1. ülke insanları mutluyken mutsuz olan kitledir. beyaz türklerdir.
  2. lafı uzatmaya gerek yok, türkiye'de bu kitle solcu kitledir. adamlar ülke kalkındığı için basbaya kuduruyor. bu işin başında kendileri olmadıkları için, hayat standartlarını yükseltenler müslüman ve serbest piyasacı olduğu için kıskançlıktan deliriyorlar adeta.

    ama halk bunların beyinlerine seçimlerde çaktıkça çakıyor. bizim tree hugger salaklar üç beş tane ağacın yerinin değiştirilmemesi için ortalığı vesveseye veredursun, müslümanlar ülkeye çağ atlatıyor. halk kimin büyük hesaplar peşinde koştuğunu, kimin ülkeyi geri bırakmaya çalıştığını çok iyi biliyor hamdolsun.
  3. "sular yukselince, baliklar karincalari yer..cekilince de karincalar baliklari" afrikan atasözündeki baliklardan olusan kitle.
  4. ordu evinde garsonluk yaptırdığı gençler sayesinde semiren kitledir. bir allahın kulu da çıkıp be amına koduğum bunca köprü havaalanı ve daha nice ihaleyi alıp semiren, teşvikle sömürüyle büyüyen sermaye her gün ananı sikiyor sen üç otuz paraya talim ediyorsun bu neyin kafası neyin mutluluğu demiyor. bu arada ülkenin başında sizlerden birinin olduğu zamanlar gibi bir laf gelmiş ki aman aman ne zaman halk iktidar olmuş be ağam, senin şakşakladıkların her devrin adamları, ve hep iktidardaydılar, yani senin ağababaların çoban sülüyü, özalı, tansuyu mesutu, erbakanı her daim desteklediler ee zaten iktidarda hep bunlardı....
  5. diyalektik' i kaos olarak değerlendiren, karşı fikirlerin hiç var olmamasının gerçek ve doğru fikri ortada tek başına bırakarak mükemmeliğe varış yolu yaratacağını düşünenlerce beklendiği üzere yanlış anlaşılmış, bu nedenle de eleştirilen kitledir. kaldı ki bu ülkede diyalektik dahi yapılamamaktadır, düşünün o derece ilerideyiz.

    bak arkadaşım. sen müthiş bir yarar sağladığını düşündüğün bir eylem yaparsın ve gerçekten de yarar sağlamışsındır belki de. örneğin üçüncü köprünün en azından trafiğe yarar sağlayacağını kimsenin inkar etmemesi gibi. ancak bu yarar belki de bende bir zarara yol açmıştır, belki de bir yerlerimi sızlatmıştır. peki sen bunu nasıl inkar edersin sızlayan bünye bana ait iken? bahsettiğim örneğe yönelik olarak ben de şöyle bir fikir sunabilmeliyim: marmaray dışında ikinci bir tüp geçit. sana göre bu yapı bu çağın gerisinde mi kalmıştır mesela? ama gel gör ki sunamıyorum ve sunamıyoruz. çünkü eyvallahçı genel irade maalesef ki sorgulayan iradelerden daha üstün bu ülkede.

    gazetede her okuduğuna "lan gardaş çok çalışıyo lan adamlar" tepkisini vermekten öteye gidemeyen siyaset tebası halk ise sadece dinlemek, görmek ve kabullenmek eylemleriyle sınırlı kalacaktır.
  6. ülkenin ekonomisinin, yollarının, sağlık hizmetlerinin kalkınma bedelini özgürlükleriyle ödeyen kitledir. bu yüzden kaos yaratmaya çalışırlar. maksat galeyana getirmek değil ne düşündüklerini ne istediklerini göstermektir. ayrıca solcu da değilim, ekonomik açıdan da özgürlüklerimin kısıtlanması taraftarı değilim yani.

    ülkenin maddi açıdan kalkınmasına sözüm yok ama manevi açıdan sadece dinini yaşayan iman eden insanların kalkınması ve bundan mutluluk duyması, diğer kitlelerin umursanmaması ve özgürlüklerinin kısıtlanması beni delirtiyor haliyle. müslüman olmasına sözüm yok ama bütün ülke müslümanmışcasına ülkeyi yönetmeye çalışması sıkıntılar doğuruyor. karısını kızını öldüren adam müslüman diyorum "onlar gerçek müslüman değil bu ülkenin %10'u gerçek müslüman" diyorlar, ülkeyi herkes müslümanmışcasına neden yönetiyor diyorum "ülkenin %99'u müslüman" oluyor.

