şükela:  tümü | bugün
  • temizlikle alakalı değildir, her obsesyon gibi saçma bir düşünceden filizlenir.

    bu hastalığa yakalananlarla ilgili fikrim var. mesela alacaksın bunları 1 hafta bekar evi/öğrenci evinde yaşatacaksın. doğal olarak hem hasta kendine ugraş bulacak, hem de evler temizlenmiş olacak. mis gibin mutualist yaşam.

    belki hasta "sikerim lan, bu ev temizlenmez" diyerek ortama ayak uydurur. al işte kendi kendine tedavi.
  • amacından sapan kişidir.
    her şeyin fazlası zarar olduğu için bu durumu hastalık haline getirince hijyenik bir ortam değil hastalıklı bir ortama maruz kalır ve çevresindekileri de maruz bırakır. ev kimyasal kokar sürekli ve bu koku ciğerlerimize dolar. eski iş yerimde bir kadın vardı. pazardan aldığı sebzeleri bulaşık makinesinde yıkadığını söylüyordu. ağzım açık kalmıştı. " bulaşık makinesinde tuz, deterjan ve parlatıcı var, bunlar gıdaların içine nüfus ediyor sonrada onları yiyorsunuz siz" demiştim. " böcekli , kumlu sebzeler yiyeceğime onları yerim " demişti. "bok ye o zaman" demiştim ben ama içimden.
  • temizlenmesi gereken yer temizlenene kadar kafınızın bir türlü rahat edememesine sebep durum. hani elinde deterjanla gezip sürekli toz alan abartılı manyaklardan değilim ama düzenli olarak yaptığım temizlik bir kaç saat aksarsa sanki kafamın içinde bir uyarı ışığı yanıp sönüyor: "süpürge yap" "yerleri sil" bulaşıkları yıka" "kedinin kumunu temizle" gibi. gerçi sonuncusunu kedi de yapıyor olabilir ama bazen bırakmak istiyorum, azıcık pasaklı olmak istiyorum, olmuyor. geberik halde eve geliyorum, bir huzurla dinlenemiyorum. yarın cumartesi işte, ne olur sanki yarın süpürsem? ama yok olmaz. cuma gecesi, kollarım yerinden çıkacak gibi ağrırken elimde süpürge dolanıyorum ruh hastası gibi. kafama tüküreyim.

    edit: süpürmüyorum lan bu akşam.
  • bir insanın bedeninin, giysilerinin ve çevresinin temiz olması bir parça iç alemine de yansır. dıştaki temizlik ve nizamdan iç alem de etkilenir. ancak bu etki sınırlı ve cüzidir.

    işte temizlik hastalığı bu noktada ortaya çıkar. dışarıyı temizlerken cüzi bir iç temizliğine de ulaşan kişi, içteki karanlığı tamamen yok etmek şevkine kapılır ve dış plandaki temizliğe abandıkça abanır. ancak beyhude bir davranıştır bu. dediğimiz gibi dış plandaki temizliğin iç aleme çok cüzi bir yansıma durumu söz konusudur.

    esasen iç alemin de kendine göre bir temizliği ve deterjanı vardır. o özel deterjan kullanılmadıkça dıştan gelen etkilerle kayda değer bir iç alem temizliği elde edilemez. iç alemin deterjanı "estağfirullah" tesbihidir.(dikkat *furullah şeklindeki telaffuz yanlıştır. yanlış telaffuz, zikir kalıbının titreşim frekansını değiştirip etkiyi kısmen veya tamamen yok eder)

    öyleyse başta temizlik hastaları ve sair takıntılı kimseler olmak üzere, hepimiz günlük olarak çokça "estağfirullah" tesbihine devam etmeliyiz. böylece iç alemimiz kısa sürede pırıl pırıl olacaktır.(günlük 100-500 adet tesbihat, abdestli veya abdestsiz yapılabilir)

