şükela:  tümü | bugün
  • akdenizli olmakla ilgilidir.
    kapınız çalar, komşu içeri dalar,
    anneniz odanızın kapısını tıklatmasıyla eşzamanlı olarak içeri dalar,
    arkadaşınız ondan sakladığınız en ufak sırrınız olursa bozuk çalar.
    çalışma arkadaşınız çekmecenizi karıştırmayı kendinde hak görebilir.
    erkek arkadaş, kız arkadaşlar birbirinin telefonunu sorgusuz sualsiz açar kontrol eder
    çantanızda telefon çalar en yakındaki elini sokup telefonu çıkartmakta tereddüt etmez (ve bunu son derece doğal bir biçimde yapar)
    otobüste oturursunuz bir kişilik koltuğa benim kadar olmuş çocuğuyla birlikte bir kişi daha oturmaya kalkar, sizi kıçıyla iterek kendine ve tosununa yer açar.
    üst komşu halı silkeler, alt komşu evinde verdiği partinin coskusuna sizi müziğiyle ortak etmeye çalışır
    alt komşu üst komşu herkes bir şekilde hayatınıza burnunu sokmaya neler olup bittiğini öğrenmeye kalkışır.
    amca, dayı hala kuzen ne zaman evleneceğinizi sorar
    kısacası tecavüz kültürü sadece cinselliğe indirgenemez. toplumsal, sosyal bir mevzudur tecavüz kültürü.
  • 70'lerin seks filmlerinde, her 4 filmden 3'ünde en az bir tecavüz, birinde ensest sahnesi vardır. o dönemde bu erotika olarak geçer. sebebi herkesin bilip kimsenin telaffuz etmediği şey, bunların bir kültür oluşu, gündelik hayatın bir parçası oluşu. eskiden çok daha fazlaydı fakat duyulmazdı, şimdi ise duyuluyor ve tepki çekiyor. tecavüz normalleşmiyor, zaten normal'den geliyor ve bilakis radikalleşiyor.
  • öncelikle bir bok bildiğini sananlara gelsin: (bkz: #70073906)

    allahım ne kadar geri zekalı ve kendinden emin atıp tutan insan varmış.

    https://www.youtube.com/watch?v=k0mzql50i-w burada bu tecavüz kültürü iddiasının çıktığı amerikan üniversitelerinde yapılan çalışmalara dair çok açıklayıcı ve istatistikle desteklenen birkaç çalışma var. yanlış okumadınız, çalışmaların üzerine çalışmalar var. yani bu iddia ortaya çıkarken yapılan araştırmaların ne kadar biased olduğuna dair. tecavüz kültürü zorla bir kadını penetrasyona maruz bırakmaktır kardeşim, bu kavramın çıkışı buradan gelir. haneye tecavüz falan değil saçmalamayın.

    bu tecavüz kültürü denen kavram bize tamamen amerika'daki feminist makalelerden ithal edilmiştir. tecavüz vakaları vardır, fakat bu yine rape culture denen kavramı doğrulamaz.

    http://time.com/…time-to-end-rape-culture-hysteria/ burada yine bu sözde kültürü yalanlayan iyi bir yazı yer almaktadır.

    paylaşımlar yabancı menşeili çünkü bu kavram zaten amerika'da bir iddia olarak çıkmıştır, türkiye'de yapılan çalışmalar çok kısıtlıdır ve başlıktaki entrylerden de görüleceği üzere kimse bir bok bilmiyor.
  • tecavüz kültürü, tecavüz istatistiğine değil, tecavüz kurbanlarının suçlanması; kıyafetlerinden, yaşadıkları ilişkilere, yaşam tarzlarına, alışkanlıklarına, gece saat kaçta eve döndüklerine kadar sorgulanmasını desteleyen, 'ha öyleyse bu olur tabii' deyip tecavüzü bir takım şartlar altında 'olağan' ve kimi zaman 'haklı' bulan kültürdür. yani kurbanın belli şeyleri yaptığında 'kaşınmış olması' fikri. senin burada sattığın fikir gibi.

