şükela:  tümü | bugün
  • "hafıza-i beşer nisyan ile maluldür" demiş eskiler.

    bu yüzden hakikatleri tekrar etmek zorundayız. tekrar edilmeyen hakikatler su üzerine yazı yazmaktan farksızdır.

    ayrıca çoğu zaman bir hakikatin duyulduğu anda bilince mâl olması mümkün değildir. zira kişi henüz o hakikati değerlendirecek olgunluğa ulaşamamıştır. o hakikatin bilince nakşolması, kökleşmesi ve filizlenmesi için zaman gerekir. işte bu noktada kritik olan nokta tekrardır. zira tekrar edilmeyen hakikatler saman alevi gibi gelip geçerler.

    o yüzden mesnevi'nin ve çok geniş bir tasavvuf literatürünün tarama ve değerlendirilmesi hükmündeki isnetus entrylerinin tekrar tekrar okunmasını salık veririm.

    isnetus entryleri büyük kolaylıktır. zira çok geniş tasavvuf okumalarının hem aklen hem de yaşantı yoluyla değerlendirilmesinin ürünüdürler. üstelik klasik tasavvuf ıstılahı ile değil günümüz insanının dili ile yazılmışlardır. ilaveten klasik tasavvuf metinlerinin özüne ulaşabilmek için aşılması gereken kültürel bir bariyer de mevcuttur. malum olduğu üzere eski devrin insanının kültür dünyası, algısı günümüz insanından çok çok farklıydı.
  • tekrarlardan olusur. bı sonrakı sefere derslerınızı ogrenıp daha ıyısını, daha dogrusunu, daha guzelını yapmaya calısın.
  • bir evliyaullah şöyle buyurmuş

    '' zikrin şe'ni, tekrar ile tenvirdir;
    duanın şe'ni, tekrar ile takrirdir*
    emir ve davetin şe'ni, tekrar ile te'kiddir*.''

    bazı hakikatlerin bilinçaltına raptedilebilmesi için tekrarın öneminden bahsedilir.
    zikir, rabıta, dua, okumalar, namaz, kuran-ı kerim'deki sureler... böyle böyle gider..

    muhakkak bunun önemi de tekrarın bazı hakikatlerin üzerimizdeki kapsayıcılığını, nüfuzunu kolaylaştırarak bedene, nefse, ruha sirayet edebilmesi amacıyla ihata dairesini genişletmek olur elbet..

    gaflet; '' kalbin allah teala'dan uzaklaşması'' olarak tanımlanıyor basitçe, kısaca unutmak da diyebiliriz.. insanı haktan hakikatten uzaklaştırmak için şu yeryüzünün yarısı siper almış durumda.

    şeytan, nefs, ant-i tez , şu, bu.. bir an dahi olsa adem evladının dalgınlığını yakalayıp ensesine patlatmak için nöbet tutuyor, yemiyor içmiyor ve davası için savaşıyor.. eee savaş meydanında ademoğlu ''gaflet-unutmak'' gibi bir hataya düşecek olsa şerirler o an kellesini alıverir, onların davası da bu..

    bu durumda bize de her an, an be an tekrar etmek düşüyor. tekrar edilen hakikatler ağacın kabuğunu delip içine işleyebilirse, ister toprakaltında köklere kadar, ister dallar, yapraklardan tutun meyvelere kadar etki eder.. ant-i tez'ler isterse üzerine atom bombası atsın.. sen uykuda olsan bile kalp müteyyakkızdır, elan üzerine çektiği nurlarla ant-i tezlerin alayını aşağı indirir.

    daha biz ''eüzü'' demeden hepsi topuklar..

    evet tüm bunlar düzenli ''tekrar''lar ile olur. günde 15-20 dakika mesnev-i şerif'in okunmasının önerilmesinin sırrı elbette budur. biz mesnevi-i şerifi düzenli olarak okuyup, yasakların kaçabildiğimizden kaçıp elimizden gelen gayreti gösterdikten sonra uykuda da olsak cenab-ı mevlana savaş meydanında bizlere cephane, savunma hatta yeterli şuur elde edildiğinde saldırı taktikleri vererek düşmanı def ve tard etme yolunu gösterir.

