şükela:  tümü | bugün
  • eger konusulacak ciddi bi konu yoksa internet uzerinden yazili iletisimin tercih edilmesinden ileri gelebilir. en azindan yazili iletisimde hemen yazmak zorunda degilsin, ama telefon oyle degil; durmadan bigidi bigidi konusulmak durumunda. bi de multitasking bi insansiniz sevmeyebilirsiniz sanirim. zira telefonda konusurken baska bi seyle ilgilenmek zorlasir; ama siz ayni anda baska seyler de yapmak istersiniz yoksa o konusma sizi hizli bi sekilde bayar ve giris-gelisme-sonucun konusmada hizli bi sekilde ilerlemesini istersiniz. ha bu kisi bi de muhtemelen caldigini duysa da telefonunu acmayabilir, sonra da mesaj gonderir "aramisin, hayirdir"a yakinen bi icerikle, cevaben de karsidakinin durumu mesajla anlatmasini umarak. ha tekrar ariyorsa kacis olmayabilir. kacinilmazsa da zevk almaya bakmak gerekir.
  • (bkz: memento)
  • bende de olan bir özellik. maalesef. maalesef diyorum, çünkü hayatımı zorlaştırıyor, kız arkadaşıma, aileme, arkadaşlarıma bunu anlatmakta zorlanıyorum.
  • bende de olan durumdur.

    küçükken telefon ne zaman çalsa koşarmışım açmak için, elimden almak için kırk takla atarmış ailem. sonra ne oldu da işler tersine döndü bilmiyorum.

    yazmayı konuşmaya tercih ediyorum. telefon çalınca heyecanlanıyorum. çoğunlukla "işim vardı, dışarıdayım" gibi bahanelerle açmıyorum.
  • muhabbet için açılan telefonlardan çok sıkılıyorum.

    sadece telefonda değil ayrıntılı boş muhabbetler beni çok geriyor ve sıkıyor.
  • tiksindigim eylemdir, ama el mecbur. manita arar, saatlerce konuş. aile arar, saatlen konuş. arkadaş arar yarım saatten fazla konuş. bi' ara mikrofonum bozuk diye bi süre idare etmiştim. kısa sürüyor malesef.
    başlık altında bahane listesi mi yapsak acep?

    edit: yazım hatası
  • yüz yüze olan iletişimi tercih etmek ile doğru orantılıdır.

    kendimden örnek vereyim;

    telefon ile konuşmayı, chat yapmayı, vs. sevmiyorum. kızım da bana benzemiş. telefon konuşmalarımın süresi bir veya iki dakikayı geçmiyor. chat yaparken içim daralıyor. sevmiyorum, kardeşim... cidden sevmiyorum.

    hatta, kanımın ısınmadığı, pek tanımadığım insanlar ile de iletişim kurmayı sevmiyorum. evet, sosyopat olmanın böyle ilginç bir etkisi de var; ama, tanımadığım insanlara neden kendimi beğendireyim, niye sohbet edeyim, onlar benimle ilgili bir şeyleri neden bilsinler, vs. diye düşünmeden de edemiyorum...

    https://www.youtube.com/watch?v=hgl0wte6s0m

    sevdiğim insanlar ile, o da beş-on dakikayı geçmemek şartıyla, skype üzerinden görüntülü konuşuyorum. daha çok da dinleme modundayımdır.

    benim sevdiğim sohbet türü, boş olmayan, dedikodudan (gıybet diyorsunu, di mi?) uzak, insanca, sıcacık ve "öğretici" sohbetler. bir içki masasında, karşımdaki insanlar iyi ve akıllı olursa, sabaha kadar konuşur, onları da dinlemekten zevk alırım. her zaman öğreneceğimiz ve paylaşacağımız bir şeyler var.

    beni tanımıyorsanız, çok soğuk bir insanımdır. isterseniz dünyanın en güzel kadını olun. size kanım ısınmamışsa konuşmam. elinizi bile sıkmam. size bokmuşsunuz gibi de davranabilirim. ne yapayım, bu benim.

    kızım da benimle aynı. pek konuşmuyor. bebeyi --bebe dediğim de 17 yaşında-- okulundan alıyorum. birlikte uzun uzun yürüyoruz. o ne istiyorsa onu yapıyorum veya alıyorum. kaldığım eve geliyoruz. birlikte yemek hazırlıyoruz. ona sağlıklı yiyecekler yapıyorum. canı isterse ödevini yapıyor. sonra, bir film veya dizi seyrediyoruz. bunu evine bırakıyorum. ben de geri dönüyorum. moskova'nın dört bir yanındaki müze, park, avm, vs. yerlere gidip de iki kelime etmediğimiz de oluyor. ama, o beni, ben de onu anlıyorum. baba-kız konuşmamıza gerek yok. abla, bir vitrinin önünde durup, rus annesinden aldığı o düzgün ve narin burnu ile beğendiği bir şeyi işaret ettiğinde, ben zavallı kardeşiniz, içeri girip ne istiyorsa alıyorum. yapcah bir şey yohk! ve bu sessizlik içinde iletişimimiz güçlü: yaptığım sağlıklı yemekleri yiyor, beğeniyor; bana yardım ediyor; sevdiği video ve fotoğrafları benimle paylaşıyor; aynı film ve dizilerden hoşlanıyoruz; yorulduğu zaman başını omzuma koyuyor; yürürken koluma giriyor; ve sadece gerekli gördüğünde konuşuyor. ruski styla! tam benlik bir durum. şikayetçi değilim ayol!

    nereden nereye geldik... iletişim, diyorum, gerçek olduğu zaman anlamlı.
  • telefonda konuşacak doğru kişiyi bulana kadardır. buldum ordan yazıyorum.