şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: pürtelaş)
  • bir irlanda atasözünde diyor ki:"tanrı zamanı yarattı,insanlar da telaşı."
  • yumurtanin dayanmasi durumu.
  • uzamda bir darlik algiladigi icin mi, ortuk korkulardan mi, araya sikistirma firsatciligindan mi daha cok telaslidir insan? telasa ve telaslanana sempati duyar; kah ben de telaslanmis gibi yaparak, kah bile bile olaganustu agir davranip, karsimdakine aslinda ne denli becerikli ciktigini dusundurterek yardim da ederim. telas, bir haldir, hapsirik gibi, kimseninki kimseninkine benzemez.

    benim canimi tek sikan, "esnaf tavri" adini verdiklerimden (yalnizca) biri sayilacak "isi bitirelim" telasidir. siz, hic kamyonete esya yukleyen, yahut mal indiren esnaf tutumunun tipik halini bilir misiniz? esya ile kavgali bir ruh halidir sanki. esya, parmaga yapisip ciksin diye, obur parmakla sokemediginden, firlatmaya cabaladigin yapiskan bantlar gibidir (charlie chaplin miydi, o muhtesem sessiz film sekansinin oyuncusu?).

    kamyondan tezgaha karpuz firlatmaklarda basgosterir en bilindik olani. cirak alttan aldi miydi, "heydi len, aksama kadar mi indireceeez" baslar. sac kestirirken de, hopurdeterek cay icemem, elinde tarak kipir kipir dolanan ustayi cok sikmamak icin. pazar gunleri en cok, pazarlarda gezinen emeklilerin telassiz guleryuzuyle; "amca siktin ama" ifadeli yuzu epeyi buruk, ama yine ve ille de eli cabuk, domates efradi telasinin arasindaki, o iki kutuplu gelgitleri seyrederim, telassiz.
  • en çok tavuklarda görülür.. bakbakbakbakbakbak baaaaaaaaaaaaaaak!
  • müfide inselelin albümünden bir şarkı.

    beklenen ama bir türlü gelmeyenler için...
    neşeli ama bir o kadar da insanın içini acıtan cinsten...

    koltuk aynı,
    masa aynı,
    mekan aynı mekan,
    kaynadı yine kahvenin suyu.
    bir tek fark,
    yine aynı sehpada,
    öksüz kalmış yalnız bir fincan.
    elim, gözüm hep telefonda,
    aşkım canımı acıtıyorsun yapma.
    ara, ne kaybedersin,
    günaha girersin,
    bedelini sen ödersin.
    ara, başlasın yine bende,
    o bildik telaş.
    ara, küçülsün gövdemdeki,
    o kocaman taş.
    al beni bıraktığın yerden,
    götür gecene.
    akalım gecede eskisi gibi,
    sarmaş dolaş.
    ara, başlasın yine bende,
    o tatlı telaş.
    ara, küçülsün gövdemdeki,
    o kocaman taş.
    al beni bıraktığın yerden,
    götür gecene.
    akalım gecede eskisi gibi,
    sarmaş dolaş.
    koltuk aynı,
    masa aynı,
    mekan aynı mekan.
    herşey tıpkısının aynısı.
    birtek fark yine aynı bardakta,
    öksüz (yalnız) kalmış bir diş fırcası....
  • "yaşamak değil,
    beni bu telaş öldürecek."
    >özdemir asaf<
  • bazen yakar ve yıkar.
    yavaş yavaş belli eder kendini ki, bu hayattaki en büyük zulümdür.
    korkakları ortaya çıkaran yegane şeydir hayatta.
  • sükûn'a erişmek için mütemadiyen yüreği ağzında yaşayanları ziyadesiyle yoran içsel koşuşturma.