    (bkz: rape culture)

    aynı zamanda tecavüzlerin, özellikle sevgili ve eş tecavüzlerinin hemen hepsinin, arkadaş ve tanıdık tecavüzlerinin büyük bir bölümünün şikayet edilmemesinin en büyük nedenidir. kadınların genel olarak tanıdıkları erkekler tarafından tecavüze veya şiddete uğradığı belirlenmiş bir şey. öyle criminal minds tarzında akıl almaz vahşilikte tecavüzler çok daha nadir rastlanan türde suçlar.

    -sarhoş olduğu,
    -açık saçık giyindiği,
    -tecavüzcüsü ile beraber olduğu,
    -kendisine tecavüz eden adamla birlikte olduğu, daha önce dışarı çıktığı ya da beraber görüldüğü

    bu böyle gider.

    öyle sadece, tecavüzün olup olmamasına dayanmıyor bu kültür. önce ne olduğunu anlamak lazım. tecavüz kültürünü, 'pişmanlık kültürü' sanmak için gerçek dünyadan ciddi anlamda bihaber ya da ciddi anlamda ergen olmak, öyle kalmak lazım. tecavüzün var olup olmamasından öte bir şey bu.

    bunun adının konması da, amerika'da belli liseler ve üniversitelerde sporcu olan genç erkeklerin, işledikleri tecavüz suçlarına karşın statüleri nedeniyle, otoriteler tarafından devamlı korunmaları, diğer tecavüz suçlularıyla karşılaştırıldığında çok daha az ceza almaları hatta kimi zaman hiç almamalarıdır. bu olaylar içinde zamanla ortaya çıkan akıl almaz rezaletlerle adı konmuştur.

    toplu tecavüze uğrayan genç kadınlar, bunun vidyolara kaydedildiği olaylarda, sahoş oldukları, oraya istekleriyle gittikleri gerekçesiyle, şikayet etmeleri engellenmiş, polis sorgusundan önce üniversitelerde 'ifadeleri' alınırken korkutulmuş ve öyle şeyler olmuş ki, bu adamların kangren olmuş toplumsal yarası artık.

    bu genç kadınlar, tecavüz vidyoları çekildiğinden tehdit edilmiş ve intihar edenleri olmuş. açıp okuyun mideniz kaldırıyorsa. ne kadar çok vaka olduğunu da görün. resmen amerikan kültürünün bir motifi bu artık.

    aynen ordu içi tecavüzler gibi. bir de o konuya bir bakın.
  • futbol mücadelesinde sevmedikleri rakip gördükleri takımın ceza çekmesini istedikleri için yenilmesi değil ırzına geçilmesini isteyen güruhtur. bayern münih beşiktaşı sadece yenmeyecektir tecavüz edecektir. bundan hoşnutluk duyarlar. ama ertesi gün tecavüz haberi gördüğünde kendilerini o gibi davranışlarda bulunan insanlardan da soyutlarlar bu insanlar. farkları nedir bu hanzoların? buyrun bir düşünün.
  • tecavüzü haklı ve meşru kılmak için sebepler yaratma kültürüdür. bir yerde victim blaming varsa tecavüz kültürü de var demektir. örneğin (bkz: 19 yaşındaki kızın gece üçte dışarıda ne işi var) başlığında bu kültürün savunucularını görebilirsiniz.

    bu kültürü dizi ve filmlerdeki tecavüz sahneleri yada göndermelerinin yaygınlığından da tanırsınız. bizde olduğu hint filmlerinde de tecavüz konusu sık sık işleniyor ve iki ülke de tecavüz olaylarıyla ünlü. tesadüf değil. tecavüz insanların kafasında aslında olumlanmış bir kere. tecavüz konusunun işlenmesi ilgilerini çekiyor.

