şükela:  tümü | bugün soru sor
  • yazın çok yaptığım bir şey. bilgisayardan bir şeyler izlerken televizyonun sesini kapatırım. neden bilmiyorum.
  • ilk gençlik yıllarımda sıklıkla yaptığım eylem. inetrnetle doğup büyümüş neslin anlamayacağı eylemdir aynı zamanda.

    babam sesi en dibine kadar kısılmış televizyonu, ki ben bile zor duyardım, iki oda yandan duyar, gelip kapatıp geri giderdi odasına. sesten uyuyamadığını bahane ederdi bunu yaparken de, bir de üstüne kızardı bana.

    sonra bir gün, tamamen sessiz izlemeye karar verdim televizyonu. sadece bakıyorum mal mal, az biraz ağız hareketlerinden birşeyler çıkartıyorum ama az, genelde bir bok anlamıyorum izlediğimden. o zamanlar internet felan da yok, mecbur takılıyorum sessiz sessiz, yoksa akşam 9 dan sabaha nasıl geçer ki zaman. sessiz sessiz izlerken babam yine geldi bir saat sonra felan. yine kapattı televizyonu, gürültüden uyuyamıyorlarmış iki yan odada, çok bağırıyormuş televizyon. fişini çekti gitti televizyonun. benim de kafa gitti o anda. sesi kapalı felan dedimse de dinlemedi, kapattı gitti odasına.

    sinirlendim ve yorganı çektim kafama ve uyumaya çalıştım. ama uyku tutmuyor sinirden. sessiz televizyonu niye kapatıyor ki babam? hem nerden duydun sesi kapalı televizyonun sesini. kafamda deli sorular dönüyor. sonra çişim geldi düşünmekten. çok düşünnce öyle olurdu hep. kalktım gittim tuvalete, koridorun sonunda tuvalet de, babamların odasının çapraz karşısında. tam odamdan çıktım, tuvalete doğru yeltenirken farkettim ki tuvaletin ışığı açık, demekki içerde biri var işeyen diyerek tekrar odama girdim. 3-5 dakika bekleyip öyle gideceğim tuvalete.

    sonra o 3-5 dakikayı odamda beklerken bir aydınlanma geldi bana. babam sesten değil, televizyonun ışığından, televizyonun ışığının koridordaki lip lip yansımasından anlıyordu televizyonun açık olduğunu. ses mes hikayeydi, öyle sessiz televizyonu iki oda yandan duyacak süper kulakları da yoktu babamın. o an anladım bunu. tuvaletin yanan ışığı kafamda ampulleri de yakmıştı. kendimle gurur duydum o an, hayatın sırrına ermiş gibi oldum.

    işeyip geldikten sonra kapının camlı üst kısmını banyo havlusu ile kapatıverdim. sonra doyasıya televizyon dönemi başladı hayatımda. azıcık da sesini açıyordum artık, ne duyan ne rahatsız eden vardı. gören yok, duyan yok. bundan sonrası uzun hikaye, taa kızmızı noktalı show tv filmlerine, tutti furittilere kadar uzanan çok uzun bir hikaye.
  • bazı zamanlarda izlediğiniz maçı yetersiz, bilgisiz, gereksiz bir spiker anlatıyorsa bu eylemi yapmak zorunda kalabiliyorsunuz...
  • çok da saçma olmayan bir davranıştır. pencereden dışarıyı seyretmek gibidir. her konuşulanı anlamadan neden tartıştıklarını bilmeden seyretmez miyiz? aynen öyle işte. özellikle iç dünyanızın kalabalık ve gürültülü olduğu zamanlarda pencereden sokağı seyretmek gibidir, sesi kısık televizyonu seyretmek.
  • benim babam buna da çözüm bulmuştu, yatarken kumandayı yanında götürürdü.
  • duyma yetisi hiç olmayan insanların, hayatı nasıl algıladığını da ögrenmiş oluyoruz bu vesileyle.
  • 90'lar ergenlerinin birçoğunun tecrübe ettiği eylem.
  • hiperakuzi olmak.
  • (bkz: dudak okumak)
  • ezan okunuyordur.