    tekrar hakikatini anlamama bir kaç yıl önce izlediğim filmden bir kare çok iyi bir vesile olmuştu.. neden sürekli mesnevi-i şerif okuyorum? mesnevi bittikten sonra sair kitaplara geçsem daha fazla hakikatle belki tanışabilirdim.. falan filan diye düşünürken bir gün kill bill'in bir türlü izleyemediğim bölümünü açıp izlemeye başladım..

    uma ablanın* başına gelen müşkilat bir çoğumuzun malumu zaten. düğünü basılır, kocası, bebesi ve kendisi bir katil mafya bozuntusu tarafından kılıçtan geçirilir. aylarca komada kalır, komada bile başına gelmeyen kalmaz..

    neyse gel zaman git zaman uma abla bir usta ile tanışır. ustası kendisine bileğini kuvvetlendirmesi gerektiğini söyler ve kalınca bir tahtaya yumruk atıp deler.. uma abla'da bu potansiyel olduğunu bilir. uma abla yumruğu atar ama o iş öyle kolay değildir.. günlerce, haftalarca, aylarca tek bir bilek hareketini tekrarlamaya başlar. her gün aynı hareketi yapa yapa bu hareketin hakikati uma ablayı büsbütün etkisi altına alır.

    gel zaman git zaman uma ablayı diri diri mezara gömüp üzerine toprak atarlar. uma abla ne mi yapar..?

    sadece tekrar eder.
  • "insan, hiçbir şeye karşı ilgisi, hiçbir şeyden umudu kalmayınca, hayatın her gün değişmeyen tekrarı altında ezilir."
    (flaubert, "madame bovary") çev. tahsin yücel.
  • sana milyon kerre baksam,
    israf değil, usanmam.
  • (bkz: verabillah) burada tekrar ve tekrar olursa, bıktırıcı ısrar varsa, illallah dedirterek sürekliyse, sadece sakin sabırlı devam değil, gelgitin aşındırıcılığı söz konusuysa verabillah.

    akademisyen arkadaşımın ninesi defaatle ile bağlantılı ve o zaman anlamında "o faat" dermiş. türev olarak da bu faat. faat vakit anlamını tutturuyor. defaatle, yineleyen/tekrarlayıcı zamanlar(da) anlamına geliyor, sürekli demeyi karşılıyor. elbet, o faat o vakıt demeye son derece yakın.

    türkülerde tekrarlayan bölüme bazen nakarat bazen bağlantı deniyor. örneğin:
    "eşim eşim gel gel
    uğrun uğrun gel gel
    can yoldaşım gel" (bkz: açıl ey ömrümün varı/@ibisile)

    tekrar dünyaya gelsen yine aynı eşcinselle evlenir misin?

    "kurtarılışın dünyaya saçtığı ışıktan başka ışığı yoktur bilginin; başka her şey kurgudur, tekrardır, sadece tekniktir. (...) keyfiliğe ya da cebre sapmadan, sadece nesnelerle temas yoluyla böyle perspektiflere ulaşmak -düşüncenin görevi sadece budur. (...) sonunda kendi imkansızlığını bile mümkün olan adına kavramak zorundadır. ama düşüncenin böylece altına girdiği yükün yanında, kurtarılmanın gerçekliği ya da gerçekdışılığı sorunu da pek önemsizdir." theodor w. adorno- minima moralia

    (ilk giri tarihi: 22.4.2014)

    (bkz: tekrarlar), tekrardan, tekrar tekrar
    (bkz: tekrar etmek/@ibisile)
    (bkz: mükerrer), kerrat, kerre, tekerrür
    (bkz: biden ta)
    (bkz: et-tekraru ahsen velev kane yüz seksen)
  • "bilinçaltında kökleşen ahlak ve inanç tekrarlı ve ısrarlı davranışların neticesinde oluşmuştur. tekrar edilmeyen olgular bilinçaltına yerleşemezler. o yüzden hayırlı olan şeyleri tekrar tekrar yapmak tavsiye edilir. şer ve karanlık olan işleri ise tekrar etmekten şiddetle kaçmak icap eder. hatta şer olan şeyleri anmak, hatırlamak, söze dökmek, üzerinde durmak bile son derece zararlıdır."