    şöyle ki şeriat kanunlarını savunuyor bu adam en son alkol satışı saat sınırlamasıyla ilgili olan söyleminde de bahsettiği gibi. şimdi dindar bir insan, gerçekten dininin gereklerini yapıyorsa zaten şeriat kanunlarına göre yaşıyordur, o kişi için bu kanunların uygulanmasına gerek yok. dolayısıyla böyle kanunlar diğer insanların da buna göre yaşaması gerekliliği taşıyor. bu durumda bu özgürlüklerin kısıtlanması oluyor. ben haftada bir falan alkol kullanan bir adamım ve kimseye zararım dokunmadı, bir kavgaya bile girmişliğim yok bugüne kadar ve üniversite öğrencisiyim. demek ki alkol buna sebep olmuyor. alkol alıp birini döven insan alkolden dolayı dövüyor diyorsan bir imam karısını dövüyorsa da dindar diye dövüyor mu diyeceksiniz? hangi akla göre bu mantıklı? sen kendi uçkuruna sahip olamıyorsun diye çevrende görüp göreceğin bütün kadınların kapanmış olması gerekiyorsa bu dinin gereği değil güdülme ve yönetilme isteğindendir. kendi çobanın olamıyorsan koyunsun. koyun denince de kızmamak lazım bu durumda. ben ateistim şeriatla mı döneceğim dine imana, yoksa öyleymiş gibi mi davranacağım? en mantıklı ihtimal basıp giderim ülkeden. sikimde de olmaz millet farkında olsunmuş kötüye gidiyormuş ülke falan, bana ne ben gittikten sonra. millet fark eder bir şeyler de hükumet değişirse rahat edebilirim eğer düzgün yeni ve özgürlükçü bir parti çıkar da özgürlük temellerinde yönetmeyi vaat ederse.

    insanların protesto hakkı yok bu ülkede, görüyorsunuz olanları. biber gazlı "müdahale"leri, insanların eşyalarını yakan polisi (bkz: polisin taksi gezi parkı'ndaki çadırları yakması). basın özgürlüğü kısıtlanıyor, mizahçılar bile köşelerine çekildi mizah yapamıyorlar dava korkusundan (bkz: salih memecan), muhalif köşe yazarları ya içeri alınıyor ya tazminat ödüyor yazdıklarından dolayı. hakaret etmiyor bu adamların hepsi. ordunun bütün generalleri içeride. ben de orduyu çok seven bir insan değilim, darbe olsun istemem kesinlikle ama bu darbe olabilecek bir vaziyete gittiğimize işaret değil mi? kadınlar haklarını arayamıyor muhafazakar polis yüzünden. kadın cinayetleri aldı başını gidiyor. 7 yılda %1400 artış gerçekleşmiş (bkz: türkiye'de kadın cinayetleri). alevilere sunni din eğitimi şart koşuluyor. kimliğinde din hanesi boş olan adam ikinci sınıf insan muamelesi görüyor. 150 insanımız ölüyor, yayın yasakları geldiği için yabancı kaynaklardan öğreniyoruz (bkz: reyhanlı)(bkz: yayın yasağı). ülkemiz bizim vergilerimizle terörist grupları destekliyor. karışacak gibi ülke. kaosu yaratmak değil yaratılmasını engellemek için erken bir mini-kaos peşindeyim. kendine gelmesi lazım insanların. bu paragrafın hepsi için (bkz: erdogan's agenda).

    artık sadece türkiye'nin iç meselesi olayını aştı olay, yurtdışı kaynaklı yayın organlarında da türkiye'nin gidişatından olumsuz yönde bahsediyorlar. polis terörü kötüleniyor. bu muhafazakar rejimin can sıkıcı boyutları tartışılıyor. bir sıkıntı var belli ki. ne libya'dan ne suriye'den farkımız kalacak, ben ondan korkuyorum. kaos yaratınca elime bir şey geçmeyecek yoksa. zaten o yolda ilerliyoruz gibime geliyor.

    1 sene öncesine kadar bu kadar şeriat getirecek bunlar polemiği dönerken yok canım diyordum ama gidişat bu yönde gibi ve bu benim canımı sıkıyor. kalkınmaysa adalet özgürlük nerde? onlarla mı ödüyoruz kalkınmanın bedelini?

tek amacı kaos yaratmak olan kitle hakkında bilgi verin