şükela:  tümü | bugün
  • telefonlardan korkma durumu.
  • telefonun kendisinden değil, telefonda konuşmaktan korkma durumu.

    http://www.wrongdiagnosis.com/t/telephonophobia
  • kimilerine faturafobi şeklinde sirayet eder.
  • sosyal fobiyle bağlantılı ancak ne kadar bağlantılı olduğunu bilmiyorum. şahsen ben de muzdaribim bu fobiden. çoğunlukla evde bırakıyorum telefonumu. tanımadığım kimselelerle ya da iş için konuşmam gerekirse bir sorun yok; ancak tanıdığım ama pek telefonla konuşmadığım yakınlarımı aramak tam bir çin işkencesi benim için. düşüncesi bile stresten öldürüyor.

    bu nedenle vefasızmış gibi algılanabiliyorum ama değilim; kimse bilmiyor bu sorunumu (biraz itiraf gibi oldu ama olsun). mesela aramam gereken beni arabasına alıp izmir'e bırakan amca, ameliyat olan yengem, en önemlisi de tulay1959 ablamı arayamadım son zamanlarda.

    iş ya da başka bir şey için konuşurken pek sıkıntım yok, anonim konuşurken de problem olmuyor. sırf bu fobimi yenmek için şirket telefonlarına bile ben baktım ama olmuyor. allah düşmanımın başına bile vermesin.

    edit: lan asıl problemler de telefonunu veren kızlar, bak onu nasıl unutmuşum. "mesaj mı atsam, arasam mı? mesaj atsam çok ezikçe durur, en iyisi cesaretimi toplar yarın ararım. yarın, yarın, yarın..." derken ne ilişkileri yedim, anlatsam inanmazsınız.
  • insanın hayatını ciddi anlamda etkileyen bir sıkıntıdır. sosyal hayatımın olmayışının en büyük sebebidir. zira günümüzde sosyal aktiviteler telefonla başlayıp telefonla bitiyor ve benim için ailemden bir kaç kişi dışındaki insanlarla konuşmak büyük bir kabus. çok defa arkadaşlarımın doğum gününü kutlamak isteyip de bir türlü telefon edemediğim için kutlamamışımdır. o günüm kabus gibi "şimdi arayayım, ya acelesi yok bir saat sonra ararım" şeklinde geçmiştir. akşam olup telefon etmek için uygun olmayan saatlere geldiğimizde biraz suçluluk duysam da rahatlamış oluyorum. yüz kişinin önüne çıkıp konferans vermek bile daha kolay geliyor açıkçası. yüz kişinin gözlerini görebiliyorum en azından. sevgili graham bell, bok vardı değil mi icat ettin şu mereti?!

    edit: iş için yapılan konuşmalar, hiç tanımadığım veya çok iyi tanıdığım insanlarla yapılan konuşmalarda sorun yok. sadece aradaki arkadaş ve çok yakın olmayan akraba formundakiler problem.

    büdüt: öyle demişim ama iş için yapılan telefon görüşmeleri de sıkıntı. mümkün olduğunca kaçınıyorum, işimi mail ile halletmeye çalışıyorum. ancak teknoloji özürlü türk milleti beni hasta ediyor. mecbur kalınca tabii ki görüşüyorum ama o görüşmeden kaçınmak için öncesinde bayağı şekilde şekle giriyorum
  • fobilerin tedavisinde kontrollü bir şekilde korkulan öğeyle yüzleştirme ve maruz bırakma vardır. aslında gerçekten insancıl bir yöntemdir; çünkü kontrollüdür ve insanın baş edemeyeceği bir endişeye sebep olursa hemen ortadan kaldırılır ve yanında destekleyecek profesyonel biri vardır vs.

    ama korkulan öğeye insafsızca maruz bırakılmak ve kimsenin desteği olmaması, üstüne bunu yapmaktan başka çarenizin olmaması gerçekten çok sinir bozucudur.

    geçen yaza kadar telefon görüşmeleri, tanımadığım kişilerle olacağı zaman fazlasıyla kaçındığım bir eylemdi. bildiğiniz anlamda telefonla pizza siparişi bile vermemek için kırk takla atıyordum, o yüzden yemeksepeti ciddi bir kurtarıcı yani. neyse yani yüzyüze olduğum zaman hiçbir sıkıntı olmayan durum, telefonla olduğunda ciddi bir stres kaynağı ve kabusa dönüyordu ki; yemek siparişi bile vermek istemeyen biri için, bilet satın almak, bankayla konuşmak, okulu vs aramak iyice sinir bozucu oluyordu.

    heh sonra noldu diyeceksiniz, geçen yaz bir yerde çalıştım. daha ikinci günümde şirkette o anda benim dışımda ingilizce bilen biri olmadığı için yurtdışından gelen bir aramaya cevap vermek zorunda kaldım ki; yeni tanıştığım biriyle ingilizce konuşmak zorunda olmayı geçtim, telefonda yapmalıydım bunu ve üstüne müşteriyle olduğu için düzgün bir dille konuşmam gerekiyordu. nasıl oldu bilmiyorum; ama bayılmadan ve yüzümün akıyla yaptım o konuşmayı.