    şu entryden:
    (bkz: #103565760)
  • hegel'e göre, tekrar, tarihte kesin bir rol oynamaktadır: bir şey ilk kez olduğunda, önemsiz bir kaza olarak, vaziyetin daha iyi idare edilmesiyle kaçınmanın mümkün olabileceği bir şey olarak baştan savılır; ama aynı olay kendini tekrar ettiğinde, daha derin bir tarihsel zorunlulukla karşı karşıya olduğumuzun habercisidir.
  • psikolojik anlamda "tekrar" sıkıntılı bir süreçtir. biraz anlatmaya çalışayım.

    psikanalize göre hatalar unuttuğunuzu sandığınız kötü olayların tekrarlanmasıdır ve freud'a göre tesadüf değildir ve bir acı çekme şeklidir. şöyle açıklar:
    "insan anılardan ötürü değil, unuttuklarından dolayı acı çeker. çünkü unutma biçimleri yanlıştır, kendilerini çaresiz bırakır şekilde unuturlar". neden acı çekerler? çünkü o hatayı tekrarlar.

    tekrarlama aslında çözdüğümüzü sandığımız, unuttuğumuz hataların ortaya çıkmasıdır. yani bir beceriksizlik örneğidir. freud yine şöyle der:
    "hasta dürtüye boyun eğerek tekrar yapmaktadır ve tekrarlama artık, hatırlama dürtüsünün yerini almıştır."

    tekrar etmek geri itilmiş ya da hayata geçirelememiş gizli düşünceler bütünüdür. bunu yapmıştır çünkü kendisinin bu düşüncelerle "uyumsuz" olduğuna inanmıştır fakat genelde fark etmeden kişiler bilinçsizce yapar. zaten freud'un genel teorilerinden biri korktuğumuz ya da bize uygun olmayan şeyleri yapmaya çalıştığımız ya da bastırdığımız üstünedir. örneğin aşk temasının genelinde oedipus ve anneye bağlılık yatmaktadır ama bu gerçekleşemediği için bastırılır. bu açıdan aşkın kusurlu olduğu da söylenebilir. çünkü başka birinde bu hissi tekrarlamış oluyorsunuz.

    unutulduğunu sandığınız fakat atlamadığınız olaylar hata yapmanıza sebep olur. bir ayrılık sonrası kötü olaylar yaşayacağınız benzer özellikte birine bu sebeple aşık olabilirsiniz. dil sürtçmeleri, rüyalar, serbest çağrışım bununla ilgilidir. örneğin gereksi yere bir şeyi hatırlayıp, kötü hissedebilirsiniz.

    şöyle özetlersek: "tekrar; bastırdığınızı sandığınız düşüncelerin geri dönmesidir."

    travmalar da bu tanımla, unutamadıklarınızdır. yani öyle dışarı taşmıştır ki sizi rahatsız ederler, yakanızı bırakmazlar.

    --- spoiler ---
    unutmak neden önemidir?
    --- spoiler ---
    bir şeyi aşmanın temel yolu "unutmaktır" unutmak 2 şekilde gerçekleşir. freud bunu yemek yemeye benzetir, ya yiyerek, öğüterek içinizde çözersiniz ya da kusarak dışarı atarsınız ama tadını bildiğiniz için bir bağ kurmuşsunuzdur. burada içeri alma bilinçdışında bastırma anlamı taşır. bir savunma mekanizmasıdır. her 2 durumda başarılı uygulanırsa çözüme yardım eder.

