12.1995 tarihinde tk602 sayili istanbul- ashkabat seferimizle yaptigi business class uçus yer almaktadir.'' seklinde cevap verildigi incelenmistir. (ek:100)

    21- turizm bakanligi, komisyonumuzun 15.1.1997 gün ve 10/89-151 sayili yazisina cevaben gönderdigi 28.1.1997 gün ve 120-2802 sayili yazisi ekinde gönderilen, ömer lütfi topal'in ortagi bulundugu sirketlerin almis oldugu talih oyunlari salonlari isletmeciligi ile turizm bakanliginda bulunan tüm dosyalarin incelenmesinde düzenlenen raporda;

    ``ömer lütfi topal'in sahibi oldugu emperyal otelcilik turizm ve ticaret a.s'nin asagida turizm isletme belgeli 13 turizm kompleksi bünyesinde bulunan talih oyunlari salonlarina, turizm bakanligindan talih oyunlari isletme izni alarak çalistirdigi mevcut belgelerden görüldügü,mersin hilton oteli ,antalya grand oteli,istanbul ceylan inter continantel oteli,antalya seven seas oteli ,antalya lara ofo oteli,istanbul akgün oteli,istanbul polat rönessance oteli ,istanbul topkapi eresin oteli,bodrum park resort oteli,aydin kusadasi onura oteli,antalya saray regency oteli ,istanbul hyatt oteli ,adana seyhan oteli 6.9.1993 tarih 93/4811 sayili turizm yatirim ve isletmeleri nitelikleri yönetmeligi'nin 136'nci maddesine göre, turizm bakanliginin izni ile belgeli turizm isletmelerinin talih oyunu oynanacak mahalleri baskasina kiraya verebilmeleri mümkün bulunmaktadir. bu nedenle, sözkonusu otellere ait oyun salonlarinin emperyal otelcilik turizm ve ticaret a.s. tarafindan kiralanma islemlerinde yasal bir engel görülmedigi, kiralama islemlerinden sonra, emperyal sirketinin, her bir otelin talih oyun salonu için turizm bakanligindan ayri ayri ``talih oyunlari isletme izni'' aldigi anlasilmaktadir. emperyal sirketinin bu konudaki müracaatlarinin özellikle 1994 yilindan sonra yogunlastigi görülmüstür.

    turizm bakanliginca 8.1.1983 tarihli talih oyunlari yönetmeliginin bazi maddelerinin degistirilmesi hakkinda 10.3.1994 tarih 21873 sayili resmi gazete'de yayinlanarak yürürlüge konulan yönetmeligin 5 nci maddesinde, talih oyunu salonlarina isletme izni vermek için , tüzel kisilerin yönetim kurulu ile denetim kurulu üyeleri için ilgili adli mercilerden iyi hal kagidi istenildigi, emperyal sirketinin bu kapsamda ``talih oyunlari isletme izni'' almak için turizm bakanligi'na yaptigi müracaatlarda yönetim kurulu baskani ömer lütfi topal ve diger yönetim kurulu üyelerinin sabika kaydinin bulunmadigina dair ilgili cumhuriyet savciliklarindan alinan yazilar sundugu, ancak, ömer lütfi topal'in daha önce uyusturucu madde kaçakçiligi suçundan yurtdisinda 1977 yilinda belçika'da uyusturucu madde kaçakçiligindan 5 yil hapis cezasina mahkum edildigi, 1981 yilinda belçika'dan abd'ne iade edilerek, burada da eroin kaçakçiligi suçundan dolayi 5 yil hapis cezasi verildigi, adigeçenin cumhuriyet savciliklarindan aldigi sabika kaydinin olmadigina dair yazilarda bilgisayarca kontrolü yapilan kimlik bilgilerinde harf ve rakam degisiklikleri yapildigi, örnegin, 4.1.1995 tarihinde istanbul sicil müdürlügüne yazilan dilekçede isim ömer lütfi yerine ömer lütfü yazildigi, diger taraftan, adigeçen tarafindan 25.3.1994 tarihinde adli sicil ve istatistik genel müdürlügü'ne yazilan dilekçede, baba adi mevlüt olmasina karsin, mevlut yazildigi, malatya cumhuriyet savciligina yazilan 5.7.1994 tarihli dilekçede dogum tarihi 1942 olmasina ragmen 1994, ayni sekilde dogum yeri akçadag olmasina karsin malatya yazildigi,

