şükela:  tümü | bugün
  • bazı milletvekillerinin kendilerini kışlada hissetmesine neden olan ve rahat hareket etmelerin engeleldiği söylenen resimmiş.

    bazı milletvekillerimiz de akşama kadar askerlerin sofra duasından diğer marşlara kadar hepsini dinlemek zorunda kalıyor, askerler hep birlikte 'sağ ol' diye bağırdığında, irkilerek kendilerini kışlada gibi hissediyorlarmış.
    (bkz: hüsrev kutlu)
    (bkz: irkilerek kendini kışlada hissetmek)
    http://www.milliyet.com.tr/…12/30/siyaset/asiy.html
  • (bkz: hangi ataturk)
  • (bkz: ayarin resmi)
  • hani vampir hac gorunce dayanamaz ya, iste ona benzer bir etki gosteren resimdir...
  • "atatürk mareşal rütbesini meclisten aldı diye meclise atatürkün mareşal portresi asılmalıdır".. sokakta böyle çığıran birini görsem "bravo!" der geçerdim, ama bu kadar saçma sapan bir gerekçenin ciddiyetle savunulduğuna tanık olduğum için bir şeyler yazasım geldi.. öncelikle kimilerimizin cehaleti ortada olduğundan öğretmeyi borç biliyorum**: atatürk'ü mareşal yaptığı gibi cumhurbaşkanı seçen de aynı büyük millet meclisidir; dolayısıyla o portrenin asıl savunulma sebebi ünvanı meclisin vermesi falan değildir.. köpükler saçmadan önce olan biteni öğrenmeye zahmet etmeyenlerimizin sandığının aksine söz konusu tartışmayı gündeme getiren milletvekilinin kendisi de dahil olmak üzere hiç kimse çıkıp da "atatürk portresi indirilsin, orada atatürk portresi olmasın" anlamında bir söz zikretmemiştir, dile getirilen "cumhurbaşkanı atatürk yerine mareşal atatürk portresinin asılması"dır.. yani mesele "asker atatürk portresi - sivil atatürk portresi" arasındaki tercihtir.. iki tarafta da aynı olan kısımlar birbirini götürürse** kalanın "asker - sivil" tartışması olduğu görülecektir..

    demokrasi ve sivil iradenin olduğu yerde yöneticileri halk seçer**, ve halk yalnızca milletvekillerini, yani meclis üyelerini seçer.. bu durumda sivil iradenin doğrudan yansıdığı "tek yer" o meclistir.. böyle bir yerde atatürk'ün sivil kimliği öne çıkarılmayacaksa başka nerede çıkarılacaktır? işbu entrynin ilk cümlesinde söz konusu edilen mantık, "atatürk askeri okulda okudu, okullara mareşal atatürk portresi konsun" mantığından, hatta yakın tarihte gerçekten de gördüğümüz "askeri okullar da var memlekette, rektörlerin kara kuvvetleri komutanını ziyaretinde ne var allahaşkına, sizi şeriatçılar!" mantığından daha az saçma değildir.. hal böyleyken "ehü ühü o portrenin daha büyüğü asılsın da korksunlar iyice hırrm" veya "hepimiz askeriz hieyt" gibi bomboş beyanatlara** zaten hiç şaşırmadım..

    gelelim tabura.. (yukarıda yazılanları özümsemiş kimselerin de bu entrynin geri kalanını okumasına gerek yoktur..) çoğu devletin parlementosunda sembolik bir askeri birlik bulunur, atatürk'ün meclis muhafaza "takımı" kurmasında da bir gariplik yoktur.. ama bu "takım" sonradan şişip büyüyüp de bir "tabur" olmuşsa ve de dünyanın hiçbir parlementosunda da orayı koruyan bir "tabur" yoksa, bundan rahatsızlık duyulması normaldir.. düşman kalkıp bütün orduları geçip de meclise kadar gelebildiyse buradaki "tabur" de milletvekillerini koruyamayacaktır**.. bu "tabur" sembolik bir birliktir, yani 1000 kişi veya 10 kişi olması bir şeyi değiştirmez.. dünyanın her yerinde asker askerliğini kışlasında yapar, ama sivil bir ortamda yan odadan 1000 kişinin arada sırada "sağol!" diye bağırması çok da hoş olmayabilir.. ve burada mesele askerin kendisinden rahatsız olmak değildir, ve bana göre yan odada atış talimi yapılmasından rahatsız olmakla da arasında büyük bir fark yoktur (bunu açıklama gereği duyduğuma inanamıyorum)..

