şükela:  tümü | bugün
  • kesinlikle vardır. hatta sadece onlara mustehak bir durumdur. bu vasfa sahip kişi nerede önyargılı olması gerektiğini iyi bilir. tecrübesi ile davranarak sonucu müspet tahmin etmesi halinde ‘’tecrübe konuşuyor’’ deriz. yine yanıldığı zamanlarda ise kendilerini hor görmeyiz. zira genelde yanılgıya düşmeleri; işler herkesin beklediği gibi gitmediği durumlarda, beklenmedik bir şeylerin olması halinde söz konusu. eğer insan mantalitesi sürekli ve hızlı değişen dinamik bir yapıya sahip olsaydı o zaman belki tecrubeli diye bir nosyonu yaratmazdık bile. olsa dahi deneyim alt anlamıyla daha populer kullanılırdı. fakat tecrube maalesef var. ve var olmasında ki ana gerekçesi ise insanoğlunun sığ bakışı ve değişmeyen (ihmal edilecek kadar az bir değişim var tabi) anlayışı

    toplum olarak önryargı kavramına düşman kesilmiş bir vaziyetteyiz. yerinde bir önyargılı tutum herkesin becerebileceği basit bir eylem değil. tutumu eleştirmeden önce bazı şeyleri tekrar tartmalıyız.
  • ona önyargı değil öngörü denilir
  • başına geleceği bilir önceden sezer herkes önyargı dese de o tecrübeleriyle zaten öngörmüştür
  • içlerinde yaşadıklarını yaşasa çıldıracak, görse kaldıramayacak, hissetse kaldıramayacak insanlar vardı. fakat bu insanlar ne yaşadıklarını yaşamaya ne gördüklerini görmeye ne de hissettiklerini hissetmeye dayanabilecek güce sahiplerdi.
    bazı insanlar böyleydi işte. sizin ne yaşadığınız, neleri atlattığınız ve ne durumda olduğunuz onlar için bir sohbet meclisinde ‘işte’ diye geçiştirilebilecek hallerdi. empati yeteneğinden mahrum olan bu insanlar sıkça bilmedikleri bir konu hakkında konuşur, bir insan için rahatlıkla hüküm verebilirlerdi. halbuki bazı insanlar, diğer insanlardan daha çok şey yaşamış olabilirlerdi. ve daha çok şey görmüş, hissetmiş olabilirlerdi.
    karar anlarından hemen sonra yağmur sonrası çıkan solucanlar gibi insanın başına üşüşen bu topluluk, aslında kararların yanlış olduğu hakkında birşeyler bilmezler. sadece kararın zıttının daha iyi olacağını söylerler her durumda daha da yanlış olsa.

    ne gariptir ki insan hep bir başkasının yaşadıklarını kendi yaşamayınca anlamıyor daha doğrusu anlayamıyor. deneyimlenmek ve tecrübe edinmek her zaman için bir şeyi ya da bir olguyu en iyi şekilde öğrenme yöntemidir. bir musibet bin nasihatten iyidir sözü tecelli buluyor bu olay karşısında. tecrübe bambaşka bir şey; duygusal olarak da zihinsel olarak da bir duruma farklı bakmak, iyi kavramaktır çoğu zaman. yaşla alakalı mıdır? ne kadar kabul etmek istemesem de doğrudan yaşla ilişkili bir durumdur.
    fakat bunu değiştiremiyoruz çoğu zaman. yani bir kişinin ne hissettiğini ne düşündüğünü ya da ne yaptığını her zaman için kendi gözümüzle değerlendiriyoruz. her ne şekilde ve surette eğitimden geçsek de eğitim, bu durumu engelleyemiyor. ve insan her defasında bir kişi hakkında hüküm verirken önce kendi akli değer ve birikimleri ile hüküm veriyor. bunu değiştirecek olan da yine insanın ta kendisidir fakat çevre koşulları ve eğitimin kalitesi en büyük etkendir bu süreçte. başarabilmek marifettir ve bunu başarabilen toplumlarda gelişme her yönden sağlanır.