    richard wollheim, anıları bir paketleme sistemi olarak görür. yani hatırlamak istemediğimiz bir olayı bağlantılarıyla resmedip, bir kutuya koymak gibidir. böylece o olay çevresindeki olaylardan kurtulmuş olur. burada anının subjektif tarafı önemlidir. yani anıda bize neyin acı çektirdiği önemlidir ve bu yüzden bastırılır. (kötü anıyı hatırladığımızda olayların bize hissettirdikleri bizi üzer.)

    anıların yasaklanmış arzular ve rüyalara benzer bir yanı olduğu söylenebilir. paradoksal olaraksa önce unutulmalıdır. yani unutmadığınız bir şeyi sonradan hatırlayamazsınız ve bu şekilde onu kontrol edebilirsiniz. freud'a göre psikanalizin amacı "hatırlamak değil, doyurucu unutma yöntemlerine kavuşmaktır ki tekrar olmasın."

    burada bir diğer paradoksal durum hatrlamanın yıpratırıcı sürecidir. yani sevdiğiniz birini kaybedip, ondan bahsettiğinizde ona karşı hislerinizin bitmesinden dolayı "suçluluk" duyarsınız. oysaki unuttuğunuzda bu his yok olur. demek ki bazı şeyleri unutarak, kabul edilemez ağırlıkta bazı şeyleri ise hatırladıktan sonra yeni bir anlam kazandırdırarak yok edebiliriz. olayları bilinçsizce tekrar etmeyi de böylece engelleyebiliriz.
    (bkz: kişisel gelişim kitaplarının tek cümlelik özeti/@karanlikruya)

    --- spoiler ---
    hatırlamak spontanedir
    --- spoiler ---
    özellikle bir konuyu hatırlamaya çalışmak çok anlamlı değildir. çünkü bazı olaylar görükdükten, dinlendikten sonra anlam kazanır. bu yüzden serbest çağrışım yöntemi kullanılır ve olaylar bağlantılı hale gelmeye başlar ki psikanalizin de temel çalışma yöntemi budur. genel karikatürleri düşünün: gözlüklü yaşlı bir adam oturur ve siz ise kanepede uzanırken dertlerinizi anlatırsınız. psikanalist ise sizi dikkatlice dinler ve kendi de psikanliz sürecinden geçtiği için işin içine kendini katmadan size yol göstermeye çalışır.

    adam philips kitabında " unutmayı mümkün kılan bir hatırlama yoluyla gerçekleşen iyileşmedir" şeklinde açıklar. espirili şekilde şunu da ekler: "zengin ve zamanı olanlar için en iyi metoddur."

    ileri okumalar ve referans
    adam philips - flört hakkında, ayrıntı yayınları
    sigmund freud - günlük yaşamın psikopatolojisi, oda yayınları
  • mustafa sandal & doğu demirkol’un, yada müzik etiketiyle yayınlanan tekli çalışması.

    söz: doğu demirkol
    müzik: hakan kara
    düzenleme: hakan kara

    keyboard & synthesizer: hakan kara
    mix & mastering: tarık ceran
    vokal: bertan asllani

    berk karan imzalı klibi buradan izlemek mümkün.

    şarkının sözleri ise şu şekilde:

    “hep yalan dolan riyakâr insanlar
    yapmacık kokan huzursuz ortamlar
    hep bi show hava peşinde koşanlar
    hep yalan dolan riyakâr ortamlar

    sıkıldım bunaldım nerdesin
    ilâcım olurdu sohbetin
    gel hadi dön bana

    tekrar tekrar şimdi herşey farklı
    tekrar tekrar şimdi tekrar sev
    tekrar tekrar şimdi sen lazımsın
    tekrar tekrar şimdi tekrar

    star ışığı vardı ama mum gibi söndün
    hepsi benim derken elliye böldün
    anyayı konyayı buz gibi gördün
    gel hadi artık maymuna döndün

    çok mu güzeldi o havalı mekanlar
    cartier patek rolex takanlar
    baymadımı sence nahoş işkence
    gel hadi artık dön bana bence”

hesabın var mı? giriş yap