1. ingilterede sırf teddy bear satan dükkanlar vardı... ordan almıştım 1 güzel sarışına 1 güzel teddy, yazık ki kısmet olmadı... odamı süslüyo şu an eheheheh
  2. theodore roosvelt’in başka sıfatları da var: model of masculity, kabına sığmayan bir activist, bir hero, müthiş bir hunter, büyük bir ahlakçı (moralities preacher) bir writer, bir historian. sonra, gelmiş geçmiş en büyük naturalist, explorer ve controversialist ve writer.

    “büyük avcı” faslından çıktığı bir safari var, 1909’da, kenya, kongo, sudan’ı kapsıyor. kermit isimli oğlu, 250 kişilik kadrosu ve andrew carneige’nin parasıyla ki, carneige, dönemin çelik kralı olup, petrol kralı john d. rockefeller’den sonra dünyanın en zengin ikinci adamıdır; net worth’ü 289.3 milyar dolar. yeri gelmişken, tarihlere özellikle dikkat etmenizi rica ederim. milattan önceki zamanlardan bahsetmiyoruz. theodore roosvelt, bizim sultan vahidettin’in yaşıtı. mustafa kemal atatürk’le dünyanın aynı dönemini paylaşmış, aynı güneşin altında yürümüş bir adam

    şimdi afrika, afrika olalı böyle bir safari görmemiş. teddy, tam 11,397 hayvan öldürüyor. bunlardan 512’si hipopotam, beyaz gergedan, fil gibi devasa hayvanlar. “afrika’dan çıkan büyük hayvan koleksiyonlarının en görkemlisidir bu,” diye övünmeyi ihmal etmiyor. elinde tüfekle poz verdiği fotoğraflar bakılası değil.

    anılarını okurken ağzının köpürdüğünü hissediyorsunuz. ne ki, “violence is a rite of manhood” şeklinde bir söylem var: şiddet bir erkeklik ayinidir. hayvancıkların 262 tanesini yediklerini, kalanını tuzlayıp (beraberlerinde dört ton da tuz götürmüşlermiş) washington’a smithsonian ve natural history müzelerine gönderdiklerini anlatıyor.

    afrika’dan dönüşte de norveç’e uğruyor. neden, biliyor musun? 1906’da kazandığı nobel barış ödülü’nün parasını almak için!

    kendi dışişleri bakanı john hay’in demesiyle “a splendid little war” icat edip, porto riko, filipinler ve guam’a el koyan ırkçı, yayılmacı bir kovboya nobel barış ödülü neden verilir? işin bu tarafı, allahualemdir. dillerindirilen gerekçeye gelince: başkanın “rus-japon savaşı’nın sonlandırılmasında oynadığı olumlu rol.”

    bu arada, tonlarca leşin kemiklerinin temizlenip iskeletlerinin ayağa dikilmesi müzecilerin yıllarını alır. ama olsun, science’e hizmet, böyle bir şeydir, diyor teddy roosvelt, “beni kınayacaksanız, natural museum’un da, american museum of natural museum’un da, benzeri zooloji ensitülerinin tümünün varlık nedenlerini de kınayacaksınız!”

    kimsenin böyle bir niyeti yoktur zaten. teddy’nin hiçbir hayvanı kalleşçe vurup öldürmeyeceğini bütün amerika bilir. nerden bilir? 1902 yılındaki o ayı avı hadisesinden. efendim, o yılın kasım ayında, başkan, missisipi ile louisiana eyaletleri arasındaki bir sınır anlaşmazlığı çözmek üzere hazır bölgeye gitmişken, oralara özgü ayı avına çıkar. epeyce bir süre boşuna dolaşırlar, derken, kendine eşlik edenler (burada doğru kelime yalakaları olmalı!) yavru bir ayıcık bulup bir ağaca bağlar, başkanı da gelsin vursun diye çağırırlar. roosvelt, durumu görür, ağzından o ünlü sözler dökülür, “ayıyı salın!* bağlı bir hayvana ateş etmem!” özünde hayvan aşığı olan bir cowboy’dan beklenen de budur. kovboy dediğin iyi silah kullanmak gibi allah vergisi bir yeteneği vardır, fakat, hayvanları çok sevdiği için asla rasgele tetik çekmez, yaralayıp bırakmaz; vurdu mu düşürür.

    şimdi, bunu dinle, olay duyulur duyulmaz, başkanın new york’lu hemşerilerinden morris ve rose mitchom çifti, hikayeden mülhem bir oyuncak ayıcık dikip, brooklyn’daki dükkanların vitrinine yerleştirir; adını “teddy” koymak için roosvelt’ten izin ister ve alırlar, olur “teddy bear”. oyuncak teddy peynir ekmek gibi satar, “ideal novelity and toy” şirketi doğar. günümüzde sadece ebay’deki günlük satış rakamını 20 bin olarak veriyorlar. arctophile denilen koleksiyonerler türemiş. 2000 yılında monaco’da yapılan açık artırmada koreli arctophile bir iş adamı ünlü modacı louis vitton’un tepeden tırnağa giydirdiği teddy bear’i 210 bin dolara satın almış. oyuncak ayı koleksiyonlarına “kucakla” anlamında hug deniyor. hug! bunu nasıl yorumlamalı, doğrusu bilemiyorum.

    alev alatlı, hollywood’u kapattığım gün, birinci basım, haziran 2009, everest yayınları, sayfa 35-38

teddy bear hakkında bilgi verin