şükela:  tümü | bugün
  • ''batarken güneş ardında tepelerin
    elvada vakti geldi teletabilerin''
  • "batarken güneş ardında tepelerin
    gelir veda vakti teletabilerin"
    güle güle lala
    güle güle po
    vs..
  • canım oğlumun "yaa gine başşasın, bipmessin" dediği zamandır.
  • umarim son vedalari olur dedigim zamandir. *
  • yine günün o lanetli vakti geliyordu, hissediyordum...

    o eski tepe üstündeydik yine, hani o tüm merayı gören... etrafta tavşanların hoplaştığı, ve bana hep günün o lanetli zamanını hatırlatan, o iç karartıcı, ama yine de ölesiye sevdiğim tepe...

    yanımda yine o saf bakışlarıyla, yuvarlak hatlarıyla, denizler kadar derin gözleri, gökyüzü kadar sonsuz göbeğine entegre televizyon ekranıyla lala oturuyordu...

    yine o zamanın geldiğini hissedermişçesine "aaa ooov" diyordu lala...
    bunu söylerken yüzünden o masum gülümseme silinmiyordu belki, ama yine de...

    "aaa ooovv"

    o da ne? o sarı aydınlık şey de neydi?
    zihnim daha günün bittiği fikrine alışamamıştı besbelli, yoksa o aydınlık canavarın elbette teletubby güneşi olduğunu anlamam lazımdı ilk bakışta. hafif bocaladım ilkin... sonra gözlerim karardı bir an için,o lanet gülüşünü duyunca güneşin...

    yerden yine periskoplar çıkıyordu, ne olduğunu anlamıyordum... "teletubbylerin veda zamanı" diyorlardı, "teletubbylerin veda zamanı..."
    "olamaz" diyordum içimden, "lala'mdan bu kadar çabuk ayrılamam..."
    yaşamadığımız onca çok şey, karnında izlemek istediğim o kadar film vardı ki...

    ama kabullenip bir hastalıkmış gibi içimden atmam gerektiğini hissediyordum... belki birgün, belki yarın, ama belki de hiçbir zaman... lala'yı bir daha ne zaman görceğimi bilmemek beni öldürüyordu... ama kendimi hazırladım...

    gözlerim karardı, nefesim kesildi, boğuluyordum. ama kendimi en sonunda zorladım tekrar.

    - güle güle lala... güle güle sana... güle güle ey o güzel, ey o temiz dost... ne yazık ki dost....

    döndü bana, ve dedi ki...

    "hoşçakalın!"
  • olmadık yerlerden çıkıp da teletabilerin veda zamanı diyen o tuhaf hoparlörün bi teletabi üstünde otururken veya yürürken çıkmasıyla neler olacağını hep merak etmişimdir.. kısmet olmadı görmek..
  • güle güle lala, güle güle po, hoşçakalın çocuklar.

    henüz dönen olmadı o çocuklardan.