şükela:  tümü | bugün
  • konuştuğu kişiye gerekeni söyleyemeyecek kadar karaktersiz bir tiptir. güzel güzel konuştuğu telefonu kapattıktan sonra 'mına koduğumun çocuğu' der. sinsidir.
  • kurumsal hayatta bolca görülür bunlardan. öyle ağza her gelen söylense...
  • (bkz: ben)

    eğer karşımdaki kıl bi müşteri ise genelde "amına kodumun bebesi" diye kapatıyorum. android telefonlarla ilgili en büyük çekincem telefon kapandıktan sonra aslında kapanmamış olması. umarım başıma gelmez, yoksa çok pis sıçarım açık konuşuyorum
  • sinirinin anlik ve onemsiz oldugunu bildigi icin karsisindakini bos yere rencide etmek istemeyen tip belki de.

    edit: imla.
  • şefimdir. çok iyi adamdır. insanlara karşı naziktir.
  • ofiste ben de bu tiplerden biri oluyorum. genelde şu durumlarla karşılaşınca oluşuyor bu küfretme arzusu:

    - bizim departmanla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir konu için, ısrarla bilgi almaya çalışan kişiyle konuştuktan sonra.

    - üst yönetici kademesinden birinin (yönetim kurulu) arayıp, "bana şunu şunu raporla/getir/hazırla" tarzı bir cümle kurup telefonu yüzüme kapatmasından sonra.

    - en çok bir dakikalarını alacak bir bilgi almak için ilgili departmanı aradığımda, sanki bütün gününü bana ayırmış muamelesi yapan kişiyle konuştuktan sonra.

    bu tarz telefon görüşmelerinden sonra küfretmem karaktersizlik ise, kabul ediyorum karaktersizim.
  • avukat olan kuzenim. kendisi tam bir ikiyüzlüdür. müvekkilleri olsun akraba olsun tatlı dille konuşur. ardından ana bacı düz gider. siz siz olun uzak tutun böylelerini
  • kapatırken değil açarken yaptığım eylem
    *gereksiz arkadaş arıyor*
    içses: hay amnıskim gene ne var acaba
    -g.o: alo
    -b.b: ooo kardeşlerin gülü naber ya
    gerisi gelir zaten
  • çok tehlikeli bir mevzuya yelken açtırabilir.

    yıl 2010. soğuk bir kış günü. doğunun bir şehrindeyiz. ev sahibi çıkın deyince 3 arkadaş ev arıyoruz o aralar. mecburiyet caddesinden geçerken ilan gördük. bizim ufaklık üniversite öğrencisi abi burada bir ilan var ver telefonu arayım dedi. iyi dedik al. birini aradı ev kaç lira depozito var mı falan dedi. adam bir soru sordu bu bekarız deyince tamam deyip dokunmatiğe bastı. telefonu bana uzatırken de adamı bir güzel kalayladı. telefonu cebime koydum tekrar çalmaya başladı. açtım telefonu kulağıma götürdüm. ben hayatımda böyle içten söven bir insan görmedim. tüm hücreleri o nefreti bana yansıttı sanki. vücudumun bilmediğim keşfetmediğim bölgelerine ince ince sövüyor. sadece benle sınırlı kalacak sanarken 5. göbekten kuzenlerimi bile hatırlatıyor. sami miydi acaba o kuzenin ismi diye dalıyorum. bir ara kardeş niye sövüyorsun bak ben sana sövmüyorum gibi şeyler desem de karşı taraf hiç duracak gibi değil. sonra keyif almaya bile başladım. adam orkestra şefi gibi sanki. öyle ahenk öyle bir ritm yakaladı ki yani küfürü bölsem yanımdakiler niye bölüyorsun diye kızacak gibi hissediyorum. tek de değil adam. arada tek seslilikten sıkılıp çok sesli küfürlere geçiyorlar. baktım olacak gibi değil kapattım. geri aradı. sevindim. o ahenk yine kulaklarımda. neredesin sen dedi. yerden göğe kadar haksız olan biziz. normalde ağzını yüzünü sikeceğim adamlara abi çekiyorum. bir de gurbet ellerde. ahhh ahhh. neyse binbir kıyamet özür falan derken illa ki sizi göreceğim dedi. baktık oluru yok. biz şuradayız gel dedik. 5 dk sonra bir doblodan 3 kişi iniverdi. üçünün de kafa kıyak. bizim söven çocuğa yükleniyorlar. biz de abi çekiyoruz özür diliyoruz falan. bir ara binin lan arabaya dedi. tuttum çocuğu. bırak dedi elimi tuttu. ittirdim bunu artık. hayır bilmiyorum ki emanet mi var ne sik var. kısa bir arbede hali vuku buldu. sokaktan geçenler araya girdi. alttan almayıp hafif diklenince sizin memleket neresi, hepimiz türkiyeliyiz'e döndü olay. yani demem o ki sövmeyin.