    ertesi gün de önüme 450 firmanın olduğu bir telefon listesi konuldu, yetkili kişilerin ismini ve adreslerini al, bir iş yemeği için davetiye göndereceğiz denildi ki ; o konuşmalar o kadar komikti ki... neyse sonuçta böyle böyle alıştım, artık tınmıyorum...
  • telefona cevap vermeyen insan olmanın en büyük nedenlerindendir.
  • çocukluğumdan beri mustarip olduğum bir durumdur, ama zamanla derecesi biraz azaldı gibi. hala tanımadığım bir insana telefon açmam gerektiğinde, başkasına havale etme çabasındayım. şayet böyle bir şey mümkün değilse, son derece gergin bir şekilde, dikkat eksikliğim vasıtasıyla konuşma çabasındayken, ne demem gerektiğini, ne diyeceğimi unutuyorum. telefonu kapattıktan sonra ise, normal olarak ne konuştuğumu hatırlamıyorum. hafızamı tazelemem biraz zaman alıyor, bu da her zaman tam anlamıyla olmayabiliyor. bu bağlamda, yanımda konuşulanları tüm detaylarıyla öğrenmek için bekleyen (bazen beklemeyen) birileri varsa, telefonu kapatınca yeni doğmuş bebek edası ile onlara bakmam olası. sonrası da malum.

    aradığım kişi telefonu açtığı anda, çok hızlı bir şekilde meramımı anlattığımdan (şu hayatta saniyede birkaç yüz kelime etme potansiyeline sahip olduğum tek zaman dilimi), "anlamadım?" tepkisi ile karşılaştığım çok olur. tekrar tane tane anlatmaya çalışırken, ne diyeceğimi unuttuğumu söylememe gerek yok sanırım.

    zamanında bize telefon edip, "ben kimim?" diye soran insanların suratına, ya tanımadığımdan ya da nasıl hitap edeceğimi bilmediğimden, telefonu kapatmışlığım da vardır. neden telefon edip "ben kimim?" der ki bir insan, hala anlamış değilim.

    ev telefonlarını açmam. tanımadığım numaralardan gelen aramalar hep cevapsızdır. sanırım cevapsız aramasını gördüğümde, sadece aile bireylerimi geri ararım, gerekli olduğunu düşünürsem. bu konudaki haklı nutukları dinlemekten bıktım, ama elden bir şey gelmiyor. arkadaşların ya da tanıdıkların cevapsız aramalarına ise mesaj yoluyla cevap vermeyi bir borç bilirim.

    elbette bir şey sipariş etmenin zulüm olması yanında, bir de telefonda muhatap olunan insan nüktedan ise, iyice içinden çıkılamaz, berbat bir durum oluşur.

    telefonda saatlerce konuşabilen insanlara bakıp imrenilir, ama elden de bir şey gelmez!
  • bu zıkkım bende de var, araştırınca anladım meğerse hastalıkmış. bunu öğrenince rahatladım demekki tek ben değilmişim hissi yaşamış oldum. :)

    her gün annemle kavga ederiz, şu kişiyi ara şunu söyle der yemek pişirirken falan, bende kendin ara ben aramam derim, korkma yemez seni telefondaki der, büyük bir kavga çıkar, cins olduğumu söyler. :))

    bir kurumu veya bir arkadaşı aramam gerektiğinde içimde beni frenleyen bir durum oluyor, acaba müsait mi düşüncesine kapılıyorum ve aramayı o an yapmıyorum erteliyorum. mesela saat 13:00'den sonra arayayım diyorum, ve çoğu zaman aramıyorum.

    entry'leri okuyunca gerçekten yalnız olmadığımı anladım, kendi kendime yeneceğim bu zıkkımı. olmadı psikolog yardımı alırım.
  • bir iki dakikalık basit bir telefon görüşmesi yapmaktansa yetmiş iki milletten bir stadyum dolusu insana saatler boyunca altı farklı dilde konuşma yapmayı tercih ettirecek denli büyük bir çaresizliğe iter insanı. tanıdık birine ait olsa dahi telefonun diğer ucundan gelen o mekanik ses bu fobiye sahip olan kişilerin sinir sitemini esrarengiz bir şekilde tahrip eder ve beyin fonksiyonlarını minimuma indirir. günlük hayatında insanlarla sürekli yüz yüze diyalog halinde olmayı gerektiren bir mesleği icra etmeniz ve deyim yerindeyse bir laf ebesi olmanız telefonda konuşurken zihninizde uçuşan birbirinden bağımsız sözcükleri olabildiğince alakasız bir şekilde kombine edip hattın diğer ucundaki kişide moron izlenimi bırakmanızı engelleyemez. bu esnada açıkta kalan kulağınızı işaret parmağınızla kapatmanız ve hatta gözlerinizi de kapamanız çevrenizde bulunan kişilerde de pek hoş bir intiba yaratmamanıza sebep olur. kısacası telefonofobi, sosyal saygınlığınızı yerle yeksan edebilecek en tehlikeli fobilerden biridir.