    evet estağfirullah tesbihini yaptıkça bâtınımız temizlenecektir, ancak bilincimiz düşük mertebede kaldığı müddetçe de bâtınımıza manevi kirler akmaya devam edecektir. bu manevi kir akışını da ortadan kaldırmak veya azaltmak için bilincin yüksek mertebelerine tırmanmamız gerekiyor. onu da günlük 15 dakika mesnevi okumaları ile başarabiliriz.
  • keske sadece ellerimi yikamaliyim ya da sacimi yikamaliyim kadar basit olsaydi..tavan apliklerini bulasik makinasinda yikamaliyim, koltuklarin yuzlerini bu hafta da yikamaliyim, perdeleri iyice yikamaliyim olmadi biraz suda bekletip oyle yikamaliyim, ortalik kir mikrop donlari da utulemeliyim, ocagin dugmelerini ve yanan yerlerini sokup domestosla kaynatmaliyim, buhar makinesi alip (bkz. buharika) heeryeri buharla sterilize etmeliyim, klozetin boynunda siyahlik var hemen eldiven takip eli daldirip ozonlamaliyim, lavabolari her aksam temizlemeliyim ama once ayakkabilari tuvalette yikayip sonra bu isi yapmaliyim ki arada tuvalet de ciksin, cicek saksilarinin altlarindaki tabaklar fena halde kireclenmis, hemen por-coz dokup temizlemeliyim, fritoz sapsari olmus yag-coz dokeyim hemen, az bekletip sileyim, kapinin esigi rezil gibi gelen gecen basiyor, hemen bir ozon(izmirli degilim, hayatta klorak demem) getirin, ayakkabiliklarin ic kapaklari islenmis, silelim derhal, carsaflar utulensin, nevresimler kaynatilsin, bir kez giyilmis esya bir daha yikanmadan kesinlikle gardropa konulmasin, bulasik yikarken prilden fazla domestos olsun, iyice durulamak lazim ki domestos gitsin, tabaklar canaklar, kasiklar arada bir kaynatilsin yikansin ve daha neler neler.
    disariya cikinca da is bitmedi tabi.. umumi tuvaletlere girilemez, girilirse pacalar dereden gecek gibi katlanir, eger tuvalet alafranga ise, popo degmesin diye girilmeyen sekil kalinmaz, eger bir de paranoya varsa tabii "ya arkadaki fayansta kamera varsa? arkada kicimi cekiyordur simdi" diye diye işer insan. obsesif kompulsif bozukluk bir suru paranoyayi da beraberinde getirir cunku. omrunu yer insanin.. cantada catal-bicak-kasik tasir kisi. milletin agizlarindan cikmis olanlarini agzina sokamaz. ozellikle disarida catal kullanma meselesi korkunctur. aralari kirli kirli boyle ay yareppimm..tek dostunuz domestostur artik. baska kimse ile problemsiz iliskiler yasayamaz hale gelirsiniz. akliniz fikriniz onun ustunde basinda oturdugu yerdedir cunku. ne pis bir sucluluk duygusuymus bu birader anlamadim ki?? gecmedi yillardir.. hayir oyle de bir sucum olsa anlayacagim ama...
  • sureklı ellerını yıkayan cesıdı vardır bunların. kapı kollarını tutmaz(evde bıle), dırseklerıyle acarlar. nerden bılıyorum? ben kucukkene gelmıs basıma bu hastalık. goturmusler benı pedagoga, yaslılarla fazla vakıt gecırmekten olabılır demıs. bunun uzerıne, anneanne kollarında buyuyen hassas bunyem alınmıs ordan, yallah krese. hatırlamıyorum bıle, demek kı geçebiliyomuş.
  • sabunlari sabunlamak seklinde de zuhur edebilen cesitleri olan bir hastalik.
    (bkz: ablam)
  • insanlarin kotu bir ruh halindeyken kapildiklari hastalik. bi suc islediginde, bi kotuluk yapildiginda kendini daha iyi hissetmek icin insan beyni kendini temizlige verir. temizlik yapildikca ruhunun pisliginden arinabilecegini dusunur, bu yuzden yikanir yikanir durur.
  • kapi kollarina musluklara filan dokunamaz bunlar, bir pecete kullanirlar. sonra o peceteyi ellerine degirmeden cop tenekesine nasil atarim diye akrobatik hareketlerde bulunurlar. yayilma, bulasma kabiliyeti yoktur sanki o mikropcuklarin. ustelik 32 dis karsisina gecip pecetenin temizligini sorgulayasi gelir insanin.
  • hayatımı zindana çeviren detaylardan sadece biri ama en büyüğü olabilir. en çok kurtulmak istediğim zamazingo.