şükela:  tümü | bugün
  • tecrübe denen kazıklardan, deneyimlerden yoksun olma durumu...bir nevi çömezlik, acemilik süreci...hayattan ders almayı bilenler için kısa, beceremeyenler içinse bir ömür süren takvim yaprağı...
  • en büyük tecrübedir kimi zaman tecrübesizlik.
  • bazen oyle saygi duyulasidir ki o hal bile insanin icinde tapilasi bir imaj olusturur...

    :*)

    e tabii ki bazen ozellikle tecrubesizlikten cikarim saglayip cikarlarini yonetenler var ki;

    (bkz: ban)
  • tecrube gerektirmeyen belki de tek sey.
  • bu benim hikayem diye giriş yapayım, şimdi size tecrübesizliği tanımlamayacağım. mevcut tecrübemin bu hayatı yaşamaya nasıl yetmediğini anlatacağım, deneyeceğim en azından, geç kalmadan ve dünyadan geçerken; buranın benim içimden nasıl göründüğünü bilin istiyorum. sanırım bunu istiyorum, bilmiyorum. buna benzer bir şeyler.
    en sevdiğim romanları en sevdiğim hikayeleri, şairleri ve şarkıları heybeme doldurabilseydim size öyle çok fazla isim sayamazdım. ben zaten isim sayamıyorum yaşım genç, b12 eksikliğim yüksek, erken öleceğime inancım ise tam.
    bir hikaye anlatabilecek miyim bilmiyorum, çok değer verdiğim birisine bir blogta yazacağım dediğimde katarsis zemini olarak kullanma demişti. tebrikler sayın bizi tanıyan bey, tam da uyarınızın üstüne düştüm, öyle düştüm ki uyardığınız yerlerim ince ince kanıyor. bu da yeni başladı arkadaşlar, şu genç yaşımda kanım pıhtılaşmıyor. inanın bana hiç bilmiyorum böyle ince ince akarak nereye ulaşmaya çalışıyor. saatlerce kanayan yaralarım var, bastırıyorum üstlerine bana mısın demiyorlar. bakın insan kendi yarasına benzermiş sızabilme gücümü ve gizil inadımı yaralarımdan tanıyorum.
    allahım henüz sadece 23 yaşındayım, henüz sadece 23 yaşındayım, henüz sadece 23 yaşındayım ama birazdan çarmıha gerilecek isa gibi hissediyorum. bu epik ve teolojik ögelerden nefret ediyorum, kendimi epik ve teolojik bir öykünün ana karakteri gibi hissediyorum. size daha nasıl anlatayım?
    içimde dağlar boyu sürmek istediğim atlar var ama geçen hafta beni köpekler koşturdu. bakın bu modern insanın çaresizliğidir. (daha kötü bir genelleme yapılamazdı, biz en kötü genellemelerin de isa'sıyız.)
    bakmayın isa'ya takılıp kaldığıma içimde gözü yaşlı bir isa varsa; daha da içimde karşılaştığı ilk yerliye yumruk atmak isteyen bir musa var. kıyasıya bir mücadeleye girmek istiyorum sözlük, tüm kaslarımı hissettiğim, kaçarken ter damlalarının şakaklarımdan aşağı süzüldüğü bir koşuşu planlıyorum. beni gören ilk dostla karşılaştığımda bacaklarımı durduramamak istiyorum, öyle ki gövdem gövdesine çarpsın. korkuyu ve adrenalini kafatasımda hissedeyim, koşmaktan ve kaçmaktan nefes nefese kalayım istiyorum, sakinleşecek vaktim olmasın; çünkü az önce bir adamı öldürmüş olayım. nefessizlikten konuşamayayım, kaslı vücudum, çatık kaşlarım ve mahcup gözlerim olsun istiyorum. ben artık yaptığım şeylerin mahcubiyetini yaşayayım istiyorum.
    ve size bir itiraf daha yapayım benim asıl derdim öykünün başka bir kahramanıyla.
    sanırım meselem süleymanla. teolojik hikayelerin temellendiği tüm mağdur edebiyatlara rağmen, atlasların, ipeklerin, cinlerin ve cam köşklerin sahibi süleymanla. hepsine iman etmiştik değil mi?
    yalan söylüyorlar!
    hepinizi itham ediyorum inanlar, hepinizi iman etmemiş olmakla itham ediyorum.
    süleyman'a kaçınız inandı?
    süleyman'ı kaçınız tasdikledi?
    belkıs'la süleyman'ı kaçınız kızlarınıza geceleri anlattı?
    bilmiyorsunuz bile bir kadın nasıl sevilir.
    musa'nın rabbine iman ediyoruz, isa'nın rabbine de iman ediyoruz, yahya'yı sabrını ve acılarını içimizde hissediyoruz ama şunu merak ediyorum içinizde süleyman'ın rabbiyle tanışan var mı? aşkı, bereketi, iktidarı, göz alabildiğine ovaları, atlas elbiseleri ve bir kadının gönlüne sığabilmek için inceltilmiş camları hangi hikayede dinledik?
    bir gün öleceğim. biliyorum bir gün öleceğim.
    damarlarım koşmaktan morarmamış olacak, gövdem bir dostun gövdesiyle çarpışmayacak, nefret ettiğim o mağdur edebiyatından bir adım dahi uzaklaşmamış olacağım. biliyorum öleceğim ve bu adet sancısına benzer bir şey olacak. bir yumrukla gitmeyeceğim, bir yumruğun tövbesine bir ömür tüketmeyeceğim, ölümüm adet sancısı gibi olacak. dünya içimden çekilecek, bütün derin kuyularımın kapağı açılmış olacak, ölümüm adet sancısı gibi olacak; benden başkası hissetmeyecek ama bütün dünya kasıklarımdan boşalacak. bir gün içimden sökülerek öleceğim.