şükela:  tümü | bugün
  • geri gelmesi gereken dönemdir. türkiye'nin önündeki tek kurtuluş yoludur..

    gerçekleşmemesi, delikanlı olmayan ve olamayan darbecilerin basiretsizliğin göstergesidir. her yönetimi eline aldıgında tekrardan geri iade eden, şu ülkeyi diktası ile yönetme kapasitesi ve kabiliyeti olmayanların başaramadıklarıdır. liberal burjuva demokrasisi saçmalığının ayanıdır. .
  • türkiye cumhuriyeti'nde 1923-1946 yılları arası.
  • seyit rıza'nın asıldığı dönem.
  • bazı iktidar mensuplarının en çok sevdiği iş olan ana muhalefetle polemikleri sıralarında karşı atak gerekçesi olarak görülen, kullanılan dönemdir.
  • modernizmin etkisinin çokça görüldüğü yıllar. hatta emin olmamakla birlikte tsm'nin yasaklandığı, yerine klasik müziğin zorunlu tutulduğu bile söylenir.

    neden yapılmıştı bunlar peki?

    yönetimdeki hakim kesime göre halk her açıdan çok yetersizdi. asırlarca islami monarşiyle yönetilen yığınlar eğitimden, bilimden uzak kalmışlardı. yeni kurulacak ülke böyle bir halk ile hiç bir yere gelemezdi. çok ani ve acılı bazı hamlelerin atılması gerekiyordu. gerekiyorsa halk islam'dan uzaklaştırılmalı, kuran kursları yerine bilim öğretilen okullara yönlendirilmeliydi.

    kadınlar da bu zincirin önemli bir halkasıydılar. hızlıca eğitilip anadolu'nun değişik yerlerinde öğretmen olarak görevlendirilmeli, bir kısmı da iş hayatına atılıp diğer kadınlara örnek olmalı, cesaret vermeliydi.

    ancak istendiği gibi olmadı. amaç önce halkı dönüştürüp ardından demokrasiye geçmekti. acaba mı dediler, serbest fırka diye parti kurdular ve herkes o partiye sarıldı. baktılar halk chp'yi istemiyor, belki de tarihte ilk olarak partiyi kuranlar yoğun ilgiyle karşılaşınca kapattılar.

    bir türlü olmadı işte, kemalizm kaybetti diyenler şunu unutmasınlar, kemalizm zaten hiç kazanmamıştı ki... yirmi küsür yıl böyle geçti, belki o döneme göre kısa bir süreydi bu bilinmez, ama o yirmi küsür yılda akp dönemindeki on yıllık dönüşümün çeyreği bile yaşanmadı diyebiliriz. okullardaki büstler, atatürk'ü koruma kanunu, devrim tarihi, istiklal savaşı mücadelesi, andımız, gençliğe hitabe, trt'de her gece anıtkabir'e çelenk koyulması ve istiklal marşı eşliğinde bayrağın göndere çekilmesi... hepsi koca bir yalanmış, kimimiz ne çok inanmıştık türküm diyen herkesin mutlu olacağına, kendisini bu ülkenin bir ferdi gibi göreceğine... değilmiş öyle, haa bunu şimdi mi anladık? tabi ki hayır, taaa menderes döneminden, süleyman demirel'li, turgut özal'lı, mesut yılmaz'lı yıllardan belliydi böyle olduğu..

    baskıcılıktan, tek tipleştirmeden memnun olan biri değilim. ama o dönem tüm dünya'da faşizm dalga dalga yayılırken türkiye'nin de bütünlüğünü koruma yolu olarak "türküm diyen herkesin türk olduğu" savını benimsemesi çok fazla görülmemeli.

    neyse konuyu çok dağıttık. bir hayalin peşinden koşmaktı tek parti dönemi. biz de onlar gibi olabilir, dinde reform yapıp aydınlanma çağını yaşayarak batı kültürüne yakınsayabiliriz düşüncesiydi. ne yazık ki eldeki malzeme ile planlanan yemeğin yapılabilmesi imkansızdı, sanırım hem atatürk hem de kemalizmin en büyük hatası da bunu öngörememek oldu. belki de öngördükleri için türk milleti zekidir, çalışkandır deyip gaz vermeye çalıştılar kim bilir. şimdi de işte geleceğini beyaz eşyaya, kömüre satan insanlarla doldu her yer..