    yani böyle ciddi bir sorun var. buna karşı toplumu uyandırması gereken feminist ise ne yapıyor:

    bu kavramı kadın cinsiyetçiliği uğruna suistimal ediyor. örneğin adam eşinden seks yapmadığı için ayrılmak istiyor, yani gayet adil bir talep, ama feministe göre bu adamın yaptığı eşine psikolojik tecavüz uygulamak oluyor. o her ne demekse artık. erkekler için tasarlanmış bir tecavüz kültürünü kadınlar için tasarlanmış bir tecavüz kültürüyle değiştirmeye çalışıyor.
  • geri kalmış toplumlarda oldukça benimsenmiş fakat farkında olunmayan; tecavüz ve istismarın kanıksanması veya mağduriyetlerin hafifletici sebeplerle geçiştirilebilmesidir. aksi durumlarla tabii karşılaşıldığı gibi bu durum çoğunluğu etkilemiyor.
    ayrıca sosyolojik bir gerçekliktir, yani yeni veya “uydurulmuş” değildir.

    tacizler kabul edilmiş, karşılaşmamak için çözümlere alışılmıştır. bu çözümleri uygulamayan hoş olmayan durumlarla karşılaşırsa şaşırmamalıdır; çünkü suç onda, taciz edende değildir. tacizle karşılaşmaması için yapması gerekenleri yapmadığı için mağdur kendini kötü hissederken, asıl suçlumuz gerek devlet gerekse halkın çoğu tarafından genellikle destek görür. şahsım adına konuşursam, tecavüz edilen çocuğun ailesine saldıran tecavüzcü ailesi gördü bu gözler. yine bu toplumda suçlular güçlü ve arsızdır. savunucuların kendilerinden aşağı kalır yanları yoktur, mantıken.

    feminizm ise kadının üstünlüğü sanılır. destekçisi olduğunu iddia eden bazıları da dahil olmak üzere bir grup insan bu hareketi erkek karşıtı, kadınların aşırı ve gereksiz hareketi olarak niteler. insanların hak aramasını, eşitlik savunmasını yersiz bulur. yine bu toplumlarda sıkça karşılaşılır bununla.

    devlet ise mağduru korumada çoğu kez yetersiz kalır. cahil veya yozlaşmış diyebileceğimiz toplum baskısından çıkan kişi, gereken muhatabı bulamayabilir. insanlar tarafından olayları büyütmekle, belki iftirayla suçlanabilir. yoz toplum gerçeği olarak iftira göz ardı edilemeyecek bir durum olsa da, tecavüz kültürü mağdurun ilk olarak yalancı varsayılmasında da kendini gösterir.

    taciz nedir bilmeyen toplum, sanırım nerede duracağını da kestiremiyor. polisin kaale almadığından yakınan şikayetçiye, savcılığa git diyen var; polisi de şikayet etmek için. sonuç çıkacağını sanan, yine mağduru suçlayıcı bir örnek daha.
    her gerçekten taciz olan durumda savcılık yolu tutulsa bu memleketlerde insan kalmayacağından habersizlerdir.

    erkek-kadın-hayvan-bilumum canlı ve yaş ayırmaksızın bu anlayışın mağduru olabilir. fakat yine bu toplumda erkekler kadın, kadınlar erkek düşmanlığı gösterir demiştik. sonucunda birbirinden uzak ve oldukça kutuplaşmış canlılar, birtakım değer yargılarının yok olduğu toplum oluşur-oluşmuş olur.