    ömer lütfi topal'in sahibi oldugu emperyal a.s'nin özellestirme idaresi baskanliginca satisa çikarilan havas'in ihalesine katilmak üzere teklif vermesi üzerine, abd'nin ankara'daki büyükelçiligince dis isleri bakanligi'na 23.2.1995 tarihinde, havas'i satin almaya talip olan adigeçenin, 1977 yilindan bugüne kadar avrupa ve abd'ne yönelik tesekkül halinde uyusturucu madde kaçakçiligina dair kayitlar bulundugu, yukarida belirtilen mahkumiyetlerinin oldugu belirtilerek, teklifinin degerlendirilmesinde bu hususlarin dikkate alinmasi yönünde bir nota verildigi, abd'nin türkiye'de takip ettigi bu kisinin sahibi oldugu emperyal sirketine, türkiyede yaptigi islemlerde ülkemizdeki yetkili mercilerce gereken incelemeler yapilmadan, ``talih oyunu salonlari isletme izni'' verilmesi düsündürücüdür.

    turizm bakanligi tarafindan 30.12.1994 tarih 22157 sayili resmi gazete'de yayinlanan ``talih oyunlari yönetmeliginin bazi maddelerinin degistirilmesi hakkinda yönetmelik'' ile talih oyunu isletme izni için istimal ve istihlak kaçakçiligi hariç, kaçakçilik suçlarindan mahkumiyet bulunmama sarti aranildigi,

    belirtilen nedenden dolayi, talih oyunlari yönetmeligine göre emperyal otelcilik turizm ve ticaret a.s.'ye talih oyunlari isletme izinleri verilmemesi gerektigi anlasilmaktadir.

    emperyal a.s'nin turizm bakanligindaki islemlerinin incelemesi sonucunda, anilan sirketin kiraladigi talih oyunu salonlarindaki oyun araç ve gereçleri yerine, sanki bu araç ve gereçler yokmus gibi turizm bakanligi'na müracaat ettigi, bu durum turizm bakanligi yetkililerince bilinmesine ragmen çok sayida talih oyunu araç ve gereçlerinin bu sekilde ithaline turizm bakanliginca izin verildigi, emperyal sirketinin bu konuda yaptigi islemler hakkinda turizm bakanligi'na bilgi verilmesi istenilmesine karsilik, istenilen bilgileri genelde vermedigi ve sonuçta; önemli miktarda kayitdisi talih oyunu araç ve gerecinin yurtiçine girisine izin verildigi,

    her yil talih oyunu isletmecileri kayitli her oyun masasi için 15.000 $, oyun makinalari için 400-800 $'i turizm bakanligi'na ödemeleri gerektigi, sözkonusu oyun masasi ve makinalarinin kayitdisi tutuldugu, anilan sirketin devlete ödemesi gereken katki paylarini ödemedigi, buna örnek olmak üzere, mersin hilton oteli isletmesi ile ilgili islemlerde, bu isletmenin 21.1.1994 tarihinde turizm bakanligi'na yazdigi yazida 11 adet oyun masasi ve 54 adet oyun makinasi oldugunu bildirmistir. mersin giris gümrük müdürlügünün 28.2.1994 tarih 3426 sayili yazisinda anilan sirketin 120 adet oyun makinasi ithal ettiginin belirtildigi,

    nitekim turizm kontrolörlerince mersin hilton oteli isletmesinde yapilan 20.12.1995 tarihli denetimde, tesiste 11 adet oyun masasi ve 54 adet oyun makinasi olmasi gerekiriken, uygulamada 19 adet oyun masasi ve 154 adet oyun makinasinin oldugu, 22.3 1996 tarihli denetimde, 18 adet oyun masasi, 154 oyun makinasi bulundugu, 1.6.1996 tarihli denetimde ise 20 adet oyun masasi, 1 adet at yarislari makinasi(23 kisilik) , 154 adet oyun makinasi buluntugu saptanmis, bu usulsüzlükten dolayi anilan sirkete yalnizca, 3.150.000 tl ceza kesilmesi önerilmistir.

