şükela:  tümü | bugün
  • her gün çocuk-yaşlı erkek-kadın demeden artan tecavüz vakaları karşısında artık bir hukuksal düzenlemeye gidilmesi gerekiyor. suç işleyenin yanına kar kaldığı bu ülkede, siyasal sistemden önce ceza hukukunun masaya oturulup baştan tartışılması gerekiyor. siyaseten muhalif olmanın adam öldürmekten daha ağır suç olduğu ülkede artık cezaevlerinde fiili suç işlemiş kimse yok.

    13 yaşındaki kıza sümüklerini bulaşturan sapıklara dalga geçer gibi 5 sene hapis cezasının verilmesine, "tahrik etti diyene" cezada indirim uygulanmasına ve mazlumun her zaman mağdur olmasına göz yumduğumuz sürece bu toplum iflah olmaz.

    suç oranlarının gerçekten 0'a yakın olduğu avrupa ülkelerinde hem eğitim sisteminin tarafsız ve kalite hem de cezaların caydırıcı nitelikte olduğunu görüyoruz. toplumdaki suç oranını azaltmanın en kolay yolunun kaliteli eğitim ile kaliteli insan yetiştirmek olduğu aşikar. türkiye'de ise yıllardan beri başa geçmiş hiçbir hükümet bu konuda bir adım atmadığı için böyle rezalet bir senaryo ile karşı karşıyayız:

    6 yaşındaki kıza tecavüz edip öldürdü

    toplumsal dönüşümü başlatacak eğitim reformlarının gerçekleşmesine artık ihtimal vermek bile güç. her ne kadar idam cezasının siyasi güçler tarafından suistimal edilebileceğini bilsem de artık bu ülkede 12-13 yaşındaki erkek-kız çocuklarının mağduriyetinin sonlanması, öğrenci yurtlarında, kuran kurslarında yaşanan rezaletlerin sona ermesi, özgür giyinen kadınlara tecavüzün hak olduğunu savunan kitlenin ortadan kalkması ve çocuk istismarının sonra ermesi için tecavüzcülerin hepsine en az ağırlaştırılmış müebbet, ölümle sonuçlanan vakalarda ise idam cezasının verilmesi gerektiğini düşünüyorum. doğruları kendisi bulamayan bir milletin bu yolla öğrenmesi hak.
  • ölümün bunlar icin kurtulus oldugunu dusunenlerdenim. cinsel haz alabilecekleri butun yollarini engelleyip yatak bile bulunmayan bombos bir hucrede eceliyle olene kadar yasamaya terk edilmeliler. su ihtiyaclari 2-3 gunde bir karsilanmali. odalari kisin soguk, yazin sicak olmali.
    zalime zalim olunmazsa duzen hep ayni isliyor. maalesef...
  • tecavüzcülere ceza verilmesi gerektiğini söylerken mantalite olarak ceza almasını istedikleri tecavüzcüler kadar vahşileşebilen insanları göstermiş başlıktır. adam gitti birine tecavüz etti, sende o adamın hapishanede anasını siktin canice işkence yöntemleri uyguladın diyelim, peki senin tecavüz eden yaratıktan ne farkın kaldı sormak isterim? eline ne geçecek yani? tecavüz edene tecavüz edelim mantığıyla bir ülke kurtulmaz gençler... çünkü basit bir fizik kuralıdır ateş ateş ile sönmez... tecavüz edene tecavüz edilen bir ülkenin ata sporu tecavüz olur, olacak olan şey bu.... peki yapılması gerekilen şey ne? tecavüzcüye tecavüz etme, tecavüzcü olmasını engelle... nasıl mı? erkek egemen düzene hizmet eden, erkek her güce muktedirdir fikrini bilinçlere aşılayan zihniyeti engelle, eğitim sistemini düzelt, kadının sosyal yaşamdaki rolünü her anlamda arttır, kadına erkeğin gölgesi olduğunu değil bir birey olduğunu hissettir, insanları sevgi dolu bir toplumda yetiştir, karşılıklı rızaya dayalı cinsel birlikteliği ahlaksızlık olarak görmeyi bırakarak ülkeyi bir veba gibi sarmış olan cinsel açlığı ortadan kaldır. insanlar karşılıklı rıza ile istedikleri gibi sevişsinler ve ihtiyaçlarını gidersinler, ondan sonra bak bakalım suç oranları nerede? bugün avrupa avrupa diyoruz... avrupa vahşi işkence yöntemleri, son derece acımasız bir ceza sistemiyle mi bugünkü düşük suç oranları seviyesini yakalayıp medeni sorgulayan mantıklı bir toplum elde etti?

