şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: nerelisin)
  • yolun sonu nereye çıkıyor olursa olsun en güzel yolculuk çeşididir. gündelik koşuşturmada rutinde evinde tek başına otururken bile kendisiyle başbaşa kalamayan insana, kendisini daha çok dinlemesi gerektiğini hatırlatır. yanınızda ne sorumluluk duyduğunuz biri, ne de iletişime geçme zorunluluğunda olduğunuz biri vardır.

    eğer ki yeni nesil otobüslerin göz boyayıcı teknolojilerine de kendinizi kaptırmaz, sadece kulağınızda müziğinizle dalar giderseniz, dünyanın geri kalanıyla son bağlantıyı da koparır, sadece kendinizle baş başa kalırsınız. geçtiğiniz yerler tanımadığınız yaşantılara sahiptir, gündelik dünyayla bağ kurmanıza neden olmaz. en güzeli budur.
  • o kolonyalı mendil, kek, bisküvi kokuları, sizinki açık olmadığı halde yola baktığınızda cama yansıyan minik minik ekranlardan görmek zorunda kaldığınız sikko filmler, mola yerine gelmeden önce ya da servis yapılacakken la valse d'amelie eşliğinde "bayanlar baylar sevgili çocuklar" diye cırtlayan anons abla (bkz: pamukkale turizm) falan olmasa çok tatlı olacak bir yolculuk biçimi. ama malesef benim gibi otobüste bir dakika bile uyuyamayan, faltaşı misali gözlerle 8-9 saat oturan biriyseniz tüm bunlar çok katlanılmaz oluyor. yoksa ben de isterim o sekiz dokuz saat bir suskunları yarılayayım, turgut uyarla mest olayım, coldplay ile huzur bulayım, düşüncelere dalayım; ama bir bakıyorum muavin burnumun ucunda vanilyalı kakaolu dondurmayla beliriveriyor. insana zorla bride wars izletmek için hazırlanmış bir komplo adeta. o yüzden uzun yolu sevmeme rağmen mecbur kalmadıkça otobüse binmeme kararı aldım. otobüs firmaları teknolojiden ve bisküviden arındırılmış hat koyana kadar da kararımdan dönmem arkadaş
  • sofor arkasi olmayan taraftan, en on siradan, cam kenarindan bir koltuk alip tek basima, basim cama dayali, bozuk asfaltin tingirtisinda turkiye'nin dogusunda bilmedigim bir ile yol alip gitme istegini, mola yerlerinde midemi isitacak bir sicak corba, yol ustu lokantalarinda yenecek birkac ogun yemege duydugum bir ozlemi icimde canlandiran istek.
  • yan koltuğun boş kalması için binene kadar dua etmektir. bindikten sonra bile her otobüse gelen kişiye "no'lur benim yanım olmasın bu" demektir. aşırı çenebaza denk gelinirse o 8 saat işkenceye dönüşür. onun harici "merhaba, iyi yolculuklar" gibi cümleler sarf edilebilir pekala. duygusal bir insan olmamakla birlikte ne zaman tek başıma yolculuk yapsam kulağımda müziğimle dalar giderim o çayırlara, dağlara, taşlara... benim açımdan dejavantajı molalarda tek başıma oturmaktan çok sıkılmam, yanımda uyuyanın hele kiloluysa üstüme yığılıp beni cama yapıştırması ya da yanımdakinin 8 saat telefonla bir fiil arkadaşıyla çene çalmasıdır ki delirtir insanı. bir arkadaşla otobüs yolculuğu gibi yoktur.
  • zamanın izafiyetini dibine kadar hissettiren durum. aynı firmayla birkaç yolculuk sonrası-otobüsün mini televizyonlarında adam gibi film olmadığından- altın çiçeğin laneti filminin tüm repliklerini ezberlemekle sonuçlanıyor.
  • şahsımı hüzünlendiren eylem. özellikle mola yerlerinde tam da nickime layık bir ruh haline bürünür, mal mal gezinirim ortalıkta.
  • üniversite hayatı boyunca yaptığım, 13 saat süren ve nihayetinde koltukla beraber otobüsten ineceğimi zannettiğim yolculuklardır. soğuk kış gecelerinde mola yerlerinde otobüsü yıkayan amcaların alınterlerlerine saygı duyulması gerektiğini öğretir.
  • yanınızda oturan şahsiyete göre değişiklik gösteren çoğu zaman keyifli (kendinle başbaşa zaman geçiriyorsun sonuçta ) , yer yer sıkıntılı (yanındaki o hiç tanımadığınız kişinin bazen çok konuşkan olması hayat hikayesini anlatmaya kalkması ,o kadar konuşmaya yorgun düşüp üzerinize doğru uyuması ) ama herkesin arada bir mutlaka yapması gereken yolculuk .
  • molalarda, gözleri kısıp uzaklara bakma sebebidir.

    eğer mola, karanlık bi vakte denk geliyorsa onu da yapamazsınız.