    çuvaldızı kendimize batırmak lazım. falanca ülkelerde de var ki hem de daha fazla diyebilmek de bu kültürün, bu kanıksamanın bir uzantısı muhtemelen. bunda ne var ki büyütülecek diyen elemanların bir benzeri işte.

    son olarak belirtmeliyim ki işbu entryde hiçbir cinsiyeti tümden suçlayıcı veya ayırıcı tanım kullanmadım. kafanızda oluşan imge, içinde bulunduğunuz toplumun- belki türkiye belki bambaşka bir ülke- normlarına göre şekillenmiş olabilir. bunu da düşünün isterim, uzun oldu tabii ama okuyan olduysa lütfen düşünün. etrafında olup bitenlere sığ ve kör yaklaşmayan insanlardan olmanız dileğiyle..

    edit:imla
  • bu kültüre sahip olan toplumları ayırt etmek için 80'ler sinema filmlerine göz gezdirmek de güzel bir yöntem olabilir. tecavüz temalı filmler boldur. hatta tecavüzün ne kadar kötü bir şey olduğunu göstermekten ziyade tecavüz fantezisini destekleyen konulara ve çekimlere sahiptir bu filmler. daha da ileri götürerek 30-40 sene sonrasında bile yaşları itibariyle tanımadıkları için barış manço'nun sanatçı olmadığını iddia eden gençler için tecavüzcü coşkun, nuri alço gibi isimler idoldür. hala utanmadan, sırıtarak gazoz esprisi yapmakta bir beis görmezler. nasıl? tanıdık geldi değil mi? hangi ülkeler bunlar acaba...
  • kadının ikinci planda tutulduğu tüm coğrafyalarda tecavüz kültür haline gelir (bkz: orta doğu)
  • karadenizli olmakla ilgilidir.
    kapınız çalmaz direk eve girilir zira orada herkes birbirini iyi tanır, herkes yakın akrabadır, kimse evinin kapısını kitlemez, birbirine yardım eder ve desteklerler. hatalı da olsalar birbirlerini hep destekler asla yanlışlarını kabul etmezler. ve bu desteğin limiti sınırı yoktur. olay da burada kopuyor zaten.
    bu tarz topluluklar sıkı bağlarını koparmamak için içlerindeki kötülüğü de yine kendi içinde saklar. yedikleri boku normalmiş gibi anlatırlar, üstüne üstün başkalarına bok atmaya da bayılırlar.
    tecavüzü basit sıradan birşeymiş gibi anlatıp normalleştirme çabasına girerler. bununla da utanmayıp suçu mağdura atarlar.
    hepsinin de ortak noktası emhaldülillah müslüman olmaları. dinlerine asla laf ettirmezler hepsinin alnı secdeye değer.

    ilk duyduğumdan beri aklıma geldikçe sinir olduğum daha önce de yazdığım bir olay. ilk annem anlatmıştı onun da anlatırken bu rehaveti ayrı bi kanıma dokundu;

    vaktiyle ordu perşembe ilçesinde, köylünün çok sevdiği, sempatik, tonton evli ve çocuklu muhtar amcamız, seneler önce ailesinden istediği fakat yaş farkından ötürü verilmeyen yine evli ve çocuklu güzel bi kadını mahallede, herkesin gözü önünde bağırta bağırta kaçırır ve ırzına geçer.
    bu olayı bizim anne tarafındaki aile bireyleri sanki manavdan domates almış gibi gülerek anlatırlardı.
    bu sempatik muhtarımız, kadıncağıza yıllarca kendi çocuklarını eşini göstermez. üstüne bir de kadından çocuk yapar sonra siktir olup gider eşek cennetine. kadıncağız onca sene sonra cesaretini toplayıp evine döndüğünde çocukları anne nefretiyle büyümüştür ama akıllarda muhtarımız hala neşeli sempatik kalmıştır. çünkü köylü o muhtarı çok sevmiştir ve sevdiklerinin yanlışı ortaya çıkarsa kendileri de zan altına girecektir. o sebeple kendini savunamayan bir suçlu bulunmalıdır.
    çocuklar uzun bir süre suçu annelerinde arar ama kadının vefatından kısa bir süre önce de olayı öğrenir ve barışırlar. zaten bunca sene olayı da kadının vefatı sırası öğrendim. hani ölmese bilmeyeceğiz.

    bu tarz toplumlar eğitimle cezayla yada ilgiyle barışla değil üzerlerine benzin dökülüp yakılarak terbiye edilmeli. bir sonraki nesillerine ibret olsun diye.