    başlığı açan arkadaş bilgisizliğinden kaynaklı olarak şöyle bir cümle kullanmış:

    "suç oranlarının gerçekten 0'a yakın olduğu avrupa ülkelerinde hem eğitim sisteminin tarafsız ve kalite hem de cezaların caydırıcı nitelikte olduğunu görüyoruz."

    kendisine suç oranlarının 0'a yakın olduğu iskandinav ülkelerindeki ceza sistemini araştırmasını tavsiye ederim, cezalar bırakın caydırıcı olmayı, konuya tamamen fransız olan bir insana suç işlemeye teşvik olarak bile algılanabilir, ama olay öyle değildir, amaç en azılı suçluyu bile rehabilite edip, tedavi edip, insana çevirip, yeniden toplumsal yaşama kazandırmaya gayret etmektir. bu yüzden mahkumlar cezaevlerinde sportif aktivitelere yönlendirilip ceza indirimi vaadiyle kitap okumaya teşvik edilmekte ve periyodik aralıklarla psikoterapi görmektedir. ceza evinde tecavüze uğramayan ve tedavi olan mahkumların ise cezaları bittiğinde tekrar hapishaneye girme olasılığı ise sadece %20'lerde. idamın olduğu ve ceza evi koşullarının son derece sıkı ve katı olduğu abd hapishanelerinden tahliye olan mahkumların ise tekrar hapise geri girme oranı %50-60.

    https://onedio.com/…fiyla-halden-hapishanesi-548285

    http://www.bbc.com/news/magazine-35813470
  • kaynak: idam cinsel suçlarda caydırıcı bir cezalandırma mı?

    türkiye’de cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımları incelendiğinde; %30’unun 2-5, %40’ının 6-10, %30’unun 11-17 yaş grubunda olduğu görülmektedir. yani vakaların %70’ini oldukça küçük yaş grubu oluşturmaktadır. türkiye’de son yıllarda çocukların cinsel istismarı suçu nedeniyle adli tıp kurumu’na başvurular da hızla artmaktadır.

    çocuk istismarı suçunun yaptırımlarının uygulanması hususunda ülkelerin uygulamış olduğu cezai tedbirlere bakıldığında, en ağır yaptırımların amerika birleşik devletleri ve ingiltere’de olduğu görülmektedir. öte yandan, türk ceza kanunu’nda çocuk istismarı ve cinsel saldırı suçlarında yargılama neticesinde hüküm tesis edilirken, sanıklara uygulanan yaptırımlara “iyi hal, saygın tutum, rıza” gibi indirim sebepleri uygulanması, cezaların alt sınırından hüküm kurulması ve cezaların ertelenmesi gibi, cezanın infaz şekline ilişkin uygulamalar mevcut. bu gibi uygulamalar suçun işlenmemesi adına var olan caydırıcılık unsuruna zarar veriyor.

    bununla beraber son yıllarda “idam”, “hadım/kastrasyon” ve “suçlunun ifşa edilmesi” gibi türk ceza kanunu’nda yer almayan ancak toplumun bir kesimi tarafından suçun yaptırımı olarak uygulanması talep edilen yaptırım türleri gündemde.dünyada idam cezasının bulunduğu ancak cinsel saldırıların da yaygın olduğu ülkelerdeki suç oranlarını ortaya koyan veriler, idam cezasının cinsel saldırı suçunda caydırıcılık unsurunu taşımadığını gösteriyor. aynı zamanda az gelişmiş ülkelerde çocuk istismarı suçunun daha az rapor edildiği ve suçun faillerinin daha az ifşa edildiği dünyanın farklı bölgelerinde çocuk istismarının yaygınlığını ortaya koyan raporlarda mevcut. örneğin bu oran afrika’da %34,4, iken avrupa'da %9,2, amerika kıtasında %10,1, asya kıtasında ise %23,9. bu durum da ne yazık ki raporların ötesinde de bir vaka sayısına işaret ediyor.

    şiddeti önleme ve rehabilitasyon derneği’nin (imdat) hazırladığı “2016 çocuk istismarına yönelik rapor”da ise dünyada son dört yılda çocuk istismarı suçlarının %90 arttığı belirtiliyor. ayrıca raporda türkiye’de çocuk istismarı suçunun tahminen %5’i ortaya çıkarken, %95’inin gizli kaldığı belirtiliyor.