    kimi çok yıldızlı üniforma sahibi yetkililerimiz de "o tabur devlet-ulus birlikteliğinin sembolüdür" diye açıklama yapabilmişler.. demek ki kendileri bırakın oradaki taburu maburu, o meclisin "kendisinin" zaten ulusun (hem de "tek somut") sembolü ve aynı zamanda devletin "ta kendisi" olduğundan** habersiz, ya da demokrasinin denizli'de bir meydandan**** pek de fazla bir şey olmadığı bir ülkede yaşadığımdan buraya yazamayacağım başka şeyler söz konusu.. bu yüzden aynı açıklamada geçen "atatürkün asker portresi yerine cumhurbaşkanı portresinin asılması çağdışı manzaralara zemin hazırlar" beyanatı hakkında bir şeyler yazmasam da olur aslında.. dikkat edilirse suya sabuna dokunamadığım halde bu entry bile gayet uzun oldu zaten..
  • köktendincilerin demokrasi mefhumu çerçevesinde duydukları rahatsızlıklardan biridir sadece. ülkeyi yoktan vareden bir insanın aslında her görüntüsü bu kişilerde rahatsızlık yaratmaktadır.
  • söz konusu şahıs atatürk resminden değil atatürk'ün meclis çatısı altında askeri bir üniformaya temsil edilmesinden rahatsız olduğunu açıkca ifade ettiği halde kimi ibibiklerin bu ve benzeri başlıklar altında hiç usanmadan yine yeni yeniden dile getirdikleri "cümleniz safın önde gidenisiniz ama biz onun asıl niyetini biliyoruz beynini okuyoruz ultrasonunu çekiyoruz" söylemiyle akşamımıza neşe kattıkları bir tartışma konusudur. günlük diyetlerinin önemli bir bölümünü (afedersiniz) müneccim yarrağının işgal ettiğini ya da fremenler misali 3 öğün dune bahar'ı tükettiğini tahmin ettiğim bu arkadaşlar fevzi çakmak'ı asker üniformasıyla meclise geldiği için azarlayan atatürk'ün asıl niyetini de biliyorlardır şüphesiz. anlatsalar da aydınlansak diye bekliyorum heyecandan içim içime sığmıyor inanın...
  • türk silahlı kuvvetleri'nin ipe sapa gelmez bir analiz yapmasına neden olan resim. hüsrev kutlu demiş ki "sivil bir atatürk resmi olsa daha iyi olur".. bunu bir gazete manşet yapmış. aynı gün fatih'te bir camiide bir cenaze namazına bir sürü sarıklı insan katılmış. bunu da bir başka gazete manşet yapmış. ertesi gün kara kuvvetleri komutanı hüsrev kutlu'lu eleştirmiş, aynı gün akp yönetimi hüsrev kutlu hakkında iç soruşturma başlatmış. her neyse bu minvalde olaylar giderken tsk çıkmış demiş ki "bu tür beyanatlar fatih camiindeki gibi manzaralara zemin hazırlıyor". bey kardeşim, rahatsız oldu isen rahatsız oldum de. ama bunu tek başına ortaya çıkıp söylemenin biraz tuhaf kaçağını biliyorlar o yüzden böyle bir bağlantı kurmuşlar. ne ilgisi var? her tarikat liderinin (ya da akrabasının) cenazesinde böyle manzaralar yaşanır. en meşhurları (ve kalabalık olanları) da turgut özal zamanında yaşanmıştır, ama o vakitler niyeyse tsk'dan böyle analizler pek gelmezdi. çünkü tsk'nın yaptığı akp ile bir güç dengesi yaşanırken boş görülen alana dalma niyetidir, bariz siyasettir. ayrıca hüsrev kutlu'nun hangi şeyhin sakalını öptüğünü de öğrenmek isterim. zira bildiğimiz sakal öptüğü öne sürülen kişinin bbp başkanı olduğu idi. hüsrev kutlu'nun bu cenazeye katıldığı yönünde bir haber ben hiç okumadım, nerede kaldı sakal öpmek. dezenformasyon her taraftan işleyebilir böyle durumlarda tabii, alışığız bir yıllardır.
  • bu olayın en dikkat cekici yanı meclisten kımsenin o resmi kaldırmaya hakkının olmaması.yanı bu resmi kaldırın yerıne,sıvıl kıyafetını asın denemiyo,deme hakkıda yok.bu resmı kım astırmıs oraya,kaldırmak,dokunmak,yada yerini degistirmek yasakmıdır(ki gozuken yasak).kafasına gore degıstırseydi,darbe mi(oha) olurdu.meclisteki asker taburuda aynısı.meclistekiler istese bile o asker mecliste olucagına gore,anlasılan meclıs mılletvekıllerıne ait bi yer degil.hanı otelde bi gecelıgıne kalırsın,paranı verirsin,ama herhangi bi seye mudahale edemezsin,cunku sana ait degildir.mecliste milletvekilleri icin oyle bi yer herhalde.