    bu tespitlere göre anilan talih oyunu isletmesinin turizm bakanligi'na 1995 yilinda ödemesi gereken ücret (6 adet oyun masasi için 100.000 $ + 15.000 x 13 = 295.000 $ oyun makinalari için ise 15 adet için 15.000$ geriye kalan 139 x 800= 131.200 $ genel toplam :421.200 $ olmasina karsilik, turizm bakanliginca 1995 yilinda 221.200 $, 1996 yilinda 250.000 $ alindigi dosyasindan görülmektedir. buna karsilik bazi dosyalarda fiili durum esas alinarak sözkonusu hesaplamalar yapilmistir. (örnegin, antalya lara ofo oteline ait dosya. ) görüldügü gibi emperyal a.s'nin devlete olan borç yükümlülükleri her bir oyun salonunda yillik 500.000 $' geçtigi, buna ragmen, 10.3.1994 tarihli talih oyunlari yönetmeliginde yapilan degisiklik ile emperyal a.s'nin vermek zorunda oldugu her bir isletme için 600.000 $ teminat toplam 13 oyun salonu için 7.800.000 $ teminat, her bir isletme için 200.000 $ teminata indirilmistir. böylece, emperyal a.s'nin bütün oyun salonlari için vermesi gereken teminat mektubu 2.600.000 $ indirilmistir. bu islemde dikkat çekici bulunmustur.

    mevcut tespitimize göre, turizm bakanliginca talih oyunu isletme izni verilen bütün isletmelerin talih oyunlari isletme izinlerinin ve fiilen kullandiklari oyun masalari ve oyun makinalarina göre ödemeleri gerekli ücretleri turizm bakanligina yatirip yatirmadiklarinin incelenmesi, varsa sorumlularin cezai ve hukuki sorumluluklarinin turizm bakanligi teftis kurulu ile maliye bakanligi teftis kurulunca müstereken tespiti, bu konudaki devlet zararlarinin belirlenerek öncelikle ilgili sirketlerden süratle tahsiline gidilmesi, bu mümkün olmadigi takdirde meydana gelen zararlarin sorumlularina müteselsilen tazmin ettirilmesinin yararli olacagi mütalaa edilmektedir. ayrica kayitdisi kalan oyun masalari ve oyun makinalarinin süratle kayit altina alinmasi gerekmektedir.

    talih oyunu isletmelerinin fiilen sahip olduklari oyun masalari ve oyun makinalarina ragmen, isletmelerin fiilen sahip olduklari oyun masalari ve oyun makinalarinin da yerine ithal izni vererek kayitdisi oyun masalari ve oyun makinalarinin olusmasina yol açan turizm bakanligi yetkilileri hakkinda sorusturma açilmasi gerekmektedir.(ek:101)

    22- komisyonumuzun 15.1.1997 gün ve 10/89-152 sayili yazisina cevaben basbakanlik özellestirme idaresinin gönderdigi 27.01.1997 tarih ve 0599 sayili yazisinda; ``adi geçen sahsa ait olan emperyal otelcilik ve turizm ticaret a.s., 23.01.1995 tarihinde açilan havas'in satisina iliskin ihalede teklif verdigi, ancak sözkonusu sirketin istigal mevzuu ve yapisi itibariyle 4046 sayili özellestirme kanununun genel ilkelerine uygun olmadigi gözönüne alinarak adi geçen sirket ihale disi birakilmistir.

    idarenin ekte gönderdigi, disisleri bakanliginin 01.03.1996 gün ve 1849-2242 sayili yazidan anlasildigina göre, emperyal otelcilik ve turizm ticaret a.s.'nin bu ihaleye alinmamasinin asil sebebinin, abd büyükelçiliginin verdigi 23.02.1995 tarihli nota'da, havas'i satin almaya talip sirket sahibi ömer lütfi topal'in,

    bakanliginin kayitlarina göre, 1977 yilindan bugüne kadar avrupa ve abd'ne yönelik, tesekkül halinde uyusturucu madde kaçakçiligina karistigina dair kayitlar bulundugu, 1979 yilinda belçika'da uyusturucu madde kaçakçiligi suçundan 5 yil hapis cezasina mahkum edildigi, 1981 yilinda belçika'dan abd'ne iade edilerek, burada da eroin kaçakçiligi suçundan dolayi 5 yil hapis cezasina mahkum edildigi ve 1986 yilinda anilan ülkeden sinirdisi edildigi kaydedilmekte ve bu bilgilerin havas'in özellestirilmesi amaciyla verilen teklifler degerlendirilirken dikkate alinabilecegi düsüncesiyle ilgili türk makamlarinin dikkatine getirilmesinde yarar görüldügü belirtilmesi oldugu, anlasildiginin bildirildigi incelenmistir.
  • detaylı haline;

    http://akgul.bilkent.edu.tr/dava/susurluk/tbmm/

    adresinden ulaşılabilecek rapordur; içinde bulunduğumuz günlerde okunması elzemdir.